Dervişler Mekanı

EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT => Tarih Sayfalarından => Konuyu başlatan: Kalender - 29/03/08, 21:36

Başlık: İstifa
Gönderen: Kalender - 29/03/08, 21:36
Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir.Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür.Ne kadar erken gelse bu durum değişmez.Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur.Ancak bu yaşlı nur yüzlü adam hiç durmadan gözyaşı dökmektedir.Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğini anlattım.Ama o yine ağlamasına devam etti.Bana: “Derdimi tazeleme,git” dedi.Ben yine ısrar ettim.Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı:

“Ben” dedi ,ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım.Ailem çok zengindi.Ve ben bir subaydım, kışladan hiç ayrılamıyordum.Ancak bir gün anne ve babamın art arda vefat haberlerini aldım.Ailede benden başka da işlerimiz evirip çevirecek kimse yoktu.Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı.Hemen Sadarete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim.Sadaretten gelen cevap olumsuzdu.İstifam kabul olunmamıştı.Ben ikinci ardından üçüncü bir müracatta daha bulundum.Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.Bunun üzerine Hünkar’a müracaata karar verdim.Bu kararımı sadarete bildirdim.İsteğim kabul edildi ve mabeyne alındım.Durumumu Hünkar’a vicahi olarak anlattım.Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım.Hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı.Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi.İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: “Git, seni istifa ettik” dedi.

Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm.O gece rüya gördüm.Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimiz (s.a.v)’e teftiş veriyordu. (Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti.Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz (s.a.v) yapıyordu.) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz (s.a.v) önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, O’ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu.Derken benim tabur geçmeye başladı.Ancak tabur dağınıktı.Başlarında kumanda yoktu.Efendimiz (s.a.v) bunu görünce Abdülhamid Cennet mekana: “Bu birliğin kumandanı nerede?” diye sordu.O da “Talebi üzerine istifa ettirdik.” Cevabını verdi.İşte o zaman Efendimiz (s.a.v), beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: “Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik.” Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?

Ve Mehmet Akif diyor ki:Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti.Derdi çok büyüktü.Sessizce yanından uzaklaştım.Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu.Zira bu pir-i fani ,tesellisini yine Efendimiz (s.a.v)’den bekliyordu.Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: COOL - 29/03/08, 23:01
 İnşaallah istifasını geri almıştır.

emeğine sağlık sofi
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Kusva - 01/08/08, 18:01
Mehmet Akif anlatıyor:

“Her sabah Sultanahmed Câmiine erkenden giden bir zât vardı. Mihrâbın bir kenarında saçı-sakalı bembeyaz olmuş bu ihtiyar adam, ümitsiz bir şekilde durmadan ağlıyordu. Niyâhet bir gün yanına sokuldum:

— Muhterem, dedim. Allah’ın rahmetinden bu kadar ümitsizlik olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun? Bana:

— Beni konuşturma. Kalbim duracak, dedi.

Çok ısrar edince anlattı:

— Ben Abdülhamid devrinde bir binbaşı idim. Anam-babam vefât edince sadârete bir dilekçe gönderdim. Dedim ki “Mallarımız, gayrimenkullerimiz var. Bunların bir nezâretçiye ihtiyacı vardır. Kabul buyurulursa istifa etmek istiyorum”.

Sadâret benim dilekçemi padişaha göndermiş. Bana doğrudan doğruya hünkârdan bir yazı geldi. “İstifa kabul edilmedi” deniyordu.

Ben bir daha gönderdim. Yine aynı cevap geldi.

Bizzat huzura çıkıp şifâhi görüşmek istedim. Ben o cehâlet ile padişahın huzuruna çıktım:

— Sultanım, istifamın kabulünü istirham edeceğim. Durumumuz budur, dedim. Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu. Yüzünden belli idi. Isrârıma da dayanamadı. Öfkeli bir edâyla, elinin tersi ile:

— Haydi! İstifa ettirdik seni, dedi.

Ben dönüp işimin başına geldim.

Gece mânâ âleminde orduların teftiş edildiğini gördüm. Rasûllüllah Efendimiz (s.a.v.) Yıldız Sarayı’nın önünde duruyordu. Bütün Türk ordusunu teftiş ediyordu. Osmanlı padişahlarının ileri gelenleri orada idi. Abdülhamid edeple Fahri Kâinat Efendimiz’in arkasında duruyordu.

Derken benim birliğim geldi. Başında kumandan olmadığı için darmadağınıktı.

— Nerede bunun kumandanı? Diye sordular

— Ya RasûllAllah çok ısrar etti. İstifa ettirdik, dedi. Rasûllüllah (s.a.v.) da:

— Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik, buyurdular.

Ben ağlamıyayım da kim ağlasın?.. X:04 :)


24 - 9 - 2003 FAZÍLET TAKVÍMÍ
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Güllere Hasret - 02/08/08, 12:05
Muhteşem bir menkibe...Paylaşım için Allah razı olsun kardeşim...Ellerine, yüreğine sağlık...Vesselam... X:04 X:04
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: mavi - 26/11/08, 02:19
 :yoo:
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Sehl - 26/11/08, 03:24
Allah razı olsun Gerçekten  eski osmanlıda da mübarek zatlar çoktu ve islamiyet daha bir güzeldi hakıyla yaşanıyordu..  :X06 :yoo:
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: vatandaş - 26/11/08, 11:38
Abdulhakim Arvasi (rahimehullah) 1940'larda buyurmus ki: "
Biz Sultan Aziz'in ahini çekiyoruz. Sultan Hamid'in ahina daha sira gelmedi. Biz bu hanedana yapilan zulme kayidsizligimizin cezasini çekiyoruz. Hanedan bedduasi müthistir. Bizim ecdadimiz, hanedan bedduasindan korkardi. Çünkü onlarin liderlikleri Allah'in tensibi takdiri ve kendi bileklerinin hakkiydi. Birçok Avrupa ülkesinde oldugu gibi, kimse onlari Türk Milletinin basina memur olarak koymamistir.

Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Alperen - 21/03/09, 13:24
 :X06
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Kararlı - 21/03/09, 20:03
 X:01 :X06 :X06 X:33X
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: safa - 02/06/09, 22:56
Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir. Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür. Ne kadar erken gelse bu durum değişmez. Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur. Ancak bu yaşlı nur yüzlü adam hiç durmadan gözyaşı dökmektedir. Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor:

Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğini anlattım. Ama o yine ağlamasına devam etti. Bana: “Derdimi tazeleme, git” dedi. Ben yine ısrar ettim. Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı:

“Ben” dedi, ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım. Ailem çok zengindi. Ve ben bir subaydım, kışladan hiç ayrılamıyordum. Ancak bir gün anne ve babamın art arda vefat haberlerini aldım. Ailede benden başka da işlerimiz evirip çevirecek kimse yoktu. Çiftlikler, dükkânlar, mağazalar ortada kalmıştı. Hemen Sadarete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim. Sadaretten gelen cevap olumsuzdu. İstifam kabul olunmamıştı. Ben ikinci ardından üçüncü bir müracatta daha bulundum. Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım. Bunun üzerine Hünkâr’a müracaata karar verdim. Bu kararımı sadarete bildirdim. İsteğim kabul edildi ve mabeyne alındım. Durumumu Hünkâr’a vicahi olarak anlattım. Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım. Hünkâr istifa talebimden hoşlanmamıştı. Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi. İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: “Git, seni istifa ettik” dedi.

Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm. O gece rüya gördüm. Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimiz (s.a.v)’e teftiş veriyordu. (Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti. Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz (s.a.v) yapıyordu.) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz (s.a.v) önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, O’ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu. Derken benim tabur geçmeye başladı. Ancak tabur dağınıktı. Başlarında kumanda yoktu. Efendimiz (s.a.v) bunu görünce Abdülhamid Cennet mekâna: “Bu birliğin kumandanı nerede?” diye sordu. O da “Talebi üzerine istifa ettirdik.” Cevabını verdi. İşte o zaman Efendimiz (s.a.v), beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: “Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik.” Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?

Ve Mehmet Akif diyor ki: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi çok büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım. Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu. Zira bu pir-i fani, tesellisini yine Efendimiz (s.a.v)’den bekliyordu. Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.

alıntı..
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Alperen - 02/06/09, 22:57
Alıntı
Ve Mehmet Akif diyor ki: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi çok büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım. Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu. Zira bu pir-i fani, tesellisini yine Efendimiz (s.a.v)’den bekliyordu. Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.
Emeğinize sağlık   X:33X :X06
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: tuana_54 - 02/06/09, 23:07
Diyecek söz, yazacak bişey bulamıyorum.İnşaallah muradına erişmiştir kumandanımız X:04
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: vatandaş - 03/06/09, 10:14
Osmanoğulları....Bir salih rüyayla dünyaya kök salan devlet..ve Ordusunu resulullah s.a.v'in teftiş ettiği devlet..Onu yıkanlar o ahı nasıl ödeyecekler...??


•••
Abdulhakim Arvasi (rahimehullah) 1940'larda buyurmus ki: "Biz Sultan Aziz'in ahini çekiyoruz. Sultan Hamid'in ahina daha sira gelmedi. Biz bu hanedana yapilan zulme kayidsizligimizin cezasini çekiyoruz. Hanedan bedduasi müthistir. Bizim ecdadimiz, hanedan bedduasindan korkardi. Çünkü onlarin liderlikleri Allah'in tensibi takdiri ve kendi bileklerinin hakkiydi. Birçok Avrupa ülkesinde oldugu gibi, kimse onlari Türk Milletinin basina memur olarak koymamistir.
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Gönül Mihmanım - 03/06/09, 10:33
 Allah c.c razı olsun emeğinize sağlık :X42 X:33X
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Mirdasoğlu - 01/05/11, 23:07
ibret yüklü bir rüya;


Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camii’ne gelir. Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür. Ne kadar erken gelse bu durum değişmez. Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur. Ancak bu yaşlı pir-i fâni ve bu nur yüzlü adam hiç durmadan ağlamakta bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğini anlattım. Ama o yine ağlamasına devam etti. Bana, ‘derdimi tazeleme, git’ dedi. Ben yine ısrar ettim. Çaresiz kaldı v...e yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı.

“Ben, dedi, ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım. Ailem çok zengindi. Ve ben bir subaydım, kışladan ayrılamıyordum. Ancak bir gün anne ve babamın ardarda vefat haberlerini aldım. Ailede benden başka da işlerimizi evirip çevirecek kimse yoktu. Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı. Hemen Sadârete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim. Sadâretten gelen cevap menfiydi. İstifam kabul olunmamıştı. Ben ikinci ardından üçüncü bir müracaatta daha bulundum. Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım. Bunun üzerine Hünkâra müracaata karar verdim. Bu kararımı sadârete bildirdim. İsteğim kabul edildi ve mâbeyne alındım. Durumumu Hünkâra vicahi olarak anlattım. Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım. Hünkâr istifa talebimden hoşlanmamıştı. Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi. İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: “Git, seni istifa ettirdik” dedi.

Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm. O gece bir rüya gördüm. Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimize teftiş veriyordu. ( Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti. Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz yapıyordu. ) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, O’ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu. Derken benim tabur geçmeye başladı. Ancak tabur dağınıktı. Başlarında kumandanları yoktu. Efendimiz bunu görünce Abdülhamid Cennetmekana: “Bu birliğin kumandanı nerede?” diye sordu. O da “Talebi üzerine istifa ettirdik” cevabını verdi. İşte o esnada Efendimiz, beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: “Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik.” Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın?

Ve Mehmet Akif diyor: Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti. Derdi çok büyüktü. Sessizce yanından uzaklaştım. Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu. Zira bu pir-i fâni, tesellisini yine Efendimizden bekliyordu. Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti.
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Kararlı - 01/05/11, 23:39
Konu bayağı beğenilmiş  :) rekora koşuyor.
Allahu Teala(c.c) razı olsun.

 :X06
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: Mirdasoğlu - 02/05/11, 22:55
arama yapmadan konuyu paylaştım ilk defa  fırsat bulmuşken yazayım dedim ama varmış  :Allahcc: c.c tüm dervişler mekanı sakinlerinden razı olsun
Başlık: Cevaplandı: İstifa
Gönderen: adnantaha - 02/05/11, 23:54
Allah razı olsun emegıne saglık  çok guzel olmuş  :X06 :X06 :X06 :X06