Dervişler Mekanı

İNANÇ DÜNYASI => Tasavvufi Bilgiler => Konuyu başlatan: Emsey - 02/07/10, 13:25

Başlık: Rabıta-i Şerife (Necip Fazıl Kısakürek)
Gönderen: Emsey - 02/07/10, 13:25
RABITA-İ ŞERİFE

(Yüksek Nakşilik tarikatinde yürürlükte olan Rabıta-i Şerife'nin keyfiyetiyle ispatına dair risaledir.)

                                 (Besmele)



        Allah'ın buyruğu:

"Ey iman sahipleri!Allah a bağlanınız ve sadıklarla beraber olunuz"
  Rabıta,Allah'a ermeye müstakil bir yoldur.
  Kayyum-u Rabbani şeyh Muhammed  Masum buyurdular:
 -Rabıta tek başına erdiricidir;zikir tek başına erdirici değildir..."
    Rabıta her tarikatta şarttır.Bu şartı kabul etmeyenler,ya rabıtanın ne olduğunu bilmeyenlerden,yahut tarikatlerin mana ve mefhumunun anlayamayanlarındandır.
   
   Rabıta,İlahi-Zati sıfatlarla tahakkuk etmiş ve müşahade makamına varmış kamil ve mükemmele kalb bağlayıp,huzur ve gıyabında o zatın suretini hayal hazinesinde muhafaza etmekten ibarettir.

  "Onlar Allah ile meclis kuranlardır."
   Kelamiyle zikirden faideler hasıl olduğu gibi,gerek hayalen görüş,gerek hayalinde hazırken gözleriyle görüşünde:
  "Onlar o kimselerdir ki,Kendilerini gören Allah'ı hatırlar."
   Kelamının hikmetiyle erişe ait ifadeler doğar.
   Sadık mürid,kamil mürşidin suretini böylece hayalinde tutmakla, onun halleri ve sıfatlarıyla,doğruluğu ve samimiliği,gayret ve istidadı nispetinde tahakkuk eder.
Hakiki matlup Allah'ta fani olmanın mukaddimesi,şeyhte fani olmayı gerçekleştirmekten ibarettir.
   Peygamber hadislerinde salih kimmselerle hallenmeye dair teşvikler vardır.İlahi Zatın okyanusunda damlaya benzeyen mürid kalbinden,ilahi feyz,rabıta halindeki müridin kalbine ihlas ve muhabbeti miktarınca iner.Şu var ki,rabıta edicinin,kendi mürşidinden Allah Rasulüne kadar olan zatlara bağlı,hususiyle şeriate tam manasiyle tabi ve şeyhine manevi alakaya ilişkili olması şarttır.
Rabıtadan,yani mürşid suretinin hayal hazinesinde muhafazasından,bir kendinden geçme,manevi sarhoşluk hali doğunca da derhal o surrete bağlı kalmayı,yani rabıtayı kesip yeni gelen hale yönelmek,kendini ona bırakak icap eder.
   Şah-ı Nakşibend Hazretleri,meclislerinde bir müridin rabıtayla meşgul olup kendisinde kaybolma hali başladığı halde o hale iltifat etmeyerek yine rabıtaya sarılması üzerne şöyle buyurdular:
 -Beni bırak ve sende doğan kendinden geçme haline sarıl!...Zira o hal "masiva-dış dünya" dan kaybolma keyfiyetidir ki ona erme(vusul)görme(şuhud)zamanı derler.
Malum olsun ki, bu yolla Allah'a ermek,Kamil Şeyhin muhabbet ve rabıtasına bağlıdır.Uyulan şeyhin de yola girişinde bu yolu muradi seyr ile aşmış ve Rahmani cezbe ve muradi kemalllerle pişmiş ve yetişmiş olması şartttır.Böyle bir zatın nazarı kalb marazlarını defetmeye,teveccühü de manevi illetleri kaldırmaya yeter.Bu kemallerin sahibi vaktin imamı ve zamanın halifesidir.

Esseyyid Abdulhakim Arvasi
RABITA-İ ŞERİFE
Necip Fazıl Kısakürek
(http://www.ilknokta.com/urun/R/104162_s.jpg)
Başlık: Cevaplandı: Rabıta-i Şerife (Necip Fazıl Kısakürek)
Gönderen: gülyüzlüm - 02/07/10, 20:53
Allah c.c. Razı olsun
aradığımız bulamadığımız konuları yazıyorsunuz teşekkür ederim  :)  :X42  :X06
Başlık: Cevaplandı: Rabıta-i Şerife (Necip Fazıl Kısakürek)
Gönderen: Güllere Hasret - 03/07/10, 00:52
 X:01 :X06 X:33X :X06
Başlık: Cevaplandı: Rabıta-i Şerife (Necip Fazıl Kısakürek)
Gönderen: İntisab - 03/07/10, 02:45
 X:01 :X06 :X06 :X06