Dervişler Mekanı

İNANÇ DÜNYASI => Kur'an-ı Kerim Işığında => Konuyu başlatan: Alparslan - 30/08/09, 23:37

Başlık: Kur'an'ın Zenginliği
Gönderen: Alparslan - 30/08/09, 23:37
“Sadakalar (zekat) fakirlere âittir.” (Tevbe: 9/60) Âyet-i celîlesinde sadaka, yani zekatın birinci derecede fakirlere verilmesi beyan buyruluyor. Şüphesiz fakir demek hiçbir şeye malik olmayan kimse demektir. Bu âyet-i celîlede beyan buyrulduğu vechile zekat birinci derecede ancak fakirlere tahsis ile onlara verilmek lazım geldiğine göre zekat-ı manevî de rızk-ı manevî olduğundan manen fakir olan yani kendisinde hiçbir varlık, hal, ilim gibi medâr-ı iftihar bir sanat görmeyen kimselere mahsustur.
Âbid’in birisi üç yüz sene ibadet etmiş. Hiç günah işlememiş. Vefat etmiş. Cenâb-ı Hakk sual etmiş:
- Adaletim ile mi muamele edeyim, yoksa rahmetimle mi, buyurmuş. Âbid, günahı olmadığını düşünerek:
- İbadetimle muamele ediniz, demiş. Bir hesab edilmiş, üç yüz senelik ibadeti dünyada bir defa bakmasına mukabil olmuş. Onun üzerine Hakk’ın rahmetini taleb etmiş.
Aleyhisselâtü Vesselam Hazretleri, altmış üç yaşında irtihal-i dâr-ı bekâ buyurmuşlardır. “Ümmetimin pek azı yetmiş yaşının oğullarıdır.” (Tirmizi, İbn Asakir, Keşfü’l-Hafa, 1/63) buyurmuşlardır.
Yaş altmış üçü geçince insan vücûdu kuvvetten düşermiş. Bir Yahudi doktor, fennen bu hakikati tasdik etmiş, “Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in 63 yaşında irtihali, nübüvvetinin sıdkına dalalet eder.” demiş. Pek doğru söylemiştir. Doğru olan sözü söyleyen kim olursa olsun kabul etmeli ve hoş görmelidir.
Kelâm-ı İlâhi Kur’an-ı Azîmü’ş-Şan, büyük bir mucizedir. Bir Fransız, Kur’an-ı Azîmü’ş-Şan hakkında Allah (c.c.) kelâmıdır. Hazret-i Muhammed  (s.a.v.) ben yazdım deseydi inanmazdım, demiştir.
Kelâm-ı İlâhi on defa bile okunsa usanılmaz. Fakat insan kelamı birkaç kere okununca usanılır.
Kezâ Fransız demiş ki:
- Bir insan gökleri yapmağa bi’l-farz muktedir olsa, fakat Kur’an’ın bir ayetini bile yapamaz.

“Ümmetimin en şerlileri hamale-i Kur’an’dır.” (Taberani, Beyhaki, Keşfü’l-Hafa, 1/143)
Bazıları hafız-ı Kur’an olanları hamele-i Kur’an’dır, demişler. Fakat emr-i İlâhiyyeyi ifa etmeyen hafızlara eşrâf-ı ümmet denilemez. Ahkâm-ı Kur’aniyye’yi yüklenmiş olanlar hamele-i Kur’an’dır. Zira:
- “O kimseler ki Tevrât-ı hamil oldular, sonra da amel etmediler. Onlar merkeb gibidir.” (Mâide, 5/83) buyrulur.
Bir merkebe birçok Kitab yükleseler, o merkebe faydası olamaz.
- Bir insan Cenâb-ı Hakk ile tekellüm etmek istese Kur’an-ı Kerim’i okusun, buyrulmuştur.
Dinleme esnasında, Kur’an Cebrâil vasıtasıyla yeni nazil olmuş gibi zannolunuz. Kıraat sünnet, dinlemek vaciptir.
Mü’min, derûnundaki emellerinin ne olduğunu başkasının işitmesiyle sıkılırsa mü’min değildir. Nefsi fena bir şey isterse diğerinin bu fenalıktan haberdar olmasını istemez. Nefsi ibadet ve zikirle tathir etmek mümkündür.
Hasta bir insanın dünyada hiçbir şeyin lezzetini anlayamadığı malumdur. Binâenaleyh, nefsin hastalığı da ahiret için hiçbir şeyden haberdar olmamaktır.
Bir insan kalbindeki düşüncesine başkasının âgah olduğunu hisseder ve mahcup olursa hali iye değil demektir. Bu güzel bir mihenk; ayar ve ölçüdür.

Kaynak: Yeni Dünya Dergisi 2004 - Ocak
(M.Sami Ramazanoğlu)
Başlık: Yanıt:Kur'an'ın Zenginliği
Gönderen: Gavs Kölesi - 31/08/09, 02:07
Bir insan kalbindeki düşüncesine başkasının âgah olduğunu hisseder ve mahcup olursa hali iye değil demektir. Bu güzel bir mihenk; ayar ve ölçüdür.


Çok ince bi tesbit olmuş.

Rabbim razi olsun..