Dervişler Mekanı

DERVİŞHANE => Biraz Tebessüm => Konuyu başlatan: KaTre - 27/06/08, 22:26

Başlık: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: KaTre - 27/06/08, 22:26
 :X06  Çeyiz      :X06

"Bizim kız gelmiş yirmisine… Evlenme çağına gelmiş de geçiyormuş bile…”

Bu görüş anasına ait. Kızı vermek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Gittiği her ev gezmesinde olmayan damadın özelliklerinden bahsediyor. Eli yüzü düzgün, kızına iyi bakacak, (kıyafet mânâsında) oturaklı, çok konuşmayan, enseye vur, ağzından al lokmayı cinsinden, evi, arabası (yatı, katı olursa geri çevrilmez, ahlâk kurallarına aykırı.) Tabiî en önemlisi de bizim hanıma göre en iyi kaynana, topraktaki kaynanaymış. Benim anamdan ne gördüyse vicdansız.

Ah ah yedir içir büyüt bu yaşa getir, sonra da…. Ver ellere… Bana kalsa, gözümün önünden ayırmam, kıza kalsa o da yanımdan ayrılmak istemez; ama anası “Ne yapıcan turşusunu mu kuracaksın” diyor. Tövbe, ettiği lâfa bak şimdi. Nereden bulurlar böyle cins lâfları bilmem ki! Neyse, geçenlerde bizim kıza beklenen talip çıktı. Anası on günden evvel hazırlık yaptı. Bizim maaşın çoğu da temizlik ürünlerine gitti. Talipli de tam yukarıda saydığım hanımın istediği türden. Yalnız taliplinin bir şeyi eksik, bir şeyi fazlaydı. Eksik olan parası, fazla olan anası. Bu da bizim hanım için önemli faktör.

Yahu hem kızı evlendirmek için konu komşuya haber salıyor, kızı boşu boşuna durak köşelerinde bekletiyor. Hem de taliplisi çıkınca, “Benim kızımın yaşı ufak” deyip işin içinden çıkıyor, güzelce talipliyi geri postalıyor.

Neymiş efendim, daha çeyiz tamamlanmamış. Çeyizi tam olmadan kızı everemezmiş. İyi de aldığım maaş belli, çeyiz faturaları besbelli. Benim maaşım çeyizlerin havasından beş on metre öteden sıkıla sıkıla geçiyor. “Kızımı çulsuzlara vermem” de, olsun gitsin. Lâfı dolandırmaya ne gerek var?

Vire benden çeyiz parası alıyor. Vere vere cüzdanım sarardı soldu. Allah muhafaza, bir gün cüzdanımın içi boş olduğundan kendini cebimden bir boşluğa bırakacak… Taa buluşmamız ahirete kalacak.

Bir de lâzım olanları alsa, neyse… Ama nerde ıvır zıvır, biblo vazifesi gören eşya varsa gidiyor onları alıyor. Sonra, sorarım size: Bir insan 100 tane patiği ne yapar yâ da hepsini ne zaman giyecek? 100 tülbent daha sayayım mı? 50 seccade daha neler neler. Sonra neymiş efendim, kahvaltı takımsız olmazmış. Hayda alt tarafı peynir, zeytin. Koy normal küçük tabaklara, eskiden takım mı varmış? Takım olmazsa, midede gaz mı yapar? Olur mu, alınması şart. Alınacak denildi mi, alınacaktır bitmiştir yani.

Bir de tost makinesi alınması gerekiyormuş. Eskiden tost mu vardı? Ocağın üstüne konulan tost tavası vardı. Ne güzel olurdu ekmekler, anam yapardı. Şimdi çıkardılar makine de makine. Müsriflikten başka bir şey değil. Bir de ne alınacakmış? Bizim hanım kafamın etini yiyip duruyordu. Hımmm, ismini hatırlayamadım. Frotoz muydu, fritöz müydü neydi; işte ondan alınacakmış. Öyle bakmayın beyler! İsmini duyunca, ben de çok şaşırdım. Marifetini duyunca, şaşkınlığım sinire döndü. 10 kilo yağ koyuyormuşsun, ömrünün sonuna kadar kızartma yapıyormuşsun. 10 kilo yağ alan varsa, bir zahmet babasının hayrına bana da alıversin. Bir 1 kilo yağdan üstüne çıkamıyoruz da!

Kardeşim al bir tane alüminyum tencere. Hem kızartma yap, yemek yap, hatta mısır bile patlat. Vallahi çok güzel patlıyor. Annem hep patlatırdı. Hem de çok yağ yemiyor. Hem çok marifetli, pratik. İşte, hanım değil mi? Biri ne alsa, öteki de onu istiyor. Özeniyorlar, ne yapsınlar. Ama, “Paran var mı, yok mu?” diyen yok! “Alalım mı? Almayalım mı?” diyen yok! Diyenler vardır da, o da bize denk gelmemiş. Ne yapalım, kısmet…

Eh bizde elimiz mahkûm, hanımın çenesini dinlemektense al gitsin. Alalım da nereye kadar canım? Al, al, al!.. Sadece kıza alsa iyi. Kızına aldıklarından kendisine de alıyor. Çifter çifter. İşte bir ana var, bir de anacık var. Mübarek, ahiretteki evimizde götürecek. Diyorum: “Hanım alma onları mezara götüremezsin. Kabre sığmaz. Hem Cenâb-ı Hak bizlere daha güzellerini verecektir. Uğraşma diyorum. Aldıkları da lâzım olsa bari. Hepsi de bir köşede duruyor. Zavallılar üst üste yer kaplamaktan başka bir işe yaramıyor. Bir şey değil, kızını da kendine benzetti; ona yanıyorum.

Bana sorun bir: “Bu ayı çıkartabilecek misin?” Sorun sorun, çekinmeyin. Yok, mümkinatı yok. Çatla patla çıkmaz. Ne yapayım, bilemiyorum. En iyisi duâ etmek.

“Ya Rabbi şu bizim kıza hayırlı fabrikatör bir kısmet çıksın da, benim zavallı cüzdanım rahat etsin. (amin)

Eee ne yapalım hanımın yanında dura dura, ya huyundan ya suyundan


Alıntıdır.
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: *vuslat* - 28/06/08, 08:48
okurken cinnet geçiriyordum nerdeyse  X:125X
hala bu annelerden yada ailelerden kaldı mı acaba
hiç anlam veremedeğim şeylerden  biridir şu abartılı çeyiz meselesi..
yada taliplilerin ilk önce malına mülküne bakılması
bu zihniyetle kurulan yuvaların zaten pek sağlıklı olabileceği söylenemez...
rabbim herkese dünya ve ahiret saadetini beraberce yaşayabileceği bir eş nasip eylesin inşaallah.. :X06 :X06
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: Birdamla - 28/06/08, 10:02
ya öyle demeyin herseyi a dan al z ye kadar temem olucak aaa bu kadarmi seccade 50 olurmu hec insan 100  alir belki terafi namazina gelen olur eve cemaat aaa olurmu hec 50 yetermi   :olamaz:

insan bu tür okuyunca bunalima giriyor ya üffff birakin kaynayi herkes karisiyor aileden sen gene kaynanayla iyi kurtulmussun kardesim tek ona aldigina sükret ya ailesiine tüm ailesine alsaydin ne olcakki (latife bir yana birde sinir bir yana aglim gülimmi misali oldum )

afv buyrun kurban lar  X:04
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: KaTre - 28/06/08, 14:41
Okumaya bile dayanılmazken  :) yaşayanlara Allah sabır versin.
Allah cc rızası ve Peygamberimiz(a.s.v) sünneti düşünelerek hareket edilse sorunlar çıkmaz sanırım.
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: Alem İrşad Görsün - 24/09/08, 20:48
Okumaya bile dayanılmazken  :) yaşayanlara Allah sabır versin.
Allah cc rızası ve Peygamberimiz(a.s.v) sünneti düşünelerek hareket edilse sorunlar çıkmaz sanırım.

:X32      X:33X :X06 X:33X
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: mavi - 24/09/08, 23:51
   

Fatıma validemizin çeyizini biliyor musunuz?

Müsrif ve mütevazı evlilik yapan eşlere: Hazreti Ebû Bekir Efendimiz, yanına Bilâl ve Selmân’ı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı.

Cenab–ı Haydar’la nikahı kıyılmış olan Fâtıma validemizin cihaz eşyasını alacak, birlikte İmam–ı Ali’nin evine getireceklerdi.

Cennet hanımlarının baş tacı olan Fâtıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı.

Bu cihaz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali (ra) vermişti. Bunun İslam’daki adı mehirdi.

Bakalım Hz. Ali’nin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resûlullah’ın muazzez kerimesi Fâtıma validemize nasıl bir çeyiz eşyası alınacak, cennet hanımlarının baş tacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saâdethanesini nasıl bir çeyiz eşyasıyla süsleyecektir?

Neden sonra İmam–ı Ali’nin evinin kapısına bir deve yükü olarak getirilen çeyiz (doğru adıyla cihaz) eşyası indirilmeye başlandı.

Ashabın her biri, bir hizmetin içindeydiler. Bu mes’ud günün sevinç ve huzuru her birinin mütebessim yüzlerinden okunuyordu.

Dilerseniz, Hazreti Ebû Bekir’in seçip, Bilâl–i Habeşî ile Selmân–ı Farisî’nin yardım ederek getirdikleri çeyiz eşyasına bir göz atalım. Bunlar nelerdi?

1– Üzerinde namaz kılınacak güzel bir seccade.

2– Üç adet üzerine oturulacak minder.

3– İçi hurma kabuğu lifleriyle doldurulmuş yastık.

4– Buğday öğütecek el değirmeni ile, su tulumu, su testisi, su bardağı.

5– Değirmende öğütülmüş buğdayın kepeğini ayırmaya yarayacak, yeni geliştirilmiş bir elek...

6– Elle örülmüş bir battaniye, havlu, üzeri yünlü deri, pösteki.

7– Sedir, yani divan.

8– Kadife yorgan...

9– Geliştirilmiş deriden ma’mul, yere serilecek sofra...

Fâtıma validemizin bu cihaz eşyası, Hazreti Ali’nin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden Allah’ın Resulü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldırıp, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:

“– Yâ Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!”

İşte cennet hanımlarının seyyidesi olduğu hadislerle sabit olan Fatıma validemizin cihazı bu idi.

O, bunlarla mes’ut oldu. Bu eşyalarla ömrünü tamamladı. Bunlarla huzur bulup, rahat etti.

Günümüzde nice ana–babalar, nice kız ve gençler vardır ki, çeyiz için karşı tarafı kasıp kavurur, soyup soğana çevirir; huzuru, saadeti birtakım mobilyada, koltukta, ev eşyasında ve sandık içinde ararlar. Halbuki, bunların hiçbiri huzurun tek şartı, esas unsuru olamazlar. Saadet birtakım odun parçası, çaput yükü ile vücut bulmaz.

Huzurun ilk şartı, ana unsuru, fikirde birlik, değer ölçülerinde ortaklık, hayat anlayışında müşterekliktedir.

Dinî ölçülere, İslamî kaidelere olan bağlılıktadır. Çevrenin kötü telkinine boyun eğmeyecek şahsiyete sahip olmaktadır. Bu şuura mâlik olan taraflar, bu iman ve iz’an birliğine sahip bulunan akraba ve karı–kocalar, ayaklarını yorganlarına göre uzatırlar, ne iyiden iyiye temel ihtiyaçlarını iptal ederler, ne de işi tamamen çığırından çıkartıp da karşı tarafı yıkmaya yönelir, ihtiyaç dışı isteklerde ısrar ederler. Belki, zararlı arzularını durdurur, fuzuli isteklerini terk eder, gönüllerdeki birliği, sevgi ve muhabbeti en büyük çeyiz olarak görürler.

AHMED ŞAHİN
Başlık: Ynt: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: KaTre - 25/09/08, 11:36
Tamamlayıcı bilgileriniz için  Rabbim razı olsun. :X06

Fâtıma validemizin bu cihaz eşyası, Hazreti Ali’nin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden ’ın Resulü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldırıp, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:

“– Yâ Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!”


Ne büyük bir incelik. X:04
Başlık: Yeni: Çeyiz(siz ne dersiniz buna?)
Gönderen: sedatgedik - 24/09/14, 16:26
üzülerek söylüyorum ki manesef benim annemde düne kadar öyle idi ama sonunda oturup ciddi ciddi uyardım annemi. ne haddimize annemizi uyarmak ama bir yerde bıkıyor gerçekten insan. ilçedeki bütün kızları tanıdım nerdeyse utanç verici...