Rabıta - Gül Bahçesi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.014 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.483 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22857 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Rabıta, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2418 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Rabıta}   Okunma sayısı 2418 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sofihan

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 746
  • Konu: 404
  • Derviş: 6024
  • Teşekkür: 0
Rabıta
« : 10/12/09, 11:22 »
Rabıta yapılırken mürid şeyhi ne olarak görmelidir? Rabıtaya şirk diyenlere verilecek aklî ve naklî deliller nelerdir?

--Rabıta ile ilgili Necib Fâzıl merhumun güzel bir kitabı vardır Hâlid-i Bağdâdî Efendimiz'in Rabıta Risâlesi'nden faydalanarak, kendisi de birtakım görgülerini katarak yazmış Onu okumanızı tavsiye ederim
Allah-u Teâlâ Hazretleri,
(Ve kûnû maas sâdıkîn) "Sadık kullarımla beraber olun!" buyuruyor Yâni "Onlar gibi olun, onların yanında olun, onların cephesinde olun, onların gittiği yolda, onların safında bulunun!" mânâsına geliyor Onun mânevî tatbikatı, mânevî bakımdan beraber olmak, böyle rabıta ile sağlanıyor

   İnsanın hocasıyla beraber olması, vaazını dinlemesi, nasihatını dinlemesi, dinini ondan öğrenmesi lâzım! Bu her zaman mümkün olmuyor Hem insanlar muhtelif yerlerde oturuyorlar, uzak diyarlara gitmiş oluyorlar Hem de, günün bir kısmının istirahatle geçmesi gerekiyor Günün her saatinde insanın hizmette olması da kolay olmuyor O bakımdan rabıta yapılıyor
Rabıta yapıldığı zaman, mürid şeyhinin huzurunda olmuş oluyor Onu denetleyici olarak da düşünebilir Sevdiği bir kimse olarak, hocası olarak onu karşısında hayal edecek, zikri beraber yaptığını düşünecek

   Rabıtanın şirk olmasının hiç bir aslı, esası, dayanağı yoktur Çünkü, insanın gözünü kapatması serbesttir Gözünü kapattığı zaman sevdiği bir insanı düşünmesi serbesttir Bunun şirkle hiç bir ilgisi yoktur Onlar herhalde tasavvufu bilmiyorlar veya rabıtayı bilmiyorlar, böyle bir görüşe saplanıyorlar Ya da İbn-i Teymiye'nin filân kitaplarını iyi okumuyorlar
Ben şöyle onların kitaplarını ve o kitaplardan alınan özetleri okuyunca, baktım o da bizim gibi düşünüyor Tasavvufa saygılı, bu gibi pek çok konuda oldukça güzel ifadeleri var Demek ki yarım bilgili olan insanlar, meseleyi anlamadıkları için yalan yanlış konuşuyorlar
Şirk Allah'a ortak koşmak demektir Allah'a ortak koşmakla ilgili herhangi bir şey burda olmadığı için, öyle bir husus yoktur İnsanın sevdiği bir kimse ile beraber olmak istemesi, beraberliğini düşünmesi şirk değildir

Birçok mânevî faydaları var Feyz almak bakımından, insanın yetişmesi bakımından fevkalâde önemli
Râmûzül Ehâdis'te bir hadis-i şerif var; Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: Bir geniş arazide, çölde giderken hayvanınız ürktü, kaçtı Yardım edecek bir kimse de yok Çölde uçsuz bucaksız dağların, kum tepelerinin arasında kayboldu Bulmanız mümkün değil Kaldınız çaresiz Sular orda, yiyecek orda Kumların üstünde bata çıka sizin yürümeniz mümkün değil Yandınız, mahvoldunuz Böyle bir durumla karşılaştınız Ne yapacaksınız?

--Deyiniz ki: "(Yâ ricâlallah!) Ey Allah'ın erleri, Allah'ın ricâli! (eğîsûnî) Bana yardım edin! (eînûnî) Bana yardımcı olun, benim imdadıma yetişin!" diye böyle söyleyin! Çünkü, Allah'ın sizin görmediğiniz maddî mânevî erleri olur, evliyâullahı olur; onlar imdada yetişirler" diye Peygamber Efendimiz tavsiye ediyor
Onun için, Peygamber Efendimiz böyle deyin dediğine göre, Allah'ın evliyâsına da böyle selâhiyet verildiğine göre; hani ondan yardım istese bile, yine bir mahzuru yoktur Çünkü, mahzuru olsaydı, Peygamber Efendimiz tavsiye etmezdi Onun için bu şirk lafı bir taassubdan kaynaklanıyor

Bir takım insanlar tasavvufa düşman olmuşlar Bu tasavvuf düşmanlığını İngilizler körüklemiş Meselâ geçtiğimiz asırda, İngilizler Osmanlı'yla çeşitli cephelerde harb ederken, iki büyük tehlike tesbit etmişler:
1 Hac
2 Tasavvuf, tarikatlar

Neden? Hacca gittiği zaman müslümanlar, dünyanın dörtbir yerinden gelip bir yerde toplanıyorlar "İngilizler falanca yerde şöyle yaptı, böyle yaptı Ona karşı şöyle tedbir alalım, böyle tedbir alalım!" diyorlar Ondan dolayı İngilizlerin başarısı veya gayrimüslimlerin, İslâm'a suikast için çalışanların oyunları bozulmuş oluyor Onun için hacca düşmanlar
O zamandan başlamışlar, hac mevsimi geldiğinde haccı engellemeye İşte, "Salgın hastalık var!" filân diye yalan dolan haberler yaymağa Bu, yakın zamanlara kadar devam etti Sonra birden salgın hastalıklar filân hepsi kalktı Yalanmış demek ki
Yâni, hac mevsiminde ilkönce "Bir salgın hastalık var!" diyorlardı "Gidersen, ölürsün!" diyorlardı Hastaneye havale ediyorlardı, seyahat hürriyetini tahdit ediyorlardı Doktorların keyfine kalıyordu Rapor vermeyince, adam burda kahrından ölüyordu Saçma sapan şeyler Şimdi bak hiç bir şey olmuyor elhamdü lillâh Yalanları ortaya çıktı

Bir de bu tarikatlardan, tasavvuftan has müslüman yetiştiği için çok korkmuşlar Meselâ deniliyor ki, "Hâlâ Orta Asya'da, Türkistan'da, Rus diyarlarında bozulmadan duran insanlar, bu tarikat sayesinde, tasavvuf sayesinde korunabilmişler, Rus baskılarının karşısında durabilmişler" diyorlar

Ayrıca bir de hilâfet meselesinden çok korkuyorlardı müslümanların halifesi olursa, ödleri patlıyor Neden? O zaman, "Azerbaycan'da Ruslar saldırmış, ona karşı tedbir alın! Bulgaristan'da Bulgarlar şöyle yapmış, ona karşı tedbir alın!" dediği zaman, tüm Ümmet-i Muhammed  ayağa kalkacağından, böyle bir merkeze bağlılığı istememişler Halbuki onu kurmak, her müslümanın boynuna vacib! Çok önemli bir şey Çünkü dağınık olduğun zaman, düşman tek tek yakalayıp mahvediyor Kuzucukları birer birer kurtlar parçalıyor

O bakımdan böyle şeyler olduğundan, bir tasavvuf düşmanlığı almış gitmiş Suud'da korkunç bir tasavvuf düşmanlığı var İran'da kendine göre bir acaib tasavvuf düşmanlığı var Radikal müslüman dediğimiz, yeni müslüman kardeşlerde bir tasavvuf düşmanlığı var
Kur'an-ı Kerim'de zikir emri var Seksen doksan yerde Allah-u Teâlâ Hazretleri zikri emrediyor Nefsi terbiye etmek, tezkiye etmek vazifesi Kur'an-ı Kerim'de var:
(Kad eflaha men zekkâhâ Ve kad hâbe men dessâhâ) "Nefsini terbiye eden kimse kurtulmuş, onu fenâlıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır" Ahlâkı güzelleştirme emri Kur'an-ı Kerim'de var Nefsin oyunlarına karşı tedbir almak, şeytanla mücadele etmek meselesi var Tasavvufun tüm konuları Kur'an-ı Kerim'in emirlerinden çıkmış, hepsi Kur'an-ı Kerim'de var Sen bunları nasıl inkâr edersin, zikri nasıl inkâr edersin? İslâm'ı bilip tasavvufu inkâr etmek mümkün değil Ama cahiller tutturmuşlar, öyle gidiyorlar

Biz de bunların yanlışlığını belirtmek için mecmualarımızda en alim kimselerle röportajlar yaptırıp yayınlıyoruz Büyük mezheb imamları tasavvuf hakkında ne demişler, onların sözlerin yazıyoruz İmam-ı Azam böyle buyurmuş, İmam Şafiî böyle buyurmuş, İmam Mâlik böyle buyurmuş, Ahmed ibn-i Hanbel böyle buyurmuş Şu zâtı medhetmiş, bu şeyhe bağlanmış filân diye onları yazıyoruz ki, millet bu oyunun tesiri altında kalmasın diye


Rabıta Allah'la kulun arasına girmek midir?
--Muhterem kardeşlerim! Rabıta, irtibat mânâsına geliyor, ilgi kurmak, irtibatlı olmak mânâsına geliyor Nasıl hani, İstasyonu arayıp düğmeyi çeviriyorsunuz; ilgiyi kurduğunuz zaman, o radyo istasyonunun yayınını alabiliyorsanız, böyle bir ayarlama gibi bir şey olmuş oluyor
Rabıta, bir sevgi bağlantısıdır, bir saygı bağlantısıdır O bakımdan Şimdi bir insan hocasıyla beraber, şeyhiyle beraber bir yerde olsa güzel olur Aynı mecliste olsalar, sohbetinde bulunsa, sözünü dinlese; beraberce ellerine tesbihleri alsalar, zikirleri yapsalar güzel olur Bu böyle olmadığı zaman, gözünü kapatacak, mürşidiyle irtibatını kuracak, mürşidini karşısında tasavvur edecek O da onun karşısında oturmuş, mübârek bir mecliste beraberlermiş diye göz önüne getirecek Böyle gönül aleminden bir irtibat sağlayacak Bu irtibata rabıta deniliyor
Böyle mürşidiyle bir irtibat kurduğu zaman; ziyaretine gittiği zaman, aynı mecliste beraber zikir yapsalar nasıl oluyorsa, orda da öyle bir durum oluyor Beraber zikretmiş olacaklar, irtibat kurmuş olarak zikretmiş olacaklar O zaman, böyle bir bağlantı kurulduğu zaman, mürşidindeki füyûzat ve mânevî berekât kendisine intikal eder O bağlantının bereketiyle kendisi çok feyizyâb olur ve yaptığı ibâdetin tadını duyar, faidesini görür
Böyle bir fenâ fillâh-beka billâh makamına ermiş mürşid-i kâmil ile irtibat kurduğu zaman insan, istasyonu bulmuş gibi oluyor yâni O zaman kendisi çok istifade eder Büyüklerimiz böyle diyorlar Bu bir sevgi bağlantısıdır ve kısa zamanda müridin terakkî etmesi için gerekli bir çalışmadır
Bunun hem asrımızın modern ilimlerinden, hem de tarihimizden ve dinimizden çok misalleri vardır Ebûbekr-i Sıddîk Efendimiz, Rasûlüllah Efendimizi her zaman karşısında görürmüş Hattâ utanırmış O kadar böyle canlı bir tarzda karşısında görürmüş ki, utanırmış ayağını filân da uzatamazmış Yanında değil ama, yanında gibi İşte buna fenâ firrasûl makamı derler Yâni, nereye baksa Rasûlüllah'ı görüyor; Rasûlüllah'ı görür hale gelmiş oluyor
O hale ermek için de, ilkönce fenâ fişşeyh makamı denilen hale ermiş olmak, şeyhini görür hale gelmek lâzım ki; ordan fenâ firrasûl makamı nasib olsun, ordan fenâ fillah makamı nasib olsun diye, büyüklerimiz böyle bu meseleyi açıklamışlardır
Bir de bazı kitaplarda belirtiliyor ki, Yusuf Aleyhisselâm'ın hikâyesinde, tam öyle Zelihâ valide kapıları kapatıp da, "Gel bakalım!" dediği zaman;
(Lev lâ enraâ burhâne rabbihî) diye bildiriliyor ayet-i kerimede "Rabbinin burhanını gördü, kendisine hakim oldu, uymadı Kapıya doğru kaçtı" diye bildirildiği sırada, o gördüğü burhan nedir diye bazı kimseler diyorlar ki rivâyetlerde: Babası Ya'kub AS'ı karşısında görmüş Ya'kub AS'ın hayalini aynen karşısında görmüş Babası karşısında Evlâdına böyle bakıyor O zaman kendisine daha iyi hakim olmuş, o teklife karşı direnmiş
O bakımdan bu işin bir takım mânevî tarafları vardır O vazifeyi yapan insanlarda da böyle bazı şeyler hasıl oluyor
Evliyâullahın işleri, bizim bildiğimiz şu dünya hayatındaki işlerimizden biraz farklı oluyor Şimdi Pakistan'dan birisi bana bir mektup gönderdi Türkiyeden Pakistan'a gitmiş Benden de cevap istiyor "Rüyamda Mehmed Zâhid Hocamız'ı gördüm" diyor, gördüğü şeyleri anlatıyor: "Heyecandan uyandım Yatakta yanımda yatan hanımım: 'Şimdi odadan dışarıya çıkan ihtiyar zâtı sen de gördün mü?' dedi 'Yok!' dedim 'Nasıl bir kimseydi anlat bakalım!' dedim Tıpkı Hocamız'ı tarif etti" diyor Evet, rüyasında görünmüş buna ama, yanlarına da ruhaniyetiyle gelmiş Karısı da görmüş de, soruyor rüyayı gören kimseye: "Gördün mü, şu kapıdan çıkan zâtı? Sırf ben mi gördüm, sen de gördün mü?" diye
Aynı şeyi, bizim burda bir Lütfullah kardeşimiz vardı, --Allah rahmet eylesin, cennet mekânı olsun-- o anlattı Kıztaşı'nda apartmanda otururlardı "Bir gün odada yemeğimizi yedik Ben de odadan sofaya çıkmak istedim Sofanın elektriği kapalı, karanlık sofa Kapıyı tam açtım, karanlıkta Mehmed Zâhid Hocamız böyle karşımda duruyor Ben ona bakıyorum, o bana bakıyor Korkulacak bir değil ama, heyecanlandım, tüylerim diken diken oldu Sırtımdan bir soğuk ter boşandı Ondan sonra yavaş yavaş Hocamız karşımdan kayboldu" dedi
Şemseddin-i Sivâsî Hazretlerini anlatıyorlar: Müridiyle kapıdan çıkmış, şöyle bir duvara yaslanmış, şöyle bir müddet durmuş, gözleri kapalı Müridi diyor ki:
"--Ne oldu efendim, rahatsızlandınız mı?"
"--Hayır evlâdım, rahatsızlanmadım Buna rahatsızlık demezler, buna insilâh derler İnsanın ruhu bedeninden çıkar, o zaman böyle beden böyle şeysiz kalır O hal oldu da onun için böyle oldu" diyor
Yâni, bu tasavvufî hayatın ihlâslı, aşık-ı sâdık mensuplarına Allah-u Teâlâ Hazretleri, başta sizin ve bizim kolay anlayamayacağımız, mânevî bir takım haller nasib ediyor Rabıta da öyle bir hal olmuş oluyor Yapan görür


"Rabıta şirktir, İslâm'da delili yoktur" diyorlar; ne dersiniz?
--Hayır! Allah'tan başka bir Allah düşünmek şirktir Rabıta ise, hayalinde şeyhini tahayyül etmektir Bu şirk değildir
Hayal kurmak yasak değildir İnsan sevdiği için annesini babasını düşünebilir gözünü kapattığı zaman Memleketini düşünebilir Yaz mevsimini, tatili vs yi düşünebilir Gözünü kapatır, Kâbe-i Müşerrefe'yi, Medine-i Münevvere'yi düşünebilir Bunun gibi hocasını düşünebilir
Hocasını hayalinde karşısında düşünür, bu gayet normaldir Şirk, Allah'ın birliğini kabul etmemek demek; bununla bir ilgisi yok
Rabıtayı bilmiyorlar, uzaktan uzağa tenkid ediyorlar Ne olduğundan haberleri olmadığı şeyleri tenkid ediyorlar


Şeyh ile rabıta yapmanın bid'at olduğu söyleniyor; ne dersiniz?
--Hayır, bid'at değildir Taa Peygamber Efendimiz'in zamanına kadar giden geçmişi vardır Hattâ Kur'an-ı Kerim'de ona dair işaretler vardır Bu bir mânevî haldir İnsan o çalışmayı yaptığı zaman hasıl olur Bu bid'at da değildir, şirk de değildir, yanlış da değildir Güzeldir, iyi bir tasavvufî çalışmadır ve faydalıdır

Rabıtada tahayyülde zorluk çekiyorum, ne tavsiye edersiniz?
--Şeyhinin sohbetine fazla devam etsin Sevgisi ziyadeleşince olur

Rabıta-i mürşidin müridi yetiştirme ve olgunlaştırmadaki rolü nedir?
--Çok büyüktür Hadis-i şeriften alınmadır Peygamber Efendimiz'le sahabesi arasında rabıta vardı Ebûbekir Sıddîk Efendimiz'in gözünden Peygamber Efendimiz'in hayali gitmediği için, yalnız olduğu zaman bile rahat olamıyordu Ayağını uzatamıyordu, serbest olamıyordu
Yâni, rabıta sevmekten kaynaklanır Ayrıca, bu rabıta dolayısıyla hakîkaten mânevî bir yakınlık ve bağlılık hâsıl olur Bu bağlılık, mürşide rabıtadan, Rasûlüllah'a rabıtaya götürür insanı Sonunda insan, Rasûlüllah'la rabıta etme haline gelir Onun için, bir yetiştirme merhalesidir bu Bilinenden bilinmeyene doğru yükselmedir Kolaydan zora doğru ilerlemedir Bir merhaledir ve şarttır
Peygamber Efendimiz diyor ki: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz beni annenizden, babanızdan, evlâdınızdan ve bütün insanlardan bile daha çok sevmedikçe, hakîkî müslüman olamazsınız"
Rabıta aslında sevgiden kaynaklanıyor O sevgi ile, onu düşünmesiyle, onunla mânevî beraberliğini kuruyor Bu beraberlik kuruluyor
İnsan rûhî merhalelerde ilerlediği zaman, bu bedene bağlı kalmıyor ruhu Yusuf AS, Yâkub AS'ı görüvermiş karşısında Zeliha Hatun kapıyı kapatıp, "Hadi, ikimiz kaldık!" dediği zaman, Yâkub AS'ı görüveriyor karşısında "Ne yapıyorsun evlâdım, bu ne durumdur?" gibilerden, Yâkub AS'ın böyle parmağını ısıraraktan göründüğünü naklederler Evliyâullahın da böyle görünmesi vardır
Evliyâullahın ruhları bedenlerinden çıkıp böyle dolaşabilir Bizim şeyh efendilerimizden birisine demişler ki, "Efendim sizi filânca yerde gördük" "Evet evlâdım! Demin oraları düşünüvermiştim" demiş Burdan düşünür gibi bir şeyle, o tarafta onun şeyi görünür Böyle şeyler olur Bunlar hep rabıtanın inceliklerinden, detaylarındandır
Kişinin gözünü kapatıp annesini babasını düşünmesi nasıl tatlı bir şeyse, normal bir şeyse
--Ne yapıyorsun?
--Ah, ak sakallı babacığım hatırıma geldi Nur yüzlü, başörtülü annem hatırıma geldi Gözümü kapattım, onu hayal ediyorum
Bunun şirkle bir ilgisi olmadığı gibi, insanın da şeyhini böyle düşünmesi, sevgi bağı olarak lâzımdır ve gereklidir Sevmesi, sayması, dinlemesi ve böyle düşünmesi feyzinin çok olması için de gereklidir Bu bir alıştırmadır Sonunda Rasûlüllah'la görüşme haline gelebilmesi için alıştırmadır, başlangıçtır, birinci bölümüdür işin Daha ötedeki bölümlerine bir gidiştir Onun için gereklidir


Rabıtada Peygamber Efendimiz'i düşünsek, daha iyi olmaz mı?
--Zâten oraya getirecek Yâni, Peygamber Efendimiz'i düşünmeye müridin ilk başta kabiliyeti yetmez ve o tecellîye kendisi tahammül edemez Hocasını düşünmekten başlar O eğitime alıştıktan sonra, Rasûlüllah'a gelir zâten
Merdivenin altındaki iki basamağa ne lüzum var? Bunlar olmasa üst kata çıkamaz mıyız? Çıkamazsın; çünkü, buraya basacaksın, oraya öyle çıkacaksın! Alt merdiven olmadan üst merdivene çıkılmıyor


Rabıtaya delil olarak Peygamber (SAV)'in zamanından bir örnek verir misiniz?
--Peygamber SAS Efendimiz, Ebûbekir Sıddîk Efendimiz'in gözünden hiç gitmezmiş Evde yalnız olduğu zamanda bile Hattâ onun hayalinin gözünün önünde devamlı olmasından dolayı, ayağını uzatmaya utanırmış, helâya gitmeye utanırmış Bu bağlılığın bir misâlidir, fenâ fir rasul olmanın alâmetidir Rabıta da zâten, o olsun diye yapılan bir çalışmadır

Rabıta-i mürşid yaparken mürşid Allah ile kulu arasına girmiyor mu?
--Olmuyor Ne demek Allah ile kul arasına girmek; nerden çıkmış? İlgisi yok!
İnsan namaza duracağı zaman, "Allahu ekber" derken Kâbe'yi karşısında hayal edecek Kâbe'ye doğru dönüyor ya Tasavvur edecek: Mültezem şurada, Hacer-i Esved şurada, Hatîm şurasında, Makàm-ı İbrâhim şurada Bu Allah'la kulun arasına Kâbe'nin girmesi midir? Değil Böyle bir şey tasavvur edebilir
İnsan askerdeyken gözünü kapattı, annesini babasını düşündü "Ah evim, barkım, annem, babam" diye hayal etti Bu Allah'la kulu arasına girmek değildir, onunla bir ilgisi yoktur
Şimdi biz karşı karşıya konuşuyoruz Mürid de tesbih çekerken şeyhimle beraber çekiyoruz diye düşünüyor; ne var yâni?
Allah mekândan münezzehtir Öyle aradan, aralıktan filân da münezzehtir Araya girmek diye bir şey bahis konusu değildir


Prof Dr Mahmud Es'ad COŞAN (Güncel Meseleler 1 - 2 )
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/rabita-t17900.0.html



"Dünya fani, Ölüm ani,Ahiret yaklaşıyor, Secde yapın yani "

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Cevaplandı: Rabıta
« Cevapla #1 : 22/04/11, 23:30 »
 :X06


Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı Kemter

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.602
  • Konu: 298
  • Derviş: 13332
  • Teşekkür: 57
Okundu: Rabıta
« Cevapla #2 : 26/12/12, 03:53 »
 


Tekbir Davettir,Secde ise Ilan-i ASK...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Müşahade Sözün Doğrusu Doğrunun Sözü ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.08 saniyede oluşturulmuştur


RabıtaGüncelleme Tarihi: 22/05/19, 13:57 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim