Son İletiler
Dervişler.Net Anasayfa

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Şairlerden Şiirler / Teşekkür Şiiri
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 30/12/20, 12:41 »
Teşekkür,

Ya Hakk,
Sen yarattın beni
Kendine kul ettin
Verdin de verdin
Cümle varı ayağıma çul ettin,

Zor geldi herşey önce,
Sabır ettim,
Sana nimet verdim,
Ara onu bul dedin

Ayağım kaydı sonra,
Sen kaldırdın beni
Üzülme dedin
Al işte sana yol dedin

Günahlarımda oldu,
Dönemedim huzuruna,
Kimsenin yüzüne bakamazken
Affettim seni gel dedin

Dualar ettim sana
Gelmedi haberlerin önce
Tam yıkılmak üzereyken
Olmayacak dualarıma bile ol dedin,

Sensin Rabbim,
Tenzih ederim seni tüm varlığım ile
Şükürler olsun, hamd olsun sana
Şuan ayrılacak olsa da ruhum bu tenden
İlelebet razıyım senden

Amin,

Bâb-ı Gönül
Hakkânî
2
Şairlerden Şiirler / Ne sandın!
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 26/12/20, 13:42 »
Dil ne bilir,sekeri serbeti,
Aldigin lezzeti,baldan mi sandin!
Ne ari,ne de agaç verir nimeti
Elmayi,nari daldan mi sandin!

Bahari gönderir al gelin gibi,
Bir hazine ki görünmez dibi,
O Cemil’dir Cemal O’nun tecellisi
Güzeli yesilden,aldan mi sandin!

Çok istesen de inadin olmaz,
Takdirden öte muradin olmaz,
O uçurursa,senin kanadin olmaz,
Uçmayi kustan,kartaldan mi sandin!

O’nun emriyle göktedir varliklar,
O’nun emriyle yerde kalabaliklar
O dilerse,kavaga çikar baliklar
Su düzenli hayati faldan mi sandin!

Gördügün,göremedigin…göz O’nun
Bildigin,bilemedigin…öz O’nun
Dedigin,diyemedigin…söz O’nun
Kelami dudaktan,dilden mi sandin!

O dilerse, azlar çok olur,
O dilerse varlar yok olur,
O dilerse açlar tok olur,
Toklugu paradan puldan mi sandin!

Ibrahim duada Nemrut’un atesinde,
Atesler gülzar olur,türlü esrar isinde,
Ogul razi kurbandir babasinin pesinde,
Kesmeyen biçagi Ismail’den mi sandin!

Zulmün kucaginda Musalar dogar,
Açilir Bahr-i Ahmer küffari bogar,
Sükut edince esbap bildircin yagar,
Yoksa nusreti ebabilden mi sandin!

Kah gülersin,kah dilhunsun gözyasina,
Gün olur tuz bulamazsin asina,
Dün,bugün ne geldiyse basina,
Eden O’dur,eyleyen O…kuldan mi sandin!

Atesini söndürdün,suyunda kaldin
Sütünü içtin de,koyunda kaldin,
Dünyayi evlattan maldan mi sandin,
Bülbülün zarini gülden mi sandin!

O’nun sanati varligin nakisinda,
O’nun sefkati ananin bakisinda,
O’nun rahmeti suyun akisinda,
Suyu pinardan gölden mi sandin!

Ellerin titrer,fer kesilir gözde,
Kapilirsin pek amansiz bir derde,
Maraz,musibet ancak bir perde,
Kul!Eceli Azrail’den mi sandin!

Amele bakarsin atesi tartar,
Rahmete bakarsin ümidi artar,
Kurtar beni Allah’IM kurtar,
Gönül Necati amelden mi sandin!

Ey gönül sen kurtulusu amelinden mi sandin ?

İbrahim Sayar Ne sandın şiiri,
3
Özlü Sözler / Yeni: Günün Sözü
« Son İleti Gönderen: Alperen 24/12/20, 21:41 »


"İncitmemek nedir bilmem ama,
Dervişlik incinmemek galiba.!"

"Serdar Tuncer."
azcuk reklamını yapalım mı :)
güzel olacak gibi hayırlı olsun
bi mesele var
Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  
4
Özlü Sözler / Yeni: Günün Sözü
« Son İleti Gönderen: KaTre 24/12/20, 17:52 »


"İncitmemek nedir bilmem ama,
Dervişlik incinmemek galiba.!"

"Serdar Tuncer."
5
Özlü Sözler / Yeni: Günün Sözü
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 24/12/20, 15:35 »
"Sormaz ki bilsin Sorsa bilirdi.
 Bilmez ki sorsun Bilse sorardı.

" Sadi-i Şirazi
6
Pusula / A Yolcu
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 24/12/20, 14:46 »
A Yolcu

Herşeyi senin gördüğün gibi zannetme,

Bugün güvendiğine her zaman güvenme, arada bir durumunu tahlil et,

Dalından yediğin üzümle, sofraya konan üzümün tadı farklı olur,

Işık da tepede olur unutma, çıra gibi yansan da bir kuytulukta kadrini bilen olmaz, biraz çabala yüksel sende kandiller gibi

Nehrin geriye aktığı görülmüştür de durduğu görülmemiştir, sen de yönünü belirleyip durmadan damla damla akmalısın öylece,

Herkes attığı oltayı bekler bu hayatta, umudunu ona yorar, kimileri de avunur başkasının oltasına vuranlarla, Sen oltanı atmazsan, deniz ne yapsın

Bâb-ı Gönül
İbrâhîm Tûrkî Hakkânî
7
Pusula / Nur ve Gölge
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 24/12/20, 14:43 »
Gölgeler güneşin nuru ile büyür ya da küçülür, madden büyümezler, onun gibi veliler ve nebiler de Allah ın teveccüh ettiği nur ile büyür, ama onlar da madden büyümezler

İnsanlar güneşe sırt döndüklerinde gölgeleri ile başbaşa kalır, iman içinde böyledir, ibadet içinde , eğer nura sırtını dönersen ancak gölgen ile hemhal olursun, gölgen de bu fani dünya da yapıp ettiklerin biriktirdiklerinden başka birşey değildir.

Sen de güneşe dön yüzünü, bırak gölgen uzasın kısalsın kime ne!

Bâb-ı Gönül
İbrâhîm Tûrkî Hakkânî
8
Şairlerden Şiirler / Nağme
« Son İleti Gönderen: HAKKANİ 24/12/20, 14:19 »
Bilmediğin tabip değdirme yarana,
Hak ile sokma kimseyi arana
Namazım var diye elini harama
Uzatma yanarsın, yanılırsın ey gafil

Tevekkül için gerek yok Tekkeye
Tevbe için lüzum yok Hacca Mekkeye
Sakın aldanma tesbihe takkeye,
Gavura da giydirsen yakışmaz mı ey cahil

Hamurun toprak olsa da Allah verdi canı
Neylersin öteki dünyada şöhreti şanı
Hele ki döktüysen, masum kanı
İki cihanda yatacak yer ararsın ey zalim

Ölüm cihanda bir son mu sanırsın,
Ölüm hicret, yolun sonu ahiret, yanılırsın
Dünya da hakkımı alıp unuttunsa şayet
Ahirette elbet, adım hatırlarsın

Senin gibi niceleri göçtü,
Kendini birşey sandı ama hiçti
Aşk şerbetinden çok azı içti
Mülk insana sade bir kefen biçti

Hakkani’ yem budur özüm
Gayri bundan ibaret sözüm
Dağlasan da iki gözüm
Kirpiğim kaşım gene cana batar,

Bâb-ı Hayat
İbrâhîm Tûrkî Hakkânî
9
Pusula / Ölüm Şiddeti ve Ölüm Anında...
« Son İleti Gönderen: KaTre 23/12/20, 23:26 »





Ölüm Şiddeti ve Ölüm Anında Yaşananlar..


Miskin kulun önünde sadece ölüm dehşetinden başka ne azap ne korku ne üzüntü bulunmasa dahi bu hayatını zehir etmeye kafidir. Sevincini bulandırmaya unutkanlık ve gafletini kendisinden uzaklaştırmaya bu yeter. Bunun hakkında uzun düşünmesi ve büyük bir hazırlık görmesi gerekir. Nitekim hukemadan birisi şöyle demiştir: "Başkasının elinde bulunan bir üzüntüdür ki ne zaman seni kapsayacağını bilmezsin."

Lokman Hekim oğluna şöyle demiştir:

"Ey oğul! Ne zaman karşılaşacağını bilmediğin ölüm ansızın sana gelmeden önce onun için hazırlan!"

Ölüm sekeratındaki elemin şiddetini hakiki olarak ancak tadan bilir. Tatmayan bir kimse ise onu idrak ettiği elemlere kıyas etmekle veya insanların sekerat anında içinde bulundukları şiddetli hallerinden istidlal etmekle ancak bilir.

Ölmek üzere olan bir kimsenin sesi nefesi üzüntü onun kalbine yüklendiği her parçasına ulaştığı bütün kuvvetini yıktığı azaları zayıf düşürdüğü için kesilmiştir. Bu bakımdan bağırma mecali kalmamıştır. Aklı örtüp şaşırtmış, dili konuşamaz duruma getirilmiş, azaları zayıf düşürmüştür. Kişi inlemek bağırmak ve imdat istemekle biraz kendisini rahata kavuşturmak ister. Fakat buna gücü yetmez: Eğer kendisinde bir kuvvet alırsa ruhun çekildiği anda bir horlama gırtlağından, ve göğsünden bir homurtu işitilir. Bu esnada rengi bozulur, ağzına köpük yığılır. Sanki yaratılışının esası olan toprak onda belirmiştir. Onun her damarı çekilir. Bu bakımdan, onun içine ye dışına eleme yayılır. Öyle ki gözleri yuvalarından fırlar, dudakları büzülür, dili çekilir, parmak uçları sararır. Bu bakımdan damarları çekilmiş bir bedenin halini sorma! Eğer çekilen tek damar olsaydı yine de elemi büyük olurdu. Oysa çekilen elem duyan ruhun bizzat kendisidir. O da bu damardan değil, bütün damardan çekilir. Öyleyse nasıl elem duymasın? Sonra tedrici olarak azalar ölür. Önce ayaklar soğur sonra baldırlar, sonra uyluklar!... Her aza için üzüntüden üzüntü, sonra sekerattan sonra sekerat vardır. Can gelip boğaza dayanıncaya kadar, işte o anda kişinin dünyadan ve aile efradından nazarı kesilir. Önündeki tevbe kapısı kapanır. Onu hasret ve pişmanlık kaplar.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:

"Can gelip boğaza dayanmadıkça kulun tevbesi kabul olur! Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca ben şimdi tevbe ettim, diyenlere ve kafir olarak ölenlere tevbe yoktur." (Nisa, 18)

Hz. İsa (a.s.) şöyle demiştir:
"Ey havariler cemaati! Allah'tan benim için ölüm şiddetini kolaylaştırmasını dileyin. Ölümden o derece korktum ki, korkum ölüm üzerinde ölmekten beni durdurdu!"

Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

- Hz. Peygamberin ölümünün şiddetini gördükten sonra ölümü kolay geçmiş hiçbir kimsenin haline gıpta etmem.

Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:

"Ey Allah'ım! Ruhu damar, kemik ve parmaklar arasından çekip alıyorsun. Ey Allah'ım! Ölüme karşı bana yardım et ve ölümü bana kolaylaştır."

Hz. Peygamberden ölüm ve şiddeti sorulduğunda cevap olarak şöyle demiştir:

"Ölümün en kolayı yün içerisinde bulunan üç köşeli demir diken gibidir. Acaba diken koparıp çıkaracağı yün olmaksızın yünden çıkar mı?"

Hz. Peygamber bir hastayı ziyaret ettikten sonra şöyle dedi:

"Onun ne ile karşılaştığını biliyorum. Ölümün şiddetinden dolayı onun acımayan hiçbir damarı yoktur!"

Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Kul ölümün üzüntü ve dehşetleriyle pençeleşir. Onun mafsallarının biri diğerine selam vererek şöyle der: Selam senin üzerine olsun! Kıyamet gününe kadar sen benden, ben de senden ayrılıyorum."

İşte bunlar Allah'ın dostları üzerinde görülen ölüm acılarıdır. Acaba bizim gibi günahlara dalmış kimselerin hali ne olacaktır? Ölümün dehşetleriyle beraber diğer felaketler de bize hücum ederler, ölümün felaketleri üç tanedir.

1. felaketi: Şiddetli koma halidir.

2. felaketi: Ölüm meleğinin suretini görüp onun korkusundan kalbe hakim olmasıdır. Ölüm meleğinin günahkâr kulun ruhunu aldığı zamanki şekline en cesaretli insanın bile bakmaya gücü yetmez.

3. felaketi: Asilerin ateşteki yerlerini görmeleri ve görmeden önceki korkularıdır. Çünkü asilerin ölüm esnasında güçleri tükenir. Ruhları teslim olur. İki şeyden birini ayıran ölüm meleğinin narasını dinlemedikçe ruhları çıkmaz. Ya "ey Allah'ın düşmanı! Ateşle müjdelen" veya "ey Allah'ın dostu! Cennetle müjdelen!" der! Akıl sahiplerinin korkusu bundadır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden bir kimse varacağı yeri bilmedikçe, cennet veya cehennemdeki yerini görmedikçe ölmez."

Kıyamet ve Ahiret-İmam Gazali
10
Özlü Sözler / Yeni: Günün Sözü
« Son İleti Gönderen: KaTre 21/12/20, 20:43 »
Ne güzel demiş ;
Değer verdiğin şey,
Lâyık olan da “incili kaftan”
Layık olmayan da “yamalı fistan"gibi durur.

Hz.Mevlâna
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Beş Büyük Nimet Çiçek Resimleri (200 Adet jpg) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.037 saniyede oluşturulmuştur


Güncelleme Tarihi: 19/01/21, 17:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim