Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ş) - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.900 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22969 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ş) , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1393 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ş) }   Okunma sayısı 1393 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ş)
« : 23/12/10, 21:22 »
şa’r (A.) [ شعر ] kıl.
şa’riyye (A.) [ شعریه ] şehriye.
şa’şa’a (A.) [ 1 [ شعشعه .gösteriş. 2.parlaklık.
şa’şa’adâr (A.-F.) [ 1 [ شعشعه دار .gösterişli. 2.parlak.
şâd (F.) [ شاد ] sevinçli.
şâd etmek sevindirmek mutlu etmek.
şâd olmak sevinmek mutlu olmak.
şâdân (F.) [ شادان ] sevinçli.
şâdî (F.) [ شادی ] sevinç.
şâdmân (F.) [ شادمان ] sevinçli.
şâdmânî (F.) [ شادمانی ] sevinç.
şâdurvan (F.) [ شادروان ] şadırvan.
şafak (A.) [ شفق ] güneşin doğacağı sıradaki aydınlık.
şâfi’ (A.) [ شافع ] şefaatçi.
şâgird (F.) [ 1 [ شاگرد .öğrenci. 2.çırak.
şâgirdân (F.) [ 1 [ شاگردان .öğrenciler. 2.çıraklar.
şâh (F.) [ 1 [ شاخ .dal. 2.boynuz.
şâh (F.) [ 1 [ شاه .padişah. 2.ıran şahı.
şahâdet (A.) [ 1 [ شهادت .tanıklık şahitlik. 2.şehadet getirme. 3.şehitlik.
416
şahâdetname (A.-F.) [ شهادت نامه ] diploma.
şâhân (F.) [ شاهان ] şahlar.
şâhâne (F.) [ 1 [ شاهانه .şahlara yakışır. 2.şahlarla ilgili.
şahbal (F.) [ شاهبال ] kanattaki en uzun tüy.
şâhenşâh (F.) [ شاهنشاه ] şahlar şahı.
şâheser (F.-A.) [ شاه اثر ] üstün nitelikli eser.
şâhî (F.) [ شاهی ] şahlık.
şâhid (A.) [ 1 [ شاهد .tanık. 2.güzel. 3.sevgili.
şâhika (A.) [ شاهقه ] doruk.
şahin (F.) [ شاهين ] şahin.
şâhkâr (F.) [ شاهکار ] şaheser başyapıt.
şahne (A.) [ شحنه ] güvenlik görevlisi polis.
şâhnişin (F.) [ شاهنشين ] cumba.
şâhrah (F.) [ شاهراه ] anayol.
şâhreg (F.) [ شاهرگ ] atardamar.
şahs (A.) [ شخص ] kişi şahıs.
şâhsâr (F.) [ شاخسار ] çalılık.
şahsen (A.) [ شخصا ] bizzet kendisi.
şahsî (A.) [ شخصی ] kişisel.
şahsiyet (A.) [ شخصيت ] kişilik.
şahsüvar (F.) [ شاه سوار ] usta binici.
şahvar (F.) [ 1 [ شاهوار .şah gibi. 2.büyük inci.
şâhzade (F.) [ شاهزاده ] şehzade.
417
şâibe (A.) [ شائبه ] leke kötü iz.
şaîr (A.) [ شعير ] arpa.
şâir (A.) [ شاعر ] ozan şair.
şâiran (A.-F.) [ شاعران ] şairler.
şâirâne (A.-F.) [ شاعرانه ] romantik şairce.
şâire (A.) [ شاعره ] bayan şair.
şakâikünnumân A.) [ شقاءق النعمان ] gelincik.
şakî (A.) [ شقی ] haydut.
şâkî (A.) [ شاکی ] şikayetçi.
şâkir (A.) [ شاکر ] şükr eden.
şâkird (F.) [ 1 [ شاکرد .öğrenci. 2.çırak.
şakk (A.) [ شق ] yarık çatlak.
şâkûl (A.) [ شاکول ] çekül.
şâl (F.) [ شال ] şal.
şâm (F.) [ شام ] akşam.
şâme (F.) [ شامه ] başörtüsü.
şâmgâh (F.) [ شامگاه ] akşam vakti akşamüstü.
şâmî (A.) [ شامی ] şamlı.
şâmih (A.) [ شامخ ] yüksek yüce.
şâmil (A.) [ شامل ] kapsayan.
şâmil olmak kapsamak.
şâmme (A.) [ شامه ] koku alma duyusu.
şân (A.) [ 1 [ شان .şöhret şan. 2.durum. 3.gösteriş.
418
şâne (F.) [ شانه ] tarak.
şarâb (A.) [ شراب ] şarap.
şarâbî (A.) [ 1 [ شرابی .şarapçı. 2.şarap rengi.
şâri’ (A.) [ شارع ] yasa koyucu.
şâribülleyli vennehâr (A.) [ شارب الليل والنهار ] ayyaş gece demez gündüz demez
içki içen.
şârih (A.) [ شارح ] şerh eden.
şark (A.) [ 1 [ شرق .doğu. 2.Doğu Doğu dünyası.
şarkan (A.) [ 1 [ شرقا .doğudan. 2.doğusunda.
şarkî (A.) [ شرقی ] doğu doğu ile ilgili.
şarkiyat (A.) [ شرقيات ] doğubilim.
şarkiyatçı (A.-T.) doğubilimci oryntalist müsteşrik.
şarkiyyûn (A.) [ شرقيون ] doğulular.
şart (A.) [ 1 [ شرط .koşul. 2.yemin. 3.durum.
şartiyyet (A.) [ شرطيت ] koşulluluk.
şartnâme (A.-F.) [ شرط نامه ] şart mektubu.
şast (F.) [ شست ] altmış.
şathiyyat (A.) [ شطحيات ] ince anlamlı ve eğlendirici manzume.
şâtır (A.) [ شاطر ] neşeli.
şatranc (A.) [ شطرنج ] satranç.
şatt (A.) [ شط ] ırmak büyük nehir.
şâyân (F.) [ شایان ] layık yaraşır yakışık alır.
şâyed (F.) [ شاید ] belki şayet.
419
şâyeste (F.) [ شایسته ] yaraşır layık.
şâyestegî (F.) [ شایستگی ] yaraşma.
şâygân (F.) [ شایگان ] yaraşır yakışık alır.
şâyi’ (A.) [ شایع ] yayılmış.
şâyia (A.) [ شایعه ] söylenti.
şâz (A.) [ شاذ ] kural dışı.
şe’n (A.) [ شأن ] iş.
şe’niyet (A.) [ شأنيت ] gerçeklik realite.
şeâmet (A.) [ شآمت ] uğursuzluk.
şeb (F.) [ شب ] gece.
şeb -i arûs [ 1 [ شب عروس .düğün gecesi. 2.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin
ölüm gecesi.
şeb -i yeldâ [ شب یلدا ] yılın en uzun gecesi.
şebâb (A.) [ شباب ] gençlik.
şebâhet (A.) [ شباهت ] benzerlik.
şebân (F.) [ شبان ] geceler.
şebangâh (F.) [ شبانگاه ] geceleyin gece vakti.
şebâviz (F.) [ شباویز ] ishak kuşu.
şebbûy (F.) [ شب بوی ] şebboy.
şebefrûz (F.) [ شب افروز ] geceyi aydınlatan.
şebeke (A.) [ 1 [ شبکه .ağ. 2.balık ağı. 3.dokular.
şebgerd (F.) [ شبگرد ] bekçi.
şebgîr (F.) [ شبگير ] geceleri uyuyamayan uykusuzluk çeken. 2.sabah.
420
şebîh (A.) [ شبيه ] benzer benzeyen.
şebîhûn (F.) [ شبيخون ] gece baskını.
şebistan (F.) [ 1 [ شبستان .yatak odası. 2.harem dairesi.
şebnem (F.) [ شبنم ] çiy.
şebpere (F.) [ شب پره ] yarasa.
şebreng (F.) [ 1 [ شب رنگ .siyah. 2.gece rengi.
şebtâb (F.) [ شبتاب ] ateş böceği.
şeburûz (F.) [ شب و روز ] gece gündüz.
şebzindedâr (F.) [ شب زنده دار ] geceleri ibadet eden.
şecâat (A.) [ شجاعت ] cesaret yiğitlik.
şecer (A.) [ شجر ] ağaç.
şecere (A.) [ شجره ] soyağacı.
şecî (A.) [ شجيع ] cesur yiğit.
şedîd (A.) [ شدید ] şiddetli.
şefâat (A.) [ شفاعت ] af için aracılık etme.
şefafet (A.) [ شفافت ] saydamlık.
şefakat (A.) [ شفقت ] şefkat.
şeffaf (A.) [ شفاف ] saydam.
şefî’ (A.) [ شفيع ] şefaatçi şefaat eden.
şefik (A.) [ شفيق ] müşfik şefkatli.
şeftâlû (F.) [ شفتالو ] şeftali.
şegal (F.) [ شغال ] çakal.
şeh (F.) [ شه ] şah padişah.
421
şehâ (F.) [ شها ] ey şah.
şehâdet (A.) [ 1 [ شهادت .tanıklık. 2.şehitlik.
şehâdetnâme (A.-F.) [ شهادت نامه ] diploma mezuniyet belgesi.
şehâmet (A.) [ شهامت ] yiğitlik.
şehbâl (F.) [ شهبال ] kanattaki en uzun tüy.
şehbender (F.) [ شهبندر ] konsolos.
şehbenderhâne (F.) [ شهبندر خانه ] konsolosluk.
şehd (A.) [ شهد ] bal.
şehenşâh (F.) [ شهنشاه ] büyük şah şahlar şahı.
şehevât (A.) [ شهوات ] şehvetler.
şehîd (A.) [ شهيد ] şehit.
şehîr (A.) [ شهير ] ünlü meşhur.
şehlâ (A.) [ 1 [ شهلا .hafif şaşı. 2.ela gözlü.
şehnişin (F.) [ شهنشين ] cumba.
şehper (F.) [ شهپر ] kuş kanadındaki en uzun tüy.
şehr (A.) [ شهر ] ay.
şehr (Pehlevî>F.) [ شهر ] kent şehir.
şehrâşûb (F.) [ شهر آشوب ] şehir karıştıran.
şehremâneti (F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.
şehremini (F.-A.-T.) belediye başkanı.
şehrî (F.) [ شهری ] şehirli kentli.
şehristan (F.) [ شهرستان ] kent büyük şehir.
şehryâr (F.) [ شهریار ] hükümdar şah.
422
şehryârî (F.) [ شهریاری ] hükümdarlık şahlık.
şehsüvar (F.) [ شهسوار ] binici usta binici.
şehvânî (A.) [ 1 [ شهوانی .şehvetle ilgili. 2.şehvet düşkünü.
şehvât (A.) [ شهوات ] şehvetler.
şehvet (A.) [ 1 [ شهوت .aşırı cinsel istek. 2.aşırı istek.
şehvetengîz (A.-F.) [ شهوت انگيز ] şehvet verici.
şehvetperest (A.-F.) [ شهوت پرست ] şehvet düşkünü.
şehzâde (F.) [ شهزاده ] şah çocuğu şehzade.
şehzâdegân (F.) [ شهزادگان ] şehzadeler.
şekâvet (A.) [ شقاوت ] haydutluk.
şeker (F.) [ شکر ] şeker.
şekerâb (F.) [ شکراب ] tatsızlık kırgınlık.
şekerhand (F.) [ شکرخند ] tatlı gülüş sevgilinin tatlı gülüşü.
şekerleb (F.) [ 1 [ شکرلب .tatlı dudaklı. 2.şirin sözlü.
şekîbâ (F.) [ شکيبا ] sabırlı.
şekk (A.) [ شک ] kuşku şüphe.
şekl (A.) [ 1 [ شکل .şekil. 2.tür. 3.resim çizim kroki.
şeklen (A.) [ شکلا ] şekilce.
şeklî (A.) [ شکلی ] şekle dayanan biçimsel.
şekvâ (A.) [ شکوا ] şikayet sızlanma.
şekvâ etmek şikayet etmek.
şekvâ eylemek şikayet etmek sızlanmak.
şekvâlanmak sızlanmak şikayetçi olmak.
423
şelgam (F.) [ شلغم ] şalgam.
şellâle (A.) [ شلاله ] çağlayan şelale.
şelvâr (F.) [ 1 [ شلوار .pantolon. 2.şalvar.
şelvârbend (F.) [ شلواربند ] uçkur.
şem’ (A.) [ 1 [ شمع .mum. 2.balmumu.
şem’dan (A.-F.) [ شمعدان ] mumluk şamdan.
şemâil (A.) [ شمائل ] huylar tavırlar.
şemâte (A.) [ شماطه ] şamata.
şemîm (A.) [ 1 [ شميم .güzel koku. 2.güzel kokulu.
şemme (A.) [ شمه ] çok az.
şems (A.) [ شمس ] güneş.
şemsî (A.) [ 1 [ شمسی .güneşle ilgili. 2.güneş takvimi.
şemsiye (A.) [ 1 [ شمسيه .güneşlik. 2.şemsiye.
şemşîr (F.) [ شمشير ] kılıç.
şenâat (A.) [ شناعت ] kötülük.
şenbe (F.) [ شنبه ] cumartesi.
şenî’ (A.) [ شنيع ] kötü çirkin.
şer (A.) [ شر ] kötülük.
şer’ (A.) [ شرع ] din kuralları.
şer’an (A.) [ شرعا ] şer’î olarak şeriat hükümlerine göre.
şer’î (A.) [ شرعی ] şeriat ile ilgili şeriata uyan.
şer’iye (A.) [ شرعيه ] şeriat ile ilgili şeriata uyan.
şerâbhâr (A.-F.) [ شرابخوار ] şarap içen.
şerâfet (A.) [ 1 [ شرافت .şereflilik. 2.soyluluk.
şerâit (A.) [ شرائط ] koşullar.
şerâket (A.) [ شراکت ] ortaklık.
şerâre (A.) [ شراره ] kıvılcım.
şerâret (A.) [ شرارت ] kötülük şerlilik.
şerâyi’ (A.) [ شرایع ] şeriat hükümleri.
şerbet (A.) [ شربت ] şurup.
şeref (A.) [ 1 [ شرف .şeref. 2.üstünlük. 3.kıvanç.
şerefbahş (A.-F.) [ شرفبخش ] şeref veren.
şerefsâdır olmak padişahın emriyle çıkmak.
şerefsudûr olmak padişahın emriyle çıkmak.
şerefvârid olmak şerefle gelmek.
şerefvusûl olmak şerefle gelmek.
şerefzâhir olmak şerefle çıkmak.
şerefzuhûr olmak şerefle çıkmak.
şerer (A.) [ شرر ] kıvılcımlar.
şerh (A.) [ 1 [ شرح .açma. 2.açılama.
şerha (A.) [ شرحه ] dilim dilim olmuş.
şerha şerha dilim dilim parçamparça.
şeriat (A.) [ 1 [ شریعت .din hükümleri. 2.doğru yol.
şerif (A.) [ 1 [ شریف .şerefli. 2.Hz. Hüseyin soyundan gelen.
şerik (A.) [ 1 [ شریک .ortak. 2.okul arkadaşı.
şerîr (A.) [ شریر ] kötü şirret.
425
şerîta (A.) [ شریطه ] koşul.
şerm (F.) [ شرم ] utanç utanma.
şermende (F.) [ شرمنده ] utangaç.
şermendegî (F.) [ شرمندگی ] utangaçlık.
şermgîn (F.) [ شرمگين ] utangaç.
şermnâk (F.) [ شرمناک ] utangaç.
şermsâr (F.) [ شرمسار ] utangaç.
şerr (A.) [ 1 [ شر .kötülük. 2.kötü davranış.
şerîr (A.) [ شریر ] kötü insan kötülük eden insan.
şest (F.) [ 1 [ شست .okçu yüksüğü. 2.olta.
şeş (F.) [ شش ] altı.
şeşbeş (F.-T.) [ شش بش ] altı ve beş.
şeşcihar (F.) [ شش جهار ] altı ve dört.
şeşise (F.) [ شش و سه ] altı ve üç.
şeşiyek (F.) [ شش و یک ] altı ve bir.
şeşper (F.) [ شش پر ] topuz.
şeşüdü (F.) [ شش و دو ] altı ve iki.
şeşüm (F.) [ ششم ] altıncı.
şeşüse (F.) [ شش و سه ] altı ve üç.
şeşüyek (F.) [ شش و یک ] altı ve bir.
şetâret (A.) [ شطارت ] neşe.
şetm (A.) [ شتم ] küfür sövgü.
şetm etmek küfretmek sövmek.
426
şevâgil (A.) [ شواغل ] uğraşılar.
şevher (F.) [ شوهر ] koca.
şevk (A.) [ 1 [ شوق .çok isteme. 2.sevinç.
şevket (A.) [ شوکت ] ululuk.
şevketmeâb (A.) [ شوکت مآب ] yüce padişah.
şevketpenâh (A.-F.) [ شوکت پناه ] yüce padişah.
şey’ (A.) [ شیء ] şey.
şey’î (A.) [ شيئی ] nesnel objektif.
şey’iyet (A.) [ شيئيت ] nesnellik objektiflik.
şeyâtin (A.) [ شياطين ] şeytanlar.
şeyb (A.) [ شيب ] yaşlılık ihtiyarlık.
şeydâ (F.) [ شيدا ] mecnun.
şeyh (A.) [ 1 [ شيخ .yaşlı ihtiyar. 2.tarikat şeyhi.
şeyhûhet (A.) [ شيخوخت ] yaşlılık.
şeytanet (A.) [ شيطنت ] şeytanlık hilekârlık.
şeytânî (A.) [ 1 [ شيطانی .şeytanlık. 2.şeytanca.
şıhne (A.) [ شحنه ] güvenlik görevlisi inzibat görevlisi.
şık (A.) [ شق ] ikiye bölünmüş bir şeyin her parçası.
şi’r (A.) [ شعر ] şiir.
şîa (A.) [ شيعه ] şiî.
şiâr (A.) [ 1 [ شعار .slogan. 2.işaret.
şiâr edinmek slogan haline getirmek meslek edinmek.
şibh (A.) [ 1 [ شبه .benzeme. 2.benzer.
427
şibh-i cezîre (A.-F.) [ شبه جزیره ] yarımada.
şibh-i münharif (A.-F.) [ شبه منحرف ] yamuk.
şicâ’ (A.) [ شجاع ] cesurlar.
şiddet (A.) [ 1 [ شدت .sertlik. 2.aşırılık fazlalık.
şiddetle (A.-T.) kesin olarak.
şifa bahşetmek şifa vermek iyileştirmek.
şifa bulmak iyileşmek.
şifâ’ (A.) [ شفاء ] şifaiyileşme.
şifâbahş (A.-F.) [ شفابخش ] şifa verme iyileştirme.
şifâbahş olmak şifa vermek iyileştirmek.
şifâhane (A.-F.) [ شفاخانه ] hastane.
şifâhen (A.) [ شفاها ] sözlü olarak.
şifâhî (A.) [ شفاهی ] sözlü olarak.
şifakâr (A.-F.) [ شفاکار ] şifa veren iyileştiren.
şifânâpezîr (A.-F.) [ شفاناپذیر ] iyileşmez onulmaz şifa bulmaz.
şifâresân (A.-F.) [ شفارسان ] şifa veren iyileştiren.
şifâyâb (A.-F.) [ شفایاب ] şifa bulan.
şifâyâb olmak şifa bulmak iyileşmek.
şîfte (F.) [ شيفته ] delicesine aşık.
şîftedil (F.) [ شيفته دل ] gönlünü kaptırmış delicesine aşık.
şihâb (A.) [ 1 [ شهاب .akan yıldız kayan yıldız. 2.kıvılcım.
şîhe (F.) [ شيهه ] kişneme.
şîî (A.) [ شيعی ] şiî şîa mezhebine mensup.
428
şiirâlud (A.-F.) [ شعر آلود ] şiirli.
şîiyyet (A.) [ شيعيت ] şiîlik.
şikâf (F.) [ ] 1 شکاف .yarık. 2.yaran.
şikâr (F.) [ 1 [ شکار .av. 2.av hayvanı.
şikâr etmek avlamak.
şikâr olmak avlanmak av olmak.
şikârgah (F.) [ شکارگاه ] avlak.
şikârî (F.) [ 1 [ شکاری .avcı. 2.av ile ilgili.
şikâyât (A.) [ شکایات ] şikayetler.
şikâyet (A.) [ شکایت ] sızlanma şikayet.
şikâyetnâme (A.-F.) [ 1 [ شکایت نامه .şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan
yapıt.
şikem (F.) [ 1 [ شکم .karın. 2.mide.
şikembe (F.) [ شکمبه ] işkembe.
şikemderd (F.) [ شکم درد ] karın ağrısı.
şikemperest (F.) [ شکم پرست ] obur.
şikemperver (F.) [ شکم پرور ] obur.
şiken (F.) [ 1 [ شکن .kıran. 2.kıvrım büklüm.
şikence (F.) [ شکنجه ] işkence.
şikest (F.) [ 1 [ شکست .kırık. 2.yenilgi. 3.kırma. 4.kırılma.
şikest bulmak kırılmak.
şikest olmak kırılmak.
şikeste (F.) [ 1 [ شکسته .kırık. 2.yenik mağlup.
429
şikestebâl (F.) [ 1 [ شکسته بال .kanadı kırık. 2.çaresiz üzgün.
şikestebeste (F.) [ شکسته بسته ] kırık dökük.
şikestedil (F.) [ شکسته دل ] gönlü yaralı.
şikestetâli’ (F.-A.) [ شکسته طالع ] talihsiz.
şimâl (A.) [ 1 [ شمال .kuzey. 2.sol.
şimâlen (A.) [ 1 [ شمالا .kuzeyden. 2.kuzeyde.
şimâlî (A.) [ شمالی ] kuzeye ait. kutb-i ~ kuzey kutbu.
şimşâd (F.) [ شمشاد ] şimşir.
şimşir (F.) [ شمشير ] kılıç.
şinâs (F.) [ 1 [ شناس .tanıyan. 2.bilen. 3.sayan.
şîr (F.) [ شير ] arslan.
şîr (F.) [ شير ] süt.
şîrâze (F.) [ 1 [ شيرازه .kitap sırtındaki kumaş şerit. 2.düzen.
şîrdan (F.) [ شيردان ] şirden.
şîrdil (F.) [ شيردل ] yiğit arslan yürekli.
şîre (F.) [ 1 [ شيره .şıra. 2.özsuyu. 3.süt.
şîrhar (F.) [ شيرخوار ] süt çocuğu.
şîrin (F.) [ 1 [ شيرین .tatlı. 2.şirin sevimli.
şîrinkâr (F.) [ شيرینکار ] davranışları güzel.
şîrinzeban (F.) [ شيرین زبان ] tatlı dilli.
şirk (A.) [ شرک ] Allah’ya ortak koşma.
şirket (A.) [ شرکت ] ortaklık.
şîrmerd (F.) [ شيرمرد ] yürekli yiğit.
430
şîrpençe (F.) [ 1 [ شيرپنچه .arslan pençesi. 2.sırtta ve boyunda çıkan bir tür kan
çıbanı.
şirret (A.) [ 1 [ شرت .kötülük. 2.kötü insan.
şiryân (A.) [ شریان ] atardamar.
şîşe (F.) [ شيشه ] şişe.
şitâ (A.) [ شتا ] kış.
şitâbân (F.) [ شتابان ] koşan seğirten.
şitâbân olmak koşmak seğirtmek.
şitâiyye (A.) [ 1 [ شتائيه .kışlık. 2.kış için yazılan şiir.
şîve (F.) [ 1 [ شيوه .tarz usül. 2.naz işve. 3.aksan.
şîvebaz (F.) [ شيوه باز ] işveli.
şîvekâr (F.) [ شيوه کار ] işveli cilveli.
şîven (F.) [ شيون ] ağıt.
şöhre (A.) [ شهره ] ünlü.
şöhret (A.) [ شهرت ] ün.
şöhretşiâr (A.) [ شهرت شعار ] ünlü.
şu’le (A.) [ شعله ] alev şule.
şu’ledar (A.-F.) [ شعله دار ] alevli şuleli.
şu’lereng (A.-F.) [ شعله رنگ ] alev rengi.
şu’lever (A.-F.) [ 1 [ شعله ور .alevli. 2.parlak aydınlık.
şuâ (A.) [ شعاع ] ışın.
şuâât (A.) [ شعاعات ] ışınlar.
şuabât (A.) [ شعبات ] şubeler.
431
şuarâ (A.) [ شعرا ] şairler.
şube (A.) [ شعبه ] kol dal şube.
şubede (F.) [ شعبده ] hokkabazlık.
şubedebâz (F.) [ شعبده باز ] hokkabaz.
şuebât (A.) [ شعبات ] şubeler.
şugl (A.) [ شغل ] iş uğraşı.
şugûl (A.) [ شغول ] uğraşılar.
şûh (F.) [ 1 [ شوخ .oynak ve neşeli. 2.hareketlerinde serbest olan. 3. neşeli güzel.
şûhmeşreb (F.-A.) [ شوخ مشرب ] şen şakrak.
şûm (F.) [ شوم ] uğursuz şom.
şûr (F.) [ 1 [ شور .heyecan coşku. 2.tuzlu. 3.gürültü.
şûrâ (A.) [ شورا ] danışma.
şûrbaht (F.) [ شوربخت ] talihsiz.
şûre (F.) [ شوره ] çorak.
şûrezâr (F.) [ شوره زار ] çorak arazi.
şûrîde (F.) [ 1 [ شوریده .perişan. 2.karasevdalı.
şûrîdebaht (F.) [ شوریده بخت ] talihsiz.
şûrîdehâtır (F.-A.) [ شوریده خاطر ] gönlü perişan aklı karışık.
şûristân (F.) [ شورستان ] çorak arazi.
şûriş (F.) [ شورش ] kargaşa.
şurta (A.) [ شرطه ] öncü asker.
şurûb (A.) [ شروب ] şurup.
şurût (A.) [ شروط ] koşullar.
432
şuûbiyye (A.) [ شعوبيه ] şuûbîlik.
şuûn (A.) [ 1 [ شئون .işler. 2.olaylar.
şuur (A.) [ شعور ] bilinç.
şûy (F.) [ شوی ] koca.
şübhe (A.) [ شبهه ] şüphe.
şübhedar (A.-F.) [ شبهه دار ] şüpheli kuşkulu.
şücâ’ (A.) [ شجاع ] cesur.
şücâ’at (A.) [ شجاعت ] cesurluk yiğitlik.
şüfeâ (A.) [ شفعا ] şefaatçılar.
şühedâ (A.) [ شهدا ] şehitler.
şühud (A.) [ 1 [ شهود .görme. 2.görünme. 3.tanıklar.
şühûr (A.) [ شهور ] aylar.
şükr (A.) [ شکر ] şükür teşekkür.
şükrân (A.) [ شکران ] teşekkür borcu iyiliğin bilinmesi.
şükrâne (A.-F.) [ شکرانه ] teşekkür borcu olarak teşekkür alameti.
şükrgüzar (A.-F.) [ شکرگزار ] teşekkür eden.
şükûfe (F.) [ شکوفه ] çiçek.
şükûfezar (F.) [ شکوفه زار ] çiçeği çok olan yer çiçek bahçesi.
şükûh (F.) [ شکوه ] görkem ululuk.
şüküfte (F.) [ شکفته ] açılmış çiçek açmış.
şükür (A.) [ شکر ] teşekkür iyilik bilme.
şümâr (F.) [ 1 [ شمار .sayı. 2.sayan.
şümûl (A.) [ 1 [ شمول .kapsam. 2.kapsama.
433
şümürde (F.) [ شمرده ] sayılı.
şüpüş (F.) [ شپش ] bit.
şürb (A.) [ شرب ] içme.
şürefâ (A.) [ شرفا ] şerifler Hz. Muhammed  soyundan gelenler.
şürekâ (A.) [ شرکا ] ortaklar.
şürû (A.) [ شروع ] başlama.
şürûh (A.) [ شروح ] şerhler açılamalar.
şürûr (A.) [ شرور ] kötülükler.
şürut (A.) [ شروط ] koşullar.
şüs (F.) [ شس ] akciğer.
şüst (F.) [ شست ] yıkama.
şüstüşû (F.) [ 1 [ شست و شو .yıkama. 2.yıkanma.
şüş (F.) [ شش ] karaciğer.
şütür (F.) [ شتر ] deve.
şütürban (F.) [ شتربان ] deveci.
şütürdil (F.) [ شتردل ] kinci.
şütürhâr (F.) [ شترخوار ] deve dikeni.
şütürmürg (F.) [ شترمرغ ] devekuşu.
şüûn (A.) [ 1 [ شئون .işler. 2.olaylar.
şüûnât (A.) [ شئونات ] olaylar.
şüyû (A.) [ 1 [ شيوع .yayılma. 2.dağılma. 3.duyulma.
şüyûh (A.) [ 1 [ شيوخ .şeyhler. 2.ihtiyarlar yaşlılar.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/osmanlicaturkce-sozluk-s-t24739.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Soba Hıdırlık Tepesinden Safranbolu ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.09 saniyede oluşturulmuştur


Osmanlıca-Türkçe Sözlük (Ş) Güncelleme Tarihi: 31/05/20, 04:34 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim