Peygamber Efendimizin Orucu - Fahr-i Kainat Efendimiz H.Z MUHAMMED (s.a.v)-2016/Dervisler.Net Gönül Kapısı/
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.817 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 143.506 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 3 ileti gönderildi.. Toplam : 22444 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Peygamber Efendimizin Orucu, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1598 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Peygamber Efendimizin Orucu}   Okunma sayısı 1598 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 8.021
  • Konu: 4357
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 106
    • .....................
Peygamber Efendimizin Orucu
« : 17/03/12, 17:47 »
"Ey îmân edenler! Oruç tutmak, sizden evvelkilere olduğu gibi size de farz kılındı. Umulur ki bu sâyede takvâya erersiniz." (el-Bakara 2/183)

Oruç, insanın mânevî yönünü güçlendiren büyük bir ibâdettir. Oruç sâyesinde insan, meleklerin bile gıpta edeceği farklı bir iklîme girer. Aynı zamanda oruç, nefsânî isteklerin zayıflaması nisbetinde, kulun günâhlara düşmesine de mânî olur. Nefsi kontrol altına alıp rûhu cilâlamada, ondan daha tesirli bir ibâdet yoktur.

Ebû Umâme -radıyallâhu anh- Resûlullâh Efendimiz'e, "Bana öyle bir amel tavsiye et ki, Allâh Teâlâ beni onunla mükâfâtlandırsın." dediğinde Efendimiz:

"- Sana orucu tavsiye ederim, zîrâ onun bir misli yoktur." buyurdular. (Nesâî, Sıyâm, 43)

Allâh Resûlü'nün en çok devâm ettiği amellerden birisi de, Rabbimizin en fazla hoşlandığı oruç ibâdetidir. O, orucun kıymetini şu şekilde bildirmiştir:

"Ademoğlunun her ameli katlanır. Hayır ameller, en az on misliyle yazılır. Bu, yedi yüz misline kadar çıkar. Allâh Teâlâ hazretleri şöyle buyurmuştur; «Oruç, bu kâideden hâriçtir. Çünkü o, sırf Ben'im içindir, Ben de onu (dilediğim gibi) mukâfatlandıracağım. Kulum Ben'im için şehvetini, yemesini ve içmesini terketti.» Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, iftar vaktindeki, diğeri de Rabbi'ne kavuştuğu andaki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allâh indinde misk kokusundan daha hoştur." (Müslim, Sıyâm, 164)

Kâinâtın Efendisi, yazın en şiddetli günlerinde dahî oruç tutardı. Hatta savaş ânında bile çoğu zaman oruçlu olurdu. Hele bazen harp öyle şiddetlenirdi ve öyle zor günler olurdu ki kimse oruç tutmaya mecâl bulamazdı. Bunlardan birinde, kendisi ile berâber Abdullâh bin Revâha'dan başka oruç tutan kimse kalmamıştı. (Müslim, Sıyâm, 108-109) O, oruç için "İnsanı günâha karşı koruyan bir kalkandır." (Buhârî, Savm, 2) buyurur ve bu kalkanın en sağlamını da her zaman kendisi kullanırdı.

Oruç, sâhibini takvâya ulaştıran bir ibâdettir. İnsan, bu takvâ sâyesinde cehennem ateşinden korunmuş ve cennete yaklaşmış olur. Nitekim, Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Allâh rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allâh Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar." (Buhârî, Cihâd, 36)

Oruç sâyesinde aç kalan bir mü'min, fakirlerin hâlini daha iyi anlayarak onlara karşı merhamet duyguları kabarır ve cömertliği artar. Midesi boş olan kimse ulvî duyguları, tok olana göre daha derinden yaşar ve daha iyi tadar. Bu sâyede mânevî akışları daha iyi yakalar ve tefekkür gücü artar. Acziyetinin ve kulluğunun idrâkine varan oruçlunun, nihâyette kötü hasletlere olan meyli azalır ve iyi hasletlerle bezenir. Mevlâna hazretleri, orucun rûha sıhhat bahşedip güçlendirdiğini ve nefsi zayıflattığını söyleyerek şöyle demektedir:

"Dervişlerin bu riyâzatları ne içindir? Çünkü bedene gelen eziyetler, sıkıntılar, rûhların sağlığını temin eder. Bir Hak yolcusu riyâzatta rûhun bekâsını, ölümsüzlüğünü bulmasa, fazla oruç tutmak, fazla yorucu ibâdetlerde bulunmak sûretiyle bedenini hırpalar, hasta eder mi idi?" ( Mesnevî, beyt: 3349-3350)

Tutulan orucun bu neticeleri verebilmesi, onun sırf Allâh rızâsı için tutulmasına bağlı olduğu gibi, Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in târif ettiği şekilde edâ edilmesine de bağlıdır. Allâh Resûlü, oruçlunun kötü söz ve fiillerden uzak, vakâr ve nezâket sâhibi, merhametli bir kimse olmasını istemektedir. Nitekim hadîs-i şerîflerde:

"Kim yalanı ve onunla iş yapmayı terk etmezse, Allâh'ın o kimsenin yemesini ve içmesini bırakmasına ihtiyâcı yoktur." (Buhârî, Savm, 8)

"Hiçbiriniz, oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya çatarsa «Ben oruçluyum!» desin." buyurmaktadır. (Buhârî, Savm, 9)

Peygamber Efendimiz'in, her hareketinde olduğu gibi, orucunda da itidalli davrandığı ve ashâbına da bunu tavsiye ettiği görülmektedir. O zaman zaman her şeyi terkedip sâdece namaz ve oruçla meşgul olan ashâbını uyarmış ve kendisini örnek almalarını tavsiye etmiştir. Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, iftar etmeden, bir günün orucunu öbür günün orucuna eklemeyi (savm-ı visâli) de yasaklamıştır. Ashâb:

- Yâ Resûlallâh! Fakat siz savm-ı visâl tutuyorsunuz? dediklerinde Efendimiz onlara:

"- Şüphesiz ben sizin gibi değilim. Ben, yedirilip içirilmekteyim." buyurmuştur. (Buhârî, Savm, 48)

İtidâlin muhâfaza edilemediği zaman, ifrat ve tefritler baş gösterir. Aşırıya kaçan kimse, bir müddet sonra yorulur ve yapılması gereken asgarî seviyeyi dahi korumakta güçlük çeker. İbâdetler konusunda da devâsı en zor olan dert, yorgunluk ve bıkkınlıktır. Nefis, bir ibâdetten usandığında, artık bir daha huşû hâlini yakalayamaz ve yapılan fiiller, ibâdet olmaktan çıkar. Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, "Her şeyin bir zindelik hâli vardır, her zindeliğin de bir gevşeklik ve usanma hâli vardır..." (Tirmizî, Kıyâme, 21) hadîsiyle bu mânâyı kasdetmiştir. Allâh Teâlâ, insanların fıtratlarını bildiği için her ibâdeti, aynen hastaya verilen ilaç gibi ne az ne çok, tam ölçüsünde takdir buyurmuştur.

İbâdetlerde itidâl üzere hareket etmenin gerekliliğini anlatan bir hâdise, Bâhilî -radıyallâhu anh-'ın başından geçmiştir. Bâhilî birgün Peygamber Efendimiz'e gelip:

- Ey Allâh'ın Resûlü! Beni tanıdınız mı? dedi. Peygamberimiz:

"- Sen kimsin?" (tanıyamadım) " buyurdu. O:

- Bir sene önce size gelmiş olan Bâhilî'yim, dedi. Efendimiz:

"- Seni böylesine değiştiren nedir? Hâlbuki daha önce gâyet iyi görünüyordun!" buyurdu. Bâhilî:

- Senden ayrıldığım günden beri bütün günlerimi oruçlu geçirdim, dedi. Bunun üzerine Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"- Kendine işkence etmişsin! Sabır ayı (Ramazan) ı bütünüyle, diğer aylardan da birer günü oruçlu geçir." buyurdu. Bâhilî:

- Bu sayıyı artırınız. Zîrâ benim gücüm bundan fazlasına yeter, dedi. Risâletpenâh Efendimiz:

"- O halde her aydan iki gün oruç tut!" buyurdu. O:

- Daha artırınız, dedi. Efendimiz:

"- Peki her aydan üç gün!" buyurdu. Bâhilî:

- Biraz daha artırınız, dedi. Peygamber Efendimiz:

"- Harâm aylarında (Receb, Zilkâde, Zilhicce ve Muharrem) üç gün oruç tut, bırak; üç gün oruç tut, bırak; üç gün oruç tut, bırak!" buyurdu ve üç parmağını birleştirip bırakmak sûretiyle de fiilen gösterdi. (Ebû Dâvûd, Savm, 55)

Enes -radıyallâhu anh-'ın anlattığına göre, Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- duruma uygun olarak hareket eder; bâzı aylarda fazla oruç tutmaz, ashâbı o ayda hiç oruç tutmayacak zannederdi. Bâzı aylarda da çok oruç tutar ve sanki bütün ayı oruçlu geçireceği izlenimini verirdi. (Buhârî, Savm, 53) Bununla birlikte Peygamber Efendimiz'in, üst üste bir kaç ay oruç tutarak aşırıya gittiği hiç olmamıştır. Nitekim Ümmü Selleme vâlidemizin bildirdiğine göre, Rasûl-i Ekrem'in Şaban ve Ramazan ayları dışında peşi peşine iki ay oruç tuttukları vâkî değildir. (Tirmizî, Savm, 37) Bu da her zaman değil, bâzı senelerde vukû bulmuştur.

Fahr-i Kâinât Efendimiz, oruç tutan kimselerin iftarda acele etmelerini ister ve:

"Oruç açmakta acele ettikleri sürece Müslümanlar, hayır üzere yaşarlar." buyururdu. (Buhârî, Savm, 45) Birgün Mesruk -radıyallâhu anh- Âişe vâlidemize:

- Muhammed  -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in ashâbından iki kişi var. İkisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem iftarı geciktiriyor, dedi. Hz. Âişe:

- Akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele eden kimdir? diye sordu. Mesruk:

- (İbn-i Mes'ûd'u kasdederek) Abdullâh'tır, cevâbını verdi. Bunun üzerine o:

- Rasûl-i Ekrem Efendimiz de öyle yapardı, dedi. (Müslim, Sıyâm, 49-50)


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/peygamber-efendimizin-orucu-t30195.0.html;msg168257




Çevrimdışı KaTre

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 8.039
  • Konu: 1798
  • Derviş: 404
  • Teşekkür: 341
Yeni: Peygamber Efendimizin Orucu
« Cevapla #1 : 07/06/17, 00:02 »

"Allâh rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allâh Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar." (Buhârî, Cihâd, 36)

Rabbim razı olduğu oruç tutmayı nasip etsin inşaAllah

Allah razı olsun
 













Susmak ne güzeldir; muhatap arifse edep, âşıksa ifade, ahmaksa cevap.

Serdar Tuncer

 


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Müzikli Hafıza Oyunu Bazı insanlar vardır bir ömür ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.078 saniyede oluşturulmuştur


Peygamber Efendimizin OrucuGüncelleme Tarihi: 26/06/17, 01:35 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim