Osmanlıca-Türkçe Sözlük (V) - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22964 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Osmanlıca-Türkçe Sözlük (V) , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1253 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Osmanlıca-Türkçe Sözlük (V) }   Okunma sayısı 1253 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Osmanlıca-Türkçe Sözlük (V)
« : 23/12/10, 21:27 »
va’d (A.) [ وعد ] vaat.
va’d edilmek vaat edilmek.
va’d etmek vaat etmek.
va’z (A.) [ وعظ ] vaaz dinî öğüt.
vâbeste (F.) [ وابسته ] bağlı.
vâbestegân (F.) [ وابستگان ] bağlılar.
vâcib (A.) [ واجب ] gerekli.
vâcib olmak gerekmek.
vâcibât (A.) [ واجبات ] gerekenler yapılması gerekli olanlar.
vâcibe (A.) [ واجبه ] gereken yapılması gerekli olan.
vâcibülîfâ (A.) [ واجب الایفا ] yapılması gereken yerine getirilmesi gereken.
vâcibülvücûd (A.) [ واجب الوجود ] Allah.
vâcid (A.) [ 1 [ واجد .Allah. 2.meydana getiren.
vâdî (A.) [ 1 [ وادی .vadi. 2.nehir yatağı. 2.saha alan.
vâfir (A.) [ وافر ] bol.
vâh (A.) [ واه ] vah yazık.
vâha (A.) [ واحه ] vaha çöl ortasındaki yeşil alan.
vahâmet (A.) [ وخامت ] korkunçluk vehamet tehlikeli durum.
vâhasretâ (A.) [ واحسرتا ] eyvahlar olsun.
vâhayfâ (A.) [ واحيفا ] yazıklar olsun eyvahlar olsun vah vah.
vahdânî (A.) [ وحدانی ] Allah’nın birliği ile ilgili.
vahdâniyyet (A.) [ وحدانيت ] Allah’nın tekliği.
vahdet (A.) [ 1 [ وحدت .teklik. 2.birlik beraberlik.
vâhî (A.) [ واهی ] yararsız.
vâhid (A.) [ واحد ] tek bir tane.
vahîd (A.) [ وحيد ] tek biricik.
vahîm (A.) [ وخيم ] korkunç.
vahş (A.) [ وحش ] yabanıl.
vahşet (A.) [ 1 [ وحشت .yabanîlik. 2.korku.
vahşetengîz (A.-F.) [ وحشت انگيز ] korkunç korku salan.
vahşetnâk (A.-F.) [ 1 [ وحشتناک .korkunç. 2.ıssız.
vahşî (A.) [ 1 [ وحشی .yabanî. 2.acımasız.
vahy (A.) [ وحی ] vahiy.
vâiz (A.) [ واعظ ] vaaz veren dinî öğütler eden.
vâjgûn (F.) [ واژگون ] baş aşağı tepetakla tersyüz olmuş.
vak’a (A.) [ 1 [ وقعه .olay. 2.savaş.
vak’anüvis (A.-F.) [ وقعه نویس ] tarih yazarı.
vak’anüvîsân (A.-F.) [ وقعه نویسان ] tarih yazarları.
vakar (A.) [ وقار ] ağırbaşlılık.
vakâyi’ (A.) [ وقایع ] olaylar.
vakf (A.) [ 1 [ وقف .durma duruş. 2.durdurma. 3.vakıf. 4.adama.
vakfe (A.) [ وقفه ] durma duraklama.
vakfegâh (A.-F.) [ وقفه گاه ] durulacak yer durak.
vakfiyye (A.) [ وقفيه ] vakıf belgesi.
vâkıa (A.) [ 1 [ واقعه .olay. 2.gerçek.
vâkıât (A.) [ واقعات ] olaylar.
vâkıf (A.) [ 1 [ واقف .vakfeden. 2.anlamak bilmek.
vâki (A.) [ واقع ] olan meydana gelen gerçekleşmiş olan.
vâki’ olmak 1.olmak meydana gelmek gerçekleşmek. 2.bulunmak yer almak.
vakiyye (A.) [ وقيه ] okka.
vakt (A.) [ وقت ] vakit.
vaktâki (A.-F.) [ وقتاکه ] –diği zaman.
vakûr (A.) [ وقور ] ağırbaşlı.
vakûrâne (A.-F.) [ وقورانه ] ağırbaşlılıkla.
vâlâ (F.) [ والا ] yüksek yüce.
vâlâcâh (F.) [ والاجاه ] yüksek mevki sahibi.
vâlâkadr (F.-A.) [ والاقدر ] saygıdeğer.
vâlid (A.) [ 1 [ والد .baba. 2.yol açan doğuran.
vâlide (A.) [ والده ] anne ana.
vâlideyn (A.) [ والدین ] anababa.
vâlih (A.) [ واله ] şaşkın.
vâliyân (A.-F.) [ واليان ] valiler.
vâm (F.) [ وام ] borç.
vâmdâr (F.) [ وامدار ] borçlu.
vâmhâh (F.) [ وامخواه ] alacaklı.
vâpesin (F.) [ واپسين ] sonuncu.
vâr (F.) [ وار ] gibi benzer.
varak (A.) [ 1 [ ورق .yaprak. 2.kağıt. 3.plaka.
varaka (A.) [ 1 [ ورقه .belge. 2.bir yaprak.
varakpâre (A.-F.) [ 1 [ ورق پاره .kağıt parçası. 2.pusula not.
vâreste (F.) [ 1 [ وارسته .kurtulmuş rahat. 2.uzak.
vârî (F.) [ واری ] gibi.
vârid (A.) [ 1 [ وارد .gelen ulaşan. 2.sözkonusu.
vâridât (A.) [ واردات ] kazanç gelir.
vâride (A.) [ 1 [ وارده .gelen ulaşan. 2.akla gelen.
vâris (A.) [ وارث ] mirasçı.
varta (A.) [ 1 [ ورطه .uçurum. 2.tehlike.
vârûn (F.) [ وارون ] ters başaşağı.
vârûne (F.) [ وارونه ] ters başaşağı.
vasat (A.) [ 1 [ وسط .orta. 2.ortalama.
vasatî (A.) [ 1 [ وسطی .ortalama. 2.orta.
vasf (A.) [ 1 [ وصف .nitelik özellik. 2.övgü.
vâsıl (A.) [ واصل ] ulaşan kavuşan gelen.
vâsıl olmak ulaşmak kavuşmak.
vâsıta (A.) [ 1 [ واسطه .aracı. 2.araç alet.
vâsi’ (A.) [ 1 [ واسع .geniş. 2.yaygın. 3.kapsamlı. 4.enli. 5.bol.
vasiyyet (A.) [ وصيت ] vasiyet.
vasiyyetnâme (A.-F.) [ وصيت نامه ] vasiyet mektubu.
vasl (A.) [ 1 [ وصل .ulaşma. 2.kavuşma vuslat. 3.bağlama ulama.
vassaf (A.) [ وصاف ] öven anlatan tavsif eden.
vassal (A.) [ وصال ] ulaştıran.
vatan (A.) [ وطن ] yurt.
vatandaş (A.-T.) [ وطنداش ] yurttaş.
vatanî (A.) [ وطنی ] yurt ile ilgili.
vatanperver (A.-F.) [ وطن پرور ] yurtsever.
vatanperverâne (A.-F.) [ وطن پرورانه ] yurtseverce.
vâveylâ (A.) [ 1 [ واویلا .yazık eyvahlar olsun. 2.çığlık.
vâveylâ düşmek çığlıklar atılmak.
vâye (F.) [ وایه ] kısmet.
vaz’ (A.) [ 1 [ وضع .koyma konulma. 2.bırakma. 3.atama. 4.durum konum.
vaz’ -ı haml [ وضع حمل ] doğum.
vaz’ -ı kadîm [ وضع قدیم ] eski konum eski durum.
vaz’ -ı yed [ وضع ید ] el koyma.
vaz’ -ı yed edilmek el konulmak.
vaz’ -ı yed etmek el koymak.
vaz’ etmek koymak.
vaz’an (A.) [ وضعا ] konumu bakımından.
vazâif (A.) [ وظائف ] görevler aaaaler.
vâzı’ (A.) [ 1 [ واضع .koyan koyucu. 2.hazırlayıcı.
vâzıh (A.) [ واضح ] açık net.
vâzıhan (A.) [ واضحا ] açıkça açık olarak.
vazî' (A.) [ 1 [ وضيع .alçak aşağı. 2.mütevazi.
vazîfe (A.) [ 1 [ وظيفه .görev. 2.aaaa.
vazîfedâr (A.-F.) [ وظيفه دار ] görevli.
vazîfeşinas (A.) [ وظيفه شناس ] görevine düşkün.
vaziyet (A.) [ وضعيت ] durum konum.
vebâl (A.) [ وبال ] günah.
vecâhet (A.) [ وجاهت ] yüz güzelliği.
vecd (A.) [ وجد ] coşku.
vecdâver (A.-F.) [ وجدآور ] coşkulu heyecanlandıran.
vech (A.) [ 1 [ وجه .yüz. 2.sebep ilgi münasebet vasıta. 3.yüzey.
veche (A.) [ 1 [ وجهه .yüz. 2.yön taraf.
vecîbe (A.) [ وجيبه ] yapılması gereken görev.
vecîz (A.) [ وجيز ] özlü.
vecîze (A.) [ وجيزه ] özdeyiş.
vedâ (A.) [ وداع ] ayrılış ayrılma.
vedâyi’ (A.) [ ودایع ] emanetler.
vedîa (A.) [ ودیعه ] emanet.
vefâ (A.) [ 1 [ وفا .sözünde durma. 2.dostluğu sürdürme.
vefâ etmek sözünde durmak vefa göstermek.
vefâdâr (A.-F.) [ وفادار ] vefalı.
vefâkâr (A.-F.) [ وفاکار ] vefalı.
vefât (A.) [ وفات ] ölüm.
vefât etmek ölmek.
vefeyât (A.) [ وفيات ] ölümler.
vefk (A.) [ 1 [ وفق .uyum. 2.uygun.
vegayrühü (A.) [ وغيره ] ondan başka.
vegayrühüm (A.) [ وغيرهم ] ondan başkaları.
veh (F.-A.) [ وه ] vah.
vehb (A.) [ وهب ] bağış vergi.
vehbî (A.) [ وهبی ] Allah vergisi.
vehelümmecerrâ (A.) [ و هلم جری ] var gerisini kıyas et.
vehhâb (A.) [ وهاب ] çok bağışlayıcı Allah.
vehhâbiyyet (A.) [ وهابيت ] vehhâbîlik.
vehhâbiyyûn (A.) [ وهابيون ] vehhâbîler.
vehim (A.) [ وهم ] kuruntu.
vehleten (A.) [ وهلة ] ansızın.
vehm (A.) [ وهم ] kuruntu.
vehmî (A.) [ وهمی ] kuruntuya dayalı evham üstüne kurulmuş.
vehmnâk (A.-F.) [ وهمناک ] kuruntulu.
veillâ (A.) [ والا ] yoksa aksi takdirde.
vekâhat (A.) [ وقاحت ] arsızlık utanmazlık hayasızlık.
vekâlet (A.) [ 1 [ وکالت .vekillik. 2.bakanlık. 3.avukatlık.
vekâleten (A.) [ وکالة ] vekil olarak.
vekâletnâme (A.-F.) [ وکالت نامه ] vekillik belgesi.
vekâletpenâh (A.-F.) [ وکالت پناه ] sadrazam.
vekâyi’ (A.) [ 1 [ وقایع .olaylar. 2.savaşlar.
vekıs’alâhâzâ (A.) [ وقس علی هذا ] bununla kıyasla.
vekil (A.) [ 1 [ وکيل .avukat. 2.biri tarafından yetki verilmiş. 3.bakan.
velâdet (A.) [ 1 [ ولادت .doğum. 2.doğum günü.
velâyet (A.) [ 1 [ ولایت .velîlik. 2.dostluk. 3.otorite.
velev (A.) [ ولو ] olsa da.
velhâsıl (A.) [ والحاصل ] kısaca sözün kısası.
velî (A.) [ 1 [ ولی .ermiş velî. 2.çocuktan sorumlu olan.
velî (F.) [ ولی ] ama fakat.
velîahd (A.) [ وليعهد ] veliaht.
velîk (F.) [ وليک ] ama ancak.
velîkin (F.) [ وليکن ] ama ancak.
velîme (A.) [ 1 [ وليمه .ziyafet. 2.düğün.
velûd (A.) [ 1 [ ولود .doğurgan. 2.üretken.
velvele (A.) [ ولوله ] gürültü patırtı.
verâ (A.) [ ورا ] öte.
verâset (A.) [ وراثت ] varislik.
verd (A.) [ ورد ] gül.
verem (A.) [ 1 [ ورم .şişkinlik şiş. 2.verem tüberküloz.
verese (A.) [ ورثه ] varisler mirasçılar.
verîd (A.) [ ورید ] toplardamar.
vesâik (A.) [ وثائق ] belgeler.
vesâil (A.) [ وسائل ] sebepler.
vesâit (A.) [ 1 [ وسائط .araçlar. 2.aracılar.
vesâtet (A.) [ وساطت ] aracılık.
vesâyâ (A.) [ وصایا ] vasiyetler.
vesîka (A.) [ وثيقه ] belge.
vesîle (A.) [ 1 [ وسيله .sebep bahane. 2.yol.
vesme (A.) [ وسمه ] rastık.
vesvese (A.) [ وسوسه ] kuruntu.
veş (F.) [ وش ] gibi.
veşak (A.) [ وشق ] vaşak.
veted (A.) [ وتد ] kazık.
veter (A.) [ 1 [ وتر .kiriş. 2.saz teli.
vetîre (A.) [ 1 [ وتيره .üslup. 2.süreç. 3.dar yol.
veyl (A.) [ ویل ] yazık yazıklar olsun eyvahlar olsun.
vezâif (A.) [ وظائف ] görevler aaaaler.
vezân (F.) [ وزان ] esen.
vezâret (A.) [ وزارت ] vezirlik.
vezîr (A.) [ وزیر ] eskiden bakanlık görevini üstlenen kişi.
vezn (A.) [ وزن ] ağırlık.
vezne (A.) [ 1 [ وزنه .ağırlık. 2.tartı. 3.para gişesi.
veznedâr (A.-F.) [ وزنه دار ] gişe görevlisi.
vicâhen (A.) [ وجاها ] yüzleşerek yüzüne karşı.
vicâhî (A.) [ وجاهی ] yüzyüze.
vicdân (A.) [ وجدان ] iyi ile kötüyü ayırt edip değerlendirme duygusu.
vicdânen (A.) [ وجدانا ] vicdan bakımından.
vidâd (A.) [ 1 [ وداد .sevgi. 2.dostluk.
vikâye (A.) [ وقایه ] koruma.
vikâye etmek korumak esirgemek kayırmak.
vilâdet (A.) [ 1 [ ولادت .doğum. 2.doğum günü.
vilâyât (A.) [ ولایات ] vilayetler.
vildân (A.) [ 1 [ ولدان .bebekler. 2.köleler.
vîrân (F.) [ 1 [ ویران .yıkık harap olmuş. 2.yıkıntı harabe.
vîrân etmek yıkmak harap etmek.
vîrân olmak 1.yıkılmak harap olmak. 2.perişan olmak.
vîrâne (F.) [ ویرانه ] yıkıntı alan harap yer harap bina.
vîrânî (F.) [ ویرانی ] haraplık.
vird (A.) [ ورد ] dua.
vird etmek dua etmek.
visâk (A.) [ وثاق ] antlaşma.
visâl (A.) [ 1 [ وصال .ulaşma varma. 2.kavuşma vuslat.
vufûr (A.) [ وفور ] bolluk.
vuhûş (A.) [ 1 [ وحوش .vahşiler. 2.yaban hayvanları.
vukû bulmak meydana gelmek cereyan etmek gerçekleşmek.
vukû’ (A.) [ وقوع ] meydana gelme cereyan etme.
vukûât (A.) [ 1 [ وقوعات .olaylar. 2.polisiye olaylar.
vukûf (A.) [ وقوف ] bir konu hakkında geniş bilgi sahibi olma.
vukufsuz (A.-T.) bilgisiz.
vuskâ (A.) [ وثقی ] sağlam.
vusla (A.) [ 1 [ وصله .ek. 2.yama.
vuslat (A.) [ 1 [ وصلت .ulaşma. 2.kavuşma.
vustâ (A.) [ وسطی ] orta iç.
vusûl (A.) [ وصول ] ulaşma gelme.
vusûl eylemek gelmek ulaşmak.
vuzû (A.) [ وضوء ] abdest.
vuzûh (A.) [ وضوح ] açıklık.
vücûb (A.) [ وجوب ] gereklilik.
vücûd (A.) [ 1 [ وجود .varlık. 2.beden. 3.var oluş.
vücûd bulmak meydana gelmek oluşmak.
vücûh (A.) [ 1 [ وجوه .yüzler. 2.şekiller tarzlar. 3.yüzeyler. 4.ileri gelenler.
vüfûd (A.) [ وفود ] elçiler.
vüfûr (A.) [ وفور ] bolluk.
vükelâ (A.) [ 1 [ وکلا .vekiller. 2.bakanlar.
vülât (A.) [ ولات ] valiler.
vürûd (A.) [ ورود ] giriş geliş.
vürûd etmek girmek gelmek.
vüs’ (A.) [ 1 [ وسع .genişlik. 2.kapasite. 3.takat.
vüs’at (A.) [ 1 [ وسعت .genişlik. 2.kapasite. 3.parasal yeterlik. 4.genlik.
vüskâ (A.) [ وثقی ] sağlam.
vüsûk (A.) [ 1 [ وثوق .sağlamlık. 2.güvenilirlik.
vüzerâ (A.) [ وزرا ] vezirler.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/osmanlicaturkce-sozluk-v-t24743.0.html





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sevmek Ne Güzel Buhârî ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.118 saniyede oluşturulmuştur


Osmanlıca-Türkçe Sözlük (V) Güncelleme Tarihi: 27/05/20, 13:10 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim