Beyitler-2014/Dervisler.Net Tasavvuf Forum/
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 22.918 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 119.910 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 7 ileti gönderildi.. Toplam : 20974 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Beyitler, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 18914 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Beyitler}   Okunma sayısı 18914 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #15 : 19/09/09, 15:52 »
101.BEYİT
Çıktım seyreyledim yüce dağları
Dağlar ağlar beller ağlar çöl ağlar
Baharında nişan ermiş bağlara
Dağlar ağlar beller ağlar çöl ağlar

Ayrılık bâdesi dil-nûşa gelmiş
Taze nev-baharın hurûşa gelmiş
Dostun cemalinden hep cûşa gelmiş
Dîde ağlar zülüf ağlar tel ağlar

Yine dosttan cüdâ düştüm gurbete
Sabredemem ben bu derd-i mihnete
Ey kardeşler dayanılmaz hasrete
Ben ağlarım dostum ağlar el ağlar

Kusûri yârinden bekler selamlar
Cenab-ı Haktandır böyle elemler
Yazarken vasfını elde kalemler
Kalem ağlar kağıt ağlar el ağlar

102.BEYİT
Çıktım yücesine seyran eyledim
Dost ile gezdiğim çöller perişan
Bir başıma olsam gam çekmez idim
Bir ben değil cümle âlem perişan

Başı pâre pâre dumanlı dağlar
Hastanın halini ne bilir sağlar
Bozulmuş siyeci vîrane bağlar
Bülbülün konduğu güller perişan

Fenâdır dünyanın ötesi fenâ
Biz de erişmedik iyi bir güne
Terketmiş ilini bir benli suna
Ördeği yüzmeyen göller perişan

Karacaoğlan der ki n’olaydı sözüm
Ayağının altına turaptır yüzüm
Kırılmış perdesi çalmıyor sazım
Sazlar düzen tutmaz teller perişan

103.BEYİT
Çün sana gönlüm mübtelâ düştü
Derd ü gam bana âşinâ düştü

Zühd-ü takvaya yâr idim evvel
Aşk ile benden hep cüdâ düştü
Vâiz eyder gel aşkı terk eyle
Nideyim sabrım bî- vefâ düştü

Nice terk etsin aşkı şol âşık
Ona karşısın mehlikâ düştü

Vechini görsem dağılır aklım
Zülfün ona çün müktedâ düştü

Kim seni buldu kendi yok oldu
Vaslına ey dost can bahâ düştü

Aşka uşşâkın dâ’vet etmişsin
Can kulağına ol sadâ düştü

Bu Niyazi’nin hiç vücûdunda
Zerre koymadı hep bekâ düştü

104.BEYİT
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni

Sular dibinde mâhi ile
Sahralarda âhû ile
Abdal olup ya hû ile
Çağırayım Mevlam seni

Gökyüzünde îsâ ile
Tur dağında Mûsâ ile
Elindeki âsâ ile
Çağırayım Mevlam seni

Derdi büyük Eyyûp ile
Gözü yaşlı Yâkup ile
Şol Muhammed  Mahbûb ile
Çağırayım Mevlam seni

Bilmişim dünya halini
Terkettim kıl-ü kâlini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlam seni 
 
105.BEYİT
Daha senden gayri aşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hey deli gönül
Hele düşün devr-i âdemden beri
Neler geldi geçti say deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elir ermez gidem kisb-i kârıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Geriki âdeme sor deli gönül

Şu yalan dünyadan ümidini üz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin mezaristan varın bir top bez
Daha duymadınsa duy deli gönül

Baktım iki kişi mezar eşiyor
Gam kasavet aldı boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
De gel bu rüyayı yor deli gönül


Mevlam kanat verdi uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsâti bu dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül

106.BEYİT
Dedim gönül lâyık ol
Gönül gönül ayık ol
Öl yolunda âşık ol
Gönül gönül ayık ol
Öl yolunda sâdık ol

Unut özün koy sözün
Ayağına sür yüzün
Bil geceyi gündüzün
Gönül gönül ayık ol

Mâye-i zât ilesin
Gör ne sıfat ilesin
Âb-u hayât ilesin
Gönül gönül ayık ol

Bil özün fikrete dal
Bir özge hayrete dal
Deryây-ı vahdete dal
Gönül gönül ayık ol

Sen gevherin kânısın
Kânında mekânısın
Küllü hüsnün şânısın
Gönül gönül ayık ol

Güneş zerrey-i mihrisin
Âdem katrey-i bahrisin
Küntü kenz oldu sırrın
Gönül gönül ayık ol

Hulusi’nin yak özün
Alnın açık ak yüzün
Duyana gevher sözün
Gönül gönül ayık ol

107.BEYİT
Deftere kaleme gerek kalmadı
Ben seni gönlüme yazdım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Aşkın ateşiyle yandım bir kere

Yandım bir kere yandım bir kere
Aşkın ateşiyle yandım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Seni ölümüne sevdim bir kere

Yaratan adınla süsler cihanı
Seninle tamamlar kalpte imanı
Ne mutlu senden huzur bulanı
Ölümüne sevdim seni bir kere

Çok aşıklar sana nameler söyler
Şafaklar da niyaz ediyor diller
Sağlam kale gibi ok tene neyler
Ben seninle hayat buldum bir kere


Görürsün çok garip eridi gitti
Ateşten gömleği çöllere attı
Birazcık güç vardı sonunda bitti
Zerreyi seninle gördüm bir kere

Dünya kapısına vurdum mührünü
Soldurmam baktığım nazlı gülünü
Gülmek isteyenin güldür yüzünü
Kalbime efendim yazdım bir kere

Yandım bir kere yandım bir kere
Aşkın ateşiyle yandım bir kere
Bu seven yüreğim sana doymadı
Seni ölümüne sevdim bir kere


108.BEYİT
Değmen benim gamlı yaslı gönlüme
Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım
Evvel bağban idim dostun bağında
Talan vurdu gonca gülden ayrıldım

Gökyüzünde turna gibi dönen ben
Baykuş gibi viran yurda konan ben
Çok ağladım Mecnun gibi çöllerde
Ferhat gibi şirin yardan ayrıldım

Garip kaldım şimdi gurbette illerde
Ben gönlümü çalan yardan ayrıldım




109.BEYİT
Deli gönül kaptan kaba
Girdin yine uslanmadın
Erenler ile merhaba
Dedin yine uslanmadın

Deli gönül uslanmadın
Dertli gönül uslanmadın
Sen dostunla dost olmadın

Bir mîmarın kapısında
Taş olmadın yapısında
Nice bin yıl şeyh kapısında
Durdun yine uslanmadın

Mecnun gibi saldın çöle
Leylâ için bile bile
Başına onulmaz belâ
Aldın yine uslanmadın

Beytullâhı gördü gözün
Haceru’l esvede sürdün yüzün
Arafat’a dizin dizin
Vardın yine uslanmadın

Sefil Ali’nin hesabın
Bırak şu nefsin gazabın
Dünyada ahret azabın
Çektin yine uslanmadın


110.BEYİT
Derd-i Hakka tâlip ol
Dermâna erem dersen
Mihnetlere rağıp ol
Âsâna erem dersen

Aşk yolu belalıdır
Her kârı cefâlıdır
Cânından ümidin kes
Cânâna erem dersen

Od yak sîneni çâk et
Su gibi özün pâk et
Yüzün yere sür Hâk et
Ummâna erem dersen

Bu yolu bil andan gel
Deryâyı bul andan dal
Kârına erüp el sal
Dergâha erem dersen

Pirinle olan ahdi güt
Nen var ise koy da git
Bildiklerini terk et
İrfâna erem dersen

Sabretmede Eyyûb ol
Gam çekmede Yâkub ol
Yusuf gibi mahbûb ol
Kenana erem dersen


Terket kuru dâvâyı
Hem ucb ile riyâyı
Mısrî koy o sevdâyı
Subhâna erem dersen


 
 
 
 

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/sairi-mechul-siirler/beyitler/15/




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #16 : 19/09/09, 15:53 »
111.BEYİT
Derd-i Mevlama düşeli
Mecnunum dağlar gezerim
Katrem kaynayıp taşalı
Sel oldum çağlar gezerim

Pir eşiğin bildim Kâbe
Hatası var ise tövbe
Derdinle döndüm Eyyûb’e
Yaramı bağlar gezerim

Kimi baydır kimi gedâ
Cümlemiz yaratan Hüdâ
Efendimden düştüm cüdâ
Yâkub’um ağlar gezerim

Seyrâni aşkın turunda
Tecelli gördüm nurunda
Gerçeklerin huzurunda
Çürüğüm sağlam gezerim

112.BEYİT
Derdim çoktur hangisine yanayım
Yine parelendi yürek yarası
Ben bu derde nerden derman bulayım
Meğer dost elinden ola çaresi

Efendim efendim cânım efendim
Benim bu derdime dermân efendim

Türlü libas giyer gülden naziktir
Bülbüle cevreyleme gül yazıktır
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar pâresi

Efendim efendim benim efendim
Sensin her derdime derman efendim

Benim uzun boylu servi çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrâbımdır kaşlarının arası

Efendim efendim benim efendim
Ne olur dertlerime derman efendim

Dîdâr ile muhabbete doyulmaz
Muhabbetten kaçan insan sayılmaz
Münkir üflemekle çırağ söğünmez
Tutuşunca yanar aşkın çırası

Efendim efendim benim efendim
Benim dertlerime derman efendim

Efendim sultanım yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Dilber muhabbetten niçin kaçarsın
Böyle midir yolumuzun töresi


Efendim efendim benim efendim
Sensin dertlerime derman efendim

113. BEYİT
Derman arardım derdime
Derdim bana dermân imiş
Burhan arardım aslıma
Aslım bana burhân imiş

Sağ-u solum gözler idim
Dost yüzünü görsem deyû
Ben taşrada arar idim
Ol cân içinde cân imiş

Öyle sanırdım ayrıyım
Dost gayridir ben gayriyim
Benden görüp işiteni
Bildim ki, ol cânân imiş

Savm-u salât-u hâc ile
Sanma biter zâhid işin
İnsan-ı kâmil olmaya
Lazım olan irfân imiş

Kanden gelir yolun senin
Ya kande varır menzilin
Nerden gelip gittiğini
Anlamayan hayvân imiş



Mürşit gerektir bildire
Hakk’ı sana hakka’l-yakîn
Mürşidi olmayanların
Bildikleri gümân imiş

Her mürşide dil verme kim
Yolunu sarpa uğratır
Mürşidi kâmil olanın
Gâyet yolu âsân imiş

Anla hemen bir söz dürür
Yokuş değildir düzdürür
Alem kamû bir yüzdürür
Gören anı hayrân imiş

İşit Niyazi’nin sözün
Bir nesne örtmez Hak yüzün
Haktan âyân bir nesne yok
Gözsüzlere pinhân imiş

114.BEYİT
Dertli kaderim defterim
Yazım neyleyim neyleyim
Yalvardım kabul olmadı
Sözüm neyleyim neyleyim

Dünya bana dar olacak
Bu ayrılık zor olacak
Çok ağlarsam kör olacak
Gözüm neyleyim neyleyim



Deli olsam eller kınar
Akıl pervâz olmuş döner
Gece gündüz durmaz ağlar
Özüm neyleyim neyleyim

Deli gibi zihnim duruk
Yâr sineme hançer vuruk
Öksüz gibi boynum bükük
Gezem neyleyim neyleyim

Harâb oldu gönül tahtım
Ne zaman gelecek vaktim
Tâ küçükken kara bahtım
Bozuk neyleyim neyleyim

Kul Emrahım dost uğruna
Ben öleyim dost yoluna
Mezarımı dost köyüne
Kazın neyleyim neyleyim

115. BEYİT
Dilberle dem beraber derdi elem beraber
Cân-u ten o dilber oldu bimem ki nem beraber

Mevlâda yâri mecnun leylâda yâri mecnun
Sahrâda yâri mecnun gezdikçe gam beraber

Gül dertli gonca dertli yâr benden önce dertli
Şol dertli nice dertli derdi elem beraber

Menzâr edince Dilber bakıpta handân eyler
Olsa şarâb-ı kevser yarsız nidem beraber

Bahtın Hulûsi yâver yâr oldu ol dilâver
Elde sabûh-u sağer ol gonca fem beraber

116.BEYİT
Dilerse şâd-u gâm olsun
Diler gönlüm hazîn olsun
Bana şimden gerü̂ lâzım
Değil dünyâ harâm olsun

Benim gönlüm mihnettedir
Görünmez çeşmime âlem
Gözüm yok mihr-i mâhında
Felek benden emin olsun

Bu türlü iftiraka cân
Tahammül eylemez aslâ
Meğer ki zâhid-î bîçâreye
Allah muîn olsun

117.BEYİT
Dil kâbesini ey dost diller tavâf ederken
Nâgâh ol gamzelerin cânı şikâre çıkmış
Dost kande deyû gözler her dem nigâh ederken
Canlar meğer seninle şol bir kenara çıkmış

Kim hergiz bilmemişler sâ’y ettiğini anlar
Bezm-i ezelde çeşmin meğer bu kâre çıkmış
Hulk-i huyunu gören cümle melek demişler
Dil saydına vahdetten bunda karara çıkmış

Mülk-ü ferağat içre sultan iken vücûdu
Bu âlem-i şühûdu geşt-u güzâre çıkmış
Diyâr-ı âlemde hâk-i pâyin iken Hulûsi
Sen bezirgân-ı Hakka cân- ı pazâra çıkmış

118.BEYİT
Dinleyelim dağ başında figanı
Görelim ne demiş o Leylâ Leylâ
İkimizde oturalım diz be diz
Bir de hû çekelim hû Leylâ Leylâ

Felek çakmağını eyledi çengel
Ben dosta giderken bırakmaz engel
Ölürsem üstüme sevdiğim sen gel
Gözün yaşı ile yû Leylâ Leylâ

Felek çakmağını üstüme çaktı
Beni bir onulmaz derde bıraktı
Vücudum şehrini odlara yaktı
Yandım ateşine sû Leylâ Leylâ

Dâim dilimizde Hakkın kelâmı
Uğrar isen yâre söyle selâmı
İsmimi sorarsan Emrah Gülâmı
Her an dilimizde o Leylâ Leylâ

119.BEYİT
Diyâr-ı dâr-ı dünyâda
Hüdâ’ya bâki dârım yok
Derûnum özr-ü sevdâda
Bu dâr içre karârım yok

Sunuldu hâmes-i yârin
Dürüldü defter-i vârın
Kırıldı şîşes-i ârın
Bu yolda ihtiyârım yok

Kazadır başıma geldi
Beni senden cüdâ kıldı
Diyâr-ı gurbete saldı
Acep halim soranım yok

İlâhî yine hasrette
Yanar dil nâr-ı firkatte
Koyma bu ihvânı gurbette
Efendim ihtiyarım yok

120.BEYİT
Dost illerinin menzili ki âli göründü
Derd-i dile dermân olan Elmalı göründü

Tûtilere sükkar bağının zevki erişti
Bülbüllere cânân gülünün dalı göründü

Mecnun gibi sahraları ağlayı gezerken
Leylâ dağının lâlesinin âli göründü

Ten Yakub’unun gözleri açılsa acep mi
Can Yûsuf’unun gül yüzünün hâli göründü

Kâl ehlinin ahvâlini terkeyle Niyâzi
Şimden gerû hâl ehlinin ahvâli göründü




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #17 : 19/09/09, 16:04 »
121.BEYİT
Dosttan ayrılıp hasret kalanlar
Eller bayram etsin ben âh edeyim
Zülüfleri düşmüş mah cemâline
Teller bayram etsin ben âh edeyim

Dostun bahçesinde güller biterse
Şakıyıp dalında bülbül öterse
Salınıpta sevdiğim bağa girerse
Bağlar bayram etsin ben âh edeyim

Mecnûni der yârin sevdâsı serde
Ben nerede kaldım sevdiğim nerde
Evvel bahar yaz ayları gelende
Güller bayram etsin ben âh edeyim

122.BEYİT
Dosttan haber kim getirir
Sorun seher yellerine
Vay bu ayrılık firâkı
Yetişmesin kullarına

Bu ayrılık firâkı
Dünya kime kalır bâki
Ol padişah ol sâki
Kadeh sunar kullarına

Ol kadehin içi dolu
Andan içen olur deli
O şeyhimin tâlipleri
Bel bağlamış yollarına

Nefse karşı olan kişi
Durmaz akar gözün yaşı
Bunda nefse uyan kişi
Dalmaz Kevser sellerine

Kevser havuzuna dalanlar
Ölmezden önce ölenler
Nefsini düşman bilenler
Konar tûba dallarına

Tûba dalından uçanlar
Cennet kapısın açanlar
Şarâb-ı tahûr içenler
Banmaz dünya mallarına

Bîçâre Yunus neylesin
Derdini kime söylesin
Bir dem tefekkür eylesin
Şu dünyanın hallerine

123.BEYİT
Dünyada tek Kârun olsan
Toprak alır çaresi yok
Yıldızlara mekan kursan
Toprak alır çâresi yok

Bitmek bilmez umutlarım
Gelmek bilmez nazlı yârim
Gökyüzüne çıksa vârım
Toprak alır çâresi yok

Malı mülkü koy bir yere
Ne kalır yarın mahşere
Sevdiklerin göre göre
Toprak alır çâresi yok

Günler geçer sevap günah
Yıllar geçer eyvâh eyvâh
Belki akşam belki sabah
Toprak alır çâresi yok

Nebîleri velîleri
Tattılar hep bu seferi
Lokman Hekim gelse geri
Toprak alır çâresi yok

Ne ad kalır ne de bir ün
Biter oyun biter düğün
Dertli gönül seni de bir gün
Toprak alır çâresi yok

124.BEYİT
Düştü gönül yandı nâra
Bulamadım derde çâre
Ciğer oldu pâre pâre
Neyleyim âh neyleyim âh
Hâlim kime söyleyim âh

Derde düştü gamlı başım
Dinmez gözlerimin yaşı
Unuttum kavm-ü kardeşi
Neyleyim âh neyleyim âh
Derdim kime söyleyim ah

Yine derd-i yâre düştüm
Bir onulmaz kâre düştüm
Bülbül gibi zâre düştüm
Neyleyim âh neyleyim âh
Derdim kime söyleyim âh

Hemdem olmadım yâr ile
Geçti günüm hep zâr ile
Bülbül eylenmez hâr ile
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

Hasret düşeli yâr ile
Dâim işim ağyâr ile
Kavuşmadım dildâr ile
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

Hulûsi düştü dertlere
Nice yüzbin mihnetlere
Dayanılmaz hasrete
Neyleyim âh neyleyim âh
Halim kime söyleyim âh

125.BEYİT
Düştü gönül senden cüdâ
Derdinle zâr oldu yine
Arzu kılıben vaslını
Tek bir karar oldu yine




Durmaz kat’i feryâd eder
Yâdını hoş evrâd eder
Ağlamayı mûtâd eder
Pür yâr-ı nâr oldu yine

Bir derdi var dermânı yok
Gülşeni var mihmânı yok
Kalmış garip yârânı yok
Bir hâki sâr oldu yine

İmdat eden hiç yok ona
Ümit eder ancak sana
Her dem bakar senden yana
Çok intizâr oldu yine

Bakar yola gelmez tabîp
Derdinledir pek muzdarîp
Yetiş ona koyma garîp
Pek dilfikâr oldu yine

Sensiz cihan zindan ona
Sensin ezelden can ona
Erişte kıl dermân ona
Dünyası dâr oldu yine

Dildeki aşkın gamıdır
Onun için aklın dağıdır
Ey dost mürüvvet çağıdır
Emin nâçâr oldu yine...

126.BEYİT
Efendim önüme düşte gidelim
Şaşkınım yolumu aç ta gidelim
Muhabbet aşkını saç ta gidelim
Her zaman yoldaşım sen ol efendim

Sensiz yola çıksam yolda kalırım
Senden ayrılırsam mahzûn olurum
Hemen seni bulsam neşelenirim
Her zaman yanımda sen kal efendim

Sensiz lokma yesem hasta olurum
Sen soframda isen şifâ bulurum
Seni kayıp etsem nerde bulurum
Ben seni bulamam sen gel efendim

Sende ayrı isem bir gün neylerim
Anasız kuzular gibi melerim
Yetim kalmamayı Hak’tan dilerim
Benim cenâzemi sen kıl efendim

İsmail sensiz menzile varamaz
Sensiz gözüm bir nesneyi göremez
Kabir evinde de sensiz duramaz
Ayrılma yoldaşım sen ol efendim

127.BEYİT
Elâ gözlüm ben bu ilden gidersem
Zülf-ü perişana kal melü̂l melü̂l
Kerem et aklından çıkarma beni
Ağla gözyaşını sil melûl melûl

Elvan çiçeklerin takma başına
Kudret kalemini çekme kaşına
Beni ağlatırsan doyma yaşına
Ağla gözyaşını sil melûl melûl

Karacaoğlan der ki ölüp gidince
Ben de bir yâr sevdim kendi hâlimce
Varıp gurbet ile vâsıl olunca
Dostlardan haberim sor melûl melûl

128.BEYİT
El girmesin aramıza
El sürmesin yaramıza
Tek bakmasın çâremize
Senden gayri ey sultanım

Yetersin sen bana dâim
Ayrılmaz durursun kâim
Âh bu eller olur hâin
Senden gayri ey sultanım

Dâvâmız olsun ikili
Seninle meşgul et dili
Eller eder beni deli
Senden gayri ey sultanım

Sultansın sen köleyim ben
Ayrılırsam öleyim ben
Nasıl olur dileyim ben
Senden gayri ey sultanım

Sen alırsın bu cânımı
Hükümsüz korsun tenimi
Kimse duymaz efgânımı
Senden gayri ey sultanım

Bakma İsmail suçuna
Verme ellerin içine
Mümkün mü gönlüm geçine
Senden gayri ey sultanım

129.BEYİT
Eller yanında sitem eyleme
Götür bir kenara vur beni beni
İstesen vur öldür acı söyleme
İster diyâr diyâr sür beni beni

Ecel gömleğini giydirme bana
Hiç şansım kalmadı sevgiden yana
Gözlerin kıyarsa bu garip câna
Kara topraklara sar beni beni

İstersen kulum de istersen kölem
İster zincire vur bitmesin çilem
Yeter ki sev beni yolunda ölem
Yaban ellerine ver beni beni

130.BEYİT
Erdi bekâ ser menzili maksûduna âşıkların
Yandı cemâlin şem’ine hoş âdına sâdıkların

Yandır oda cân-û teni tâ kim erişe aslına
Âhû odu arşa çıkar ciğerleri yanıkların

Beyhûde feryâd eylemez bülbül olanlar şol güle
Vuslat demidir demleri seherde uyanıkların

Sanma ki ey sofi bugün ârif oluptur âşıkan
Bezm-i ezelden beridir ayıklığı tanıkların

Hulûsi’ye serte kadem sîneleri dolmuş hikem
Hazînetu’r- rahman olur cân gözleri açıkların




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #18 : 19/09/09, 16:06 »
131.BEYİT
Erenlerin kelâmı ele giresi değil
Sıtkıyle teslim olan gülüm yolda kalası değil

İkrar gerek bir ere göz açıp dîdâr göre
Sarraf gerek gevhere gülüm nâlân bilesi değil

Mü’min kalbi dâr olmaz mü’minde inkâr olmaz
Arada sen ben olmaz Hakkın rızası değil

Bir pınarın başına bir destiyi koysalar
Kırk yıl orada dursa kendi dolası değil

Ümmi Sinan yol âyân bellidir gerçek yalan
Derviş nişânı hemân tâc-ı hırkası değil

132.BEYİT
Er kalkan aşıklar menzile erdi
Sen de tedârikin gör yavaş yavaş
Geçti nevbahârın tûfan erişti
Yağar dört yanına kar yavaş yavaş


Alıyor serimi hicr ile firâk
Vefâsız dünyanın yakasın bırak
Uzaktır yolların menzilin ırak
Kayım et yükünü sar yavaş yavaş

Hulâsa çare yok artık bu gamdan
Bize içirdiler şerbet-i cemden
Yeter artık vazgeç bu hayhaşemden
Tarîk-i Rahmana gir yavaş yavaş

Ruhsâti bu yolda bayrak gerektir
Susuzdur çölleri bardak gerektir
Ağuyu kesmeye tiryâk gerektir
Sokmadan vücudu mar yavaş yavaş

133.BEYİT
Eski libas gibi aşığın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen göz olan benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş

İbrişimden nazik sevdiğim güzel
Meğer kulak gibi bükülmez imiş
Aşkın iğnesi ile dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş

Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebeple güller ediyor çekiş
Aşkın iğnesi ile dikilen dikiş
Kıyâmete kadar sökülmez imiş


Seyrâni’nin gözü kanlı yaş imiş
Aşk ve sevda cümle derde baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş

134.BEYİT
Eşimden ayrıldım yoktur kararım
Uçan kuştan haberini sorarım
Gece gündüz hasretiyle yanarım
Beni öldürmeli döğmeli değil

Hayli demdir hatırını sormadım
Geçti ömrüm bir murâda ermedim
Fırsat elde iken demler sürmedim
Beni öldürmeli döğmeli değil

Elimden aldırdım hüsn-ü âlâyı
Anın için terkeyledim sılayı
Başıma almışam bunca belâyı
Beni öldürmeli döğmeli değil

Kerem eder ben yolumu şaşırdım
Şaşırdım da sarp kayaya düşürdüm
Hayıf ki fırsatı elden kaçırdım
Beni öldürmeli döğmeli değil

135.BEYİT
Evrâh-ı âlemde levh-i kalemde
Bu benim bahtımı böyle yazdılar
Gönül perişandır devr-i âlemde
Bir gönlümü yüzbin zâre yazdılar

Aşk benim ile dâim eyler kı̂l-ü kâl
Daha sabretmeye kalmadı mecâl
Vardım taksimdâra kıldım arzuhâl
Dedi ki öz bahtını aşka yazdılar

Gönül gülistânı hâr oldu diye
Bülbülün gülistânı zâr oldu diye
Hasretlik cismine vâr oldu diye
Erbâbı arz ile yâre yazdılar

Dünya sevenler veli değildir
Canını terk edenler deli değildir
İnsanoğlu gamdan hâli değildir
Her birini bir efkâre yazdılar

Ne var bu sevdânın nihayetinde
Yâdlar gezer şâhın vilâyetinde
Herkes diyârında muhabbetinde
Bilmem bizi nereye yazdılar

Dönmez kavlinden sıdk-ı sâdıklar
Dost ile dost olur bağrı âşıklar
Aşk kaydına geçen bunca âşıklar
Sümmâniyi iyi bir kenara yazdılar

136.BEYİT
Ey abd-i makbul
Dönme sağ-ı sol
Budur doğru yol
Hakkı zikreyle

Murâdın irfân
Edersin iz’ân
Ey sevgili cân
Hakkı zikreyle

Her an her nefes
Gayre meyli kes
Budur câna pes
Hakkı zikreyle

Fikri hevâdan
Gönlü riyâdan
Geçip sivâdan
Hakkı zikreyle

Uyan ey mürde
Düşüp bu derde
Kalkıp seherde
Hakkı zikreyle

Tutup bir etek
Ol ballı petek
İnle bülbül tek
Hakkı zikreyle

Hulûsi yâd et
Gönlünü şâd et
Böyle feryâd et
Hakkı zikreyle


137.BEYİT
Ey Allahım beni senden ayırma
Beni senin cemâlinden ayırma
Seni sevmek benim dinim imanım
İlâhi dini imandan ayırma

Sararıp soldum döndüm hazâna
İlahî hazânı daldan ayırma
Şeyhim güldür ben ânın yaprağıyam
İlâhi yaprağı gülden ayırma

Men ol dost bahçesinin bülbülüyem
İlâhi bülbülü gülden ayırma
Balığın canını suda dediler
İlâhi balığı sudan ayırma

Eşrefoğlu seni seven kulundur
İlâhî kulunu senden ayırma

138.BEYİT
Ey Allahım seni sevmek
Ne güzeldir ne güzeldir
Yolunda bâş-u cân vermek
Ne güzeldir ne güzeldir

Şol ismi zâtını sürmek
Visâlin gülünü dermek
Cemâl-i pâkini görmek
Ne güzeldir ne güzeldir

Sürüp dergâhına yüzler
Döküp yaşı yere gözler
Bir olsa gece gündüzler
Ne güzeldir ne güzeldir

Visâlin derdine düşmek
Yanıp oduna pişmek
Sonun da sana erişmek
Ne güzeldir ne güzeldir

Niyâzi yârini bulmak
Yanında eğlenip kalmak
Varıp bir ile bir olmak
Ne güzeldir ne güzeldir

139.BEYİT
Ey bu gönlüm şehrini bin kahr ile vîran eden
Bî-duhân odlar Yakup bu sinemi külhân eden

Ehl-i âlem derdinin mislin görüp rahat bulur
Cins-ü misli olmayan derde beni dükkân eden

Bir bahirdir sâhili yok mevci olmaz münkesîr
Leylinin fecrin getirmez gökteki devrân eden

Aklı fikrim zevrâk-ı yollarda kaldı ser nigân
Belki cümle aklı fikri bende sergerdân eden

Kimine meydan eden bu âlemin dört köşesin
Mısrî’ye ucdan uca her köşesin zindân eden

140.BEYİT
Ey cümle halkın maksûdu
Al gönlümü senden yana
Ey külli şeyin mevcûdu
Al gönlümü senden yana

Budur yüreğim yarası
Gitmedi yüzüm karası
Bîçârelerin çâresi
Al gönlümü senden yana

Nefs elinden âvâreyim
Hırs elinden bîçâreyim
Gayrı kime yalvarayım
Al gönlümü senden yana

Elim sana ermekliğe
Gözüm seni görmekliğe
Kapına yüz sürmekliğe
Al gönlümü senden yana

Mustafâ’nın izzetine
Murtazâ’nın himmetine
Şol birliğin hürmetine
Al gönlümü senden yana

Evliyâlar hürmetine
Enbiyâlar izzetine
Mukarrebler gurbetine
Al gönlümü senden yana

Aşkınca yoldaş olmaya
Derdine derttaş olmaya
Sırrına sırdaş olmaya
Al gönlümü senden yana

Dâim sen ol dilde sözüm
Seni fikreylesin özüm
Gayriye bakmasın gözüm
Al gönlümü senden yana

Ümmi Sinan der yaratan
Kaldır perdeyi aradan
Kurtar beni bu yaradan
Al gönlümü senden yana




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #19 : 19/09/09, 16:08 »
141.BEYİT
Ey çark-ı sitemkâr dîl-i nâlânıma dokunma
Hicr alemidir bu âlem ettiğim efgânıma dokunma

Ey bâd-ı sabâ uğrar isen yâre selam et
Tel kır fakat zülf-ü perişânıma dokunma

Ey bâde eğer yârim içerse seni bensiz
Ver neşve fakat nergîs-i mestânıma dokunma

Vermem sana çek benden elini ey meleku’l- mevt
Cânânıma nezreyledim aman cânıma dokunma

142.BEYİT
Ey derde dermân isteyen
Yetmez mi dert dermân sana
Ey râhat-ı cân isteyen
Candır kurban olan sana

Yağma edersin varlığın
Gider gönülden darlığın
Mahveyle sen ağyarlığın
Yâr oluser mihmân sana

Tevhîde tapşur özünü
Kimseye açmaz râzını
Mürşide tut sen yüzünü
Mürşit yeter burhân sana

Sermâye bu yolda hemân
Teslim olur buna inan
Sıdk ile Allah’a dayan
Etmez mi gör ihsan sana

Dünyâ ile ukbâyı koy
Ûlâ ile uhrâyı koy
Var ol kuru sevdâyı koy
Matlûp yeter subhân sana

Candan talep kıl yârini
Ver cânı bul dîdârını
Yok eyle kendi vârını
Kim vâr ola cânân sana

Çürüklerin hep sağ olur
Zehrin kamû bal yağ olur
Dağlar yemişli bağ olur
Cümle cihân bostan sana

Kulluğa bel bağlar isen
Şâm-u seher ağlar isen
Sular gibi çağlar isen
Tez bulunur umman sana

Yüzün Niyazi eyle Hâk
Dert ile bağrın eyle çâk
Kalbin sarayın eyle pâk
Şâyet gele sultan sana

143.BEYİT
Ey dervişim diyen kişi
Gayre gönül verme sakın
Cânını aşk odu sanıp
Nefs oduna vurma sakın

Aşkın odu âşıkların
Canın yakar ol dost için
At bu cânı aşk oduna
İki sanıp durma sakın

Aşk deryâsı derin olur
Yüzbin yüzgeçler boğulur
Kenârı yok bu deryânın
Çıkam deyû yorma sakın

Bu deryanın yüzgeçleri
Cansız olur bahrîleri
Can terkini urmayınca
Bu deryâya girme sakın

Bahrîsisin bu deryânın
Eşrefoğlu Rûmi sende
Az az çıkar aşk güheri
Kendi özünden sanma sakın

144.BEYİT
Ey dil nolaydım virân olaydım
Ol vechi yâre hayrân olaydım
Düşüp ayaktan şol mest misâli
Bî-ârı ırzı bî-cân olaydım

Ol bezm-i şem’in visâli yârin
Pervâneler tek sûzân olaydım
Koydu taalluk çıkıp aradan
Visâl-i yâr ile yeksân olaydım

Mihrap edipte ebrûy-i yârin
Vechine ânın seyrân olaydım
Varıp meğer ki kûyine yârin
Bir gece anda mihmân olaydım

Âhir Hulûsi ol mihr-i yârin
Pâyine düşüp kurbân olaydım

145.BEYİT
Ey garip bülbül diyârın kandedir
Bir haber ver gülizârın kandedir
Sen bu ilde kimseye yâr olmadın
Var senin elbette yârin kandedir

Arttı günden güne feryâdın senin
Ah-u efgân oldu mûtâdın senin
Aşk içinde kimdir üstâdın senin
Bu senin sabr-u karârın kandedir

Bir enîsin yok acep hasrettesin
Râhâtı terkeyleyip mihnettesin
Gece gündüz bilmeyip hayrettesin
Yâ senin Leyl-ü nehârın kandedir

Ne göründü güle karşı gözüne
Ne göründü baktığınca özüne
Kimse mahrem olmadı hiç râzına
Bilmediler şehsûvârın kandedir

Gökte uçarken seni indirdiler
Çâr anâsır bentlerine vurdular
Nur iken adın Niyâzi koydular
Şol ezel ki îtibarın kandedir

146.BEYİT
Ey gönül bakma cihana
Gün gelir seyrân gider
Durma ağla gözlerim gel
Bu kafesten cân gider

Sağlığı sen bil ganimet
Gönlünü Allah’a ver
Çağrılır kabre girersin
Sonra bu meydân gider

Uyma gel ehl-i zamâna
Çokca sohbet eyleme
Çünkü onlar ehl-i Hakka
Her cihetten yan gider

Sıdk ile Allah’a kul ol
Mâl-ü dünyâ fitnedir
Bir kefen giyip gidersin
Servet-ü sâmân gider

Var mı hiçbir fert ki
Bulmuş intizâr-ı âlemi
Bakma dünya işidir bu
Dâimâ vîrân gider

Cümle halk ehli seferdir
Devr-i âdemden beri
Pençe-i mevte takılmış
Günde bin kervân gider

Hazır ol mevte kelâmi
Gâfil olma bir nefes
Dost gider düşman gider
Ağyâr gider ihvân gider

147.BEYİT
Ey gönül gel bir derde düş kim
Anda dermân gizlidir
Gel karış bir katreye kim
Anda ummân gizlidir

Terkedip nâm-ı nişânı
Giy ferâgat cübbesin
Bu ferâgat cübbesinde
Sırr-ı sultân gizlidir

Muhîp ise cân-ı dil
Bulur hayât-ı Câvidân
Dervişin her bir sözünde
Âb-ı hayât gizlidir

Değme bir derviş fakire
Hor görüp hor bakma kim
Gönlünün her köşesinde
Arş-ı Rahmân gizlidir

Gör bu Eşrefoğlu Rumi
Bahr-i aşkta neyledi
Cân-ı başı terkedip
Cânı cânânda gizlidir

148.BEYİT
Ey gönül içmek dilersen câm-u cem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem
Verme ömrüm hevâya ey müdâm
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu demi Ahmet başa tâc eyledi
Bu dem ile seyr-i mi’râc eyledi
Bu dem ile nice kez hâc eyledi
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu demi söyler hakikat dört kitap
Aç kulağın dinle eşyadan cevap
Dünyada olmak dilersen kâm-u bâp
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu dem ile seyreder devr-i felek
Bu dem ile seyreder ins-ü melek
Bu dem ile hû çeker suda semek
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Ömrü “kün”le bâ huzur etti vücûd
Varlığın izhâr edip hayy-u vedûd
Vâr ise sende basîret kıl şühûd
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Onsekizbin âlemi halkeyledi
Cümlesini zikr ile emreyledi
Sırrını insana pinhân eyledi
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Ey Rızâ zikreyle cismin nûr olur
Zikreden elbette mevlâyı bulur
Zikr ile cümle günah mağfûr olur
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

149.BEYİT
Ey kardeşler böyle olur
Hâli yârdan ayrılanın
Engin denize dökülür
Seli yârdan ayrılanın

Gökten turnalar çekilir
Yorulup yere dökülür
Gencecik yaşta bükülür
Beli yârdan ayrılanın

Gül dikensiz bitmez imiş
Bülbül gülsüz ötmez imiş
İşe güce yetmez imiş
Eli yârdan ayrılanın

Turnalar havadan uçar
Gül yüzlere nurlar saçar
Âh ile vâh ile geçer
Günü yârdan ayrılanın

Karacaoğlan geçmez dilek
Ateş ateş yandı yürek
Sağ yanında hazır gerek
Salı yârdan ayrılanın

150.BEYİT
Ey kerîm Allah ey ğanî sultan
Dertliyiz senden umarız dermân
Lütfuna had yok ihsana pâyân
Dertliyiz senden umarız dermân

Gerçi kullarda mâsiyet çoktur
Rahmetin mevlam dahî artuktur
Gayriden bize hiç medet yoktur
Dertliyiz senden umarız dermân

Gel demez isen biz günahkâre
Bir âdem kadir mi ki yol vâre
Çâre yok senden olmasa çâre
Dertliyiz senden umarız dermân

Şu dem ki senden bir hedâ geldi
Feyz-i akdesten âşinâ geldi
Bir cefasına bin safâ geldi
Dertliyiz senden umarız dermân

Bu Niyâzi çün zikrine düştü
Dünü gün gönlü fikrine düştü
Zâtına eren şükrüne düştü
Dertliyiz senden umarız dermân




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #20 : 19/09/09, 16:09 »
151.BEYİT
Ey kıbley-i evrâhı tecellâ nazârındır
Ey dîde-i eşbâhı mücellâ nazârındır
Her demde lebin çeşmesi bin Hızır ihyâ eder
Dilber leb-i enfâsı mesîha nazârındır

Kim dâmânını tutmadı esrarını bilmez
Taliplerine sırrı ev ednâ nazârındır
Zülfün tutana vaslın için habl-i metindir
Âşıklarına sitre-ü tuğba nazârındır

Ey pîr-i mügân doldu deminden dem-i âdem
Her teşne dile sâki-i sahbâ nazârındır
Kim koymadı can râhına maksuduna yetmez
Sâhiklerine mi’râc-u muallâ nazârındır

Aşkınla enîs oldu Hulusi fakirin
Yok matlabı illâ ki temennâ nazârındır

152.BEYİT
Eylesin Allah çok tahiyyâtı
Ana kim verdi ilm-i ğayâtı
Gizli sultandır sırrı subhandır
Mürşidi candır hep makâlâtı

Kutb-u halâyık bahr-i hakâyık
Ferd-i camidir hep makâmâtı
Nokta-i Kübrâ göremez âmâ
Gizlidir zîrâ cümleden zâtı

Kalbini keşşâf eylemiş şeffâf
Görünür anda hep beriyyâtı
Hubb-u cânımda sırrı zâtımda
Savar üstümden her beliyyâtı

Ey nice canlar yanını bekler
Bulmadık derler bunda lezzâtı
Neylesin ta’lim olamaz teslim
Yâ nice bulsun ol kemâlâtı

Mâyenin zevkin alamaz şol kim
Şeyhi Hak bilmez yok riâyâtı
Arayıp bulan kulluğun kılan
Telkinin alan buldu hâlâtı

