Peygamberlerin Görevleri - Peygamberler Tarihi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.665 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 4 ileti gönderildi.. Toplam : 22916 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Peygamberlerin Görevleri, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 8530 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Peygamberlerin Görevleri}   Okunma sayısı 8530 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Peygamberlerin Görevleri
« : 26/02/10, 03:33 »
A. Peygamberlerin Görevleri
 

Peygamberlerin görevi, tek cümle ile, insanları Allah'ın yo­luna çağırmak suretiyle, onları küfrün karanlığından kurtarıp İslâm'ın aydınlığına çıkarmaktır. Onların bu görevini, yürüttük­leri faaliyetin alanları bakımından altı madde hâlinde ele almak mümkündür: [1]


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/peygamberlerin-gorevleri-t19408.0.html




Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #1 : 26/02/10, 03:36 »
1. İnsanları Sâdece Allah'a Kulluğa Çağırmak
 

Peygamberlerin temel görevi, insanları sâdece Allah'a kul­luğa çağırmak ve onları kendiliklerinden uydurdukları sahte ilâhlara tapmaktan uzaklaştırmaktır. Toplumları, her türlü sa­pıklıklardan, ahlâksızlık ve kokuşmuşluklardan temizlemektir. Peygamberlerin bu vazifesi, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle açıklanmış­tır:

"Ey Muhammedi Biz, senden önce hiç bir peygamber gön­dermedik ki, ona, 'Ben'den başka hiç bir ilâh yoktur, o halde sâ­dece bana ibâdet edin!' diye uahyetmiş olmayalım."[2]

"Şüphesiz ki, her ümmete, 'yalnız Allah'a kulluk edin, her azdıncıdan kaçının,' diyen bir peygamber gönderdik.[3]

Bu konuyu, az sonra peygamberlerin davetinin özellikleri başlığı altında biraz daha geniş bir çerçevede ele alacağız. [4]






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #2 : 26/02/10, 03:38 »
3. İnsanları Karanlıktan Aydınlığa Çıkarmak
 

Peygamberlerin tamamı, insanları Allah'ın gönderdiği ortak adı İslâm olan Sırât-ı Müstakîm'e çağırmışlar, kendilerine ina­nanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmışlardır. Bu gerçek, bâzı âyetlerde şöyle ifade edilmiştir:

"Peygamberleri, emrimizle doğru yolu gösteren önderler yap­tık. Onlara hayırlı işler yapmayı, namazı dosdoğru kılmayı ve ze­kât vermeyi vahyettik. Onlar ancak Biz'e ibâdet eden kimseler-di.[7]

"Şüphesiz Musa'yı mucizelerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar; onlara Allah'ın (geçmiş kavimlerin başlarına gelen) hâdiseli günlerini hatırlat. Şüphesiz ki, bunda her sabredip şükreden için nice ibretler var­dır.[8]

"Ey Muhammedi Biz, seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı ola­rak gönderdik. Ve izniyle, Allah'a dâvetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. "[9]

İnananların dostu Allah, inkâr edenlerin dostları ise şeytan ve yandaşlarıdır. Yüce Allah, bu dostlarını elçileri olan peygam­berleri vasıtasıyla karanlıktan aydınlığa çağırmıştır:

"Allah, inanç sahiplerinin dostudur, onlan koyu karanlıklar­dan aydınlığa çıkarır. Hakikati inkâr eden kâfirlerin dostları ise onları aydınlıktan çıkarıp zifiri karanlığa iten şeytânı güçlerdir, içinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olanlar, işte bunlar­dır.[10]   
   

 





Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #3 : 26/02/10, 03:40 »
4.  İnsanlara Örnek Olmak

Bütün insanlar tarafından örnek alınması gereken Pey­gamberler, iman edenler için uyulması mecburî olan en güzel örneklerdir. Kurtuluşa ermek, onları örnek alıp, onlar gibi inan­maya ve onlar gibi yaşamaya bağlıdır. Yüce Allah insanlara, her hususta peygamberlere uymayı emretmiştir. Çünkü onlar, inanç ve yaşayış bakımından, en mükemmel insanlardır. Allah, bütün insanlar için hidâyet rehberi olarak seçtiği peygamberleri her türlü çirkinliklerden korumuştur:

"Andolsun, Allah'ın Rasülü'nde, sizin için, Allah'ı ve âhireti arzulayan ve Allah'ı çok anan kimseler için, uyulacak en güzel bir örnek vardır. [11]

"İşte bu peygamberler, Allah'ın hidâyete erdirdiği kimseler­dir. Sen de, onların doğru yoluna tâbi ol."[12]   






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #4 : 26/02/10, 03:40 »
5. İnsanlar Arasında Adaleti Tesis Etmek
 

Zulüm ve haksızlıkların yayılması, insanlığın felâketine yol açan bir durumdur. Yeryüzünde zulüm,, genellikle toplumdaki hâkim sınıfın bozulmasıyla yaygınlaşmış, adaletin bütünüyle ortadan kalkması ve zulmün şiddetlenmesi ise toplumların so­nunu getirmiştir. İnsanlık tarihi, bu yüzden uğranılan ilâhî ce­zaya pek çok kere şahit olmuştur. Cenab-ı Hak, Kur'ân-ı Ke-rim'inde, bu tehlikeye şöyle işaret etmektedir:

"Bir toplumu helak etmeyi istediğimiz zaman, o toplumun lüks ve refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı yaparız ve eğer onlar buna rağmen günahkârca yaşamaya devam eder­lerse, azap hükmü artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz. Nuh'tan bu yana, biz, böyle nice toplum­ları yok ettik! Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp ha­berdar olmakta rabbin gibisi yoktur."[13]

Toplumların felâketini beraberinde getiren zulüm ve hak­sızlıkların giderilmesi, toplumda adaletin sağlanması ve bu sa­yede fakir ve zayıfların haklarının korunmasıyla mümkün olur. Azgın günahkarların ve zâlim idarecilerin vereceği zararlar, an­cak âdil bir idarenin kurulmasıyla giderilebilir. Gerçekten âdil bir idare ise sâdece peygamberler ve onları örnek alan mü'min yöneticiler tarafından kurulabilir. Çünkü gerçek sosyal adalet, ancak Allah'ın peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği kurallarla tesis edilebilir. Kur'ân-ı Kerim, bu gerçeği şöyle açıklar:

"Şüphesiz her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberle­ri onlara geldiğinde aralarında mutlaka adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez. "[14]

"Doğrusu, daha önce de peygamberlerimizi, bu hakikatin bütün delilleri ile gönderdik. Ve, onlar vasıtasıyla kitabı indirdik ve böylece doğru ile eğriyi tartabilmeniz için size bir terazi verdik ki, insanlar adaletle davranabilsinler. "[15]

Bu âyetlerden anlaşıldığı gibi, peygamberlerin en Önemli görevlerinden biri, ırk, mevki ve asalet durumlarına bakılmaksı­zın insanları eşit kabul eden ve onlara eşit davranan âdil bir idarenin kurulmasıdır. Yüce Allah, sâlih kulların iktidara gelme­si durumunda tesis edecekleri bu düzen hakkında şöyle buyur­muştur:

"(O yardıma lâyık olanlar ki), onları yeryüzünde iktidara ge-tirsek dahi, namazlarım dosdoğru kılmaya devam ederler, arın­mak için verilmesi gereken zekâtlarını verirler, iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Ama yine de işlerin sonucu Allah'a kalmıştir.»[16]

Peygamberler ve onları örnek alan idareciler, toplumda a-dâletin tesisi için çalışmışlardır. Kişisel ve sosyal hayatı, kendilerini ve yakınlarını kayıran veya durumlarına göre insanları sınıf­lara ayıran kanunlarla değil, insanlar arasında adaleti emreden Allah'ın gönderdiği kaide ve kurallarla düzenlemişlerdir. Sonun­da Allah'ın dinini hakim kılarak adaleti sağlamışlar, yeryüzünde huzur ve mutluluğu temin eden âdil ve faziletli bir düzen kurup zulüm ve kötülükleri ortadan kaldırmışlardır. Bu mutlu sonuca ulaşmalarında, Allah'ın yardımı onlarla birlikte olmuştur. Bu ilâhî yardım, Allah'ın dinine sahip çıkanlar için Kıyamete kadar devam edecektir. Kur'ân-ı Kerim, bu hakikati şöyle dile getirir:

"Allah, içinizden iman edip sâlih amel işleyenlere, kendile­rinden önceki sâlih kimseleri iş başına getirip egemen kıldığı gibi, onlan da mutlaka yeryüzünde hâkim kılacağına ve kendileri için seçip razı olduğu dinlerini kuvvetle kökleştireceğine ve çektikleri korkularından sonra onları mutlaka güvenli bir duruma kavuştu­racağına kesin bir vaadde bulunmuştur. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiç bir şeyi bana ortak koşmazlar. Artık bundan sonra, kim inkâr ederse, işte onlar/âşıkların tâ kendileridir. "[17]

"Gerçek şu ki, hakikati inkâr edenler her zaman şöyle der­ler: 'Eğer atalarımızdan bu yönde bir gelenek devralmış olsaydık, kesinlikle Allah'ın hâlis kullan olurduk!' Ama, ilâhî kitap gelince de onu inkâr ettiler; ancak onlar yakında reddettikleri şeyin ne olduğunu bileceklerdir. Şüphesiz ki, bizim, peygamber olarak gönderdiğimiz kullarımıza çok önceden verilmiş bir sözümüz var­dır: Kendilerine mutlaka yardım edilecektir ve sonunda galip gele­cek olan mutlaka bizim ordumuz olacaktır.[18]

"Ey iman edenler! Eğer siz, Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar."[19]

Allah'ın yardımına hak kazanan böyle bir toplumda her yetkili, âdil davranmak, Allah'ın hakkını bütün hakların önüne alarak yakınlarının aleyhine de olsa doğruyu söylemek duru­mundadır:

"Ey iman edenler! Şahsınızın, ana-babanızın ve akrabaları­nızın aleyhine de olsa, Allah rızası için doğru şahitlik yaparak adalet üzere olun. O kişi zengin de olsa, fakir de olsa, Allah'ın hakkı onların her birinin hakkının önüne geçer. Öyleyse, kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki, adaletten uzaklaşmayası-nız. Çünkü, eğer hakikati çarpıtırsanız, bilin ki, Allah, bütün yap­tıklarınızdan haberdardır.[20]   






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #5 : 26/02/10, 03:41 »
6. İnsanları Ahirete İmana Çağırmak
 

Peygamberler, vahiy yoluyla aldıkları gaybî bilgiler saye­sinde ölüm sonrası hayatı anlatarak, insanları, geçici dünya ha­yatına aldanmaktan kurtulup akıl yoluyla bilinmesi mümkün olmayan bu asıl hayata hazırlık yapmaya çağırmışlardır:

"Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden, size âyetlerimi okuyan ve sizi bu hesap gününüze kavuşacağınız hususunda uyaran . peygamberler gelmedi mi? Onlar, kendi aleyhimize şahidiz, derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendi nefisleri aleyhine kâfir olduk­larına dâir şahitlik ettiler. Bu böyledir. Çünkü rabbin, bir ülkeyi, halkı habersiz iken haksız yere helak edici değildir."[21]

Peygamberler, Ahiret yurdunu anlatarak, insanların gayre­tini, fânî dünyadan asıl ve sonsuz hayata çevirmeye çalışmışlar­dır:

"Bu dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değil­dir. Şüphesiz asıl hayat, Ahiret yurdundadır. Keşke bilselerdi!'[22]

"Bilin ki, dünya hayatı sâdece bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme vesilesi, mal ve evlatların çoğalmasından ibarettir. Bu bir yağmura benzer ki, bitirdiği bitki, çiftçilerin hoşu­na gider, sonra o bitki kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki, sapsarı kesilmiş, daha sonra da çer çöp haline gelir. Ahirette ise ya şiddetli bir azap yahut Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.[23]     






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #6 : 26/02/10, 03:42 »
B. Peygamberlik Görevi İlahî Bir Mevhîbedir
 

Peygamberlik görevi, ilâhî bir lütuf ve rabbani bir mevhîbe-dir. Allah Teâlâ, bu makamı, kullarından dilediğine bahsetmiştir. Hiç bir kul, kendi çalışmasıyla peygamberlik makamına ulaşa­maz. Ne kadar çok ibâdet ve tâatta bulunursa bulunsun netice değişmez. Bu makam, verasetle veya güç ve kuvvetle de elde edi­lemez. Çünkü bu görev, Allah'ın bir lütfudur. Yüce Allah, kulla­rının içinden en faziletlilerini peygamber olarak seçmiştir. Bu gerçek bâzı âyetlerde şöyle ifâde edilmektedir:

"İşte bu peygamberlik, Allah'ın fazlı ve inayetidir. Onu dile­diğine verir, Allah, büyük lütuf sahibidir.[24]

"Allah meleklerden de elçiler seçer insanlardan da. Şüphe­siz Allah işitendir, görendir."[25]

"Doğrusu onlar, bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir­ler."[26]

Dünya nimetlerini kullarına taksim eden Cenab-ı Hak, mal ve makamlardan çok daha yüce olan nübüvvet makamını da istediğine vermiştir.

"Onlara bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin ben­zeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız dediler. Allah, pey­gamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere yap­makta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından hem bir horluk hem de çetin bir azap isabet edecektir.[27]






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #7 : 26/02/10, 03:43 »
C. Peygamberler Melek Değil İnsandır
 

Her hususta insanlara rehber ve örnek olan peygamberler, insanlar arasından seçilmişlerdir. Bütün peygamberler bizim gibi birer insandır Topraktan yaratılan ilk insan olan Hz. Âdem ve babasız dünyaya getirilen Hz. İsa istisnâsıyla, hepsi de bir ana ve bir babadan doğmuşlardır. Onlar da yerler İçerler, uyur­lar uyanırlar, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar. Çalışıp çabalar­lar, diğer insanlar gibi çeşitli sıkıntı ve hastalıklarla karşılaşırlar. Peygamber olmaları, bu hususlarda onlara insan üstü özellikler kazandırmaz; veya onları ilâhlık ya da yarı ilâhlik mertebesine çıkarmaz.

Peygamberlerden yeterince istifade edebilmek için, onlarla hem cins olmak ve her şeyde onlarla beraber olabilmek gerekir. Eğer, müşriklerin istediği gibi, insanlar arasında görev yapan peygamberler melekler arasından seçilmiş -olsaydı, insanların melek peygamberlerle birlikte olmaları ve davranışlarında onları örnek almaları asla mümkün olmazdı. O takdirde insanlar, "Al­lah'ın bize gönderdiği elçiler, tâbi olmamızı istediği peygamberler bizim cinsimizden değiller. Tabiatlarımız farklı, onlar yaratılış itibariyle bizlerden üstün. Amel bakımından da öyle olmaları normaldir. Onlar temiz ve itaatkârdırlar, dâima duâ ve ibâdet halindedirler, biz asla onlar gibi yapamayız." derlerdi. Bu sözle­rinde de haklı olurlardı; çünkü Cenab-ı Hak, meleklerin sürekli ibâdetle meşgul olduklarını şöyle açıklamıştır:

"Çünkü göklerde ve yerde var olan her şey O'nundur, O'nun yanında yer alan melekler, O'na kulluk etmekte asla ne kibre ka­pılırlar ne de usanç duyarlar. Onlar, gece-gündüz bıkmadan yo­rulmadan Allah'ı teşbih ederler, hiç ara vermezler.[28]

Melekler, yemezler içmezler, şehvetleri ve kötülüklere me­yilleri yoktur. Bu bakımdan insanların davranışlarında melekle­re uyması mümkün değildir. Diğer taraftan peygamberler melek olsaydı, aslî suretleriyle geldikleri takdirde insanlar onların heybetinden korkardı. Nitekim, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir gün Hıra mağarasından döndüğü sırada, yeri-göğü kaplamış bir vaziyette karşısına çıkan vahiy meleği Cebrail'i aslî suretiyle gö­rünce ürpermiş, peygamber olmasına rağmen büyük bir heyeca­na kapılmıştı. Melekler insan suretinde geldikleri takdirde ise, insanlar, bu defa onlardan şüphe duyarlar, onlara inanmaktan. kaçınırlardı.

Bu gerçeklere rağmen küfür ehli, her defasında, insan ol­dukları bahanesiyle kendilerine gönderilen peygamberlere karşı çıkmış, bir insanın hiç bir zaman peygamber olamayacağını id­dia etmiştir. Bu yüzden, ne zaman bir peygamber gönderilmişse, onun da kendileri gibi etten ve kemikten ibaret bir insan oldu­ğunu, yiyip içtiğini, çoluk çocuk sahibi olduğunu ileri sürerek ona inanmaktan kaçınmışlar ve ona düşman kesilmişlerdir. Pey­gamberlerin melek olması gerektiğini veya insanlardan olacaksa meydana gelecek hadiseleri önceden bilen ve istediğini yapabilen insan üstü güçle donatılmış biri olmasının şart olduğunu iddia etmişlerdir. Onların bu yanlış düşüncesi, bâzı âyetlerde şöyle ifade edilmektedir:

"Mekke müşrikleri şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber ki, yemek yiyor, çarşılarda geziyor! Kendisine bir melek indirilip de, onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya! Yahut kendisine gökten bir ha­zine indirilse veya bir bahçesi olsa da oradan yese ya![29]

Hüd'un (a.s.) kavmi de şöyle karşı çıkmıştı:

"Kavminden, kendilerine dünya hayatında bol nimet verdi­ğimiz o inkâr eden ve Ahiret hayatına kavuşmayı yalanlayan eş­raf takımı dedi ki: Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor. Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde siz, mutlaka ziya­na uğrayanlardansınız demektir.[30]

Peygamberlerin melek olması veya insan üstü güçlerle do­natılması gerektiğini iddia eden müşriklere karşı Cenâb-ı Hakk'in cevabı ise şöyle olmuştur:

"Ona, bir melek indirilseydi ya dediler. Eğer bir melek in­dirmiş olsaydık, iş bitirilmiş olurdu. Artık onlara hiç mühlet veril­mezdi. Eğer peygamberi melek yapsaydık, onu, yine insan suretinde kılardık. Onlan yine düştükleri şüpheye düşürürdük. [31]

Âyet-i kerimede belirtildiği gibi, peygamber melek olsaydı, dini insanlara anlatabilmesi ve onlarla birlikte oturabilmesi için insan suretinde gelirdi. Zira, her cins, hemcinsine ülfet eder ve onunla birlikte bulunmaktan sıkılmaz. Diğer varlıklardan ise kaçar. Bu bakımdan, insanlara önderlik yapacak peygamberle­rin yine onlardan biri olması gerekirdi. Çünkü peygamberlerin görevi, sâdece Allah'ın mesajını, kullara ulaştırmaktan ibaret değildir. Ümmetlerini kendilerine gönderilen kurallara göre ıslah etmek, toplumda Allah'ın emir ve yasaklarını uygulamak da onların aslî vazifesidir. Her peygamber, bu kuralların nasıl tatbik edildiğini bizzat kendisi göstermiştir. Ümmetlerinin her türlü sorularını dikkate alarak, dinin doğru öğrenilmesini sağlayacak açıklamaları yapmıştır. Allah'ın mesajına karşı çıkan müşriklerle mücâdele etmiş, onların her türlü kötülüklerine karşı direnmiş ve zorlu bir vazife icra etmiştir. Halbuki bir melek, bunları yapamazdı. Onun işi, sâdece mesajı ulaştırmaktan ibaret kalırdı. İnsanlar arasında, onlar gibi yaşayıp, insanların hayatını ıslah etmek bir meleğin vazifesi olamazdı. Meleğin, peygamberliği; an­cak hemcinsleri melekler için olabilirdi. Nitekim Allah Teâlâ, yer­yüzünde melekler yaşasaydı, peygamberlerin de onlardan seçile­ceğini beyan etmiştir:

"İnsanlara hidâyet geldiği zaman, onların iman etmelerine engel olan sebep, sâdece, 'Allah bir insanı mı peygamber gönder­di?' demeleridir. Ey Peygamberi De ki: Yeryüzünde huzur içinde dolaşan melekler olsaydı, elbette biz, onlara peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik.[32]

İnsanlardan bir kısmı da, peygamberlerinin ölümünden sonra peygamberlik inançlarını tahrif ederek, onların insan ola­mayacağını iddia etmişlerdir. Yaptıkları önemli işlere bakarak peygamberlerinin normal insan olamayacağından hareketle, on­lara ulühiyet isnâd etmişler; hatta bâzıları, yahûdîler ve Hıristi-yanlarda olduğu gibi, peygamberlerinin Allah'ın oğlu olduğunu ileri sürmek suretiyle şirke düşmüşlerdir. Yüce Allah, bu iki top­lumun sâdece peygamberlerini değil, onlarla birlikte din adamla­rını da ilâh edinerek düştükleri büyük hatâyı şöyle açıklamakta­dır:

"Yahûdîler, 'Özeyir Allah'ın oğludur' dediler. Hıristiyanlar da, İsa Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Bu, onların, ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Onlar, bu sözlerini kendilerinden önceki kâfirlerin sözlerine benzetirler. Allah, bunları kahretsin. Nasıl da uyduruyorlar?

Onlar, hahamlarım, papazlarını ve Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'tan başka ilâhlar edindiler. Halbuki onlar, ancak bir olan ve kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a ibâdet etmekle emrolun-muşlardı. Allah, onların koştukları ortaklardan münezzehtir.[33]   
   





Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #8 : 26/02/10, 03:44 »
D. Peygamberlik Görevi Sadece Erkeklere Verilmiştir
 

Peygamberlik, büyük mücâdele ve üstün sabır isteyen bir görevdir. Bütün peygamberler, büyük zorluklarla yüz yüze gel­mişler, bu önemli görevlerini yürütürken her türlü sıkıntıya mâ­ruz kalmışlardır. Bu yüzdendir ki, Allah Teâlâ, kadın tabiatının kaldıramayacağı ağırlıkta bir yük olan peygamberlik görevini yalnızca erkeklere vermiştir. Bu hususta şöyle buyurmaktadır:[34]

"Biz, senden önce de, kendilerine vahiy indirdiğimiz erkek­lerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyor­sanız bilenlerden sorunuz.[35]

"Ey Muhammedi Biz. Senden önce de şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber ola­rak göndermedik.[36]
   





Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #9 : 26/02/10, 03:45 »
E. Peygamberlik Maddî Güç Ve Varlıkla Alâkalı Değildir

İnkarcılar, peygamberlerin melek olması gerektiği iddiasıy­la kalmamışlar, bu itirazlarının bir çare olmadığını gördükten sonra, bu defa, kendilerine gönderilen peygamberlerin sıradan insanlar olduğunu bahane göstererek, ancak güçlü ve zengin şahısların peygamber olabileceğini ileri sürmüşlerdir. İnkârlarını devam ettirebilmek için bu bahaneye sarılmışlardır. Nitekim ön­celeri bir insanın peygamber olmasına akıl erdiremeyen Mekke müşrikleri, daha sonra da şayet bir insan peygamber olacaksa, o insanın zengin ve güçlü biri olması gerektiğini iddia ederek Hz. Peygamber'in risâletini inkâra devam etmişlerdi. Onlar toplu­mun zenginlerinden olmayan bir şahısa peygamberlik verilmesi­ni bir türlü anlayamıyor ve bunu kabullenmek istemiyorlardı. Onlara göre peygamberlik bir insana verilecekse, hem zengin hem de şehrin liderlerinden olan bir şahsa verilmeliydi. Hatta onlar, bu makam için Mekke zenginlerinden Velid b. Muğire ile Tâif zenginlerinden Mesud b. Amr es-Sakafî'yi düşünüyorlar ve peygamberliğin Abdullah oğlu Muhammed 'e değil bu iki şahıstan birine indirilmesi gerektiğini söylüyorlardı.[37] Cenab-ı Hak, onla­rın bu yanlış düşüncesine işaret ederek, rahmetini insanlar ara­sında kendisinin paylaştırdığını ve dilediği insanları peygamber seçtiğini açıklamıştır:

"Ve dediler ki: Bu Kur'ân iki şehirden bir büyük adama indirilseydi ya? Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Bir­birlerine iş gördürmeleri için, kimini ötekine derecelerle üstün kıl­dık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayır-lıdır.[38]     Firavun ve adamlarının Musa ve Harun'a (a.s.) tepkisi de şöyle olmuştu:

"Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve ileri gelen a-damlarına âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik. Onlar ise, büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular. 'Şu iki a-damın kavmi bize kölelik ederken, şimdi biz kalkıp, bizim gibi iki insana mı inanacağız.' dediler. Onlan yalanladılar ve helak edi­lenlerden oldular.[39]






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #10 : 26/02/10, 03:45 »
F. Peygamberler Gaybı Bilemezler
 

Gaybı bilmek ve bildirmek sâdece Allah'a mahsustur.[40] An­cak Yüce Allah, peygamberlerine gaybe dâir bâzı konular hak­kında sınırlı bilgiler vermiştir. Peygamberlerin gayb alemiyle ilgili olarak insanlara ulaştırdıkları haberler, kendilerine verilen bu sınırlı bilgilerden ibarettir.

"Gaybı O (Allah) bilir, gaybı kimseye göstermez. Ancak pey­gamber olarak seçtiği kimse, bu hükmün dışındadır. Çünkü Allah, seçtiği peygamberin önüne ve ardına gözetleyid koyar.[41]

Bir askerî sefer esnasında Rasülullah(s.a.v.)'ın devesi kay­bolmuştu. Bunun üzerine bir münafık, "Muhammed , peygamber olduğunu iddia ediyor; size gökten haberler veriyor; ama kendi devesinin nerede olduğunu bilmiyor." dedi. Durum kendisine bildirilince, Sevgili Peygamberimiz, kendisinin doğrudan gaybı bilmesinin mümkün olmadığım ve ancak Allah'ın haber verme­siyle bu hususta bazı şeyleri öğrendiğini şöyle açıkladı:

"Andolsun ki ben, (gayb ile ilgili olarak) Allah'ın bana bildirdiğinden başkasını bilemem.[42]   






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #11 : 26/02/10, 03:46 »
G. Her Millete Peygamber Gönderilmiştir
 

Allah Teâlâ, insanları hidâyete ulaştırmak için, çok sayıda peygamber göndermiştir. Doğru yoldan sapanları tekrar tekrar hak yola çağırmak ve onları peygambersiz bırakmamak suretiyle, onların Kıyamette küfürlerini savunmak için gösterebilecekleri mazeretleri bütünüyle ortadan kaldırmıştır. Kur'ân-i Kerim, bu hususu şöyle açıklamaktadır:

"İnsanlar tek bir ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uya­rıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmaz­lığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık­tan dolayı dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah, izn-i üâhisiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçekler hakkında iman edenlere doğru olanı gösterdi. Allah, dilediğini doğru yola iletir.[43]

Bu âyetin ikinci kısmından anlaşıldığı gibi insanlar, pey­gamberlerin vefatından bir süre sonra, Allah tarafından onlara gönderilmiş olan ilâhî bilgileri tahrif ederek dinlerini bozdular. Hak yoldan sapan bu insanlar, yeryüzünde bozgunculuğa başla­dılar. Cenab-ı Hak ise, bu durumlarda onlara yeni peygamberler gönderdi ve böylece insanların âhirette kendilerine peygamber gönderilmediği bahanesine sığınmalarını geçersiz hâle getirdi:

"(Yerine göre) müjdeleyici ve sakındıncı olarak peygamberler gönderdik ki, insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah, izzet ve hikmet sahibidir.[44]

"Eğer onlar, işledikleri günahlar yüzünden başlarına bir musibet geldiği zaman, 'Rabbimizl Bize peygamber gönderseydin de, biz de senin âyetlerine uyup, müzminlerden olsaydık ya!' di­yecek olmasalardı, peygamber göndermezdik. [45]

Yaratılıştan günümüze kadar, hiçbir toplumun peygamber­siz bırakılmadığı, Kur'ân-ı Kerim'de birkaç defa vurgulanmıştır:

"Ey kitab ehli! 'Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi.' demeyesi-niz diye, peygamberlerin arasının kesildiği bir devirde size gerçek­leri açıklayan peygamberimiz geldi. İşte size müjdeci ve uyarıcı geldi, Allah her şeye kadirdir.[46]

"Şüphesiz ki, her ümmete, 'yalnız Allah'a ibadet edin, her azdıncıdan kaçının,' diyen bir peygamber gönderdik. İçlerinden bir kısmını Allah doğru yola sevk etti. Diğer bir kısmı ise sapıklığı hak etti. Ey insanlar! Yeryüzünde dolaşın, peygamberlerini yalan­layan toplumların sonunun ne olduğuna bir bakın.[47]

"Biz,   bir peygamber göndermedikçe,   kimseye azap  etmeyiz.[48]

"Şüphesiz her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberle­ri onlara geldiğinde aralarında mutlaka adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.[49]

"Şüphesiz ki biz, senden Önce nice peygamberleri kendi ka­vimlerine göndermişizdir."[50]

"Sen ancak bir uyarıcısın. Her ümmetin bir hidâyet rehberi, yol göstereni vardır."[51]

"Sen sâdece bir uyarıcısın. Biz seni hakikat ehli bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; çünkü hiçbir toplum yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelmiş olmasın.[52]

"Biz, her peygamberi, kendisine gönderileni onlara açıkla­ması için kavminin diliyle gönderdik.[53]

Peygamberlik zinciri, peygamberlerin sonuncusu/hâte-mü'n-nebiyyîn olup[54] âlemlere rahmet olarak gönderilen,[55] Hz. Muhammed  (s.a.v.) ile tamamlanmıştır. O, son peygamber olarak bütün insanlığa gönderilmiştir. Allah Teâlâ, ona hitaben şöyle buyurmuştur:

"Biz seni, ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı ola­rak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler."[56]

"Ey Muhammed , de ki: Ey insanlar! Ben sizin hepinize gök­lerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim.[57]

Rasülullah da (s.a.v.), peygamberlerin sonuncusu olduğu­nu açıklarken şöyle demiştir:

"Benimle, benden önce gönderilen peygamberlerin durumu, tıpkı bina yapan bir adamın durumu gibidir. Şöyle ki, bu adam, bir bina yaptı, güzel yaptı, onu süsleyip tamamladı. Yalnız köşele­rinden birinde bir kerpiçlik yer eksik kaldı. İnsanlar binanın çev­resini dolaşmaya başladılar. Binayı çok beğendiler ama 'keşke şu kerpiç de yerinde olsaydı!' dediler. İşte (yerine konmamış) o kerpiç benim. Ben, peygamberlerin sonuncusuyum.[58]

Rasülullah (s.a.v.), yine bütün insanlığın peygamberi ola­rak gönderildiğini açıklamış ve bu vazifesini yerine getirmek için gerekli tedbirleri almış; zamanın hükümdarlarına yazdığı mek­tuplarla, onları ve halklarını İslam'a davet etmiştir. Nitekim o, bu hükümdarlara gönderdiği elçilere şöyle demişti:

"Ben bütün insanlığa rahmet olarak gönderildim. Benim me­sajlarımı o hükümdarlara ulaştırınız."

İran kisrasına yazdığı mektubun bir bölümünde şöyle di­yordu:

"Şüphesiz ben, Allah'ın tüm insanlığa gönderdiği peygambe­riyim. Bütün insanları uyanp, inanmayan kâfirlerin Allah'ın kor­kunç azabına uğrayacaklarını bildirmek için gönderildim."

"Bütün insanlığın peygamberi olarak gönderildim, peygam­berlik müessesesi benimle mühürlenmiştir."[59]

Allah Teala, bütün insanlığın peygamberi olan Rasülullah'i gönderdikten sonra, kurtuluşu ona ümmet olmaya bağlamıştır. Onunla birlikte, önceki dinlerin tamamını geçersiz kılmış; bun­dan itibaren insanlardan sâdece ona gönderdiği İslam Dini'ni kabul edeceğini bildirmiştir. Bu konudaki iki âyetin tercümeleri şöyledir:

"Kim İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki bu din onun için kabul edilmeyecek ve o âhirette kaybedenlerden olacaktır.[60] "Allah katında yegâne makbul din İslam'dır."[61] 






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #12 : 26/02/10, 03:47 »
H. Nebî - Rasül Farkı, Peygamberlerin Sayısı Ve Dereceleri
 

Rasül kelimesi, Arapçada "gönderilen kimse" manasına ge­lir, elçi ve temsilci demektir. Kur'ân-ı Kerim'de bu kelime Allah'ın elçisi mânâsına, özel bir görev ile gönderilen melekler ve Allah'ın mesajını insanlara tebliğ eden peygamberler için kullanılmıştır. Nebî kelimesinin lügat mânâsı ise, "haber getiren, yol gösteren kimse" dir. Bu kelime de peygamber karşılığı olarak kullanılır.

Kur'ân-ı Kerim'de, Allah'ın elçileri olan peygamberler için bu iki isim de kullanılmış ve aralarında kesin bir ayırım gözetil-memiştir. Bir peygamber hakkında bir yerde "rasül" başka bir yerde "nebî" denilmiş, bâzı yerlerde ise, anlam farkı söz konusu olmaksızın, iki kelime birlikte kullanılmıştır. Ancak bu iki keli­menin birlikte geçtiği, "Biz, senden Önce hiç bir rasül ve hiç bir nebi göndermedik ki...[62] diye başlayan âyette, iki tâbir arasında bir anlam farkı olduğunu gösteren bir üslup söz konusudur.[63] Bu farka önem veren âlimlere göre rasül, Allah tarafından ken­disine kitap ve yeni bir din gönderilen ve bunu insanlara tebliğ eden peygamberdir. Nebî ise, müstakil şeriatı olmayıp kendisin­den önce gönderilmiş bir rasülün dinine tâbi olan ve bunu in­sanlara anlatan peygamberdir.[64]

Buna göre rasüllük, nebilik mertebesinden üstündür. Her rasül aynı zamanda bir nebî olduğu halde, her nebî bir rasül değildir. Peygamberlerin içindeki rasüllerin görevleri daha önem­lidir; ancak sayıları nebilere göre çok azdır. Rasülullah (s.a.v.)' den nakledilen bir rivayete göre, peygamberlerin toplam sayısı 124 bin olup, bunların sâdece 315'i rasüldür.[65] Türkçemizde elçi mânâsına gelen peygamber kelimesi, bu iki kelimeyi de karşı­lamaktadır. Farsça kökenli olan bu kelime "elçi, haber getiren" mânâsına gelir.

Her biri fazilet timsali, ışık kaynağı, medeniyet mimarı ve insanlar için en güzel örnek olan peygamberler arasında Allah'ın elçileri olmak bakımından hiçbir fark yoktur. Onların tamamının Allah'ın elçileri olduklarına inanmak imanın altı şartından biri­dir. Bakara suresinin 285. âyetinde şöyle buyurulmaktadır:

"Peygamber ve mü'minler, rabbi tarafından peygambere in­dirilene iman ettiler. Hepsi de, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın peygamberlerini birbirinden ayırdetmeyiz dediler, işittik ve itaat ettik, Rabbimiz, affını dileriz, dönüş sanadır, diyerek yalvardılar."

Nisa suresinin 150-152. âyetlerinde de şöyle buyurulmuş-

tur:

"Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ve peygam­berleri arasında aynm yaparak, 'onların bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz' diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyen­ler, işte onlar, gerçekten kâfir olanlardır. Biz, kâfirler için alçaltım bir azap hazırlamışızdır. Allah'a ve peygamberlerine iman edip onlar arasında hiç bir aynm yapmayanlara gelince; zamanı geldi­ğinde Allah onlara mükâfatlarım verecektir. Ve Allah, çok bağışla-- yıcı, rahmet kaynağıdır."

Diğer taraftan, her biri seçilmiş üstün bir şahsiyet olmak ve peygamberlik bakımından aralarında bir fark bulunmamakla birlikte, peygamberler arasında fazilet açısından derece farkı vardır. Bu husus, doğrudan Allah Teâlâ tarafından bildirilmiştir.

Yüce Allah, peygamberlerin bâzılarını diğerlerinden üstün kıldı­ğını şöyle açıklamaktadır:

"Şüphesiz ki biz, peygamberlerin bir kısmını, diğerlerinden üstün kıldık.[66]

"İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah, onların bazılarıyla konuştu, bâzılarının da derecele­rini yükseltti.[67]

Peygamberlerden beşi "ülü'l-azm" diye isimlendirilmiştir. Onlar, peygamberlerin en faziletlileridir. Her birine yeni bir din gönderilmiş olan bu beş peygamber, risâlet görevini yerine geti­rirken büyük sıkıntılarla karşılaşmış ve bu uğurda üstün bir mücadele sergilemiştir. Onlardan Nuh (a.s.) tebliğ görevini bin yıla yakın sürdürdüğü halde, kendisine çok az kimse iman et­miş, o buna rağmen davetini büyük bir sabırla devam ettirmişti. İbrahim (a.s.), bu mücâdele uğrunda ateşe atılmayı göze almıştı; ancak Cenab-ı Hak onu kurtardı. Diğer üçü, Musa (a.s.), İsa (a.s.) ve Muhammed  (a.s.) da büyük sıkıntılarla karşılaştılar. Bu­na rağmen görevlerini hakkıyla yerine getirdiler. Bu beş pey­gamberin isimleri Ahzâb suresinin 7. âyetinde birlikte geçmekte­dir:

"Hani bir zaman biz, peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da sağ­lam bir söz almıştık."

Allah Teâlâ, ülül-azm peygamberlerin, karşılaştıkları zor­luklara aldırmayıp, tebliğ görevlerini büyük bir sabırla yerine getirdiklerine işaret ederek şöyle buyurmuştur:

"Nice peygamberler vardır ki, rablerine ihlâsla kulluk eden bir çok kimse onlarla birlikte savaşmışür. Allah yolunda kendile­rine isabet eden zorluklara aldırmamışlar, zayıflık göstermemişler ve boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.[68]

Cenab-ı Hak,, Sevgili Peygamberimiz'e, tebliğ görevini yeri­ne getirirken, büyük sabır ve sebat sahibi bu peygamberleri ör­nek almasını emretmiştir:

"Ey Muhammed ! Sen de, azim ve sebat sahibi (ülü'l-azm) peygamberlerin sabrettiği gibi sabret. Kâfirler için acele azap is­teme. Onlar, kendilerine va'dolunan günün dehşetini gördükleri zaman, dünyada sâdece gündüzün bir anı kadar kaldıklarını sa­nacaklardır. Bu apaçık bir tebliğdir. Dinden ayrılan bir topluluk­tan başka kim helak edilir?'[69]

Bir başka âyette ise, bu beş peygamberden söz edilmekte ve yine Peygamberimiz'e hitaben şöyle denilmektedir:

"Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin, diye Nuh'a emrettiğini, sana vahiyle bildirdiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat onlan kendisine çağırdığın bu din, Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, diledi­ğini kendisine çeker ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir."[70]

Sâvi, bu âyetin tefsiriyle ilgili olarak şöyle demiştir:

"Bu âyette zikredilen peygamberler, peygamberlerin büyük­leri (ülü'l-azm.) ve büyük şeriatleri olan peygamberler oldukları için, Yüce Allah, bunları özellikle zikretmiştir. Bu peygamberlerden her birinin yeni bir şeriatı vardır. Bunların dışındakiler ise, kendi­lerinden önceki şeriatı tebliğ ile görevli olarak gönderilirlerdi. Bu iş, devamlı olarak, bir peygamberin peşinden diğeri, bir şeriatın arkasından bir diğer şeriat gönderilmek üzere rasüllerle pekişti­rilmiş ve nebilerle desteklenmiştir. Nihayet Yüce Allah, dinlerin en hayırlısı, peygamberlerin en üstünü bizim Peygamberimiz (s.a.v.)' in dini ile bu işi sona erdirmiştir. Buradan anlaşılmıştır ki, bizim, yani Muhammed  ümmetinin şeriatı, temel itikadlar ve hükümler konusunda, geçmiş bütün şeriatları içine almıştır.)[71]

Peygamberlerin sonuncusu/ hâtemü'n-nebiyyîn olup[72] âlemlere rahmet olarak gönderilen,[73] Hz. Muhammed  (s.a.v.), menzile ve mertebe bakımından rasüllerin en faziletlisidir. Pey­gamberler içinde, bütün insanlığa gönderilen tek peygamber odur. Diğer peygamberler ise, belirli ümmetlere veya belirli muhitlere   gönderilmişlerdir.   Peygamberimiz  Hz.   Muhammed 'e hitlere gönderilmişlerdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed 'e (s.a.v.) indirilmiş olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim de, semavî kitapların sonuncusu ve en üstünüdür. Kadı Iyaz'ın naklettiğine göre bâzı müfessirler, Cenab-ı Hakk'ın Kur'ân-ı Kerim'de diğer peygamberlere, "Ya Âdem, Ya Nuh, Ya Musa, Ya İsa" gibi isimle­riyle hitap ederken, sâdece peygamberimize açık ismiyle değil de, "Ey Nebi, Ey Rasül" diyerek nübüvvet ve risâlet sıfatıyla hitap etmesini, onun diğerlerinden üstünlüğünün bir delili olarak ka­bul etmişlerdir.[74] Rasülullah'ın (s.a.v) şanını yüceltmek maksa­dına bağlanan bu âyetlerden onüçünde "Yâ eyyuhe'n-nebiy" iki­sinde ise "Yâ eyyuhe'r-rasül"diye hitap edilmiştir.

Böyle olmakla birlikte Sevgili Peygamberimiz, peygamberler arasında fark gözetilmesinden ve kendisinin diğerlerinden üstün gösterilmesinden hoşlanmamış; bütün peygamberlere karşı saygı ve hürmet gösterilmesini istemiş ve buna büyük önem vermiştir. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, sahabilerden biri, bir yahüdî ile tartışmıştı. Tartışma sırasında, sahâbî "Muhammed  (s.a.v.)'i âlemlere üstün kılana andolsun!" diye yemin ederken, yahûdî "Musa'yı âlemlere üstün kılana andolsun!" demişti. Onun bu sözüne kızan müslüman ona bir tokat indirmişti. Yahüdî, derhal Rasülullah'a giderek, kendisini döven müslümanı şikâyet etti ve tartışmalarını ona anlattı. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Beni Musa'ya tercih etmeyiniz!"[75]

Aynı konuyla ilgili olarak şöyle dediği de nakledilmiştir:

"Peygamberler arasında fazilet ayırımı yapmayınız... Ben, hiç bir kimsenin Yunus b. Metta'dan daha efdal olduğunu söyteyemem.[76]

Başka bir defa Rasülullah'a insanların en keremlisinin kim olduğu sorulmuştu. "Allah'tan en çok korkanlar?' cevabını verin­ce, soruyu soranlar, "Bizim sormak istediğimiz bu değil dediler."

Bunun üzerine,  "İnsanların en keremlisi, İbrahim Halilullah oğlu nebî oğlu nebi oğlu Allah'ın nebisi Yusuf tur." dedi.[77]

Peygamberimiz'in (s.a.v) bu hassasiyeti sayesindedir ki, müslümanlar arasında rasül ve nebilerin tamamına karşı, bü­yük bir hürmet ve edeb hissi gelişmiş, onların arasında ayırım yapmak hoş karşılanmamıştır. Peygamberlerin tamamı, Yahûdî ve Hıristiyanların kendilerine atmış olduğu tüm töhmet ve iftira­lardan uzak tutulmuştur. Onların pak ve nezih oldukları husu­sunda hiç bir şüpheye yer yoktur. Dolayısıyla, İslâm'ın peygam­berler hakkındaki bu doğru ve kesin bilgileriyle nübüvvetin ger­çek mâhiyeti belirlenmiş, Ehl-i Kitab'ın bu hassas konudaki tah­rifatına da son verilmiştir. [78]






Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #13 : 26/02/10, 03:48 »
I. Peygamberlere Gönderilen Kitaplar Ve Sahifeler
 

Allah Teâlâ, peygamberlerden dördüne birer kitap gönder­miştir. Musa'ya (a.s.) Tevrat'ı, Davud'a (a.s.) Zebur'u, İsa'ya (a.s.) İncil'i ve son peygamber olan Hz. Muhammed 'e (s.a.v.) Kur'ân-ı Kerim'i indirmiştir. Bu büyük kitapların yanında, dört peygam­bere de, hacim olarak daha küçük kitaplar demek olan suhuf/sahifeler verilmiştir. Kendilerine suhuf gönderilen pey­gamberler ve sahifelerinin hacimleri ise şöyledir: Hz.Âdem'e 10 sahife; Hz. Şît'e 50 sahife; Hz. İdris'e 30 sahife; Hz. İbrahim'e 10 sahife. Bunlar, toplam olarak 100 sahife tutmaktadır. [79]





Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Cevaplandı: Peygamberlerin Görevleri
« Cevapla #14 : 26/02/10, 03:50 »
İ. Kur'ân-I Kerim Peygamberlerden Bâzıları Hakkııjda Bilgi Vermiştir
 

Kur'ân-ı Kerim'de, peygamberlerden bâzılarının tanıtıldığı, diğerleri hakkında ise bilgi verilmediği açıklanmaktadır:

"(Ey Muhammedi) Şüphesiz ki biz, senden önce birçok pey­gamber gönderdik. Onlardan bir kısmını sana anlattık, bir kısmını da anlatmadık..."[80]

Bâzı rivayetlerde, az önce geçtiği gibi, peygamberlerin top­lam sayısının 124 bin olduğu ifâde edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim,, onlardan sadece 25'i hakkında bilgi vermiştir. Buna göre, Kur'ân'da isimleri geçmeyen peygamberlere icmali/toplu iman, isimleri geçenlerin[81] peygamberliğine ise tafsîlî iman gerekir. Kur'ân'da isimleri geçen peygamberler şunlardır:

Âdem, îdris, Nuh? Salih, Hûd, Şuayb, İbrahim, Lût, İsmail, İshak, Yakub, Yusuf, Musa, Harun, Dâvud, Süleyman, İlyas, Elyesa, Eyyûb, Zülkifl, Yunus, Zekeriya, Yahya, İsa, Muhammed  (a.s.).

Bu peygamberlerden onsekizinin ismi, En'am suresinin 84-86.âyetlerinde toplu olarak geçmektedir:

"Biz, İbrahim'e, İshak'ı ve Ya'kub'u bahşettik. Ve hepsim doğru yola sevk ettik. Daha önce Nuh'u ve soyundan olan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyûb'u, Yusufu, Musa'yı ve Harun'u da doğru yola sevk etmiştik. İşte biz, iyilikte bulunanları böyle mükâ­fatlandırırız. Zekeriya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da hidâyete erdirdik. Hepsi de sâlih kullanmızdandı. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da hidâyete erdirdik. Hepsini de âlemlere üstün kıldık."

Bu âyetlerde isimleri sayılanların ve diğer yedi peygambe­rin isimleri, çeşitli âyetlerde müteaddit defalar zikredilmiştir.

Kur'ân-ı Kerim'de isimleri geçen Üzeyir[82] Lokman[83], ve Zülkarneyn[84] ile Hz. Musa'nın birlikte yolculuk yaptığı ve kendisinden önemli şeyler öğrendiği sâlih kulun[85]-ki, hadislerde bu şahsın Hızır (a.s.) olduğu bildirilmiştir- peygamber olup-olmadık-ları hususunda ise ihtilaf vardır. Müfessir ve tarihçiler arasında Hz. Üzeyir'in peygamber olduğu görüşü oldukça yay­gındır. Buna dayanarak eserimizde onu da tanıttık. [86]







Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Tasavvuf ve Nefis Terbiyesi - Mehmet Ildirar Romatizma, kalp krizi riskini artırıyor ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.464 saniyede oluşturulmuştur


Peygamberlerin GörevleriGüncelleme Tarihi: 13/12/19, 14:32 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim