Dervişler Mekanı

İNANÇ DÜNYASI => Dinimizin Önemli Şahsiyetleri => Konuyu başlatan: furkan61 - 19/05/09, 20:42

Başlık: Seyyid Emîr Külâl (k.s) Hazretleri
Gönderen: furkan61 - 19/05/09, 20:42

Seyyid Emîr Külâl (k.s) Hazretleri


Seyyid'dir. Muhammed  Buharî'nin üstâdıdır. Buhara'nın Sûharî kasabasında tevellüd, 772 [m. 1370] de orada vefat etti. Hâce Bâbâ Semmâsî'nin talebesi idi. Gençliğinde güreş yapardı. Sonra, çömlekcilik yapdığı için Külâl ismi ile meşhur olmuştur. Büyük velîlerdendir. Büyük bir âlim ve mürşid-i kâmil olup, her anını İslâmiyet'e uygun olarak geçirdi. Pek çok kimse onun sohbet ve derslerinde bulunarak kemâle gelmiştir. Onun üstün hallerini gösteren bir çok menkıbesi vardır. Silsile-i âliyyenin on dördüncüsüdür.

Annesi şöyle anlatmıştır: "Emîr Külâl'e hamile iken, şüpheli bir lokma yesem, karın ağrısına tutulurdum. O lokmayı midemden geri çıkarmadıkça, karın ağrısından kurtulamazdım. Bu hâl başımdan üç defa geçti. Sonra çok temiz ve hayırlı bir çocuğa hamile olduğumu anladım. Bunun üzerine yediğim lokmaların halâlden olmasına çok dikkat edip, ihtiyatlı davrandım."

Salih bir zat olan babası seyyid Hamza, Medîne'den gelip, Buhara'nın Efşene köyüne yerleşmişti. Bir defasında, devrinin en meşhur velîsi seyyid Atâ beraberinde zamanın en meşhur zatlarıyla, büyük bir cemaat halinde, Emîr Külâl hazretlerinin babası seyyid Hamza'nın bulunduğu köyden geçiyordu. Bu yolculuğu sırasında, seyyid Hamza ile tanışıp dost oldular. Bundan sonra seyyid Atâ'nın her ne zaman oraya yolu düşse, evvela dosdoğru seyyid Hamza'nın evine gider, başkalarıyla daha sonra görüşürdü. Yine bir defasında Efşene köyüne uğramış ve seyyid Hamza'nın yanına gelmişti. Bu gelişinde ona bir müjde verip;  "Ey kardeşim! Allahü Teâlâ sana şanı pek yüce olacak bir evlat verecek. Cihan, baştan başa onun hizmetine girecektir. Bu çocuk doğduğu zaman, ismini Emîr Külâl koy!" dedi. Aradan yıllar geçti. Seyyid Hamza'nın bir oğlu oldu. Seyyid Atâ'nın işareti üzerine, ismini "Emîr Külâl" koydu.

Emîr Külâl, on beş yaşlarında iken güreşmeye heves etmiş ve bu işle meşgul olmaya başlamıştı. Bir gün güreş meydanına çıkıp dönerken, seyircilerden birinin kalbine şöyle gelir: "Bu seyyid çocuk, güreş ile meşgul oluyor, halbuki böyle halde bulunmak, kendisinin yüksek değerine ve seyyidlik şerefine uygun değildir."  Kalbine bu düşüncenin gelmesiyle, oturduğu yerde uyur. Rüyada kıyametin koptuğunu ve göğsüne kadar bir bataklığa battığını görür. Çıkmaya gücü de yoktur. O sırada Emîr Külâl hazretleri "kuddise sirruh" gelip, elleriyle onu pazusundan tutup, bataklıktan çıkarır. Uykudan uyanınca, güreşin sona erdiğini görür. O zaman seyyid Emîr Külâl hazretleri onun yanına gelip, der ki; "Senin rüyanda gördüğün gün için pehlivânlık ediyorum. Senin gibi çamura ve bataklığa batmış olanları kuvvet ve himmetle kurtarırım."  O zat, Emîr Külâl'in ellerine kapanıp, tövbe ve istiğfâr etmiştir.

Seyyid Emîr Külâl "kuddise sirruh" gençlik yıllarında bir gün, er meydanında güreş tutmakta ve büyük bir kalabalık da onu seyretmekte idi. Zamanın büyük âlimi ve mürşid-i kâmili olan Muhammed  Bâbâ Semmâsî hazretleri, o güreşirken tam oradan geçmekte idi. Orada durup, uzun müddet ayakta onu seyretti. Yanında bulunan talebeleri bu hale şaşıp, kendi kendilerine; "acaba bu işle meşgul olanları seyretmesinin sebebi nedir?" diye düşündüler. Muhammed  Bâbâ Semmâsî "kuddise sirruh", talebelerinin kalplerinden geçeni anlayıp buyurdu ki: "Bu meydanda öyle bir mert vardır ki, pek çok kimse onun sohbetinin bereketiyle 'Evliyâ'lık konaklarının üstün mertebelerine kavuşacaktır. Onu, bulunduğumuz yola bağlamak istiyorum."  Onlar böyle konuşurken, Emîr Külâl'in gözleri Muhammed  Bâbâ Semmâsî'ye takıldı. Onu görür görmez, birdenbire kalbi ona tutulup, değişiverdi. Hemen koşup yanına yaklaştı. Muhammed  Bâbâ Semmâsî hazretlerinin ellerine kapandı. O güne kadar yaptığı bütün hata ve günahlardan tövbe etti. Muhammed  Bâbâ Semmâsî'ye "kuddise sirruh" sadık bir talebe oldu. Bundan sonra, hayatında yeni ve bambaşka bir safha başlamıştı. Hocasının sohbet ve hizmetinden hiç ayrılmadı. Yirmi sene sohbetine ve derslerine devâm etti. Her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri, Sûhârî'den beş fersah (30 km kadar) uzakta bulunan ve hocasının ikâmet ettiği Semmas'a gider gelirdi. Hocasına olan bağlılığı, temizliği, gayreti, ilime olan arzu ve isteği, onu kısa zamanda olgunlaştırdı. Hocasının ders ve sohbetlerinde kemâle geldi. İnsanlara doğru yolu gösteren kıymetli bir rehber oldu. Hocası Muhammed  Bâbâ Semmâsî hazretlerinin vefatından sonra, onun yerine geçip, irşad vazifesi yaptı. İnsanların Ehl-i sünnet itikâdında olmasını, salih ameller yapmasını, İslâm ahlâkı ile ahlâklanmasını, kalbin ve ruhun kötü huylardan kurtulmasını, Allah rızası için güzel iş ve ibadet yapmayı sağlayan ve bu iş için lâzım olan bilgileri öğreten tasavvuf ilminde çok talebe yetiştirdi.

Seyyid Emîr Külâl "kuddise sirruh", hocası Muhammed  Bâbâ Semmâsî'nin "kuddise sirruh" yanında, Semmâs'da bulunduğu sırada, orada oturan bir gurup insanla, başka bir köyden bir cemâat arasında anlaşmazlık çıkmıştı. İş kavgaya dökülüp, birinin dişi kırılmıştı. Dişi kırılan kimse ve taraftarları, kırılan dişin diyetini almak için hâkime müracaat etmeye karar verdiler. Fakat  "önce Muhammed  Bâbâ Semmâsî hazretlerine danışalım, kendi başımıza iş yapmayalım, ne buyurursa öyle yapalım," dediler. Doğruca Muhammed  Bâbâ Semmâsî hazretlerinin huzuruna gidip, durumu arz ettiler. "Kırılan dişi verin," buyurdu. Dişi alıp, o sırada henüz yanında talebe olan seyyid Emîr Külâl'e kırık dişi verip; "Evladım, şu işi hâllet de, aralarındaki anlaşmazlık bitsin," buyurdu. Seyyid Emîr Külâl, evliyânın ruhâniyyetini vesile kılıp, Allahü Teâlâ'ya duâ ederek, kırık dişi yerine koydu. O anda, duası bereketiyle diş, eskisi gibi sağlam bir hale geldi. Dişi kırılan kimse, bu hadise karşısında hayret edip, dişini kıranları şikâyet etmekten vazgeçti. Yanında bulunanlarla birlikte, yaptıklarına pişman olup, tövbe ettiler ve doğru yol üzere yürüyen sâlih kimselerden oldular.

Seyyid Emîr Külâl hazretleri "kuddise sirruh, bir gün sohbet ederken, kendisini bir hâl kapladı. Bu sırada hac yapanların hallerini, nerede ve ne yapmakta olduklarını gördüğünü söyleyerek, anlatmaya başladı. Meclisinde bulunanlardan biri; "Kâ'beyi nasıl görüp de anlatıyor? Kâ'be buraya çok uzaktır," diye düşündü. Biraz sonra Seyyid Emîr Külâl hazretleri, böyle düşünen kimsenin yanına yaklaşıp, elinden tuttu ve; "Gözlerini yum, başını kaldır, bak ne göreceksin," buyurdu. O da söylediği gibi yaptı. Birden gözüne Kâ'be ve tavâf edenler göründü. Seyyid Emîr Külâl'i de "kuddise sirruh" tavâf edenler arasında gördü. Bunun üzerine adam hayretler içinde kalıp, Seyyid Emîr Külâlin ellerine kapandı, yanlış düşüncelerinden dolayı afv diledi. Bundan sonra Seyyid Emîr Külâl hazretleri; "Ey câhil kişi, bir kimse, kendisinde bir şey olmazsa, başkasında da yok zan eder. Gönül aynası açılmadıkça da, hiçbir şeyi görmez, idrâk edemez," dedi. O kimse tövbe edip, sâlih ve makbul kimselerden oldu.

Seyyid Emîr Külâl "kuddise sirruh" bir defasında, talebeleriyle birlikte, evliyânın meşhurlarından Hayrûn Atâ'nın "rahmetullahi aleyh" kabrini ziyarete gitmek için yola çıkmıştı. Yolun bir kısmını yürümüşlerdi ki, heybetli bir aslan karşılarına çıkıp, yolda durdu. Aslanı gören talebeler endişelenip, huzursuz olmaya başladılar. Seyyid Emîr Külâl hiç aldırmadı. Aslanın yanına yaklaşınca, yelesinden tutarak çekip yoldan çıkardı ve kenara bıraktı. Talebeleri geçtiler. Aslan da, Seyyid Emîr Külâl'e "kuddise sirruh" yaklaşıp, başını yere koyarak, saygı gösterir gibi hareketler yaptı. Sonra oradan uzaklaştılar. Bu hâli gören talebeleri; "Efendim, bu nasıl bir iştir," diye sual ettiler.

Bunun üzerine buyurdu ki: "Ey dostlarım, şunu biliniz ve dikkat ediniz ki, her kim gerçekten Allahü Teâlâ'dan korkarsa, her şey ondan korkar, zarar vermez. Allah'tan korkmayan kimse, her şeyden korkar. Bir kimse, daima Allahü Teâlâ'dan korkar bir halde olursa, Allahü Teâlâ ona korkutucu bir şeyi, musallat etmez. Hatta o kul, Allah'tan korktuğu için her şey ondan korkup, çekinir."


Reşahat
Başlık: Yanıt: Seyyid Emîr Külâl (k.s) Hazretleri
Gönderen: Güllere Hasret - 20/05/09, 00:51
Bu güzel bilgiler için  X:01 Vesselam!... :X06 X:33X :X06
Başlık: Yanıt:Seyyid Emîr Külâl (k.s) Hazretleri
Gönderen: yasir~ubeydullah - 24/07/09, 15:01
Allah (C.C.) RAZI OLSUN RABBİM DAİMA ONLARLA BERABER EYLESİN İNŞAALLAH.....