Şehr-i Elmalı canda bulmalı
Ümmi sinandır şöhreti zâtı
Şeyhini hak bil ey Niyazi kim
Pir yüzündendir Hak hidâyâtı

153.BEYİT
Eyleyelim dağ başında figanı
Görelim ne demiş o leylî leylî
İkimiz de oturalım diz be diz
Bir de hû çekelim hû leylî leylî

Felek çakmağını üstüme çaktı
Beni bir onulmaz derde bıraktı
Vücûdum şehrinin odlara yaktı
Yandım ateşlere sû leylî leylî

Felek çakmağını eyledi çengel
Yâre varam diyom koymuyor engel
Ölürsem sevdiğim üstüme sen gel
Gözün yaşı ile yû leylî leylî

Dâim dilimizde Hakkın kelamı
Uğra dost yanına eyle selâmı
İsmimi sorarsa Emrah Gülâmı
Dâim aklımızda o leylî leylî

154.BEYİT
Ey rahmeti bol padişah
Cürmüm ile geldim sana
Ben eyledim hadsiz günah
Cürmüm ile geldim sana

Senden utanmadım hemân
Ettim hata gizli âyân
Vurma yüzüme el amân
Cürmüm ile geldim sana

Hadden tecavüz eyledim
Deryây-ı zenbi boyladım
Malum sana ben neyledim
Cürmüm ile geldim sana

Adın senin ğaffâr iken
Ayıp örtücü settâr iken
Kime gidem sen vâr iken
Cürmüm ile geldim sana

Zenbim ile doldu cihân
Sana âyân zafir nihân
Ey lütfu bî-had müsteân
Cürmüm ile geldim sana

Bin kere bin ey padişah
Etsem dahi böyle günah
“Lâ teknatû” yeter penah
Cürmüm ile geldim sana

İsyanda Kuddusi şedîd
Kullukta bir battal pelit
Der kesmezem senden ümit
Cürmüm ile geldim sana

155. BEYİT
Ey sanem noldun câna kastın var
Bağrımı deldin kâne kastın var
Başım önünde cevkân elinde
Çalmadan gayrı yâ ne kastın var

Tîğ-ı gamzenle doğradın bağrım
Cism ü cânı kurbane kastın var
Onmadık başım kavgaya saldın
Pâdişahım seyrâne kastın var

Beni gör n’oldum sararıp soldum
Vaslın umarken hicrane kastın var
Bu vücudumu odlara yaktın
Bende bildim büryâne kastın var

Bu Niyazi’yi ağlattığından
Anlanır kim ihsane kastın var

156.BEYİT
Ey sevdiğim bir gün bana
Yar demedin yar demedin
Gece gündüz tenhalarda
Ağlayanım var demedin yâr

Seni sevmek suç mu bana
Ağlıyorum yana yana
Bir merhem verip yareme
Sür demedin sür demedin yâr

Bir gün bana gül demedin
Gözyaşımı sil demedin
Yıllardır koştum ardından
Gel demedin gel demedin yâr

157.BEYİT
Ey yârenler bu dünyanın
Sonu vîran olur bir gün
Bunda mağrur olanların
Hepsi pişman olur bir gün

Hani yârin yârenlerin
Ölüp kabre girenlerin
Bu dünyayı sevenlerin
Gözün giryân olur bir gün

Ne aceptir nice kişi
Çalarlar dünya teşvişi
Bunda fakir olan kişi
Yârin sultan olur bir gün

Fenâ mülkünü terk eden
Bekâ mülkünü berkeden
Bu dünyaya gönül veren
Koyup revân olur bir gün

Yüzüm kara günahımdan
Alemler doldu âhımdan
Umarım pâdişahımdan
Derde dermân olur bir gün

Yunus sen bu haline bak dur
Dünyanın vefası yoktur
Bu çarhın işleri çoktur
Döner hicrân olur bir gün


158.BEYİT
Ey yârenler kılın duâ
Düştüm ben yârimden cüdâ
Kavuştursun bizi hüdâ
Vâ hasretâ vâ firkatâ

Çıktım vatandan gurbete
Düştüm belây-ı mihnete
Dayanılmaz bu hasrete
Vâ hasretâ vâ firkatâ

Vasl ile gülmedi yüzüm
Hasretle kan ağlar gözüm
Derd ile mahv oldu özüm
Vâ hasretâ vâ firkatâ

Düştüm sivânın damına
Eremedim encâmına
Dostun visâl-i kâmına
Vâ hasretâ vâ firkatâ

Özle Hulusi yârini
Terkeyleyip ağyarını
Bulmaz isen dildârını
Vâ hasretâ vâ firkatâ

159.BEYİT
Fidandan ayrılmış bir leb-i gonca
Cennet bahçesinin gülüdür şimdi
Kararım kalmadı onu görünce
Gözüm yaşı derdi selidir şimdi

Bir Yusuf cemâle oldum âşinâ
Nurullah nakşolmuş hilal kaşına
Âzâde yürürken kendi başıma
Gönül bir sultanın kuludur şimdi

Yüce yaylasına konup göçtüğüm
Yâr uğruna serden candan geçtiğim
Mest oluben aşk şarabın içtiğim
Cennet ırmağından doludur şimdi

Hastayım hasretle gurbet vatanım
Nâr-ı aşkın ile eridi canım
Severler cânânı sensin efendim
Efendimin erkânı yoludur şimdi

Gönül bâbı ihsanına gireli
Açılan gonca gülün dereli
Kâtibî der yâre gönül vereli
Halk içinde adım delidir şimdi

160.BEYİT
Firâkın bağrımı dağlar
Ne bilsin kadrini sağlar
Seni görmeyeli şahım
Gözüm hep kanlı yaş ağlar

Akar yaşım sele benzer
Ömür geçer yele benzer
Gülen yüzü güle benzer
Ne bilsinler fücâriler


Gülün bülbül olur yâri
Anın çün kılıyor zâri
Gülistandır ânın yeri
Makâm olmaz ona bağlar

Balı yağı nide bülbül
Sana koşa gele bülbül
Âşık yükünü şöyle bil
Çekemedi yüce dağlar

Âşık gam yükünü çeker
Yüceleri koşup çıkar
Görüp dost yüzüne bakar
Gönül mâşukuna ağlar

Yunus Emrem hanî geldi
Teveccüh mâşuğa kıldı
Gönülden sevdiğin buldu
Ânın ile gönül eyler




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #21 : 19/09/09, 16:12 »
161.BEYİT
Gâhi çeker cefâyı
Gâhi sürer sefâyı
Gâhi düşüp firâka
Sûzan olur olur ya

Gâhi izini izler
Gâhi visâlin özler
Gâhi o teşne gözler
Giryân olur olur ya

Gâhi erince hâle
Tâlip olur visâle
Gâhi bakıp cemâle
Hayrân olur olur ya

Uşşağı gam çekipte
Âh eyledikçe yâre
Âgâh olup bu hâle
Handân olur olur ya

Ey dil feragât eyle
Terkeyleyip fenâyı
Fakr ile fahr edenler
Sultân olur olur ya

Mûhi bu meyhanede
Kendin yitirmiş olsa
Bezm-i ezelde canım
Mihmân olur olur ya

Çek ey gönül cefâsın
Yârin sefâsın umma
Bir gün o da bu hâle
Pişman olur olur ya

Bir zerre lütf-u Hakka
Hurşit olur cihâna
Bir katre yüzbin olup
Ummân olur olur ya
Gâhı verin visâli
Gâhı açar cemâli
Gâhi hayali dilde
Cevlân olur olur ya
Bir gün atar da tığı
Müjgân-ı kastı câna
Nâgâh Hulûsi cânın
Kurbân olur olur ya

162.BEYİT
Gam bezmimiz ârestedir
Ey yâr-i gâr gelmez misin
Gönlümüz sana bestedir
Ey yâr-i gâr gelmez misin

Durdur gönüllerden sivâ
Dur eyleyem yârdan hevâ
Lutfeyle dem bir bu yana
Ey yâr-i gâr gelmez misin

Doğdu çün miftâhu’l- felâh
Zulmet gidip oldu sabah
Cânı ve dilde inşirâh
Ey yâr-i gâr gelmez misin

Eyyûb’u pür derttir gönül
Yâkub’u firkattir gönül
Yûsuf’u hasrettir gönül
Ey yâr-i gâr gelmez misin

Mecnun Leylâ’yı özlüyor
Ferhat Şirin’i sözlüyor
Gam gecemiz gündüzlüyor
Ey yâr-i gâr gelmez misin

Almaya gülü desteyi
Görmeye dili besteyi
Sormaya Hulûsi hastayı
Ey yâr-i gâr gelmez misin

163.BEYİT
Gam elinden benim zülf-ü siyâhım
Peygân değdi sînem yârelendi gel
Hüdâ hakkı için ağlatma beni
Bugün sevdâ candan aralandı gel

Gamdan hisar oldu mekânım yurdum
İşitmez avazım dinlemez virdim
Bir değil beş değil on değil derdim
Düğümler baş verdi sıralandı gel

Hasretine vasıl olam mı böyle
Mecnuna da bâki kalır mı Leyla
Ölümlü dünyadır gel helal eyle
Yüklendi bârhânem kiralandı gel

Ne çekerse dertli sinem dağ otmaz
Günler gelir geçer ömür çoğalmaz
Neşterlidir yârelerim iyi olmaz
Göğerdi çevresi kârelendi gel

Pir Sultan Abdalım haftada ayda
Günler gelir geçer bulunmaz fayda
Gönül hak arzular elim hayhayda
Toprağım üstüne kürelendi gel
 
164.BEYİT
Gamhânede kaldım garip
Gel sohbete gel sohbete
Gönlüm oldu pür muzdarip
Gel sohbete gel sohbete

Al sende bul muhabbeti
Gör bunda olan hikmeti
Terk eyleme hiç sohbeti
Gel sohbete gel sohbete

Sevdigini gönlüne al
At her şeyi onunla kal
Bahri geçip ummâna dal
Gel sohbete gel sohbete

Derdini dermâna satma
Ağyârı yârana katma
Sohbete gelmeden yatma
Gel sohbete gel sohbete

Mansura dardır burası
Tayfura yârdır burası
Dünü gün zârdır burası
Gel sohbete gel sohbete

Aşk denilir bir heceye
Neler yaptırdı niceye
Sığmaz bu gündüz geceye
Gel sohbete gel sohbete

Gönlün olsun her dem duru
Böyle alırsın huzuru
Sohbette bulursun tûru
Gel sohbete gel sohbete

165.BEYİT
Garip kaderin defterin
Yazın neyleyim neyleyim
Yalvardım kabul olmadı
Sözüm neyleyim neyleyim

Dünya bana dar olacak
Bu ayrılık zor olacak
Çok ağlasam kör olacak
Gözüm neyleyim neyleyim

Deli olsam eller kınar
Akıl pervâz olmuş döner
Gece gündüz durmaz yanar
Özüm neyleyim neyleyim

Deli gibi aklım duruk
Yâr sîneme hançer vuruk
Öksüz gibi boynum bükük
Gezem neyleyim neyleyim

Harap oldu gönül tahtım
Ne zaman gelecek vaktim
Tâ küçükten böyle bahtım
Yazım neyleyim neyleyim

166.BEYİT
Gariplik tuttu boynumdan
Büker mevlâya mevlâya
Gözüm her derdi gönlümden
Döker mevlâya mevlâya

Dolaştım beldeler boylar
Urum ,Türkmen, arap köyler
Pınarlar çeşmeler çaylar
Akar mevlâya mevlâya

İnandım aşk-ı mutlak bir
Gönül bir sevgi bir hak bir
Dilim doksan dokuz tekbir
Çeker mevlâya mevlâya

İlâhi zincirim çözdür
Kaçıp gitmem sözüm sözdür
Benim hüviyyetim gözdür
Bakar mevlâya mevlâya

Musallâ köşküdür karşın
Nasibim üç buçuk arşın
Hedeften kurtulan kurşun
Seker mevlâya mevlâya

Senin yurdun ırak iller
Mekan tutmaz garip kullar
Bekir var git bütün yollar
Çıkar mevlâya mevlâya

167.BEYİT
Gece gündüz döne döne
İstediğim Haktır benim
Allah deyû döne döne
İstediğim Haktır benim

Koy yanayım kül olayım
Coşkun akan sel olayım
Çiğnet yüzüm yol olayım
İstediğim yol olayım

Münkir olan aşk halin bilmez
Münafıklar yola gelmez
Ağlar bu gözlerim gülmez
İstediğim Haktır benim

Seyyid Nizamoğlu yürü
Ara bul kendinde yâri
Ağlayuben zâri zâri
İstediğim Haktır benim

168.BEYİT
Geldim devr-i zamâne meydâna düşmeseydim
Düştüm bâri meydana giryana düşmeseydim
Vaslın kılıp temennî bu yokluğun içinde
Varlık gamıyla âhir hüsrâna düşmeseydim

Ol Kâbe-i cemâlin hayranıyım ezelden
Gâfil olup bu halden noksana düşmeseydim
Mihr-i muhabbet ile can vaslına ererdim
Sevdâyı zülfün ile nâlâna düşmeseydim

Âlemde gayra kılmam bir iltifat Hulûsi
Vaslın olup enîsim hicrâna düşmeseydim

169.BEYİT
Gel gel yanalım ateş-i aşka
Şûle verelim ateş-i aşka
Ey padişahım affet günahım
Yanmaktır kârım ateş-i aşka

Evvel aldandım sonra inandım
Dembedem yandım ateş-i aşka
Vârın verenler dosta gidenler
Yandım erenler ateş-i aşka

Aşk ehli ölmez yerde sürünmez
Yanmayan bilmez ateş-i aşka
Seyyid Nesîmi terk etti resmi
Yandırdı cismi ateş-i aşka

170.BEYİT
Gel ey gurbet diyârında
Esir olup kalan insan
Gel ey dünya harâbında
Yatıp gâfil olan insan

Gözün aç perdeyi kaldır
Duracak yer mi gör dünya
Kat’î mecnun durur bunda
Gönül verip duran insan

Kafeste tûtiye sükkâr
Verirler hiç karâr etmez
Acep niçin karâr eder
Bu zindana giren insan

Ne müşkül hâl olur yatıp
Gafletle hiç uyanmayıp
Ölüm vaktinde Azrail
Gelince uyanan insan

Kararmış kalbin ey gâfil
Nasihat neylesin sana
Hacerden katıdır kalbin
Öğüt kâr etmeyen insan

Bu derdin çaresin bul var
Elinde var iken fırsat
Ne ıssı sonra âh-u zâr
Edip hayvâh diyen insan

Niyazi bu öğüdü sen
Ver evvel kendi nefsine
Değil gayriye andan kim
Tuta her işite insan

 
 
 
 




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #22 : 19/09/09, 16:14 »
171.BEYİT
Gel seninle ahd-ü peyman edelim
Ne sen beni unut ne de ben seni
İkimizde bir ikrarı güdelim
Ne sen beni unut ne de ben seni

Aman kaşı keman elinden aman
Sürdük sefasını etmedik tamam
Ehl-i irfan içre olduğun zaman
Ne sen beni unut ne de ben seni

Hem sana mâilem hem de devlete
Hem sana muhtacım hem de sohbete
Aşkın ile düştüm diyâr-ı gurbete
Ne sen beni unut ne de ben seni

Şâhımın cemâli güneşten mâhı
Seni seven âşık çekmez mi âhı
Getir and içelim kelâmullahı
Ne sen beni unut ne de ben seni

Efendim sultanım çektiler dâra
Düşmüşem aşkına yanarım nâra
Bakın ey gardaşlar şu güzel şâha
Ne sen beni unut ne de ben seni

172.BEYİT
Gerçek âşıklara salâ denildi
Dertli olan gelsin dermânı buldum
Âh ile vâh ile cevlân ederken
Cânımın içinde cânânı buldum
Akar gözlerimden yaş yerine kan
Zerrece görünmez gözüme cihân
Deryalar nûş edip kanmaz iken cân
Âşıklar kandıran ummânı buldum

Âşıklar meydana doğru varırlar
Erenler cem olmuş alır verirler
Cümle evliyâlar divân dururlar
Cevâhir bahşolan dükkanı buldum

Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar
Canlar mezat olmuş tellal da gezer
Oturmuş ümmetin berâtın yazar
Hakka mahbûb olan sultanı buldum

Emir Sultan der ne hoş pazar imiş
Âşıklar meydana gelip gezer imiş
Cümlenin maksudu ol dîdâr imiş
Hakka karşı duran divânı buldum

173.BEYİT
Gönül bir yerde durmaz oldu
Anın derdinden kimse bilmez oldu
Düşüp bahr-i gama hiç gülmez oldu
Gönül bir gül için bin hâra düştü
Onulmaz dert çekilmez zâre düştü

Olup Mecnuni veş âleme rüsvâ
Dembedem çağırır vâ leylî Leylâ
Bu âhına dayanmaz gâhi sahra
Gönül bir gül için bin hâra düştü
Onulmaz dert çekilmez zâre düştü

Figân-ı zârıma tâd eden olmaz
Belâ deminden âzâd eden olmaz
Ânı bir lahzacık şâd eden olmaz
Gönül bir gül için bin hâra düştü
Onulmaz dert çekilmez zâre düştü

Hulûsi âh-u zârım yâre erse
Onulmaz derdime bir çâre verse
Bu âh-u nâleler gülzâra erse
Gönül bir gül için bin hâra düştü
Onulmaz dert çekilmez zâre düştü

174.BEYİT
Gönül candan geçer yârdan geçilmez
Cihânı terkeder yârdan geçilmez
Şol Ethemoğlu’nun ettiği gibi
Kamû vardan geçer yârdan geçilmez

Eğer yâr oldun ise sen o yâre
Koy gayri kâr-ı vâr,yârdan geçilmez
Şu pervâneyi görmedin mi verip cân
Yanar candan geçer,yârdan geçilmez

Ana sâdık denir ki bile tahkîk
Geçer serden bile yârdan geçilmez
Eğer bülbül isen et hâra minnet
Gücenip hâra o gülzârdan geçilmez

Bu yolda cân verip mert ol Hulusi
Eğer âşık isen ikrardan geçilmez

175.BEYİT
Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülün incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın nağmesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağın düşür ne dalı incit

Bekle dost kapusun sâdık kul isen
Gönüller tâmir et ehl-i dil isen
Sevda sahrasında mecnun değilsen
Ne Leylâ’ya çağır ne çölü incit

Çileye razı ol Hakka kul isen
Mürşidini çağır müşkilde isen
Hakikat yolunda yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Ayrılma rızâdan Hakka kul isen
Gönüller tâmir et ehl-i dil isen
İncinir Allahım incindim dersen
Ne kimseden incin ne eli incit

176.BEYİT
Gönül dağı yağmur boran olunca
Akar can evimden yaş gizli gizli
Bir tenhada can cânânı bulunca
Sînemi yaralar dil gizli gizli

Uzak yoldan yârim için gelinir
Yâr yoluna cân verilir ölünür
Göz göze gelince hemen bilinir
Gönül bir olunca hâl gizli gizli

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızâsız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider yol gizli gizli

Seher vakti garip bülbül öterken
Kipriklerin oku cana batarken
Cümle alem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden gel gizli gizli

177.BEYİT
Gönülden çıktı âlem
Dîdeden gayre nazar gelmez
Perişan oldu Yâkup Yûsuf’undan
Bir haber gelmez

Tarîk-i intizârın üzre
Hâk olsam mürüvvetle
Ayak bas üstüme ey sevdiğim
Mutlak zarar gelmez

Sahib-i zülfün ref eyle
Hüsnün âfitâbın aç
Sıfat-ı hüsnüne bu rengi
Âhımdan keder gelmez

Şeb-i hicrânı çek
Vuslat sehâbın bekle de ey dil
Ve gün akşam olupta
Şeb gidip vakt-i seher gelmez

Ey yâ gâfil gönül dâim
Yatarsın ha bu gaflette
Bu vîran hâneden hatırına
Bir gün sefer gelmez

Nazar kıl sencileyin var mı
Alem içre olmadıktan
Bu vâdi-î âlemden kurtulan
Dâim gider gelmez

Hulus-u kalb-i pâkinden
Nisâr oldukça gevherler
Gönül kim âşinâ olmazsa
Andan hüner gelmez

Senin takdîr-i ef’âlin
Zuhurudur ne kim varsa
Bu ihvanın abd-i âcizdir
Elinden hayr-u şer gelmez

178.BEYİT
Gönül derdi ile yârin
Acep şâide şeydadır
Bu aşk içinde sanki ol
Bugün mecnun-u gaysadır

Ben derim ki ey gönül
Bu sevda key uludur ki
Bu aşk haddin senin değil
Bu bir ulu temennâdır

Gönül hiç sözüm işitmez
Gelip kendini cem etmez
Beni bırakuben gitti
Durağı kûhi sahrâdır

Dedim gönül bu yol uzak
Bu yolda çok gerek azık
Dedi bu yolda yol olmak
Hep esbâb-ı müheyyâdır

Dedim gönül bu yol belalıdır
Cefâ mihnetle doludur
Dedi ânın kabri tozu
Benim gözüme tutyâdır

Dedim gönül bu yolda bunu
Gerektir ağular yutmak
Dedi aşk ile zehir içmek
Bana sükkârı helvadır

Dedim gönül n’olur gelsen
Benim bir halimi sorsan
Dedi bu yolda seni ben
Demeklik küllü hatâdır

Yine dedim ki ey gönül
Bu sevdâ key uludur ki
Dedi sen beni yoğa say
Bu aşkın işi böyledir

Dedim gönül o bir şah sen bir kul
Ne mümkündür ona varmak
Dedi benim bu varmağım
Geri anınla anadır

Dahi gönlüm bu sözü
Eğer desem ânı olmaz
Ne hâcet söylemek ammâ
Bilir ki ârif ol nedir

Bu Eşrefoğlu Rûmî’nin
Ulaştı çün gönlü dosta
Tamam kevneyni unuttum
Gönül dostuyla tenhâdır

179.BEYİT
Gönül derdinle bîmar oldu dermâna eriş ey yâr
Yanar hasret odundan âna ihsâna eriş yâr

Tarahhum eyleyip imdâd kıl bî-çâre hâline
Firâkınla harap oldu bu dil-hâne eriş ey yâr

Tahammül kılmağa tende mecâlim kalmadı asla
Bu eflake çıkan zâr ile efgâne eriş ey yâr

Tefekkür eyleyip her dem hayalini bu cânımda
Sevindirip nihâyet ver bu hicrâne eriş ey yâr

Bu dîdem görmeyi ister cemâl-i bâ kemâlini
N’olur teşrif kıl bu dil-i vîrane eriş ey yâr

Bu nefs-i bed likânın leşkeri yağma eden vârın
Kerem kılıp inâyetle bu tuğyâna eriş ey yâr

Hulusinin diger-gûn oldu hâli iş bu derdinden
Edip lütfu bu ahvâl-i perîşana eriş ey yâr

180.BEYİT
Gönül gel seninle muhabbet edelim
Araya başka yar alma sen gönül
Yâ benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki karayı gönül

Dünyâ için gül benzini soldurma
Halden bilmeyene hâlin bildirme
Tabip olmayana yaran sardırma
Azdırırsın sonra yarayı gönül

Solmasa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fânidir kimseye kalmaz
Böylece hâl ile dervişlik olmaz
Mü’min olan bekler verâyı gönül

Derviş Ali’m öğüt verir özüne
Gönül lutfeyledi kendi râzına
Azrâil konunca göğsün düzüne
O zaman beklersin sırayı gönül




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #23 : 19/09/09, 16:14 »
181.BEYİT
Gönül hûn oldu şevkinden boyandım Yâ Resûlallah
Nasıl bilmem bu nîrana dayandım Yâ Resûlallah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Yâ Resûlallah
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Yanan kalbe devâsın sen bulunmaz bir şifâsın sen
Muazzam bir sehâsın sen dilersen rehnümâsın sen
Habîb-i Kibriyâ’sın sen Muhammed  Mustafâ’sın sen
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Gül açmaz çağlayan akmaz ilâhi nurun olmazsa
Söner âlem nefes kalmaz felek manzûrun olmazsa
Firâk ağlar visâl ağlar ezel mestûrun olmazsa
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Erir canlar o gül- bûy-i revân-bahşın hevâsından
Güneş titrer yanar dîdârının bak ihtirâsından
Perişan bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Susuz kalsam yanan çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda ummanlarda nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben mess eylesem duymam
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Ne devlettir yumup aşkınla göz râhında can vermek
Nasîb olmaz mı Sultânım haremgâhında can vermek
Sönerken gözlerim âsân olur âhında can vermek
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

Boyun büktüm perîşânım bu derdin sende tedbîrî
Leb’im kavruldu ateşten döner pâyinde tezkîrî
Ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle Kıtmîr’i
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah

182.BEYİT
Gönül kalk gidelim dost illerine
Murâdın yâr ise bir tane yeter
Nazar kıl ettiğin amellerine
Hevây-ı nefs ile efsâne yeter

Meyl-i dünya olup gel olma bed nâm
Kim almış felekten muradınca kâm
Ölüm var mı yok mu âhirin encâm
Gelen göçüp gider nişâne yeter

Beyhûde işlerin terkeyle mutlak
Küllü men aleyhâ fâni dedi Hak
Cihan bâki değil hikmetine bak
Ârife bu bir söz bahane yeter

Turâbi sen özün pâyimâl eyle
Râhi erenlerden hasbihâl eyle
Şu fâni dünyayı bir hayal eyle
Vakit geçirmeye virâne yeter

183.BEYİT
Göster cemâlin şem’ini
Yansın oda pervaneler
Devlet değil mi âşığa
Mâşuğa karşı yâreler

Ben meye tövbe etmezem
Ağyar elinden içmezem
Kudret yedinle sun bize
Dolu dolu peymâneler

Ey hâli hoş rânâ güzel
Yol vara bir dil mülküne
Bek bağla aşk zincirini
Boşanmasın dîvâneler

Mescit ile medreseyi
Ismarladık zâhitlere
Hakka ibadet etmeye
Yeter bize vîrâneler

Cevr-i cefâ etmek ile
Şemsi seni terkeylemez
Seni seven âşıkların
Hâşâ senden usanalar

184.BEYİT
Gururlanma insanoğlu
Ölmemeye çaren mi var
Hazân olmuş bir gül gibi
Solmamaya çaren mi var

Dünya bir değirmen döner
Bütün mahluk ona biner
Yağı bitmiş kandil söner
Sönmemeye çâre mi var

Nerde ecdad nerde ata
Hakka karşı etme hata
Tabut denen tahta ata
Binmemeye çare mi var

Düşünmez misin hiç ölmeyi
Terketmezsin çok gülmeyi
Yakası yok ak gömleği
Giymemeye çare mi var

Münkir nekir gelecektir
Rabbin kimdir diyecektir
Mü’min cevap verecektir
Vermemeye çâre mi var

Altımızdan taşlar batar
Üstümüzden otlar biter
Yılan çıyan yiyip yatar
Yatmamaya çâre mi var

Kalkacaktır gözden perde
Göreceksin yârin nerde
Ev kazılmış kara yerde
Girmemeye çare mi var

Dâim yürü Hak izinde
Hakkı söyle her sözünde
Dört kişinin omzunda
Gitmemeye çare mi var


185. BEYİT
Gülüm senin derdin ile
Ölemedim ölemedim
Aktı gitti gözyaşlarım
Silemedim silemedim

Bülbül ayrıldı gülünden
Bilen yok gönül derdinden
Karlı dağların ardından
Gelemedim gelemedim

Gel tabip bak yârelere
İnlerim can vere vere
Yalan dünyada bir daha
Göremedim göremedim

186.BEYİT
Gülünden ayrılmış bülbül misali
Konar daldan dala öterim böyle
Sineme ayrılık közü düşeli
Yanar ince ince tüterim böyle

Bilmem bu hançeri bana vuranı
Yitirdim eşimi dostu yârânı
Garip kaldım mesken tuttum vîrânı
Harâbe yerlerde yaşarım böyle

Hüdâi kan ağlar kimin nesine
Felek attı beni dert dünyasına
Salmışam gemimi gam deryasına
Açılmaz yelkenim batarım böyle

187.BEYİT
Gül yüzünü rüyâmızda
Görelim yâ Resûlallah
Gül bahçene dünyamızda
Girelim yâ Resûlallah

Aşkınla yaşarır gözler
Firâkınla yanar özler
Mübârek ravzana yüzler
Sürelim yâ Resûlallah

Sensin gönüller sultanı
Getirdin yüce Kur’ânı
Uğruna tendeki cânı
Verelim yâ Resûlallah

Levlâke dedi sana Hak
Bağışla yüzümüze bak
Huzûrullaha yüzü ak
Varalım yâ Resûlallah

Vedâ ettik mâsivâya
Yalvarıp yüce mevlâya
Şefâati Mustafâ’ya
Erelim yâ Resûlallah

Derviş kul der kardeşlere
Çok salavat ver Resûle
Gül yüzünü göre göre
Ölelim yâ Resûlallah


188.BEYİT
Gül yüzlü efendim neme gücendin
Araya söz katan eldir efendim
Ben kulunum Hâk-i pâyine geldim
Aradan noktayı kaldır efendim

Dost dostu bir pula satar mı böyle
Şu illere meyil katar mı böyle
Kusurludur diye atar mı böyle
Kul kusurdan hâli olmaz efendim

Kulun kârı dâim hata işlemek
Âdettir fidanı kesip aşlamak
Bir mürüvvete yüz bin kan bağışlamak
Tâ ezelden kadîm yoldur efendim

Hayal mayal gelir dostun likâsı
Budur âşıkların mekân-ı hâsı
Aşığın mâşuğa cevr-ü cefâsı
Böyle cevretmekten öldür efendim

Gam ile geçirdim şurda beş günü
Senin şânın kaldırmaktır düşkünü
Ben bîçâreyim ölüm şaşkını
Göster cemâlini güldür efendim

Pir Mehmed’im ilm-i ledün bilenler
Mecnun olur dost cemâlin görenler
Kusur mu gözetir sultan olanlar
Bazı kusur işler kuldur efendim


189.BEYİT
Güzel âşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rızâ lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Yemeyenler kalır nâçâr
Gözlerinden kanlar saçar
Bu bir demdir gelir geçer
Duyamazsın demedim mi

Âşıklar harâbât olur
Hak katında kıymet bulur
Muhabbet baldan tatlı olur
Doyamazsın demedim mi

Çıkalım meydan yerine
Erelim Hakkın sırrına
Cânı bâşı Hak yoluna
Veremezsin demedim mi

Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi

Erelim mürşit seyrine
Çıkalım meydan yerine
Cân-ı bâşı Hak yoluna
Koyamazsın demedim mi

Şahlar şâhıdır şâhımız
Hakka ulaşır râhımız
Pîrânımız katarımız
Uyamazsın demedim mi

190.BEYİT
Güzel cemâlini görse gözlerim
Aşkına düşmüşem yanar özlerim
Hayalimden gitmez tatlı sözlerin
Âh efendim canım arzular seni

Canım kurban olsun ayak tozuna
Bastığın toprağı sürsem yüzüme
Mübarek cemâlin olsam gözüme
Cân efendim cânım arzular seni

Seni seven gözyaşını dökmez mi
Âşık olan sevdiğine gitmez mi
Bülbül gibi âh-u figân etmez mi
Âh efendim cânım arzular seni

Aşkına düşenler çekmez mi âhı
Sensin gönlümüzün sultânı şâhı
Seni seven bulur güzel Allah’ı
Cân efendim cânım arzular seni

Cemâlini gördükçe derdim kalmıyor
Nefs eline düştüm yüzüm gülmüyor
Vücûd şehri zayıf zikir almıyor
Âh efendim cânım arzular seni

Ben seni sevmişim cân ile candan
Cânımı esirgemem efendim senden
Yolunda öleyim geçeyim tenden
Cân efendim cânım arzular seni

Seni görmek bize ne büyük ni’met
Şâha lâyık olan almaz mı himmet
Alla’a âyân olan istemez cennet
Âh efendim canım arzular seni

Efendim yolunda cânım vereyim
Kıtmîr olup kapınızda üreyim
Boynum bükük huzurunda durayım
Cân efendim cânım arzular seni

Gelin arkadaşlar toplum olalım
Semâver ortada zikre dalalım
Yüce şeyhimizi candan sevelim
Âh efendim cânım arzular seni

Sâlih eder nefs elinden şaşarım
Şaşarımda gafletlere düşerim
Fırsatını bulsam gâr’a koşarım
Cân efendim cânım arzular seni




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #24 : 19/09/09, 16:16 »
191.BEYİT
Güzeller güzeli şâhâne dilber
Seni terketmezem bin kân olursa
Ne mümkün sevdiğim vazgeçmem senden
Cümle âlem bana düşman olursa

Herkese meyledip su gibi akmam
Vücudum şehrini odlara yakmam
Senden gayri şahım cemâle bakmam
Karşımda Yusuf’u Ken’ân olursa

Emrâhım derdinle sararıp solsun
Sana kemlik eden Mevlâdan bulsun
Olursa sevdiğim sen gibi olsun
Aşığa dünyada cânân olursa

192.BEYİT
Hak bir gönül verdi bana hâ demeden hayran olur
Bir dem gelir şâdân olur bir dem gelir giryân olur

Bir dem sanırsın kış gibi şol zemheri olmuş gibi
Bir dem beşâretten doğar hoş bağ ile bostân olur

Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerh eyleyemez
Bir dem hayrette kalır hiç nesneyi bilmez olur

Bir dem cehâlette kalır bir nesneyi bilmez olur
Bir dem dalar hikmetlere Calînus-u Lokmân olur

Bir dem dîv olur ya peri vîrâneler olur yeri
Bir dem uçar Belkı̂s ile sultân-u ins- u cân olur

Bir dem varır mescitlere yüz sürer anda yerlere
Bir dem varır devre girer İncil okur ruhbân olur

Bir dem çıkar arş üzere bir dem iner tahte’s-serâ
Bir dem sanarsın katredir bir dem taşar ummân olur

Bir dem gelir İ̂̂sa gibi ölmüşleri diri kılar
Bir dem girer kibr evine firavn ile hâmân olur

Bir dem döner Cebrâile rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir gümrâh olur miskin Yunus hayrân olur

193.BEYİT
Hak ilminde bu alem bir nüsha imiş ancak
Ol nüshada bu âdem bir nokta imiş ancak

Ol noktanın içinde gizli nice bin deryâ
Bu âlem o deryâdan bir katre imiş ancak

Âdemliğini her kim bulduysa odur âdem
Yoksa görünen sûret bir gölge imiş ancak

Bu zevke yeler herkes bulmaz veli her nâkes
Eren ana âdemde bir fırka imiş ancak

Kim ol deme buldu yol vasl oldu Niyâzi ol
Nâci denilen fırka bu zümre imiş ancak

Mefûlü mefâilün mefûlü mefâilün
Âdemde olan esrar bu demde imiş ancak

194.BEYİT
Hakka âşık oldun ise
Muhabbetle doldun ise
Candan onu buldun ise
Geceleri uyku niye

Murâdına erdin ise
Hak rızâsı derdin ise
Allah için verdin ise
Verdiğinde gözün niye

Sönmüş ocak yaktın ise
Gönüllere aktın ise
Bir yoksula baktın ise
Başa kakan sözün niye

Sade nefsin dövdün ise
Mü’minleri övdün ise
Allah için sevdin ise
Bana böyle nazın niye

Seccadeye durdun ise
Hak kapısın vurdun ise
Öbür dünya yurdun ise
Bu dünyada gözün niye

Şu nefsin küstün ise
Tam boynunu kestin ise
Herkes senden üstün ise
Söylesene kibrin niye

Bir hastaya vardın ise
Hatırını sordun ise
Yarasını sardın ise
Gönlündeki hüzün niye

Hak yolunda oldun ise
Nurlarıyla doldun ise
Rızâsını buldun ise
Cennetinde gözün niye

195.BEYİT
Hakka bir bâb açılmış
Bu aşk meyhânesinden
Arşa güller saçılmış
Bu aşk meyhânesinden

İblis dahî geçemez
Erenler tekkesinden
Herkes gelip içemez
Bu aşk meyhânesinden

Yok olmak burda başlar
Hâk olmak burda başlar
Feyizden akan yaşlar
Bu aşk meyhânesinden

Hep pîran dizdizedir
Şeyhimle yüzyüzedir
Mevlam lütfun bizedir
Bu aşk meyhânesinden

Aşk kadehi meyi nur
Burda çalar dâim sûr
Kalpler yapar yere kor
Bu aşk meyhânesinden

Meyhâne dâim ola
Nefsine sâhip ola
Kemter Emîn kul ola
Bu aşk meyhânesinden

196.BEYİT
Hakka yönel azm ile yâr ola gel gel
Bir nefes şol bezm ile yâr ola gel gel
Bildiğini hep unut yârin öğüdün tut
Budur sana bir öğüt yâr ola gel gel

Ârı dilerlerse ver vârı dilerlerse ver
Cânı dilerlerse ver yâr ola gel gel
Gam koma âyinene dost aça yüz dîdene
Taşlar vurup sînene yâr ola gel gel

Tuttuğun ol dâmeni sıdk ile tut bil ânı
Sen de ara bul ânı yâr ola gel gel
Hulûsi’ye dost yüzün görmeye ağyar yüzü
Tâ ki yitirip özün yâr ola gel gel

197.BEYİT
Hak, şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif ânı seyreyler
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Sen Hakk’a tevekkül kıl
Tefvîz et ve râhât bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Kalbin ana bend eyle
Tedbirini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Hallâk-u Rahîm oldur
Rezzâk-u Kerîm oldur
Fa’âl-u Hakîm oldur
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Bil kâdî-yi’l hâcâtı
Kıl ana münâcâtı
Terk eyle mürâdâtı
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Bir iş üstüne düşme
Olduysa inâd etme
Haktandır o red etme
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Haktandır bütün işler
Boştur gâm-u teşvişler
Ol, hikmetini işler
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Hep işleri fâyıktır
Birbirine lâyıktır
N’eylerse muvâfıktır
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Dilden gamı dûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Tefvîz-i umûr eyle
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Sen adli zulüm sanma
Teslim ol sakın yanma
Sabr et,sakın usanma
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Deme şu niçin şöyle
Bir nicedir ol öyle
Bak sonuna, sabr eyle
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Hiç kimseye hor bakma
İncitme,gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Mü’min işi reng olmaz
Âkıl huyu ceng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Hoş sabr-ı cemilimdir
Takdîri kefîlimdir
Allah ki, vekîlimdir
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Her dilde O’nun adı
Her canda O’nun yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Nâçar kalacak yerde
Nâgâh açar, ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Her kuluna her anda
Geh kahr u geh ihsanda
Her anda, o bir şânda
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Geh mu’tî u geh mânî
Geh dârr ü gehi nâfî
Geh hâfîd ü geh râfî’
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Geh abdin eder ârif
Geh emîn ü geh hâif
Her kalbi odur sârif
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Geh kalbini boş eyler
Geh hulkunu hoş eyler
Geh aşkına tûş eyler
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Az ye,az uyu,az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Bir nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırak olma
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Geçmişle geri kalma
Mustakbele hem dalma
Hal ile dahî olma
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Her dem onu zikreyle
Zeyrekliği koy şöyle
Hayrân-ı Hak ol, söyle
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut O’nu bul
Koy gafleti hâzır ol
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Her sözde nasihat var
Her nesnede ziynet var
Her işte ganimet var
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Bir elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkı
Öğren edebi Hulki
Mevlâ görelim n’eyler, n’eylerse güzel eyler

Vallahi güzel etmiş
Billahi güzel etmiş
Tallahi güzel etmiş
Allah görelim n’etmiş, n’etmişse güzel etmiş

198.BEYİT
Hasta gönlüm tazelendi duyunca
Bildim ki dertlerin dermânı gelmiş
Yine bu-i cânân yetişti câna
Vuslat bahçesinin reyhânı gelmiş

Mahzun gönlümüzü şâd etmek için
Nice düşkünlere dâd etmek için
Dostlar diyârını şâd etmek için
Almış gönüllerin hûbânı gelmiş

Bezminde açılmış nergisler güller
Nâmedâr olmuş nice bülbüller
Nice üftâdeler yollarda bekler
Zî saâdet bugün sultanı gelmiş

Vaslından âşıklar ber-murâd olsun
Sâye-i himmeti başlara salsın
Mevlam sağ eylesin her zaman gelsin
Yüzbin sefâ ile mihmâna gelmiş

Kemter âşığındır Emîn ezeli
Ne olur lutfet ey güzeller güzeli
Hayat bahşetmeye o Mesih dili
Mürde gönüllerin lokmanı gelmiş

199.BEYİT
Hatır şen olmuş ol nidem
Dil gülşen olmuş ol nidem
Yarsız geçerse bir demim
Cansız ten olmuş ol nidem

Dost gayrısın yad etse dil
Dil deme dil adını sil
Bir yardan özgeye gönül
Kim mesken olmuş ol nidem

Halvet deme şol halvete
Olmuş izâfet kesrete
Vahdet deme şol vahdete
Hep sen ben olmuş ol nidem

Ferinden asla yetmemiş
İcmalde vasla yetmemiş
Dil mızrağında bitmemiş
Bî- harman olmuş ol nidem

Sahrada kays-ı zîfunun
Aşk derdi ile olmuş zebûn
Yardıkta Ferhat bir sütun
Hep servân olmuş ol nidem

Dost derdi olmayan beden
Ruhsuz gezer giymiş kefen
Can murguna urmuş resen
Bir rehzen olmuş ol nidem

Âşık mert oğlu mert gerek
Can ten sarâpa dert gerek
Dost zülfüne dilbent gerek
Tef dâmen olmuş ol nidem

Varlık libâsın soymayan
Hem arı ırzı koymayan
Şeyhine candan uymayan
Has mâden olmuş ol nidem

Saçtın Hulusi bir güher
Toplar ânı ehl-i hüner
Can sevdiğinden bî-haber
Ten yelken olmuş ol nidem

200.BEYİT
Havâsına soyun yârin
Havâsıyla havâlan gel
Sefâ-i nefsi koy yârin
Sefâsıyla sefâlan gel

Ne lütuf ne sefâdır gör
Ne zevki sefâdır gör
Ne derdine devâdır gör
Devâsıyla devâlan gel

Acep bir kârıdır derdi
Acep bir vârıdır derdi
Acep ağyârıdır derdi
Bu dert ile âşinâlan gel

Nidersin yâri sevdâyı
Nidersin gayr-ı uhrâyı
Nidersin gayr-ı sevdâyı
Rızâsıyla rızâlan gel

Sevabın aldım dehrinden
Halâsı oldum zehrinden
Libâsı fahri fahrinden
Âbâ giyip abâlan gel

Hulûsi hâs olup yâr ol
Havâsına giriftâr ol
Yok ol da sonra vâr ol
Anâ vârıp gedâlan gel




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #25 : 19/09/09, 16:18 »
201.BEYİT
Hayâli yâr ile her şeb
Benim rü’yalarım vardır
Kemendi kûy-i zülfünde
Uzun sevdâlarım vardır

Tenim yanarsa sînemde
Numâyân âteş-i hicrân
Ânı gözyaşı gibi söndürür
Seylaplarım vardır

Koymazlar beni yaslanmaya
Cânân eşiği taşında
Ânın çün yâr ile her şeb
Gizli sevdalarım vardır

Yakamı çâk edersem
Açılır sinemdeki dağ
Sorarsam gülşen-î dehre
Gül-ü rânâlarım vardır

Görüp feryâdımı şeyhim
Dedi lutfeyle ey güzel
Senin gibi hezârâ
Bülbül-ü şeydâlarım vardır

202.BEYİT
Hazân ile geçti gülşen-i bostan
Eyle dertli gönül zâr garip garip
Harâba yüz tuttu bezm-i gülistân
Ağla şimden gerû var garip garip

Hançeri feleğin ucu ciğerde
Durmayıp artıyor yâre bu serde
Diyâr-ı gurbette tutuldum derde
Gel tabip yâremi sar garip garip

Emrah bu illerin gonca gülleri
Seherde ötüyor dost bülbülleri
Şu sefil sergerdan gurbet illeri
Gezeyim bir zaman yâr garip garip

203.BEYİT
Her demde sürülmez bu devrân-ı Rasûlûllah
Her demde kurulmaz bu dîvân-ı Rasûlûllah

Her dîdeye yüz açmaz her göz o yüze kaçmaz
Her merhaleden geçmez kervân-ı Resûlûllah

Bin yıllık ömre değmez bir lahzâsını ânın
Her câna nasîp olmaz ihsân-ı Rasûlûllah

Deryâ-yı maârif den dürr al dîl-i ârif den
Pür hikmeti sârifden dûr kân-ı Rasûlûllah

Erkân-ı Garîb’u-llah, bürhân-ı Garîb’u-llah
Her şân-ı Garîb’u-llah, hep şân-ı Rasûlûllah

Kulluk gele şânına gevher dola kânına
Ere dil-ü cânına dermân-ı Resulullah

Her emre Matta her vechile tâatta
Meydân-ı sadâkatta merdân-ı Rasûlûllah

HULUSİ ne devlettir bin lütf-u inâyettir,
Olmak ne saâdettir kurbân-ı Rasûlûllah

204.BEYİT
Hevâ ise yeter gönül
Gel Allah’a dönelim gel
Sivâ ise yeter ey dil
Gel Allah’a dönelim gel

Nice bir sevelim gayri
Nice bir olalım ayrı
Analım vuslat-ı yâri
Gel Allah’a dönelim gel

Bize haktan gel olmadan
Ecel kösü çalınmadan
Canın Azrail almadan
Gel Allah’a dönelim gel

Özenmez misin ol yâre
Ki aldanmışsın ağyâre
Seni azdırmış emmâre
Gel Allah’a dönelim gel

Talep kıl her sehergâhı
Yürekten eyle gel âhı
Sevenler buldu Allahı
Gel Allah’a dönelim gel

Soralım gel bilenlere
Gülü bûyûn derenlere
Visâline erenlere
Gel Allah’a dönelim gel

Niyazî’ye olup haldaş
Olursun yoluna yoldaş
Döküp gözlerimizden yaş
Gel Allah’a dönelim gel

205.BEYİT
Hevâ-i hevesle gam penâhında
Aradım kîl ile kâl bulamadım
Ben nasıl kurbanım dostun yoluna
Yokladım kendimi hal bulamadım

Gönül vazgeç bu kuru sevdadan
Aşkın siteminden ser-i hevâdan
Bu yalan dünyadan fîl-i fenâdan
Bir kenar olmaya yol bulamadım

Beyhûde geçirdim ömrümü hebâ
Gülmedim dünyada sürmedim sefâ
Yükümü yükledim vardım sarrafa
İçinde bir tane lâl bulamadım

Cân kurban eyleyip Hazret-i pîre
Gönlümü kaptırdım başka hünere
Yüz bin çiçek cem eyledim bir yere
Yoğurdum içinde bal bulamadım

Derdimden rahatım eylemem hazer
Bu aşkın topuzu sinemi ezer
Kime meftûn oldum kıldımsa nazar
Kendimden günahkâr kul bulamadım

Her bir müştâk bir şikâre yetişmez
Cehd etmeyen bu şikâre yetişmez
Gönül ister elim şaha yetişmez
İfâde vermeye yol bulamadım

Sümmâniyem göz yaşlarım yürüdü
Bu aşkın dumanı başım bürüdü
Hangi dalı tuttum ise çürüdü
Şâhım senden gayri dal bulamadım

206.BEYİT
Hey ağalar böyle mi olur
Hâli yârdan ayrılanın
İner ummâna dökülür
Seli yardan ayrılanın

Gökten turnalar çekilir
İner yerlere dökülür
Gencecikten bükülür
Beli yardan ayrılanın

Turnalar havadan geçer
Mâh yüzlere nurlar saçar
Âh ile vâh ile geçer
Günü yardan ayrılanın

Gül dikensiz bitmez imiş
Bülbül gülsüz ötmez imiş
İşe güce yetmez imiş
Eli yârdan ayrılanın

Karacaoğlan geçmez dilek
Ataş aldı yandı yürek
Sağ yanında hazır gerek
Salı yardan ayrılanın

207.BEYİT
Hey ağalar derdim kime yanayım
Gönül yoldaşını bulana kadar
Kişi sevdiğinden ayrı düşerse
Yanar ateşlere ölene kadar

Gözyaşımdan mektup yazdım almadın
Eğer tabîp isen yârem sar şimdi
Demir çarık giydim o da delindi
Dolaştım o yâri bulana kadar

Gözüm yaşı o ummâna götürür
Vefâlı güzeller dermân getirir
Yârimin hayâli karşımda durur
Ağlarım saçımı yolana kadar

Ruhsâti nerede kaldı vatanım
Kesildi tâkâtim bitti dermânım
Kederimden ağzıma geldi cânım
Ölmem yâr yanıma gelene kadar

208.BEYİT
Hiç kesmek mi olur kalpten selamı
Gönder selamını yâr bazı bazı
Mahvetti vücûdum hasret hançeri
Merhem et yaramı sar bazı bazı

Kalbimin mir’âtı gönlümün sultânı
Yıkıpta gidersin merhamet kânı
Kudret burmasından doldur peymânı
Şu yangın gönlüme ver bazı bazı

Aşkın kemendini boynuma takma
Bir ceylan misâli seyrâna çıkma
Ben zâten mecnûnum sînemi yakma
Merhamet kıl hâlim sor bazı bazı

Hicrâniden gelen dostun selâmı
Başıma yağdırdın cümle âlemi
Dost evrakın yazdı kudret kalemi
Seherde sâdi’ye sun bazı bazı

209.BEYİT
Hicran köşesinde yatardım hasta
Derdime dermânım ne zaman gelir
Gözlerim yollarda gönlüm yârimde
Ol kaşı kemanım ne zaman gelir

Bîmâr-ı aşk olup dermanda kaldım
Emrine râm olup fermanda kaldım
Andeliben gibi efganda kaldım
Ol gül handanım ne zaman gelir

Sevdiğim değildir bî-vefâlardan
Sâdık olan geçmez mübtelâlardan
İlâhi hıfzeyle sen hatalardan
Sevgili efendim ne zaman gelir

Gevheri intizâr aklımı aldı
Aşk beni deryây-ı mihnete saldı
Ağlarım gözlerim yollarda kaldı
Yûsuf-u Kenan’ım ne zaman gelir


210.BEYİT
Hub cemalin görüp divâne oldum
Beni Mecnûn etti sevdan efendim
Cemâlin şem’ine pervâne oldum
Atarım kendimi nâra efendim

Nazar kıl bendene ömrümün vârı
Nasıl sevmez bu dil sen gibi yâri
Gel kerem kıl bana lütfunla bâri
Sensin her derdime dermân efendim

Sen saçı Leylâ’ya ben oldum Mecnûn
Görmedim sen gibi bir güzel toygun
Bu garip Emrahi eyleme mahzûn
Râzı olmaz buna Hüdâ efendim




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #26 : 19/09/09, 16:25 »
211.BEYİT
Hüdânın çok nebisi var
Resûl-ü Ekremi başka
Şerîat bâbı içinde
İmâm-ı Âzâmı başka

Diyânette bu yol çârdır
Şâfii Mâliki vardır
Cihanda çok sular vardır
Kâbe’nin zemzemi başka

Andelîbi ede mecnûn
Kılıp nâle olup mahzûn
Her Eflatun verir macûn
Lokman’ın merhemi başka

Lezzetinde meğer bal var
Arada kîl ile kâl var
Her çiçekte bir ahvâl var
Lâle’nin şebnemi başka

Her bir âşık düzer ammâ
Her bir kâtip yazar ammâ
Her sefîne yüzer ammâ
Nûh’unda gemisi başka

Ey İrşadî yok irfânın
Cefâsı çok bu dünyânın
Vezîranda Süleymân’ın
Vezninde dirhemi başka

212.BEYİT
İlim bahri vücut esdâfımın dürdânesiyim ben
Maârif kenz-i dil vessâfım virânesiyim ben

Benim ilmim katında müctehitler âciz oldular
Veli ilm-i ilâhinin deli divânesiyim ben

Birer hâle cihânın halkı bir bir râzı oldular
Benim bir hâle meylim yok Hakk’ın bilmem nesiyim ben

Bi külli âlemin halkı bilirler bende bir dert var
Bilinmez sevdiğim kimdir neyin mestânesiyim ben

Eğerçi sûret-i âhırda geldim âlem-i mülke
Ne mâziyem ne müstakbel her ânın ânesiyem ben

Yitirdim benliği benlik bana Hak benliğindendir
Tekellümde hıtâb-ı gıybetin kârhânesiyim ben

Ne Mısrîyim ne Mehdîyim ne İ̂̂sayım ne insanım
Bu yanan dâimi şem’in velî pervânesiyem ben

213.BEYİT
İsmini yad edelim
Allah diyelim yâ hû
Başka sözü nidelim
Allah diyelim yâ hû

Bize dâim Hak gerek
Selât-u selâm gerek
Temizlensin hem yürek
Allah diyelim yâ hû

Söylediğin söze bak
İçerine ateş yak
Dilin desin dâim Hâk
Allah diyelim yâ hû

Aşk ile gel âşık ol
Ummân gibi taşıp dol
Allah diyen olur kul
Allah diyelim yâ hû

Duymadın mı ey gülüm
Dünyayı almış ölüm
Amel yoktur boş elim
Allah diyelim yâ hû

Nice korku gelecek
Herkes hayran kalacak
Allah diyen gülecek
Allah diyelim yâ hû

Şu fâniye aldanma
Bunda kalırım sanma
Yarın ateşe konma
Allah diyelim yâ hû

Çokları alır satar
Türlü günahlara batar
Bize de Allah yeter
Allah diyelim yâ hû

Tâki der ki görelim
Nefsimizi kıralım
Zikir meclis kuralım
Allah diyelim yâ hû

214.BEYİT
İsm-i sübhân virdin mi var
Bahçelerde yurdun mu var
Bencileyin derdin mi var
Garip garip ötme bülbül

Bilirim âşıksın güle
Gülün halinden kim bile
Bahçedeki gonca güle
Dolaşıp söz atma bülbül

Bilirim âşıksın virde
Cünûnum var gayet serde
Şu sînemde olan derde
Bir dertte sen katma bülbül

A bülbülüm uslu musun
Kafeslerde besli misin
Bencileyin yaslı mısın
Garip garip ötme bülbül

Yunus vücûdum pâk derken
Cihanda mislin yok derken
Seher vakti hâk hâk derken
Bizi de unutma bülbül

215.BEYİT
İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Aramıza dağlar sıralansa da
Sermâyem derdimdir servetim âhım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Yâr beni bıraktı âh ile zârda
Ölmek istiyorum senin yolunda
Ayağıma zincir kiralansa da

Bağladım cânımı senin yoluna
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün sevdiğinin garip haline
El âlem elinde pârelense de

216.BEYİT
Karadır kaşların benzer kömüre
Yârdan ayrılması zarar ömüre
Kollarımdan bağlasalar zincire
Kırarım zinciri giderim yâre
Hiç aklına gelmez ölürüm diye
Ölüm var Allahım ayrılık verme

Ormanlardan aşağı iner giderim
Nazlı yâri yitirdim ağlar gezerim
Ormanların iniltisi başıma vurdu
Nazlı yârin hayali karşımda durur

Karadır kaşların ferman yazdırır
Bu aşk beni diyâr diyâr gezdirir
Lokman Hekim gelse yârem azdırır
Yâremin dermânı yâr kendi gelsin

Karadır kaşların keman istemez
Yârem yâr elinden amân istemez
Ölsem bu derdime dermân istemez
Yinedir ki âhım sen gülizâra

Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı şâhın hayali karşımda durur
Ormanlardan aşağı aşar giderim
Nazlı yâri bulamadım şaşar giderim

221.BEYİT
Kırıp bin pâre eden şîşe-i kalb-i celâlindir
Yine her pâresinden görünen rûy-i cemâlindir

Ânın için tığını çeşmim demâdem eksik etmez kim
Yorulup yolda kalmaya o kim azm-i visâlindir

Nicesi baksın etrâfa ya ahkâfa yahut kâfa
Şu ankâ kim ânın gönlü nazargâh-ı ilâhîdir

Bulunmaz lâ mekânındır bilinmez bî-nişânındır
Hemen ancak sana kuldur senin ehl-i iyâlindir

Dağıldı mim sâd ve râ bozuldu nisbet-i sûra
Benim bu nisbetim şimdi ne mâhımdır ne sâlindir

222.BEYİT
Kırklar kâsesinden bâde nûş ettim
Gönül mesken tuttu meyhânelerde
Dünyanın gamını ferâmûş ettim
Sûrette kalmışım gamhânelerde

Can bülbülü uçar kalır bir kafes
Erenler ruhuna kim etmez heves
Bir pîr-i azizden almışım nefes
İlm-i yektâ vardır irfân içinde

Erenler üstatlar ettiler himmet
Bizi yaradanın kuludur diye
Onun için onlara eyleriz hürmet
Bu yolda bizlerden uludur diye

Ferhat gibi dağ başını delmedim
Mecnun gibi Leylâ diye gezmedim
Ben testime su doldurup gelmedim
Erenler çeşmesi suludur diye

Seyrâniyem seyrinden geri durmadım
İnişe yokuşa atım sürmedim
Güzelin çirkinin kalbin kırmadım
Dilinde Hâk ismi doludur diye

223.BEYİT
Koy bu vücûdum odlara yansın
Ersinler visâle pervâneler tek
Lâl-i lebinden bir bâde sun gel
Gönlümü kandır mestâneler tek

Ey Leylâ senin mecnûnun oldum
Dağıldı aklım dîvâneler tek
Vaslın demiyle dolsa bu canım
Yârâna sun gel peymâneler tek

Müştâki vaslım hicr-i gamınla
Doldum serâpa meyhâneler tek
Görsem yüzünü tek canım alsan
Hâk olsa cismim vîrâneler tek

Düşmüşem Hulûsi meydân-ı aşka
Cevlânı kılsam merdâneler tek

224.BEYİT
Koy sivâyı ahzet aşkı
Bir bir birle bir
Geç kesretten vahdetle ol
Bir bir birle bir

Aşkın nârı kaplamamış
Yüreğine damlamamış
Çek nedâmet aşktan gayri
Bir bir birle bir

İftihar etme hâline
Ehlullahtan değil isen
Atar gaflet seni nâra
Bir bir birle bir

Derviş isen derviş gerek
Gönlün Hakka vermiş gerek
Hak yanında ermiş gerek
Bir bir birle bir

Dal deryây-ı aşka gel yan
Olsun derdin şeyhin ile
İç bu meyi hasretle sen
Bir bir birle bir

Kulun sırrı vardır bel ki
Bilmez kendi diye gayre
Bilirsen de açma gayre
Bir bir birle bir

Bir insanda dert olmalı
Allah derdi Allah derdi
Gel yan aşka yoktur başka
Bir bir birle bir

225.BEYİT
Külhâna gel külhâna gel
Bağrı aşka hep yana gel
Cânınıza gelmez zarar
Külhâna gel külhâna gel

Alev alev külhânımız
Çayla dolu her yanımız
Tevhîd ile her ânımız
Külhâna gel külhâna gel

Sultân-ı Mahmut’tur bura
Burada barınır fukarâ
Teşrîf eyle ara sıra
Külhâna gel külhâna gel

Kibrini kır gafletin yak
Gir külhâna dönen ayak
Hâfız Yaşar nefsi bırak
Külhâna gel külhâna gel

226.BEYİT
Maksudu yardır yârin unutma
Gayri zünnardır yârin unutma
Zikreylesen de şükreylesen de
Fikreylesen de yârin unutma

Hayrın huzurun hüsnün sürurun
Olsun huzurun yârin unutma
Sırrına mahrem yârin bilip hem
Yâdet her dem yârin unutma

Nemrût diyeler mahrût diyeler
Merdût diyeler yârin unutma
Âşık olursan refîk olursan
Sıddîk olursan yârin unutma

Yârin kemendi zülfü semendi
Boynunda bendi yârin unutma
Bil ânı hâzır hâlini huzur
Et vird-i hâtır yârin unutma

Fâsık desinler fâcir desinler
Sen sâdık olup yârin unutma
Hulûsi her bâr yâdın olup yâr
Kur gizli pazar yârin unutma

227.BEYİT
Mâşukumun güldür teni
Ben gülü zârı n’eylerim
Aşkın çölü makber bana
Başka mezârı n’eylerim

El çekmişem fânilere
Menzil olan vîrâneden
Lâhût eli menzil bana
Hâk-i diyârı n’eylerim

Mecnûn gibi dağdan dağa
Gezmek ne lâyık âşığa
Gönlümde buldum yârimi
Keşt-u güzârı n’eylerim

Bülbül niçin verdin gönül
Rengi solan bir goncaya
Solmaz benim nazlı gülüm
Fâni bahârı n’eylerim

Gündüzleri hasret çeker
Âşık şebi bayram sayar
Her saatim vuslat demi
Leyl-u nehârı n’eylerim

Ağyâr ile yok ülfetim
Bîgânedir dünya bana
Cânân ile vahdet gerek
Kesrette yâri n’eylerim

Dil mutmain cânân ile
Havf-u recâ bilmem nedir
Cânânımın cânânıyam
Dilde ğubârı n’eylerim

Zâhit bütün olsun senin
Kevser behişt hûri melek
Cânânımın cânânıyım
Başka şikârı n’eylerim

Tek hücreli evdir gönül
Sığmaz ona bin bir emel
Tek dilbere verdim gönül
Başka nigârı n’eylerim

Aşkınla inşâ eyledim
Dostun köyüne hânemi
Esmâ-i Hüsnâ çevresi
Taştan cidârı n’eylerim

Yandım tecellî nûruna
Mûsa gibi hayretteyim
Tur-u dilim saf paredir
Artık şirârı n’eylerim

Göçtüm diyâr-ı dilbere
Dönmem dahî ben Şeyrân’a
Uçtum ezel sahrasına
Yerde kararı n’eylerim

228.BEYİT
Mecnûnum Leylâmı gördüm
Bir kerecik baktı geçti
Ne sordu ne söyledi
Kaşlarını çaktı geçti

Soramadım bir çift sözü
Ay mıdır gün müdür yüzü
Sandım ki Zühre yıldızı
Şevki beni yaktı geçti

Ateşinden duramadım
Ben bu sırra eremedim
Seher vakti göremedim
Yıldız gibi aktı geçti

Bilmem hangi burç yıldızı
Bu dertler yâreler bizi
Gamzen oku bâzı bâzı
Yâr sineme çaktı geçti

Bir seher bize uğradı
Gamzesi canlar doğradı
Sevdâyı aşk çengelini
Gönlümüze taktı geçti

Derdimize devâ ile
Geldi hoş merhabâ ile
Seher vakti sabâ ile
Güller gibi koktu geçti

Gönlümüzü yâreledi
Sinemizi pâreledi
Derdimizi tazeledi
Bülbül gibi şaktı geçti

Hayrân oldum cemâline
Düşemedim ayağına
Nâzenin kara bağrına
Hançerini soktu geçti

229.BEYİT
Medineye varamadım
Gül kokusunun alamadım
Ben Resûle doyamadım
Yaralıyım yaralıyım

Medine’nin örtüsüne
Mâil oldum kapısına
Resûlün tatlı sözüne
Yaralıyım yaralıyım

Kâbe’nin örtüsü kâre
Açtı yüreğime yâre
Bulunmaz derdime çâre
Yaralıyım yaralıyım

Haceru’l- esved’in taşı
Akar gözlerimin yaşı
Bulunmaz Resûlün eşi
Yaralıyım yaralıyım

Resulün giydiği yeşil
Melekler gelir dolaşır
Darda kalana ulaşır
Yaralıyım yaralıyım

230.BEYİT
Men o dostun bâdesiyle gönlümü mest eyledim
Gayri bir cân ile bu gönlü hoşyâr eylemem

Men fırâkın nârına yaktım vücûdum terkibi
Başka bir âteş urup bu cismimi nâr eylemem

Men gülistân-ı bekânın gülleri hayrâniyem
Şol bekâsız güllere yüz döndürüp zâr eylemem

Men cemâlin Leylinin muştâkiyem mecnûniyem
Pes bana leyli meğer gayrileri yâr eylemem

Men o dostun küfr-ü zülfün tutmuşam îman deyû
Andan ayrı din ile imanı ikrar eylemem

Men Hulûsi bağ-ı behçet bülbülü hem gülüyem
Gül nedir bülbül nedir esrarın izhâr eylemem




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #27 : 19/09/09, 16:27 »
231. BEYİT
Merdâneler bu dünyada
Maksûtlara kalmadılar
Mülkü bekâ bulmuş iken
Meyli fenâ kılmadılar

Mâlumdur âhi yol eri
Mevlâ için nittikleri
Mihnet içinde her biri
Miskin olup gülmediler

Muştâkların budur işi
Dâim akar gözü yaşı
Mutlak Hakkı seven kişi
Câna bâşa kalmadılar

Meşhûr olup geldi yola
Mansûr olup verdi yele
Mecnûn misal düştü dile
Mâşuktan ayrılmadılar

Mahlûk bilişinden geçen
Hem mîraçta oldur uçan
Mâna şarabından içen
Mest olup ayrılmadılar

Yunus âşıktır bu aşka
Yüzbin şükür olsun Hakka
Menzil bulan mülkü bekâ
Medhinden ayrılmadılar

232. BEYİT
Merhemi vasl iledir hastayı hicre devâ
Kim ki cânından geçer vuslatı yârdır ona

Sanma dili âşıkı gayrı safâ râm eder
Değme işe âşıkan sanma kılar cân fedâ

Müfti- i aşkın ezelden beri fetvâsı bû
Cân verene vasl-ı yâr vasl-ı yâre can bahâ

Cân u cihân kaygısın çekmedi âşık olan
Dikmedi cân mülküne aşktan özge bir livâ

Bahtulû ol yâreli sana zahmin yâr eli
Cevrini bilen yârin cânına zevk u safâ

Dost yolunda âşıkın sıdkına oldu delîl
Derdine sabreyleyen çekmeye cevr û cefâ

Âd û şandan geçüp sen de Hulûsi hemân
Nâm u nişân terkin ûr âşık isen merhabâ

233.BEYİT
Mevlâm ver aşkını bana
Hayrânın olayım senin
Bülbül gibi gülşeninde
Nâlânın olayım senin

Yandır beni yandır beni
Aşk meyinden kandır beni
Sarhoş edip döndür beni
Mestânın olayım senin

Al bende benlik kalmasın
Kimseler halim bilmesin
Nâm u nişânım olmasın
Pinhânın olayım senin

Bu cân kuşun sana uçar
Aşk meyinden bâde içir
Bu tâc-ı hırkadan geçir
Uryânın olayım senin

Vasleyle yârin yârına
Koyma bugünü yârına
Yak beni aşkın nârına
Büryânın olayım senin

Seyyid Nizamoğlu hocam
Ayırma kendinden yücem
Gerek gündüz gerek gecem
Mihmânın olayım senin

234.BEYİT
Meyleyledi dil sen gibi dildâra efendim
Derdime ne hâcet sana izhâra efendim
Her neye nazar kılsa bu dîdem sana müştâk
Etmez olup artık nazar ağyâre efendim

Eyledi fîrak âteşi cânım evimi ihrâk
Bu dertlerime eyle n’olur çâre efendim
Mâmürlerim sana kaldı yetiş feyz-i nazârından
Tâmimi sana kaldı yetiş zâre efendim

235.BEYİT
Mübârek cemâlin görmeyeliden
Hicrân ile hâlim yaman oldu gel
Muhabbet güllerin dermeyeliden
Bülbül gibi işim figân oldu gel

Felek cüdâ kıldı yüzüm âhımdan
Ciğer kebâp oldu derd-i âhımdan
Ben ayrı düşeli padişâhımdan
Firkat ile kaddim yamân oldu gel

Nice vasfedeyim hüsn-ü cemâlin
Bir dahî âlemde yoktur emsâlin
Âb-ı hayat olmuş yârin megâli
Gâmetin bir servi revân oldu gel

Firâkın âteşi cismimi yaktı
Âhımın odları arşlara çıktı
Hasretli gözümden kanlı yaş aktı
Ânın çün sahralar ummân oldu gel

Gevherî methinde şirin edâdır
Bir abd-i kemterdir senden cüdâdır
Yüzünü görürsem cânım fedâdır
Bu cânım yoluna kurbân olsun gel

236.BEYİT
Nâdânı terk etmeden yârânı arzularsın
Hayvânı sen geçmeden insânı arzularsın
“Men arefe nefsehû fegat arefe rabbehû”
Nefsini sen bilmeden subhânı arzularsın

Sen bu evin kapısın henüz bulup açmadan
İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın
Taşra üfürmek ile yalınlanır mı ocak
Yüzün Hakk’a dönmeden ihsânı arzularsın

Dağlar gibi kuşatmış benlik günâhı seni
Günahın bilmeden ğufranı arzularsın
Cevizin yeşil kabını yemekle tat bulunmaz
Zâhir ile ey fakîh Kur’ânı arzularsın

Şarâbı sen içmeden sarhoş-u mest olmadan
Nice Hakk’ın emrine fermânı arzularsın
Gurbetliğe düşmeden mihnete sataşmadan
Kebâp olup pişmeden büryânı arzularsın

Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok
Issız dağın başında mihmânı arzularsın
Bostanı bağı gezdim hıyârını bulmadım
Sen söğüt ağacından Rummânı arzularsın

Başsız kabak gibi bir tekerleme söz ile
Yunus’leyin Niyâzi irfânı arzularsın

237.BEYİT
Nasıl methedeyim seni ey mehrû
Görmedim alemde emsâlin senin
Kalemin kan saçar güftâre karşı
Şerhini yazınca kemâlin senin

Sakınma âşıktan kıblegâh yüzün
Gedâ görmek ister pâdişah yüzün
Bezm-i âsumanda döner mâh yüzün
Doğar güneş gibi cemâlin senin

Emrâhı âşıktır serv-i bülendim
Dûretme kapında şâh-ı levendim
Bu can tende iken cânım efendim
Hüdâ göstermesin zevâlin senin

238.BEYİT
Nasîbim kalksa da Mekke iline
Varsam da ağlasam dosta yalvarsam
Doya doya baksam Beyt-i şerîfe
Dursam da ağlasam dosta yalvarsam

Ayrılık acıdır gariplik acı
Yandı da tutuştu sînemin ucu
Nebiler serveri başımın tâcı
Görsem de ağlasam dosta yalvarsam

Ol şehre varanlar olurlar hayran
Âzây-ı vücûdu sarar bir ceyrân
Sînem ûryan dîdem giryân öz püryân
Varsam da ağlasam dosta yalvarsam

Kanlı yaşlar döksem açsam elimi
Varıp arzeylesem dertli halimi
Coşarak çöllerde nefis zalimi
Yorsam da ağlasam dosta yalvarsam

Hicr-i firak ile yanıyor sadır
Söyleyin bu derdin dermânı nedir
Medine iline ben de bir çadır
Kursam da ağlasam dosta yalvarsam

Dertli Mahmut bu hal böyle gider mi
Bin kaygı çekmekle bir borç eder mi
Beni ümmetliğe kabul eder mi
Sorsam da ağlasam dosta yalvarsam

239.BEYİT
Nazlı şahım çıktı gitti yaylaya
Bilmem ki cânânım ne zaman gelir
Biz de Mecnun olduk saç-ı Leylaya
Lâleli reyhânım ne zaman gelir

Düştü içerime hasretin nârı
Ne olur sevdiğim tez gelse bâri
Görünmez gözüme dünyanın vârı
Gitti yâr-i cânânım ne zaman gelir

Sırma saçları ırgalanır belinde
Şeker ile bal karışmış dilinde
Canım karar almaz gözüm yolunda
Çeşm-i hûrimanım ne zaman gelir

Ruhsat verdi ânın için ararım
Hasret hançeriyle bağrım yararım
Tükendi sabrım yoktur kararım
Sermendi dumanım ne zaman gelir

240.BEYİT
Ne ağlarsın benim zülfü siyâhım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figânım âhım
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir hârdır
Bülbülün işi hep figandır zârdır
Ne de olsa kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Dâimiyem her can ermez bu sırra
Gerçek âşık olan erer o nûra
Yusuf sabır ile vardı Mısır’a
Bu da gelir bu da geçer ağlama




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #28 : 19/09/09, 16:27 »
241.BEYİT
Ne devlet ki dîdârım sen oldun
Enîs-i munîs-i yârim sen oldun
Dîl-i pür derdimin dermânı sensin
Şifây-ı cânım bî-mârım sen oldun

Sürûrumdan sığınmışam bu cihana
Demâdem çün ki gamhârım sen oldun
Bana hâsım olsa alem halkı gam yok
Ne korku çün nigâhtârım sen oldun

Sefâlar yer cefâlar bulsa cânım
Refîk-i cümle etvârım sen oldun
Sana dil vermişem ey cân-ı âlem
Ezelden çün ki dildârım sen oldun

Güzeller vasfın etsem dilde sensin
Murâdım cümle muhtârım sen oldun
Desem ism-i şerîfin yâ demesem
Dilim cümle güftârım sen oldun

Sana tâzim eder dillerde Hakka
Der inkârım yok ikrârım sen oldun

242.BEYİT
Ne dostum fark ettim ne de düşmanım
Bilmedim bilmedim bilmedim gitti
Ettiğim cürmüme ben de pişmanım
Olmadım olmadım olmadım gitti

Aşk elinden aciz kalmıştı yâdım
Arşa çıkar aşk elinden feryâdım
Dolandım derdime dermân aradım
Bulmadım bulmadım bulmadım gitti

Nefis imiş yere çalan yiğidi
Neyleyim gölgesi yoktur söğüdü
Kimyâ imiş efendimin öğüdü
Tutmadım tutmadım tutmadım gitti

Olanca ömrümü verdim havaya
Mutâbık amelim yoktur rızâya
Nice bin sohbetim kaldı kazaya
İçmedim içmedim içmedim gitti

Gitmedi başımdan dünya telaşı
Nasipten ziyâde yemedim aşı
Günahım yâd edip bağrıma taşı
Çalmadım çalmadım çalmadım gitti

Evvel gelenlerden haber almadım
Sonra gelenlere örnek olmadım
Ömrüm boşa gitti kadrin bilmedim
Bilmedim bilmedim bilmedim gitti

Ruhsâti bu aşka olmuştur müdâm
Anlaşılmaz döner pazar dem be dem
İhsana karışıp ben de bir adem
Olmadım olmadım olmadım gitti

243.BEYİT
Ne feryad edersin divâne bülbül
Senin bu feryâdın gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Huzûr-u mahşerde divâne kalsın

Neyin methedeyim bir kaşı kara
Şu sineme açtı onulmaz yara
Cümle tabip gelse derdime çare
Derdimin dermanı o yâre kalsın

Bu yâr için geçtik can ile serden
Vücûdum kül oldu aşkın nârından
Emrah devâ ister nazlı yarinden
Bu bayram olmazsa kurbana kalsın

244.BEYİT
Nefse aldandım
Gaflete daldım
Bunaldım kaldım
Amân efendim

Ey benim yârim
Kande diyârım
Artmakta zârım
Amân efendim

Gözüne kurbân
Olmuşam hayrân
Derdime dermân
Amân efendim

Yollar yokuştur
Bu ne bakıştır
Beni yakıştır
Aman efendim

Derde düşmüşem
Aşka pişmişem
İşte şaşmışam
Amân efendim

İsmail bilmez
Ağlayıp gülmez
Senden ayrılmaz
Amân efendim

245.BEYİT
Ne güzelce muradıma ererken
Felek beni nazlı yârdan ayırdı
Dost bağından gonca güller dererken
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Demir kafeslerdir benim durağım
Yanar iken yanmaz oldu çırağım
Gün be gün artıyor derdim firâkım
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Yaz gelince öter bülbül bağıra
Kadîr mevlâm sevdiğini kayıra
Meğer beni senden ölüm ayıra
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Yaz gelince yazı yaban yurt olur
Ak sürüye kara koyun kurt olur
Sevip sevip ayrılması dert olur
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

Efendim sultanım dağları aşam
Aşam aşam ırmaklara karışam
Hiç başına gelen var mı danışam
Felek beni nazlı yârdan ayırdı

246.BEYİT
Ne kaçarsın benden melek sevdiğim
Ateş sakınır mı pervânesinden
Bezm-i muhabbette cânım efendim
Mey esirgenir mi mestânesinden

Canım hastasıdır köyü visâlin
Gönül teşnesidir âb-u zülâli
Gözden nihân olsa hüsn-ü cemâlin
Muhabbetin çıkmaz dilhânesinden

Ezelden seninle eyledim ikrar
Parçalansa kalbim eylemem inkar
Hakikat bâbında sadâkatli yâr
Geçer mi âşığın dîvânesinden

Bana senden oldu bu aşk-ı sevdâ
Senden gayri kime eyleyim şekvâ
Ricâm budur senden ey ğanî mevlam
Ayırma Emrâh’ı dürdânesinden

247.BEYİT
Nere baksa gözümüz vech-i dilârâda kalır
Kande olsak arzumuz sâki-i sahbâda kalır

Deldirir dağları şirin lebi ferhâda
Aklı mecnun olanın kâkül-ü Leylâda kalır

Ey garip halini bil var vatan-ı asla eriş
Bu serâba güvenen teşne bu sahrada kalır

Ger necât ister isen fulk-i vücudun garket
Câna kıymazlık eden sâhil-i deryâda kalır

Dilberin zülfü perişan âşıkının hâli
Kim perîşana gönül vermedi dâvâda kalır

Er geç bir gün bu cemiyyet-i âlem dağılır
Yâr ile sürdüceğin dem içtiğin bâde kalır

Dâr-i dildâre Hulûsi baş koyup cân verenin
Cânı cânânda gözü vech-i temâşâda kalır

248.BEYİT
Neyine güvenem yalan dünyanın
Keremi yandırıp kül etmedi mi
On bir aydır bülbül eyledi feryât
Gülü için bülbül zâr etmedi mi

Bülbül âşık idi gonca güllere
Arzusun söylerdi esen yellere
Mecnun Leylâ için düştü çöllere
Ferhât’a dağları yol etmedi mi

Çobanoğlu yâren döndü çıbana
Kurduğum bağlarım oldu vîrâne
Kardeşi Yûsuf’u attı zindana
Kaderi Mısır’da kul etmedi mi

249.BEYİT
Nice kul olayım ben sana şâhım
Sencileyin câna kıymet bulunmaz
Kimyây-ı ekbersin benim sultânım
Hâk-i pâyin gibi devlet bulunmaz

Tûtîsin giftârı kendi nebattır
Dihânın goncası mahzûni şâttır
Leblerin âşığa âb-ı hayâttır
Hiç ana muâdil lezzet bulunmaz

Âşıkım sen gibi şâh-ı hûbâna
Kulunum efendim atma yabana
Yusuf olsa bakmam gayri cihana
Zîra her dilberde mürvet bulunmaz

Bakışın mestâne gözler şehlâ
Tığ-ı gamzen eder gönlümü yağma
Olmasın mübtelâ görenler sana
Dünyada ondan yeğ cennet bulunmaz

Gönül sevdiğine intizâr ister
Bülbül feryat eder gonca hâr ister
Gevherî sen gibi muhkem yâr ister
Âşığa her câr-i yârigâr olmaz

250. BEYİT
Nideydim âlemi âlemde
Hayrânın olaydım yâr
Nideydim âdemi âdemde
Kurbanın olaydım yâr

Nideydim hûri gılmanı
Nideydim bağ-ı rıdvânı
Nideydim özge seyrânı
Sana seyrân olaydım yâr

Nideydim devlet-i râhı
Nideydim izzet-i şâhı
Nideydim mihr ile mâhı
Sana mihmân olaydım yâr

Nideydim yâr-ı ağyârı
Nideydim bülbül-ü zârı
Nideydim gülü gülzârı
Sana nâlân olaydım yâr

Nideydim zülfü Leylâyı
Nideydim çeşmi şehlâyı
Nideydim başka sevdâyı
Sana sûzan olaydım yâr

Nideydim yârin olsaydım
Nideydim vârın olsaydım
Nideydim zârın olsaydım
Sana giryân olaydım yâr

Nideydim şânına lâyık
Hulûsi olmasa âşık
Nideydim olmayı âyık
Sana mestân olaydım yâr

251.BEYİT
Niye beni görüp çalım edersin
Kaşına gözüne kurban olduğum
Böyle sallanarak nere gidersin
Yoluna izine kurban olduğum

Neler düşünürsün onu bilemem
Hiç kimseye kötü dilek dilemem
Sevdâlıyım senden uzak kalamam
Cilvesi nazına kurban olduğum

Sakalı dökülmüş sıcak döşüne
Bilmem ki ne dersin düşsem peşine
Bağlamışsın beyaz sarık başına
O güzel yüzüne kurbân olduğum

İsmetî’yi âşık ettin böyle sen
Bir tesellî olsun eylesen
Ne diyorsan biraz hızlı söylesen
Lâfına sözüne kurbân olduğum

252. BEYİT
Ömrünün sermayesin verme yele
Geçti fırsat bir dahî girmez ele
Ey gönül gel Hakkı zikret aşk ile
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu dem ile devreder devr-ü zamân
Bu dem ile zikreder ins-ü cân
Bu dem ile deyegörsen el-aman
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Kâinatın mâyesidir hep bu dem
İns-ü cinnin gâyesidir hep bu dem
Âşıkın sermâyesidir hep bu dem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Evveli âhir oluptur hep bu dem
Bâtını zâhir oluptur hep bu dem
Gâibi hâzır oluptur hep bu dem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Gülleri handân edendir hep bu dem
Bülbülü nâlân edendir hep bu dem
Âşıkı hayrân edendir hep bu dem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Devleti dünyâ ve mâ fîha hep bu dem
İzzeti dünyâ ve mâ fîhâ hep bu dem
Lezzeti dünyâ ve mâ fîhâ hep bu dem
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

Bu dem ile dol Hulûsi dem olup
Bu demi âdemde bul âdem olup
Nefhâ-i Hâktır ana mahrem olup
Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem

253.BEYİT
Ötme bülbül ötme şen değil bağım
Dost senin elinden ben yana yana
Tükendi fitilim kalmadı yağım
Dost senin elinden ben yana yana

Deryâdan ayrılmış sellere döndüm
Ateşi kararmış küllere döndüm
Vakitsiz açılmış güllere döndüm
Dost senin elinden ben yana yana

Pir Sultan Abdal’ım doldum eksildim
Yemeden içmeden sudan kesildim
Hakkı pek sevdim de ondan asıldım
Dost senin elinden ben yana yana

254.BEYİT
Özledim içli sohbeti
İhvanlarla muhabbeti
Şâhımla candan halveti
Vasl-ı cânânı özledim

Terkederek mâsivâyı
Boyun bükük vâv olmayı
Sultanıma râbıtâyı
Murâkabeyi özledim

Heybet ile gelişini
Tatlı tatlı gülüşünü
Gönlümüzü bilişini
Sohbetini çok özledim

Semâverin yanışını
Şahın nazlı bakışını
Gönlümüze akışını
Nazârını çok özledim

Câmilerde çalışmayı
Hizmetinde yarışmayı
Sohbetinde buluşmayı
Himmetini çok özledim

Özledim güzel Öreni
Ören köyde gül dereni
Şâhım Mustafa Ereni
Varlığını çok özledim

255.BEYİT
Perişan hâlimi göre mi geldin
Gel bizim bahçede şakı bülbülüm
Görelim dünyada dertli kim imiş
Aşkın kitabını oku bülbülüm

Cümle derdimizi getirdik dile
Sabır köşesinde doldurak çile
Boşuna yanmaya vefâsız güle
Bilirsin ki bâki değil bülbülüm

Muhabbeti muhabbete verelim
Vefâsız dünyada bir dem sürelim
Sefâ geldin bizim ile güzelim
Ben olayım sana sâki bülbülüm

Eğer can arasan ara cânını
Boş yere sarfetme gel figânını
Eğer Ruhsâti isen mâşukun tanı
Zikreyle dem be dem Hakkı bülbülüm


256.BEYİT
Rûşen oldu yollar nûr-u Hüdâ’dan
Gel seninle dost iline gidelim
Geçelim bu cümle aktan karadan
Gel seninle dost iline gidelim

Pâk olalım girip baht-ı hayâta
Geçelim feyz ile sırrı sıfâta
Doğrulalım anda âlemi zâtâ
Gel seninle dost iline gidelim

Kan ile alalım abdestimizi
Dikelim Kâbey-i dîdâra gözü
Görelim Enbiyâ bastığı izi
Gel seninle dost iline gidelim

Kendini âteş-i firâka atıp
Su gibi dâima engine akıp
Mürşidin yüzüne sözüne bakıp
Gel seninle dost iline gidelim

Diller giriftârdır gurbet ilinde
Çözelim ukbâyı mürşit elinde
Gel Hakkı koy cânı Hakkın yoluna
Gel seninle dost yanına gidelim

257.BEYİT
Sabahtan cemâlin seyran eyledim
Gönüller perişan elinden sunam
Nice bir beklersin gurbet ilinde
Hiç bilir yok mudur hâlinden sunam

Tîğ-ı gamzelerin misk ile kokmaz
Yâr elâ gözlerin hışım ile bakmaz
Cemâlin görene cennet gerekmez
Güneş midir doğdu yüzünden sunam

Kemâhlar giyinip zünnâr bağlanmaz
Eser seher yeli teli ırganmaz
Sen gideli deli gönül eğlenmez
Bir bergüzâr versen telinden sunam

Sen seher yelisin gider gelmezsin
Gelirsen de bize bâki kalmazsın
Seni uçuranlar murât almasın
Seni kimler uçurdu gülünden sunam

Efendim sultanım cemâlin güzel
Aradım bulamadım bir haber yazam
Şimdi senin ismin âlemi gezer
Kalma bizim için yolundan sunam

258.BEYİT
Sakın terk-i edepten Kûy-i Mahbûbu Hüdâdır bû
Nazargâh-ı ilâhîdir Makâm-ı Mustafâ’dır bû

Felekte mâh-ı nev bâbü’s- selâmın sîne çâkîdir bû
Ânın kandilidir hoş matlab-ı nûru ziyâdır bû

Habîb-i kibriyânın hâbgâhıdır fazilette
Tefevvük kerde-i arşı cenâb-ı kibriyâdır bû

Bu hâkin pertevinden oldu deycûri âdem zâil
İmâdın açtı mevcûdâtı çeşmin tûtiyâdır bû

Murâd-ı edep şartıyla gir Nâbi bu dergâha
Mâtâf-ı kudsiyândır cilvegâh-ı enbiyâdır bû

259. BEYİT
Sâki müdâm sunsa şarap
Gâmû firâk neyler neyler
Gönül olsa mest-u harâp
Gamû firâk neyler neyler

Ara yerden ayrıla el
Zevke ere cân ile dil
Matlâbını bulsa gönül
Gâmû firâk neyler neyler

Arzuları hâsıl ola
Matlûba dil vâsıl ola
Vuslata can nâil ola
Gâmû firâk neyler neyler

Gönül evini yuyana
Cümle vârını koyana
Pîrine candan uyana
Gâmû firâk neyler neyler

Sıdk ile sâdık olana
Derdine lâyık olana
Aşkıyla âşık olana
Gâmû firâk neyler neyler

Balını yağa katana
Vârını cümle satana
Şeyhini sarıp yatana
Gâmû firâk neyler neyler

Hulûsi’ye hâsı dile
Bahrine gavvâsı dile
Her demi ihlâsı dile
Gâmû firâk neyler neyler




Çevrimdışı greSS

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.859
  • Konu: 4249
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 71
    • .....................
Yanıt:Beyitler
« Cevapla #29 : 19/09/09, 16:29 »
260.BEYİT
Sâkiye ceminden nedir bu esrar
Kıldı bir tânesi mestâne beni
Şarâb-ı Lâlinden ne keyfiyet var
Söyletir efsâne efsâne beni

Ref’et nikâbını ey vech-i envâr
Zulmette gönlümüz olsun münevver
Şarâb-ı Lâli’nin lezzeti dilber
Gezdirir efsâne efsâne beni

Âşıkın çok belâ gelir başına
Tahammül gerekir oduv taşına
Şems-i ruhsârına aşk ateşine
Yanmada farkım yok pervâne beni

Bakmazlar âşığa olgundur diye
Hakîkat bahrine dalgındır diye
Bir saç-ı Leylâya mecnûndur diye
Yazdılar deftere dîvâne deyû

261.BEYİT
Sana âşık olan diller
Niderler hûri gılmanı
Cemâlin seyreden gözler
Niderler bâğ-ı rıdvânı

Şarâb-ı aşk ile sekrân
Olup her birisi mestân
Visâlin gülüne hayran
Olan neyler gülistânı

Koyanlar akl-u idrâki
Olur mu kimseden bâki
Yakıp bu sine-i çâki
Düşer ateşlere cânı

Bu nâr-ı aşka yananlar
Bu hârı şevke dalanlar
Gözünden yaş ile kanlar
Akan bilmez mi sen Hân’ı

Niyâzi kaldı hayrette
Yanar dil nârı firkatte
Düşen bu dâr-ı gurbette
Dün-ü gün eyler efgânı

262.BEYİT
Sana ağyarlardan olur mu vefâ
Aklını fikrini sâdık yâre ver
Yeter nefs elinden çektiğin cefâ
Mansur gibi cân-u bâşı dâra ver

Gayret edip vefâlı yâri bulmalı
Gidiş gelişinde huzur olmalı
Bir gerçekle pazarını kurmalı
Kıymetli ömrünü götür kâre ver

Bu âleme geldik acep n’etmeye
Hayrını şerrini ayırdetmeye
Muhabbet bağından mekan tutmaya
Bülbül gibi işin gücün zâre ver

Her güzelin olmalı yeşili alı
Her arının olmalı petekte balı
Muhabbete nasip olmayan malı
Hâkime hekime götür kâra ver

Aşkın metâ’ından düzdüm bahçemi
Seyrâniyem yan basamam ökçemi
Ben muhabbete veririm akçemi
Sen de çalış kazan rûz-i gâre ver

263.BEYİT
Sana canan gönül hayran nedendir âh nedendir âh
Cemâlin gün gibi râhşan nedendir âh nedendir âh

Yanağın gül saçın sünbül dişin dür dudağın
Lâl ile mercân nedendir âh nedendir âh

Kaşındır “kâbe-i kavseyni ev ednâ”
Yüzünde sûre-i Rahmân nedendir âh nedendir âh

Dû çeşm-i kevseri aynî hayattır âh
Lebinde selsebil revân nedendir âh nedendir âh

O müjgân oku bağrım yarasına dokundukça
Olur dermân nedendir âh nedendir âh

Bu mecrûh sîneme her dem edersin âh
Tı̂ğ-ı gamzeni uryân nedendir âh nedendir âh

Acep hoş mu gelir sana ey şâhım
Bana bu dert ile cefâ her ân nedendir âh nedendir âh

Değilken birine lâyık bu bende
Bana bu lutf ile ihsân nedendir âh nedendir âh

Düşüp aşk oduna böyle yanmak
Bu sûzi ile sûzân nedendir âh nedendir âh

264.BEYİT
Sana ne kusur ettim ben ey felek
Bir vefâsız yâre yâr ettin beni
Ben bir gül isterken bâğ-ı iremde
Sen nice her demim hâr ettin beni

Gençlik çağlarında çektirip sevdâ
Âkıbet eyledin âleme rüsvay
Âdem diyarlarında ey gâni mevlâ
Bilmem dert için mi yâr ettin beni

Hak râzı olur mu böyle zulümden
Hey âşık bu hasret acı ölümden
Nihayet ayırdın gonca gülümden
Âh ile bülbülü zâr ettin beni

265.BEYİT
Seherde uyandım aşka boyandım
Bülbül feryât etme bağrımı deldin
Bülbül efgân etme sînemi yaktın

Yine bahar geldi derdim alıştı
Dîdem yaşı deryalara karıştı
Sana gülden tecelli mi erişti
Bülbül feryât etme bağrımı deldin

Eşinden ayrıldın geldin ilinden
Avazın hoş kimse bilmez dilinden
Dertli olan bilir senin hâlinden
Bülbül efgân etme sînemi yaktın

Bülbül senin kanadında allar var
Giymişsin alları sen de bir hâl var
Issız gecelerde Allah’a yalvar
Bülbül feryât etme bağrımı deldin
Bülbül efgân etme sînemi yaktın

Yüksek yüksek havalarda uçarsın
Bu dertli sineme dertler açarsın
Niçin bir gül için serden geçersin
Bülbül feryât etme bağrımı deldin

Ahmedî der çoktur benim günahım
Vâris-i enbiyâ benim penâhım
İnşAllah affeder mevlam günâhım
Bülbül efgân etme sînemi yaktın

266.BEYİT
Seher vakti esen yeller
Efendime selâm söyle
Dost aşkıyla açan güller
Efendime selâm söyle

Çöl ovalar tozlu yollar
Âşık olan yanar ağlar
Âciz gönlüm görmek ister
Efendime selâm söyle

Uzatırım yetmez elim
Meth edemez âciz dilim
Ravzana varınca yolum
Efendime selam söyle

Ben dost ilini özlerim
Acep görür mü gözlerim
İhvan kardeşler,dostlarım
Efendime selam söyle

Yine dönmüşem şaşkına
Hak yardım etsin düşküne
Allah Muhammed  aşkına
Efendime selam söyle

Poyrazoğlu taş mı özün
Niçin kan ağlamaz gözün
Çağırsın görelim yüzün
Efendime selam söyle

267.BEYİT
Seher vaktinde indim seyr-i bağa
Öter bülbülleri hayrânı leylî
Atar âlem bana mecnûn deyû tâş
Yer-i gök dopdolu mecnûnu leylî

Acep bencileyin mecnûn olur mu
Kimi görsem sanırım ânı leylî
Olurdum lâmiy-i kûyinde kelbî
Kabul etse beni çobânı leylî

Acep bu hasta dil tımâr olur mu
Kabul etse beni mihmân-ı leylî
Yine eski cünûnum tazelendi
Göründü gözüme sahrây-ı leylî

268.BEYİT
Semâya set çekti bu âh-u zârım
Mihr-i dil pesendim nerelerdesin
Beni mecnûn etti ey yüce mâhım
Gaddi ser bülendim nerelerdesin

Gönlüm güzellerden zâtını seçti
Cemâlin bî-bedel yüzün güleçti
Yüzün görmeyeli seneler geçti
Göreceğim geldi nerelerdesin

Göreceğim geldi sen gülizârı
Yollarını beklerim ravzana varı
Gönder selamını gelmezsen bâri
Ben geleyim kendim nerelerdesin

Bezm-i muhabbetin cennet misâli
Ruhlara aksetmiş güllerin âli
Eyle bî-selsebil dişidür âli
Ey kelâm-ı kadîm nerelerdesin

İhyây-ı hayatı zabdetmek için
Figandan dilimi hapsetmek için
Divâne gönlümü rabtetmek için
Ey zülf-ü kemendim nerelerdesin

269.BEYİT
Sen bunda garip mi kaldın
Niçin ağlarsın bülbül ey
Yorulup uzun mu geldin
Niçin ağlarsın bülbül ey

Karlı dağları mı aştın
Çaylar ırmaklar mı geçtin
Yârinden ayrı mı düştün
Niçin ağlarsın bülbül ey

Hey ne yavuz inilersin
Benim derdim yenilersin
Dostu görmek mi dilersin
Niçin ağlarsın bülbül ey

Kanadın açabilirsin
Açuben uçabilirsin
Hicablar geçebilirsin
Niçin ağlarsın bülbül ey

Kal’a şehrin mi yıkıldı
Ya nâm-u ârın mı kaldı
Gurbette yârin mi kaldı
Niçin ağlarsın bülbül ey

Uykudan gözüm uyandı
Uyandı kana boyandı
Yandı âh yüreğim yandı
Niçin ağlarsın bülbül ey

Kıymetin bilinmez mi oldu
Hatırın sorulmaz mı oldu
Ol dost görünmez mi oldu
Niçin ağlarsın bülbül ey

N’oldu şu Yunusa n’oldu
Aşkın deryâsına daldı
Yine gülistanlık oldu
Niçin ağlarsın bülbül ey

270.BEYİT
Sen de benim gibi firkatte misin
Yine uzak düştü ara turnalar
Bir arzuhal yazdım hûblar şâhına
Götür amma yürek yâre turnalar

Dizde dermân yok ki ben de varayım
Siyah yüzüm eşiğine süreyim
Bâri feryât edip burda kalayım
Neyleyim yok elde çâre turnalar

Gözyaşıyla yazdım derdim hepsini
Benim için ziyâret eyle kapısın
Nazar eyle kudretullah yapısın
Doğruca var hünkâra turnalar

Firkat ile yanmaktadır yüreğim
Ne eğlence kaldı ne de durağım
Ne sebeple sevdiğimden uzağım
Neyleyim yok elde çâre turnalar

Birkaç yıldır cemâline mâilem
Akıl fikir gitti serde sâyilem
Ruhsâtiyem her sözüne kâilem
Neyleyim yok elde çâre turnalar

271. BEYİT
Sendedir bu dilde müdâm
Gayrilerden dûr olur
Dilde dildârın huzuru ile
Bu gönül mesrûr olur

Geceler bîzâr olanlar
Göriser dîdârını
Mest olup vuslat demiyle
Cân u dil mesrûr olur

Ehli diller seyrederler
Cenneti dilde müdâm
Dem be dem şevk-i cemâliyle
Gönül pür nûr olur

Mushaf-ı haktır bu gönül
Gafil olma bir nefes
Her ne dilersen nazar kıl
Dilde hep mestûr olur

İn ene’l Hak dedi Mansûr
Haktan idi ol kelâm
Taşlatıp Mansûru Halka
Kendisi mesrûr olur

Vasl-ı dîdâr ister isen
Gönlüne eyle nazar
Mazhar-ı dîdâr olan
Mûsa gibi dil tûr olur

Rabbini bilmek dilersen
Nefsini bil sûziyâ
Bilmeyen nefsini billah
Dû cihanda kör olur

272.BEYİT
Sen mübtelây-ı aşkın
Dermâna ihtiyacın
Yok mu dersin ey dil
Lokmâna ihtiyacın

Canım fedâ-i vaslın
Olsun senin habîbim
Olmaz mı yevm-i îdün
Kurbâna ihtiyacın

Bir ten ki cansız olmaz
Dürdane kamsız olmaz
Ey dürr-i dil ne dersin
Var kâne ihtiyacın

Kastın bilmekse Hakkı
Gönlün bulmaksa zevki
Var mürşid-i kâmilin
Yezdâne ihtiyâcın

Fahreyleyip Hulûsi
Fakr-u fenâ yolun tut
Kullukta ol talepsiz
İhsâna ihtiyacın

273.BEYİT
Seni ben severim candan îçerû
Yolun vardır bu erkandan içerû
Beni benden sorma bende değilem
Sûretim boş gezer dondan içerû

Kesildi tâkatim dizde derman yok
Bu ne mezhep imiş dinden içerû
Şer'at tarîkat yoldur erkandır
Hakîkat mârifet andan içerû

Mürşid-i Kâmilin sırrını sakla
İlikten damardan kandan içerû
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içerû

Yunus’un sözleri hûndur ateştir
Kapunda kul var sultandan içerû

274.BEYİT
Seni sevmek imiş âlemde her zevk-ü sefâ ancak
Senin derdine dûş olmak imiş her derde devâ ancak

Yolunda sarfeden cânını erdi vaslına yârin
Hayât-ı câvidandır sana olmak fedâ ancak

Temâşây-i cemâlin arzusu ile zâr olan çeşmim
Ğubâr-ı hâki pâyindir olursa tûtiyâ ancak

Niyâzım âsitânın hâkinin kurbanı olmaktır
Ümit vârım ki reddolmaz kapında benim recâm ancak

İki âlemde ondan özge devlet istemem billâh
Diyesin ki Hulûsi kapımda bir gedâ ancak

275.BEYİT
Senin şem’i cemâlin olmasa pervânen olmazdım efendim
Seni velleyli zülfün olmasa divânen olmazdım efendim

Kararı gönlümün ger olmasaydı hüsn-ü tâbânım
Şarâb-ı lâlini nûş eyleyip mestânen olmazdım efendim

Bihamdillah düşürdün râhımı semt-i harâba
Velî yoksa ne mümkün sâlik-i meyhânen olmazdım

O günde ruhumu vaslın demiyle etmezem seyrân
Bugün bezm-i gamında tâlib-i peymânen olmazdım efendim

Hulûsi kemter-i dergâha lütfun etmezse bende
Koyup yüz âsitâne aşık-ı ferzânen olmazdım efendim

276. BEYİT
Seni zikreylemeyen
Dîvânedir dîvâne
Sana koşup gelmeyen
Dîvânedir dîvâne

Ayrıyı seven kullar
Vallâhi yanılırlar
Onlar sonunda anlar
Dîvânedir dîvâne

Ayrılmayan toplumdan
Kurtulmayan hayalden
Görülmeyen şu yoldan
Dîvânedir dîvâne

Bülbül gibi olmayan
Gülüne arz etmeyen
Aşkı tercih etmeyen
Dîvânedir dîvâne

Sevişmeyen Hak için
Dolaşmayan Hak için
Buluşmayan Hak için
Dîvânedir dîvâne

İsmail’den kaçanlar
Hayal donu biçenler
Boş menzile geçenler
Dîvânedir dîvâne

277.BEYİT
Sensiz dünyâyı ukbâyı
Gülüm nidem nidem nidem
Hûri cennet-i âlâyı
Gülüm nidem nidem nidem

Sinem onulmaz yâreli
Dilim olmaz pâreli
Senden özge yârin eli
Gülüm nidem nidem nidem

Ma zağal basar’dır gözün
Kelâmı cân fezâ sözün
Mansurun olmazsa yüzüm
Gülüm nidem nidem nidem

Velleyli zülfü settârın
Veşşemsi mehr-i dîdârın
Olmazsa dilde ezkârın
Gülüm nidem nidem nidem

Sevgi gaddine tûbayı
Vermezem iki dünyâyı
Gönülde gayrı sevdâyı
Gülüm nidem nidem nidem

Sana yok âlemde sâni
Âlemin cânı cânânı
Aşkınla dolmayan cânı
Gülüm nidem nidem nidem

Sen olasın dilim sözü
Yâdında gece gündüzü
Senden gayre bakan gözü
Gülüm nidem nidem nidem

Acep nice olur hâli
Sana varmaz ise yolu
Hulûsi gibi bir kulu
Gülüm nidem nidem nidem

278.BEYİT
Sen gönlünü saray eyle
İnecek sultan bulunur
Aşkın safkan küheylansa
Dönecek meydan bulunur

Visâle vuslata benzer
Cânâna söz varsa eğer
Tane tane birer birer
Dönecek zaman bulunur

Bir haber ver yâr sesinden
Kokusundan nefesinden
Bir gün dostun ülkesinden
Gelecek kervan bulunur

Beni çağıran sesine
Cân fedâ her hecesine
Elbet bu aşk gecesine
Göverecek tân bulunur

Doğra beni lime lime
Parça parça küme küme
Çek hançeri vur kalbime
Dökülecek kan bulunur

Bir od yanalı bağrımda
Bir lezzet var her âhımda
Aşk-ı Bilâl’in cânında
Bilecek insan bulunur

279.BEYİT
Seni seven âşıkların
Gözyaşları dinmez imiş
Hem seni maksût edenler
Dünyâ ahret onmaz imiş

Ölmez imiş âşık cânı
Hiç dağılmaz imiş teni
Aşk her kimi kıldı fâni
Ona zevâl vermez imiş

Emrine baş eğenlerin
Vuslatına erenlerin
Bülbül gibi ötenlerin
Kimse dilin bilmez imiş

Gönlü sana verenlerin
Eli sana erenlerin
Gözü seni görenlerin
Devranları dönmez imiş

Aşkına düşen cânların
Yoluna baş verenlerin
Aşk bülbülü olanların
Kimse dilin bilmez imiş

Kim ki geçer sever seni
Yoluna kor bâş-ı cânı
İster seni dûn-ü günü
Hûriye aldanmaz imiş

Aşkın ile birleşenler
Senin ile buluşanlar
Sen sultana ulaşanlar
Ebedi ayrılmaz imiş

Hak yoluna gelenlerin
Hakkı gerçek sevenlerin
Nişânı budur bunların
Mala cana kanmaz imiş

Sen leylî görenlerin
Mecnun olup kalanların
Kendi özünden varanların
Kimse hâlin bilmez imiş

Eşrefoğlu Rûmi senin
Yansın aşk oduna cânın
Aşk oduna yanmayanın
Kalbi sâfî olmaz imiş

280.BEYİT
Seni seviyorum Yüce Yaratan
Bütün engelleri kaldır aradan
Hiçbir şey istemem yalan dünyadan
Ben seninle daha mutluyumYâ Râb

Her kulunun ayrı ayrı derdi var
Her gönülde başka başka sevgi var
Bu kulunun senden başka kimi var
Ben seninle daha mutluyum Yâ Râb

Bu dünyânın zevki nefse hoş gelir
Âhiret tatlıdır dünyâ boş gelir
Senin ismin bana gâyet hoş gelir
Ben seninle daha mutluyum Yâ Râb

Her nereye varsam seni anıyor
Varlığına deli olmuş dönüyor
Çok kulların aşka düşmüş yanıyor
Ben seninle daha mutluyum Yâ Râb

Gecelerde âh çekerek ağlarım
Gündüzlerde devrân olup dönerim
Her nereye baksam seni sorarım
Ben seninle daha mutluyum Yâ Râb

281.BEYİT
Senin hicrân-ı aşkınla
İlahi âşıkân ağlar
Visâlin derdine düşmüş
Hemen halk-ı cihân ağlar

Erişmezse eğer
Lâ teknatû’dan âleme rahmet
Beşer ağlar melek ağlar
Bütün kevn-ü mekân ağlar

Firâkın âteşi dilde
Devam eylerse subhânım
Gözüm ağlar gönül ağlar
Bedende gizli cân ağlar

Tarahhumla nazar
Kılmaz isen mücrimlere Yâ Râb
Velî ağlar Nebî ağlar
Zemîn-i âsuman ağlar

Perîşan halime rahmet
Gedâdır âşıkın Haydar
Bağışla cürm-ü isyânım
Senin için her zaman ağlar

282. BEYİT
Sensin bize bizden yakın
Görünmezsin hicâp nedir
Çün aybın yok gökçek yüzün
Yüzündeki nikâp nedir

Kanî bu mülkün sultanı
Teni sensin kanı cânı
Bu göz görmek diler ânı
Bu melce-i hicâp nedir

Rahim dürür senin adın
Rahmanlığın bize dedin
Âsîlere muştuladın
Lâ taknetû hitâp nedir

Yunus bunda giden gelmez
Gelenler hoş haber vermez
Bu menzile akıl ermez
Bu kurduğun dolap nedir

283.BEYİT
Sevdâ hançerini aldın eline
Gel de şu sîneme vur elâ gözlüm
Âşığım sözüne şirin diline
Doldur aşk kadehi ver elâ gözlüm

Her gelip geçtikçe sana yol oldum
Sultan oldun ben kapına kul oldum
Aşkın ile yana yana kül oldum
Gel de gör halimi ey elâ gözlüm

Aslın ağa mıdır bey mi bilemem
Sîman bedirlenmiş ay mı bilemem
Kaşların çatılmış yay mı bilemem
Çatma kaşlarını ey elâ gözlüm

Çobanoğlu âşık olmuştur sana
Nere gitsen ben gelirim o yana
Bu il mekan olmaz yâr sana bana
Gel gidelim sılaya elâ gözlüm

284.BEYİT
Sevdiğim hayâli vuslatın beni
Diyâr-ı gurbette hayran gezdirir
Haşre dek cemâl-i firkatin beni
Neşe-i vaslınla giryân gezdirir

Gönül bu hasretten acep kanar mı
Ya Rûz-i Mahşerde böyle yanar mı
Bilmem yoksa kader âb-u dânemi
Sevdiğimden cüdâ her an gezdirir

Emrahî bu gamdan eyleme şekvâ
Demek ki böyleymiş takdîr-i Hüdâ
Derd-i aşkın beni ey saç-ı Leylâ
Mecnûn edip viran viran gezdirir

285.BEYİT
Sevdim seni ma’budum âh cânân diye sevdim
Bir ben değil âlem sana kurbân diye sevdim
Ecrâm-ı felek levh-i kalem mest-i nigâhın
Dîdârına âşık ulu Yezdân diye sevdim

Mahşerde Nebiler bile senden medet ister
Gül yüzlü melekler sana hayrân diye sevdim
Aşkınla buhurdan gibi tütmede bu kalbim
Sensiz bana cennet bile hicrân diye sevdim

Tâ arşa çıkar her gece âşıkların âhı
Âsîlere lütfun yüce fermân diye sevdim
Doğ kalbime bir lahzacık ey nûr-u dilârâ
Sevdânı gönül derdine dermân diye sevdim

Bülbül de senin bağrı yanık âşık-ı zârın
Feryâdı bütün âteş-i sûzân diye sevdim
Huriler ezelden beri şeydây-i cemâlin
Yanmıştı sana Yûsuf-u Ken’ân diye sevdim

Evlâd-ı iyalden geçerek Ravzana vardım
Evsâfını methetmede Kur’ân diye sevdim
Kıtmîr’inim ey Şâh-ı Resûl kovma kapından
Âlemlere rahmet dedi Rahmân diye sevdim

Şeydâ kuluna eyle nazar merhametinle
Bir lahzâ nazar en büyük ihsân diye sevdim

286.BEYİT
Seyrimde bir şehre vardım
Gördüm sarayı güldür gül
Sultânımın tâc-ı tahtı
Bağı divârı güldür gül

Gül alırlar gül satarlar
Gülden terâzi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül

Toprağı güldür taşı gül
Kurusu güldür yaşı gül
Has bahçesinin içinde
Serv-ü çınârı güldür gül

Gülden değirmeni döner
Ânın ile gül öğünür
Akarsuyu döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül

Ak gül ile kırmızı gül
Çift yetişmiş bir bahçede
Bakışırlar hâra karşı
Hâr-ı ezhârı güldür gül

Gülden kurulmuş bir çadır
İçinde nimeti hazır
Kapıcısı İlyas Hızır
Nân-ı şarâbı güldür gül

Ümmi Sinan gel vasfeyle
Gül ile bülbül derdini
Yine bu garip bülbülün
Âh-u figânı güldür gül


287.BEYİT
Seyyâh oldum gezdim gurbet illeri
Soldurma bahçemde açan gülleri
Anlatayım başa gelen halleri
Ölümden çok zor imiş ayrılık

Gurbet ili garipler için yapmışlar
Temelini muhabbetle atmışlar
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar
Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık

Gurbet ilde garibanlar yaşarmış
Âşık olan ulu dağlar aşarmış
Şeyhinden ayrılan deli yaşarmış
Yardan cüdâ kıldı beni ayrılık

Yetti canıma gayrı sabrım kalmadı
Ben de gelem dedim mümkün olmadı
Azdı yârelerim iyi olmadı
Gizli yaralar açar imiş ayrılık

288.BEYİT
Siyah saçlarında hatem yüzlerin
Garip bülbül gibi zâr eyle beni
Hilal ebrûların âh-u gözlerin
Kuru sevdâ ile yaralar beni

Kaşların Bismillâh yüzün beytullâh
Seni öz nurundan yaratmış Allah
Sevmişem dost seni terketmem billâh
Aşkın hançeriyle vuralar beni

Dost cemâlin gördüm âh-u zâr oldum
Aşkına düşeli sevdâkâr oldum
Kalmadı mecâlim bî-karâr oldum
Meğer tabutlara saralar beni

Sıtkiyem billahi terkin etmezem
Gayri güzellere meyil vermezem
Kovsalar dövseler burdan gitmezem
Meğer fermân gele süreler beni

289.BEYİT
Söyle sabâ yâre ne sebep ağlar
Gelsin bizim ilde devrân eylesin
Cennet gibi oldu bahçeler bağlar
Çıkıp gülistâna seyrân eylesin

Ağyarla kan ettim her şeb hûn için
Ne cefâlar çektim mihribân için
Bir kul gerekmez mi bir sultân için
Güzeller bezminde divân eylesin

Emrâh’ın derdine bir dermân ola
Aziz canım yâre hem kurbân ola
Gerek bugün hükmü Süleymân ola
Emrine râzıyım fermân eylesin

290.BEYİT
Sultânım pâyine yüzüm süreyim
Âşığa Bağdat’tır yolların senin
Hasretim ben sana kande varayım
Ne taraftan aşar yoların senin

Câmi-i Kebir’de namaz kılarsın
Yüz vurup mihraba dilek dilersin
Göz yaşınla gönlümüzü sularsın
Akar âb-ı kevser sellerin senin

Tarîk-i Nakşî’den giymişsin tâc
Bu yol seni etmez kimseye muhtâç
Her vakt-i seherde eylersin Mi’râc
Hâk ile Hâk söyler dillerin senin

Cennet-i âlâ’dan içersin şarâp
Pâyine düşenler çekmez ızdırâp
Hazinedir sultanım bastığın turâp
Açılır aksada güllerin senin

Birsin bin çiçekten alırsın renk
Asrında küfr olmaz sultanım ferdî denk
Efendim sâfi asel dolu bir petek
Âlemin lebinde balların senin

Ne güzel yaratmış ol Bâri Hüdâ
Bir cânım vâr olsun yoluna fedâ
Bin bir çiçekten alırsın gıdâ
Âlemin dilinde balların senin

Sefil Alim yâr aşkı var özünde
Dünyayı verseler yoktur gözünde
Emânetullâhı versem dizinde
Tutsa sal ağacımdan ellerin senin

291.BEYİT
Sundun ya sâki demi
Yâreme vurdun emi
Yârin olup mahremi
Gönül yâre yâr olur

Akıl gider âr olur
Vârı târumâr olur
Varlık gamından geçer
Gönül yâre yâr olur

Seferdedir aşk eri
Dosttur dilde ezberi
Verince cânı seri
Gönül yâre yâr olur

Her demi bir demdedir
Gönül hoş âlemdedir
Lazımı elzemdedir
Gönül yâre yâr olur

Âşık olan post olur
Mevlâ ile dost olur
Gece gündüz mest olur
Gönül yâre yâr olur

Âşık aç susuz gerek
Gamsız kaygısız gerek
Her dem uykusuz gerek
Gönül yâre yâr olur

Hulûsi’ye has gerek
Bahrine ğavvâs gerek
Gönülde ihlâs gerek
Gönül yâre yâr olur

292.BEYİT
Şâha doğru giden kervan
Bekle kelâmı kelâmı
Uğrar isen dost yanına
Söyle selâmı selâmı

Kement olmuş zülfün bize
Elâ gözler süze süze
Yazılmıştır alnımıza
Hasret kalemi kalemi

Hey ağalar hey gâziler
Yürekte yârem sızılar
Cânım yâri çok arzular
Bilmez ırağı yakını

Emrah der ki ben de gitsem
Bir ân evvel yâre yetsem
Yâr elinden bâde içsem
O gün ola mı ola mı

293.BEYİT
Şâhım senden ayrılalı
Geçmiyor günlerim yıl bana bana
Bu aşkın elinden her günüm gamlı
Var ise bir çâre bul bana bana

Seher yelleriyle yolla bir selâm
Şu mahzun gönlümüz olsun şâdumân
Kahrın dahî olsa hâsılı kelâm
Himmet et sultanım sen bize bize

Yusuf gibi sultan olsan Mısıra
Şâhım bakma bizde olan kusura
İki cihân bizim olur ol sıra
Derse kadîr Mevlâm kul bize bize

Aşkın noktalandı kalbim üstüne
Mâşuğun âşığına kastı ne
Sefil Ali’m diye zarfın üstüne
Selâm et sultanım sal bize bize

294.BEYİT
Şem’a yanan pervâneler
Gelsin beraber yanalım
Derde düşen dîvâneler
Gelsin beraber yanalım

Varın sorun şol bülbüle
Neden âşık olmuş güle
Ânın için düşmüş dile
Gelsin beraber yanalım

Yanmaktır bizim kârımız
Mahveyleriz hep vârımız
Âşıklardır yârânımız
Gelsin beraber yanalım

Münkîr olan bizi taşlar
Akıtalım gözden yaşlar
Hak yolunda ey kardeşler
Gelin beraber yanalım

Âşık olan yanar ağlar
Mevlâm diye döner ağlar
Derviş dünyâ malın neyler
Gelsin beraber yanalım

Gel azîzîm gel sen de yan
Yaş yerine dökelim kan
Hak cemâlin isteyen cân
Gelsin beraber yanalım

295.BEYİT
Şol benim şeyhimi görmeye kim gelir
Zevk ile sefâlar sürmeye kim gelir

Şeyhimin illeri uzaktır yolları
Açılmış gülleri dermeye kim gelir

Şeyhimin özünü severim sözünü
Mübârek yüzünü görmeye kim gelir

Şeyhimin ilinde âsâsı elinde
Mübârek elinden almaya kim gelir

Şeyhimin evinde bir kadeh elinde
Susamış âşıklar içmeye kim gelir

Ahd ile vefâlar zevk ile sefâlar
Bu yolda cefâlar çekmeye kim gelir

Şeyhimin şahsına bu canım pervâne
Salar âşıklara yanmaya kim gelir

Şeyhimin donunu yumazlar kanını
Dost için cânını vermeye kim gelir

Âh ile gözyaşı Yunus’un haldaşı
Zehr ile pişen aşı yemeye kim gelir

296.BEYİT
Şol kim cân vermez
Bu yolda pes niçin cânân diler
Müddeîdir koy ânı kim
Dostu ol yalan diler

Dost yolunda âşıka
Önce cân vermek gerek
Zira ol dost âşıkını
Bî-dîli bî-cân diler

Vârını ver dost derdinden
Ânı gör zerrece
Tâ ki sana da diyeler
Derdi var dermân diler

Her kimin gönlünde kim
Dost derdi yok âdem değil
Düşmüş ol hayvân işe
Dûn-ü gün hüsrân diler

Kibri kin olduğu yerde
Aşk gelip kılmaz karar
Aşk haraplıklar sever
Mâmurları virân diler

Eşrefoğlu Rûmi aşka
Verdi hep vârını
Bir murâd olup yürür
Ne vaslı ne hicrân diler

297.BEYİT
Şöyle bir çarh ettim devr-i âlemi
Yoktur misâliniz sizin efendim
Üzerine olsun Hakkın selâmı
Hak yolunda gördüm izin efendim

Gittiğin yol Sıddı̂k-ı Âzam yoludur
Aslın İhramcızâde Nakşî koludur
Kalbin bir hazîne hikmet doludur
Alana cevherdir sözün efendim

Aşkına düşenler bir bülbül olur
Açılır bahçende gonca gül olur
Cemâlin görenler yanar kül olur
Şems-i kameridir yüzün efendim

Kalbin îman dolu olmazsın zelil
Aşk-ı ilahîde olmazsın melîl
Dünyâ ukbâ sen delilsin delil
Çünkü Hakka geçer sözün efendim

Bîçâre garîbem gurbette kaldım
İsyânım gafletin bahrine daldım
Ağlaya ağlaya kapına geldim
Bizi de deftere yazın efendim

Dertli Sefil Ali’m kapında ağlar
Bu aşkın ateşi sînemi dağlar
Hastanın halinden ne bilir sağlar
Benim mezarım sen kaz efendim




 

İsim benzeri olan konular aşağıda listelenmiştir...

  Konu / Başlatan Cevap Son İleti
1 Cevap
739 Gösterim
Son İleti 02/04/11, 23:40
Gönderen: Kararlı
1 Cevap
509 Gösterim
Son İleti 26/04/09, 20:14
Gönderen: dai


www.dervisler.net Etiketler, Arama Sonuçları...



Uğur Işılak sevmekte hoş sevilmekte Yeni nesil Xbox One tanıtıldı Büyük âlim Kâdî Iyâd Söz Veriyorum : Dua Allah(c.c)'ın 99 ismi - Açıklamalı Resimlerle Bırakın Bardaklarınızı...! Marifetname 33.Bölüm Nur (Alemleri nurlandıran, nur yağdıran) Bükçe dilini biliyor musunuz? ( sabırla okuyunuz inş ).. Evliliği Pekmez Sandım Serdar TUNCER'den Şiirler.. İştiyâkım Sana, Ey Rabbim! Peygamberimiz'in Yetim ve Şehit Ailelerine Muamelesi .. Siz Ebu Zer Gibi Olun.... Sınır Değildir Gökyüzü ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| sitemap.html| sitemap.xml| sitemap2.xml| sitemap3.xml| sitemap4.xml| sitemap5.xml| sitemap10.xml| urllist.txt| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 2.225 saniyede oluşturulmuştur


BeyitlerGüncelleme Tarihi: 23/04/14, 13:11 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) | Site Haritası | Facebook | Twitter | İletişim