Ramazanı Kaçırmıyoruz Değil mi? - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.570 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22883 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ramazanı Kaçırmıyoruz Değil mi?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2142 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ramazanı Kaçırmıyoruz Değil mi?}   Okunma sayısı 2142 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Rehnüma

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.138
  • Konu: 197
  • Derviş: 20900
  • Teşekkür: 129
Ramazanı Kaçırmıyoruz Değil mi?
« : 12/07/14, 16:09 »
Oruç, namaz, Kur’an… Bunlar bizi ilahî makama yakınlaştıran en kutsal vesilelerimiz. Bunların her biri kendi başına kıymetli. Fakat bunları Ramazan ayında birleştirdiğimizde, ortaya muhteşem bir maneviyat iklimi doğar.

Bu yazıyı okumaya başladığınızda muhtemelen Ramazandan belli günleri geride bırakmış olacağız. Bu bereket günlerinin muhasebesini yapmak için iyi bir zaman. Acaba orucun hakkını verdik mi? Oruç tutmanın dışında neler yaptık? Bereket pınarından yeteri kadar beslendik mi? İhlâsla yapılan ibadetin tadına vardık mı?

Oruç zaten farz olduğu için “Efendim oruç tutuyoruz, daha ne yapalım…” demek, Ramazanın ruhunu anlamamak demektir. Farz olan oruç, daha yüksek bir maneviyat mertebesine ulaşmak için bir ön şarttır. Oruç, zemini hazırlar. O yüzden onun hakkını vermek gerekir. Zaten layıkıyla tutulmuş oruç, sizi bir yerlerinizden yakalar. Alır sizi başka bir yerlere götürür. Manevi tada bir kez eren, ondan vazgeçebilir mi?

Fakat nasıl oruç tutmak aç kalmaktan ibaret değilse, Ramazan ayı da oruç tutmaktan ibaret değildir. Ramazan, arınma ayıdır. Temizlenme vaktidir. Kulluğumuzun idrakine varma zamanıdır. Muhasebe mevsimidir.

Ramazan, aynı zamanda Kur’an ayıdır. Cenab-ı Hakk’ın mukaddes kelâmının inmeye başladığı ay. Rahmet ve bereket kapılarının bütün insanlığa yeniden açıldığı günler. Bu ayda Kur’an’la hasbihal etmek, onunla dost olmak gerekir. Bu ayda Kur’ana dost olanlara Kur’an bütün yıl yoldaş olur. Yoldaşı Kur’an olan, nefsin ve şeytanın vesvevesinden korunmuş demektir.

Üç vesile

Oruç, namaz, Kur’an… Bunlar bizi ilahî makama yakınlaştıran en kutsal vesilelerimiz. Bunların her biri kendi başına kıymetli. Fakat bunları Ramazan ayında birleştirdiğimizde, ortaya muhteşem bir maneviyat iklimi doğar. Bu ibadetleri sadaka, hayır-hasenat, zikir ve tesbih ile birleştirdiğinizi düşünün… Nur üstüne nur dedikleri bu olsa gerek.

İslâm’da ibadetler, Cenab-ı Hak emrettiği için yapılır. “Neden?” sorusunun nihaî cevabı, emir sahibinin kendisidir. Çünkü cevapların en büyüğü ve en derini O’ndan gelir. Bu yüzden “Neden oruç tutuyoruz?”, “Neden namaz kılıyoruz?” sorularının bir tane cevabı vardır ve bu, cevapların en doğrusudur. Çünkü O, bütün soruların ve cevapların kaynağıdır.

Fakat bu, insanın ibadetlerin hikmet ve nimetleri üzerinde düşünmesine bir engel teşkil etmez. Allah’ın emrettiği her şeyin hem bu dünyada hem de ahirette hayır ve bereket olarak bir karşılığı vardır. Ama biz ibadetleri bu “menfaatleri” elde etmek için yapmayız. İbadetle gelen bereket, ferahlık, huzur, itminan Cenab-ı Hakk’ın bize ihsan ettiği nimetlerdir. Bu nimetlerin şükrünü eda etmek de yine O’na yönelmekle mümkünmdür.

Kemale yolculuk

İnsanın en büyük hatalarından biri, içinde bulunduğu halin iyi olduğuna inanmasıdır. Gündelik yaşam, sıradan alışkanlıklar, rutinlerimiz… bunlar bir zaman sonra bize olması gereken şeyler olarak görünmeye başlar. “Benim gücüm buna yetiyor, ne yapayım…” demeye başladığımız anda, sıradan olanı ideal olanın yerine koymuşuz demektir.

Modern tüketim kültürü bize hep bunu telkin ediyor. Herkesin olduğu haliyle mükemmel, harika, kusursuz olduğuna inandırmak istiyor. Böylece insanlar sözüm ona “özgüvene” sahip olacaklar ve dünyaya daha cesur müdahale edecekler. Ama gerçekte böyle olmadığını biliyoruz. Şişirilmiş egolar, insanın kendine ve başkalarına zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Oysa bütün maneviyat mürşidleri “özündeki cevheri keşfet, beşeriyetten geç, insan ol” diyor.

İnsan, gücünün neye yettiğini denemeden bilebilir mi? Ramazan ayının üç altın anahtarı olan namaz, oruç ve Kur’an bize bu imkanı sunuyor. “Kendinizi bir sınayın, farkı hemen göreceksiniz” diyor. İçinde bulunduğumuz halden daha yüksek bir manevi hale ve ahlâkî olgunluğa ulaşmanın mümkün olduğunu söylüyor. Nasıl namaz, günlük rutinin dışına çıkıp hayatımıza en az beş defa maneviyat aleminden bakmamızı sağlıyorsa, Ramazan orucu da yıllık rutinin dışına çıkıp kendimize çeki düzen vermemize vesile oluyor.

Ölçümüz neresi?

Saf mana alemiyle bir irtibatınız yoksa, ne kadar kirlendiğinizi de anlayamıyorsunuz. İnsanın hep bir kıstasa, ölçüye, kantara ihtiyacı var. Neye göre iyi, neye göre kötüyüz? Bunun kuralını kendimiz koymaya kalkarsak ortaya ancak kaos ve anarşi çıkar. Neden? Çünkü insan nefsi her şeyi kendine doğru yontmak ister. Her şeyin kendi arzularına göre olmasını, ama kendisinin hiç bir zahmet ve sıkıntıya düşmemesini ister.

Ama böyle bir şey mümkün mü? Adalet ölçüsüne sığar mı? Modernite bize bunların hepsinin mümkün ve normal şeyler olduğunu telkin ediyor. “İyiliğin ve kötülüğün ölçütü biziz” dediğimizde, kendi nefsimizi ilâhlaştırmış olmuyor muyuz? Böyle bir sistemde adaleti inşa etmek mümkün olabilir mi?

Adalet, tanımı gereği evrensel, yani bireylerin üstünde olmak zorunda. Yani adaletin aşkın bir kaynaktan beslenmesi gerekiyor. Aynı ilke, bizi biz yapan bütün yüksek değerler için de geçerli. Bizim maneviyat geleneğimiz, “insan bulunduğu halden daha iyisini yapabilir, daha iyi kul, daha kâmil insan olabilir” diyor. Bunun için de bize gerekli araçları sunuyor. Bütün mesele bu fırsatları doğru bir şekilde değerlendirebilmek.

Ramazanın her günü bu yüzden kıymetli. Ve bu yüzden Ramazanın her gününde bu muhasebeyi yapmak gerekiyor. Bereket yağmuru yağarken insanın kovasını saklaması âkil kişinin yapacağı iş midir?

Semerkand Dergisi,Halil Akgün | Temmuz 2013 | DİĞER YAZILAR
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ramazani-kacirmiyoruz-degil-mi-t35274.0.html



Arada bir yar köyüne varan derviş olur amma,
Gittiği her yeri yar köyü yapan kesin aşık’tır.
(Serdar Tuncer)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sema Kapıları Açıldı.. Daha cömert var mı? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.153 saniyede oluşturulmuştur


Ramazanı Kaçırmıyoruz Değil mi?Güncelleme Tarihi: 15/09/19, 14:01 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim