Peygamberlerin Sıfatları - Akaid ve Fıkıh Bilgileri
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 24.938 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.096 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22741 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Peygamberlerin Sıfatları, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2873 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Peygamberlerin Sıfatları}   Okunma sayısı 2873 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.173
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Peygamberlerin Sıfatları
« : 30/08/12, 02:37 »
PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

Her şeyden önce bütün peygamberler insandır, kuldur. Her peygamber doğar, büyür, yer, içer, uyur, evlenir, çarşı pazarda gezer, ticaret yapar, insanların arasında yaşar, onlarla aynı şartları paylaşır hasta olur, aç kalır, ömrü tükenir vefat eder; ebedi aleme gider. Bu yönüyle insanlarla ortaktır. Ancak onlar Allah tarafından terbiye edilmiştir. Kendilerine yüksek bir kabiliyet, marifet, muhabbet ve feraset verilmiştir. Kendileri, insanların ıslahı için hazırlanmıştır. Allahu Tela'dan gelen vahyi alacak bir kalp ve imkana sahip kılınmışlardır. Zahir ve bâtınları ilahi nurla yıkanmış, temizlenmiş, feyizlendirilmiştir. Meleklerle görüşecek, konuşacak kıvamda yaratılmışlardır. Her işleri dengeli, edebli, şerefli ve hikmetlidir. Allahu Teala'nın ahlakını ve ahkamını en yüksek seviyede temsil ve tatbik ederler. Basit hal ve davranışlardan uzaktırlar. Peygamberlerin sultanı Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimizi anlatan edib, ne güzel söylemiş:

Zahiren beşerdir; lakin beşer gibi değildir. /Elmasa da taş denir, fakat o ayrı bir şeydir.
Melekler bir kez Onu görmek diterler; /Gelip ayağına yüz sürmek isterler.

Peygamberler insanlardan seçilmiştir. Bazı insanlar bunu yadırgamışlar ve: "Bizi, bizim gibi bir insan mı hidayete ulaştıracak? O da bizim gibi yiyor içiyor, aramızda geziyor" diyerek kibir ve fitneye düşmüşlerdir. Peygamberler de, Kur'an-ı hakim'in değişik ayetlerinde belirtildiği gibi, bu kimselere: "Evet, biz de sizin gibi bir insanınız, fakat Allah bize vahiy indiriyor, meleğini gönderiyor, hüküm ve emirlerini bildiriyor, elimize mucize veriyor; Allah'ın emriyle sizi hakka davet ediyoruz" diyerek işin derin, farklı ve akıl ötesi boyutunu hatırlatmışlardır.

Peygamberler, kendi akıl, düşünce hesapları ile hareket etmezler. Hiçbir peygamber, önce ince ince düşünüp, ben nasıl bir din ortaya koyayım, insanlara ne mesajlar vereyim, onların kalbine ve aklına hangi cazip fikirlerle gireyim diyerek işe başlamamıştır. Onlar peygamberlik vazifesini aldıktan sonra tamamen Allahu Teala'nın kontrol, sevk ve idaresinde hareket ederler. Hangi ayetin hangi zamanda geleceğini önceden bilmezler. Davetin hangi boyutlara ulaşacağını baştan kestiremezler. Bunun hesabını da yapmazlar. Sadece en güzel şekilde ilahi emir ve hükümleri insanlara ulaştırmakla meşgul olurlar. Allahu Teala'nın muradına tabi, hükmüne ram olup sonucu beklerler.

Peygamberler, insanların hidayet ve kurtuluşu için canlarını ve mallarını verirler, fakat onlardan hiçbir maddi ücret, rağbet, menfaat ve alkış beklemezler. Ümmetlerinden istedikleri tek şey, alemlerin Rabbine güzel kulluk etmeleri ve O'nun rızasına ermeleridir. Onların ücreti alemlerin Rabbine aittir. Peygamberler benlik nedir bilmezler; şahsi çıkar peşine düşmezler. Onlar hep "ümmetim" der, onlar adına endişe çekerler. Hz Peygamberin (s.a.v) gerçek varisleri Rabbani alimler, kamil mürşidler ve ihlaslı davetçiler de bu ahlak üzerinde hareket ederler. Onların verdikleri can, istedikleri canandır. Onlar nefislerini Allah yoluna kurban etmişlerdir.

Peygamberler son derece ihlas ve samimiyetle vazife yaparlar. Onların Allah rızasından başka bir hedefleri yoktur. Baş olmak, zenginlik ve refah içinde bir hayat bulmak, her vaziyete göre farklı bir tavır almak, bir öyle bir böyle davranmak onların işi değildir.

Peygamberler, çekişme, didişme, laf ile atışma, ona buna sataşma yoluyla insanları dine davet etmez, cahilce davranışlara girmezler. Herkesi, hikmetle, güzel söz ve tatlı yüzle, ibretli uyarı ve ikna edici nasihatla, yumuşak bir yaklaşım ve edebli davranışlarla Allah'a davet ederler.

Her peygamber bir çeşit mucize sahibidir. Allahu Teala peygamberlerini halkın önünde mucize ile desteklemiş ve peygamberliklerini isbat etmiştir.

Mucize, insanın yapması, tekrarlaması, ortaya koyması mümkün olmayan harikulade akıl üstü şeylerdir. Mucize ile Allahu Teala'nın sonsuz kudretinden bir örnek verilmiştir. Ayrıca bu şekilde mucizeyi gösteren peygamberin Allah tarafından göndedilip desteklendiği kesinleşmiş olur. Mesala, kayadan deve çıkması, dağ gibi yüksek alevli ateşin yakmaması ve gülistana dönmesi, ağacın yılan olup konuşması, denizin yarılıp yol olması, hayvanların konuşması, bulutların ve rüzgarın peygamberin istediği yön ve hızda esip istediği yere gitmesi, ölülerin diriltilmesi, ayın ikiye bölünmesi, ağaçların, taşların ve hayvanların şehâdet getirip peygamberi tasdik etmesi, peygamberin parmakları arasından su kaynayıp akması, peygamberin kısa bir anda yerleri ve gökleri dolaşıp gelmesi (miraç) gibi mucizeler, Allah'ın izniyle meydana gelmiş mucize örnekleridir. En büyük mucize Kur'an mucizesi olup Hz. Muhammed  (s.a.v) Efendimize verilmiştir.

Ehli Sünnet vel Cemaat -  Dr.Dilaver Selvi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/peygamberlerin-sifatlari-t31726.0.html



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.173
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Peygamberlerin Sıfatları
« Cevapla #1 : 30/08/12, 02:39 »
Doğruluk-Sıdk:

Peygamberler özleri, sözleri, niyet ve hedefleri dosdoğru kimselerdir. Onlar ilahi kontrol altında Cenab-ı Hakk'ın sözcülüğünü yapmaktadırlar. Saadetli ağızlarından çıkan her şey haktır, doğrudur. Yalan, yanlış, yapmacık, noksan, ayıp ve kusurlu bir söz söylemezler. Nebilerin son altın halkasını temsil eden Hz. Rasulullah (s.a.v) efendimiz, doğruluk, eminlik ve mertliğin zirvesinde idi. Daha peygamberliğini ilan etmeden önce Mekke'liler kendisine Muhammed  ü'l-Emin= güvenilir, emin Muhammed   ismini takmışlardı. (ibnu Hişam, Siret, l, 209; Ahmed, Müsned, Hakka, 44-47. Necm, 3-4.l, 425.)

Bir peygamber ne din işinde ne de dünya işinde asla yalan söylemez. Çünkü daha söze dökülmeden gönülden geçenleri bilen ve takib eden Yüce Rabbimiz, Habibi Hz. Muhammed  'in emniyetini ve nasıl takib edildiğini şu ayetinde belirtmiştir:

"Eğer o peygamber bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kuvvetle yakalar, sonra da onun can damarını koparır onu yaşatmazdık. Sizden hiç kimse de buna mani olamazdı."(Hakka 44-47)

İşte peygamberler böyle ciddi bir vazife görmektedirler ve o vazife başında son derece ciddidirler.

Peygamberlerin imamı Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz her ne söylemiş ise Hakk tarafından tasdik edilmiştir. Ayrıca gelecekle ilgili ne buyurmuşsa zaman onu tasdik edecektir. Dünya ve ahiretle ilgili her sözü gerçekleşecek, her kelimesi yerini bulacak, her haberi tahakkuk edecektir. Hz. Kur'an'ın şehadetiyle Efendimiz (s.a.v), peygamber sıfatıyla ne söylermişse Cenab-ı Hakk'ın vahyi ile söylemiştir. Kendi heva, heves ve hesabıyla konuşmamıştır.(Necm 3-4)

Emanet-Emin Olmak:

Peygamberlerin en önemli sıfatlarından birisi emin olmalarıdır. Onlar, zahiri ve batini, maddi ve manevi hiçbir emanete hıyanetlik etmezler. Allah'ın kendilerine emanet ettiği vahiy konusunda son derece emindirler. Vahiy, kendilerini uyarsa da, insanlardan çekinip onu gizlemezler. Vahyi insanlara ulaştırırken emindirler. Kendilerine indirilen ve insanlara ulaştırılması emredilen ayetleri bir harfini noksan etmeden tebliğ ederler. Ümmetin içindeki her işlerinde, sözlerinde emindirler. Kendilerine emanet edilen mal ve namus konusunda emindirler. Hiç kimseyi aldatmaz, yanıltmaz, zerre kadar hakkını yemezler. Düşmanlarına karşı da merttirler, söz verip sözlerini çiğnemezler. Anlaşmalarına sadık kalır, en son durumda adaletten başka bir şey yapmazlar. Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, mü'mini tarif ederken şöyle buyurmuştur:

"Mü'min herkesin kendisinden emin olduğu, malı, canı ve ırzı konusunda bir endişe etmediği kimsedir." (Tirmizi, iman, 12; İbnu Mace, Fiten, 2.)"Emin olmayanın, etrafına emniyet vermeyenin imanı da yoktur." (Ahmed, Müsned, III, 135.)

Tebliğ:

Allah'tan gelen hükümleri insanlara ulaştırmak her peygamberin en mühim ve en birinci işidir. Tebliğ olmasa ne peygamberin peygamberliği bilinir, ne de getirdiği dinin hükümleri anlaşılırdı.

Peygamber Allah'ın emir ve hükümlerini insanlara ulaştırırken hiç kimseden korkmaz, ilahi emri geciktirmez, bir kısmını gizlemez. Karşısındaki insanların kendisine karşı çıkmasından endişelenmez, hiç kimsenin davetini Kabul etmeyişinden ümidini kesmez; davet ve tebliğe devam eder.

Yüce Yaratıcı insanlığa gönderdiği son peygamberine şu emri vermiştir:

"Ey Rasüllüm! Rabbinden sana indirilen şeyleri insanlara tebliğ et. Bunu yapmazsan Allah'ın davetini onlara ulaştırmamış olursun. Bu konuda bir endişen olmasın; Allah seni insanlardan gelecek zararlardan koruyacaktır."( Maide, 67.)

İnsanların hak davet ile karşılaşması ve imtahanın başlaması için tebliğ şarttır. Kendisine İslam daveti ulaşmayan bir kimse, mesul değildir. Allahu Teala peygamber göndermediği veya kendilerine hak davetin ulaşmadığı kimselere azap etmeyeceğini haber vermiştir.( lsra, 15; Kasas, 59.)

Tebliğin en mühim yanı, kulları Yüce Yaratcının ayet, edeb ve hükümleri ile yüzyüze getirmek, hastaya ilacını vermektir. Böylece, ilahi hüccet ve delil ortaya konacak, insanlar mesul olacak, mükellefiyet başlayacaktır. En önemlisi kulların ahirette: "Ya Rabbi, bize doğru yolu öğreten bir kimse gelmedi, onun için sana nasıl kulluk edeceğimizi bilmiyorduk" şeklindeki mazeretleri ortadan kaldırılmış olacaktır.

Peygambelerin tebliğ sıfatı ve davet ahlakı, ümmeti için bir örnek olmalıdır. Onların Allah'a davet azmi, bu uğurdaki çileleri, sabırları, ihlasları, usulleri, uslubları, insanlara yaklaşımları iyi bilinip onlardan istifade edilmeli, örnek alınmalı, cesaret bulunmalıdır. Çünkü bugün hak din İslam'ın tebliğini son peygamber Hz. Muhammed   (s.a.v) Efendimizin ümmeti yapacaktır. Bu tebliğ hem söz hem fiille olacaktır. Sözü işine, içi dışına uymayan, hayatı tutarsız ve dengesiz olan kimseler, bu dini temsil ve tebliğ edemezler. Hele dini kullanarak dünyalık kazanmaya çalışanlar, dünyada marifetin, ahirette cennetin kokusunu koklayamazlar.

Fetanet:

Üstün akıl, ince görüş, derin kavrayış, yüksek muhakeme, ulvi düşünce sahibi olmak demektir. Bütün peygamberler son derece üstün bir akla, keskin bir zekaya, sağlam bir iradeye, iyi bir muhakemeye, işin iç yüzünü keşfetme yeteneğine yani hikmete sahiptirler. Onlar her şeyin zahir, bâtın ve hikmet yönüne bakarlar. Ayrıca nübüvvet ve feraset nuruyla, işin aslına nüfuz eder, Yüce Rabbin özel yardımı ile hüküm verirler. Akıl, idrak, hafıza, muhakeme yönüyle insanların en mükemmelidirler. Ayrıca ilahi vahryle desteklenmişlerdir. Akıl ve kalbleri devamlı ilahi nurla beslenmekte ve desteklenmektedir. Bu konuda peygamberlerin reisi Hz. Muhammed   (s.a.v) en zirvede bulunmaktadır. Bütün akıl ve idrakler onun aklı ve idraki yanında çok küçük kalmaktadır.

Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, bütün peygamberleri temsil ettiğinden, hepsinin ahlak ve sıfatlarını en güzel, en mükemmel şekliyle zat- ı şerifinde toplamıştı. Bu yüksek akıl ve idrakin bir neticesi olarak Allah tarafından kendisine az ve özlü konuşma özelliği verilmişti. Bir cümle ile bir çok manayı ifade ediyordu. Buna "cevâmiü'l-kelim" denir. Kendisini alemlerin Rabbi (c.c) terbiye etmiş, ilim ve derin anlayışta zirveye çıkarmıştı. Onun için her hükmü bir müşkili çözüyordu. Her haberi, bir sır perdesini aralıyordu. Her tesbiti, alim ve mütefekkirleri hayrette bırakıyordu. Her davranışı mürşidlere ve eğitimcilere yol açıyordu. Her işareti yeni ve ayrı bir ilmi müjdeliyordu. Çok zor işleri en kolay biçimde hallediyordu. Kendisi çok yüksek bir akıl sahibi olduğundan, her aklın anlayacağı seviyede konuşurdu. Her meşrebe ayrı bir ilaç verirdi. Derin ferasetiyle, karşısındakinin yüz hatlarından iç alemini okur, gizli derdini anlardı. Kendi zamanına rahmet olduğu gibi, kıyamete kadar gelecek insanların derdine de ayrı ayrı ilaçlar sunmuştu. Bazen mazi ile müstakbeli yaşadığı zaman gibi müşahede ediyor, gelecek zamanların ve insanların vaziyetini tahlil ediyor, hiç yanılmaz tesbitlerde bulunuyordu. Dahası vardı; O (s.a.v) ölüm ötesiyle ilgili bilgiler ve hükümler veriyordu. Bütün bunları ilahi destek ve nurla yapıyordu. İşte peygamber aklı budur.

Hz. Rasulullah'ın şerefli aklının ve nurlu anlayışın birer meyvesi olan mübarek hadis-i şerifleri insanlık bütün dertlerine derman görmeli ve o ilaçları sevgiyle içmelidir.





"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.173
  • Konu: 793
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Peygamberlerin Sıfatları
« Cevapla #2 : 30/08/12, 02:40 »
Peygamberlik Devamlıdır, Azil Yoktur

Bütün peygambeler nübüvvet elbisesini giydikten sonra bir daha peygamberlikten azledilmez, bu makamı dünya ve ahirette kaybetmezler. Kendisine peygamberlik verilip geri alınan hiçbir peygamber yoktur. Onlar böyle bir duruma düşmekten uzaktırlar. Vefat etmekle peygamberlik düşmez, ahirette de devam eder. Rasulullah (s.a.v) Efendimizden önceki bütün peygamberler belirli bir zaman için gönderilmişlerdir. Getirdikleri din ve davet bir zaman sonra bitmiş, yeni gelen dinle değişmiş veya tamamen ortadan kaldırılmıştır. Fakat bu onların peygamberliğinin bittiği anlamında değildir.( Bkz: Kadızâde, Feraidü'l-Fevaid (Tam Amentü Şerhi), 202.)

Erkek Olmak:
Bütün peygamberlerin erkek olduğunu, kadınlardan peygamber gelmediğini bölümün başında zikretmiştik.

Nefret Ettirici Hallerden Uzak Bulunmak

Bütün peygamberler, düşük hallerden, nefret edilecek durumlardan uzak ve temizdirler.

Bütün peygamberler, temiz, iffetli, namuslu anne ve babalardan gelmişlerdir. İlk insan Hz Adem (a.s) topraktan yaratılmış, Hz. isa (a.s) babasız olarak annesi Hz. Meryem'in rahmine Cibril vasıtası ile ilka edilmiştir. Yüce Rab-bimiz böyle murad etmiş, kudretini öyle tecelli ettirmiştir.

Bütün peygamberler, güzel yaratılışlı, sevimli, sağlam vücutlu, dirayetli, cesaretli kimselerdir. Çirkin yüzlü, sevimsiz görünüşlü, devamlı hasta ve yatalak vücutlu, beceriksiz, korkak bir peygamber yoktur. Olması da mümkün değildir. Çünkü peygamber devamlı halkın içinde bulunması gereken ve herkes tarafından örnek alınacak bir insandır.

Hz. Eyyüb (a.s) bir imtihan olarak ciddi bir hastalık geçirmiştir. Şerefli bedeni zahirde zarar görmüştür. Fakat bu hastalığı devamlı olmamıştır. Hele insanların kendisinden nefret edeceği bir vaziyete hiç düşmemiştir. Vücudunu kurt yemesi, insanların onu bir araziye atması ve kaçması ile ilgili rivayetler doğru değildir. Yahudilerin uydurmasıdır.( Muhammed  Edib Keylani, Avnu'l-Mürid Şerhu Cevhereti't-Tevhid, 765-766.)

Peygamberler, fazilet bakımından Allah katında meleklerden daha üstündür. Peygamberler de kendi aralarında farklı derecelere sahiptir. Cenab-ı Hakk: "Biz peygamberlerden bir kısmını diğerine üstün kıldık."( Bakara, 253; Isra, 55.) buyurmaktadır. Bütün peygamberlerin en üstünü ve imamı Hz. Muham-med (s.a.v) Efendimizdir. Ondan sonra "Ülü'l-Azim" sıfatın-daki peygamberler gelir. Bunlar, derece sırasına göre Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Nuh Efendilerimizdir. Onları diğer peygamberler takib eder.( Edib Keylani, a.g.e, 786.) Biz hepsine birden iman eder, hürmek gösteririz.

Ehli Sünnet vel Cemaat -  Dr.Dilaver Selvi



"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Hikmeti, ehlinden men etmek, ehline zulümdür Himmet ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.067 saniyede oluşturulmuştur


Peygamberlerin SıfatlarıGüncelleme Tarihi: 22/09/18, 14:35 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim