Son İletiler
Dervişler.Net Anasayfa

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Kıssalar ve Menkıbeler / Yeni: Âfiyet istemeyi unutmuştun!
« Son İleti Gönderen: osman1518 23/07/20, 15:26 »
İyi de bu rahat istemek olmuyor mu. Hani bu dünyada rahat yoktu
2
Özlü Sözler / Yeni: Resimdeki Güzel Sözler
« Son İleti Gönderen: KaTre 21/07/20, 18:37 »




3
Özlü Sözler / Yeni: Resimdeki Güzel Sözler
« Son İleti Gönderen: KaTre 20/07/20, 19:50 »


4
Kıssalar ve Menkıbeler / Âfiyet istemeyi unutmuştun!
« Son İleti Gönderen: ÖmerZ 19/07/20, 20:17 »
Bir kimse devamlı olarak; «Yâ Rabbi! Lûtf u kereminle âfiyet ihsan buyur, bizleri âfiyetten ayırma!» der dururdu.

Onun bu sözlerini işiten birisi merakla:

“–Yapmakta olduğun bu duânın mânâsı nedir? Niçin bu kadar sık tekrar ediyorsun?” diye sordu. O da, soruyu yönelten şahsın merakını gidermek için başından geçenleri şöyle hülâsa etti:

“–Ben, sırtında semer ile insanların yüklerini taşıyan ve böylece geçimini temin eden bir hamal idim. Bir defasında çok ağır bir un çuvalını yüklenmiş, uzun bir müddet taşımış ve fazlaca yorulmuştum. İstirahat et­mek için bir ara çuvalı yere koydum. Bu arada da içimden:

«–Yâ Rab! Böylesine yorulmaktansa bana her gün iki somun versen, onunla iktifâ ederdim!..» deyiverdim.

Tam bu esnâda, birbiriyle hangi husustan dolayı çekiştiklerini bilmediğim iki adam gördüm. Aralarını bulayım diye yanla­rına vardığımda, biri diğerine vurmak istediği şeyi yanlışlıkla benim başıma vurdu. O anda yü­züm kanlar içinde kaldı. Bu sırada mahalle karakolundan gelip bu iki kişiyi ya­kaladılar. Yüzümü-gözümü kana bulanmış bir vaziyette görünce, kavgacılardan zannederek beni de yaka paça tutuklayıp hapse attılar. Bir müddet, karanlık, soğuk ve rutûbet kokusuyla dolu bir yerde hapis yattım. Lâkin her gün bana yiyecek olarak iki somun veriliyordu. Bir gece, rüyada birisinin bana şöyle dediğini işittim:

«–Yorulmadan her gün iki ekmek istemiş, fakat âfiyet istemeyi unutmuştun!… İşte, istediğin verildi.»

Bu sırada uykudan uyandım ve yapmış olduğum hatadan dolayı Cenâb-ı Hakk’a ilticâ ederek:

«–Affet Rabbim!.. Sen’in sonsuz rahmet ve merhametine sığınıyorum. Artık ben sadece âfiyet isterim, âfiyet!» demeye başladım. Derken hapishanenin ka­pısının açıldığını ve:

«–Hamal Ömer nerede?» diye bağırıldığını işittim. Biraz sonra da beni dışarı çıkardılar ve salıverdiler. O gün bugündür, ben de bu duâyı tekrarlamaktayım.”

(Bkz. Kuşeyrî, er-Risâle, s: 514)
5
Günün Sohbeti / Nakşibendî’nin Sûfîlerinin Manevi Pusulası
« Son İleti Gönderen: ÖmerZ 19/07/20, 20:13 »
Serî es-Sakatî Hazretleri bir sözünde şöyle demiştir:
“Sen tenhada iki rekât namaz kılsan ve ardından, ‘İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî’ desen, senin âşikâre 700 rekât namaz kılmandan hayırlıdır.”

“İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî” (Yâ Rabbim, sen benim maksudumsun. Ben senin rızanı isterim) sözü sâdât-ı Nakşibendî’nin sûfîlerinin manevi pusulasıdır. Böyle olmazsa ameller makbul değildir.

Görünmeyen Düşmanımız - Mehmet Ildırar
6
Günün Sohbeti / Kalbe Gelen Düşünceler
« Son İleti Gönderen: ÖmerZ 19/07/20, 20:08 »
Gelen düşünce melekten olduğu zaman, onun doğruluğu ilme (Kur’an ve sünnete) uygunluğu ile bilinir. Bunun için sûfiler, “Zâhiri ilmin doğruluğuna şahitlik etmediği her düşünce bâtıldır” demişlerdir.

Kalbe gelen düşünce şeytandan olduğu zaman, çoğunlukla haramlara çağırır.

Gelen düşünce nefisten olduğu zaman, çoğunlukla bir şehvete tâbi olmaya, kibrini ortaya koymaya veya nefse ait bir sıfatı yansıtmaya çağırır.

Cüneyd-i Bağdâğdî (k.s), nefsin istekleri ile şeytanın vesvesesinin arasındaki farkı şöyle belirtmiştir:

“Nefis bir şeyi istediği zaman, onda ısrar eder, sürekli senden onu yapmanı ister. Bir zaman sonra olsa da, istediğine ulaşana ve maksadı hâsıl olana kadar aynı şeyi ister durur. Ancak gerçek bir mücahede ile terbiye edilirse ısrarından vazgeçer; bununla birlikte arada bir yine senden o arzusunu talep eder.

Şeytana gelince, o seni bir günaha çağırdığında, sen onu terkederek söylediğini yapmazsan, o başka bir günahın vesvesesini verir; çünkü onun için bütün kusur ve günahlar birdir. O hangi günah olursa olsun, seni bir günaha çağırıp durur. Onun hedefinde özel olarak seçilmiş bir günah yoktur.”

(Kuşeyrî Risâlesi)
7

Rabbime sonsuz şükürler olsun inşaAllah

 
8
Gündemdeki Haberler / AYASOFYA Cami Statüsüne Kavuştu ELHAMDÜLİLLAH
« Son İleti Gönderen: Kalender 10/07/20, 18:01 »


ELHAMDÜLİLLAH
9
Pusula / Yeni: Okumadan Geçmeyin
« Son İleti Gönderen: Kalender 10/07/20, 17:57 »
Allah razı olsun. Ayrıca sürekli abdestli olma konusuna dikkat etmeliyiz
10
İslami İçerikli Yazılar / Sadaka Vermenin Fazileti
« Son İleti Gönderen: KaTre 29/06/20, 00:10 »



Sadaka Vermenin Fazileti


Peygamber efendimiz buyurur ki:

«Bir hurma da olsa, sadaka vermekten geri kalmayın. Zira sadaka fakiri ihya eder ve su ateşi yok ettiği gibi, sadaka da günahı yok eder.» (Îbnu-Mubarek, Zuhd‘da.)



Yine buyurdu ki:

«Yarım hurma ile de olsa, cehennem ateşinden sakınınız. Eğer sadaka veremezseniz, bari tatlı ve güzel sözler söyleyin.» (Buharı - Müslim, Adiyden.)

Yine buyurur:

«Helâl maldan sadaka veren bir kimse yoktur ki, siz hayvanlarınızı beslediğiniz gibi, Allah Teâlâ da onun sadakasını, birkaç uhud dağı kadar oluncaya kadar beslemesin.»

Yine buyurur:

«Kıyamet gününde soru-cevap işi bitinceye kadar herkes kendi sadakasının gölgesinde olacak.»

Yine buyurdu ki:

«Gizli bir sadaka vermek ile şer kapılarından yetmiş kapı kapanır.»

Peygamber efendimize:

«Sadakanın hangisi efdaldir.» diye sordular.

Buyurdu ki:

«Sadakanın efdali, sıhhat yerinde iken, hayattan umudlu iken ve fakirlik korkusu var iken verilen sadakadır.»

Ama bunun aksine, can boğaza gelinceye kadar sabredip ondan sonra:

«Falan şeyi filân adama verin» diye vasiyet etmeleridir ki, zaten o anda mal, başkaların malı olacaktır. Vasiyet yapıp yapmaması birdir.

İsa (a.s.) buyurdu ki:

«Bir dilenciyi kapısından ümidsiz gönderenin evine yetmiş gün melek girmez.»

Peygamberimiz iki şeyi kimseye bırakmaz, kendi eliyle yapardı:

Birincisi, sadakayı kendi eliyle verirdi.

İkincisi, abdest ibriğini akşamdan kendi hazırlardı ve ağzını örterdi ve buyurdu ki:

«Bir fakire bir gömlek giydiren, o gömleğin parçası fakirin sırtında kaldığı müddetçe, Allah‘ın himayesinde olur.»

Hz. Aişe (r.a.) elli bin akçe sadaka verdi, Halbuki sırtında bir yamalı gömlek vardı, kendisine bir gömlek almadı.

İbni Mes‘üd (r.a.) buyurur ki:

«Bir kimse yetmiş yıl ibâdet etti. Birden ondan bir günah sadır oldu ki, onun âmelini zayi etti. Sonra bir fakirin yanından geçip ona bir ekmek sadaka verdi. Allah o sadakanın hürmetine ona inayetle nazar eyledi, bütün günahlarını affetti ve o yetmiş yıllık ibâdetini geri verdi.»

Lokman Hakim, oğluna:

«Her ne zaman senden bir günah sadır olursa, bir sadaka ver.»

Abdullah bin Ömer (r.a.) fakirlere ekseriya şeker verirdi ve derdi:

«Allah buyurur ki:

“Sevdiğinden sadaka vermedikçe iyiliğe kavuşamazsınız.“» (Al-i İmran sûresi, âyet: 92).

Allah Teâlâ benim şekeri çok sevdiğimi biliyor. Onun için onu sadaka veriyorum.» derdi.

Şa‘bi (r.a.) diyor ki:

«Kendisini, verdiği sadakaya, fakirden daha muhtaç bilmeyen kimsenin sadakası kabul olmaz.»

Hasan-ı Basri bir tellâl elinde bir cariye gördü.

«Bu cariyeyi iki dirheme vermez misin.» dedi. Tellâl,

«Vermem.» dedi. Hasan-ı Basri

«Allah iki dirheme bundan çok güzel olan hurileri verir.» dedi.

Bununla fakire sadaka vermek hususuna işaret etti.



KİMYA-YI SAADET
İMAM GAZALİ
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Ey, Yaradan´ın en güzel eseri...! Her Mücahide Nasib Olmayan Aşk ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.031 saniyede oluşturulmuştur


Güncelleme Tarihi: 05/08/20, 16:57 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim