Samimi Olursak, Verecektir.. - Günün Sohbeti
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Samimi Olursak, Verecektir.., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1653 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Samimi Olursak, Verecektir..}   Okunma sayısı 1653 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Samimi Olursak, Verecektir..
« : 11/02/12, 03:41 »
Allah-u Zülcelâl, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “O gün, ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka.” (Şuara; 88-89)

Bu dünya, bir imtihan yeridir. Allah-u Zülcelâl, bizleri imtihan etmek için dünyanın keyif ve sefasını gözler önüne seriyor. Allah-u Zülcelâl bu imtihanı kazanan kimseye, kıyamet gününde en güzel mükâfatları verecektir.

Bu sebeple, karşılıksız ve bir bedel ödemeksizin cehennemden muhafaza olunmak ve o kadar ucuzmuş gibi (boş temennilerle) cenneti istemek doğru değildir.

Allah-u Zülcelâl, daima bizimle beraberdir. Bir saniye bile bizden gafil olmayıp hepimizin kalbine muttalidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Allah, sizin suretinize bakmaz, ancak kalbinize bakar.” (Müslim)

Allah-u Zülcelâl, neyi istiyorsa ve nerede rızası varsa bizim kalbimizin de onu istemesi lazımdır. Mesela, bir talebe nasıl derslerinde başarılı olmak için gece gündüz çalışıyor, gerektiğinde uykusuz kalıyor, kimi zaman yemeği bile unutacak kadar kendisini derslerine veriyor, oyun ve eğlenceyi bir kenara bırakıyorsa bizim de hiç değilse o talebe kadar, Allah’ın rızasını kazanmak için gayret göstermemiz ve Allah-u Zülcelal’in rızasına yönelmemiz lazımdır.

Fakat kimi zaman insan, günahlara düşerek, kimi zaman da şeytanın zehirli oklarının tesiriyle, Allah’ın rızasına giden yoldan geri kalabiliyor. Peki, bunlardan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

İnsan, günahlardan ve şeytanın zehirli oklarından ancak Allah’ın kelamı, emir ve nehiyleri ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin hadis-i şerifleriyle korunabilir. Allah-u Zülcelal’in emir ve nehiylerine uyup; Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin hadis-i şeriflerini ve Evliyaların tavsiyelerini tatbik ettiğimiz zaman, şeytanın zehirli okları bizlere zarar veremez.

İnsan nasıl, zehirlense bile tedavi olduğunda, zehir ona zarar vermiyorsa biz, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerle amel ettiğimiz zaman, günahlar da şeytanın hile ve tuzakları da bize zarar veremez.

Şeytan, cehenneme bizi de yanında götürmek için daima çalışıyor. Bizlerin bu dünyada uyanık olup onun oyununa gelmememiz lazımdır. Bizler dünyaya bir sefer gelmişiz, ikinci sefer gelmeyeceğiz.

Görüyoruz ki, insan dünyaya müptela olduğu zaman, hakikaten (manevi olarak) hasta oluyor.

Bunun için Sâdât-ı Kiram şöyle tavsiye etmişlerdir: “Eğer ibadetin tadını kaybederseniz veya bir gevşeklikle karşı karşıya kalırsanız; hemen Allah dostlarının kitaplarına bakın veya diğer insanlarla, tasavvuf ehli, salih kimselerin sohbetini yapın (Evliyaullahın hal ve sohbetlerinden bahsedin).” İşte, gevşekliğin, gaflet uyuşukluğunun bir ilacı da budur.

İnsan günah üzere devam ede ede -Allah muhafaza- bir gün namazını da terk edebilir. Hakikat, şeytana da tamamen uyabilir.

Uyanık olalım, şeytanın elinde kuş gibi olmayalım. Samimi olup her şeyimizi Allah için yaparsak şeytan bizim gölgemizden dahi kaçar. Çünkü o zaman, Allah-u Zülcelal’in kuvveti, azameti ve yardımı bizimle beraber olur. Böyle olduğu zaman da şeytan önümüzde duramaz. Onun için namazlarımızda, zikrimizde bir gevşeklik meydana geldiği zaman, günahlara karşı meyilli olduğumuz zaman, samimi bir şekilde Allah-u Zülcelal’e tevbe edersek, Allah-u Zülcelâl bize yardımını, kuvvetini gönderecektir. Yeter ki rızası için ruhumuzu feda edeceğimizi bir görsün.

Böyle olduğu zaman, -inşaallah- bizi günahlardan daha çok muhafaza eder, salih amelleri yapmayı da bize nasip eder.


Samimi olursak, verecektir!

Her insan kendi kuvvetine göre, Allah-u Zülcelal’i razı etmek için gayret göstermelidir. Allah-u Zülcelal’in hukuku öyle büyüktür ki, onu hiç kimse yerine getiremez. Fakat biz, Allah’tan samimi olarak rızasını istersek, inşaallah bize nasip edecektir.

Bazı Evliya zatlar, bir yerden geçerken bir çoban gördüler. Çobanın koyunlarının yanında kurtlar da vardı. Çobana:

- Kurtla koyun ne zaman bir arada gezer? Diye sordular. Çoban:

- Çoban, insan Rabbi ile sulh yaptığı zaman, O’nun dediklerini yerine getirip, O’nu razı ettiği zaman, koyunlarıyla kurtların arası da sulh olur, düzelir, diye cevap verdi.

Bu anlatılanların hepsi Allah-u Zülcelal’in kudret ve azametine delalet etmektedir. İnsan Allah-u Zülcelal’i razı ettiği zaman, her şey çok kolay olur. Dünyada böyle mükâfat veriyor, kim bilir ahirette nasıl verecektir!...

Zaten bizim için önemli olan ahirettir. Bunları örnek olarak anlatmamızın sebebi; Allah-u Zülcelâl, razı olduğu kimseye dünyada böyle mükâfat veriyor, ahirette daha fazla verecektir, bunu iyice idrak etmemiz içindir.

Başta kendime söylüyorum: “Bu güne kadar olan her şey geçti. Bundan sonra, inşaallah, elimden geldiği kadar Senin rızan için her ne varsa onları yapmaya gayret edeceğim. Senin gazabına sebep olacak şeylerden de kendimi muhafaza edeceğim” diyerek, Allah-u Zülcelal’e söz vermemiz lazımdır.

Bu, bizim için çok büyük bir fırsat ve menfaattir. Şaşkın bir kimse gibi gevşek bir şekilde şeytanın elinde oyuncak olmamız çok yanlıştır. Bundan kendimizi kurtarmamız, Allah-u Zülcelal’e dönmemiz lazımdır.


Allah-u Zülcelâl ne ile razı olur?

Abdullah bin Hazım isimli bir salih zat şöyle anlatıyor:

“Bir zaman Mekke-i Mükerreme'de yağmur yağmadı. O zamanki insanlar, üç gün üst üste yağmur duasına çıktılar. Fakat yine de yağmur yağmadı. İnsanlar da çok perişan oldular.

“Ben kendi kendime; ‘Ben tek başıma gideyim de Allah'a yalvarayım, belki Allah-u Zülcelâl bizlere yağmur verir’ dedim. Daha sonra Mekke'nin kenarında, bir mağaranın içine girip orada Allah'a yalvaracaktım ki bir siyah köle, hiç etrafına bakmadan içeri girdi ve iki rekât namaz kıldı. Son secdede uzun kalınca, onun ne dediğini işitmek istedim ve ona yaklaştım. Köle: ‘Ya Rabbi! Kulların sana dua ettiler, fakat sen yağmur vermedin. Sen kudret ve azametinle yağmur verinceye kadar, ben başımı secdeden kaldırmayacağım’ dedi.

“Bu sözler onun ağzından çıkar çıkmaz, bulutlar bir araya geldi ve yağmur yağmaya başladı. Bundan sonra, secdeden başını kaldırdı ve mağaradan çıktı. Ben de onu izlemeye başladım. Sonunda bir eve girince, ben de o eve girdim. Evin sahibine:

- Ben bir köle satın almak istiyorum, dedim. Bana birkaç köle gösterdi. Ben:

- Bunlar değil, dedim. En sonunda dua eden köleyi çıkardı ve:

- Bu bir işe yaramaz, dedi. Ben:

- Olsun, dedim ve bu köleyi yirmi dirheme satın aldım. Onu eve getirdim ve bana:

- Efendim, beni neden aldın, benim çalışacak kuvvetim yoktur, dedi. Ben de:

- Bir sebebi vardır, dedim. Bundan sonra köle, abdest almak istedi. Onun suyunu hazırladım ve seccadesini serdim. Benim bu davranışımdan herhalde durumu anladı, abdestini aldıktan sonra, yine secdeye giderek: “Ya Rabbi, sırrım açığa çıktı. Bunu insanlar bildikten sonra, ben dünya da kalmak istemiyorum” dedi ve düştü vefat etti.

Şimdi düşünelim, Mekke’nin bütün zenginleri yağmur duasına çıktılar. Fakat, Allah-u Zülcelâl yağmur vermedi. Hiç kimsenin tanımadığı bir zenci köle, demek ki Allah'ın sevgili kullarından biri idi; istedi ve Allah-u Zülcelâl onun duasına icabet etti ve yağmur verdi...

Abdullah bin Hazım, köleyi defnettikten birkaç gün sonra, rüyasında şunları gördü: “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yanında siyah sakallı bir zat ile o genç köle vardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

- Allah, senin hayrını kabul etsin ve mükâfatını daha fazla versin. Çünkü sen benim halilime (dostuma) iyilik yapıp onu azat ettin, dedi. Ben:

- Ya Resulallah! Bu senin halilin midir? Diye sordum. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bana:

- Evet, benim halilimdir, buyurdu.


İşte, insan ister padişah olsun, ister köle; kim olursa olsun, Allah-u Zülcelâl, ancak salih amel ile insandan razı olur.

Allah-u Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Âmin)



Seyda Muhammed  Konyevi Hz. ks.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/samimi-olursak-verecektir-t29860.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı merhamet

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 4.197
  • Konu: 794
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 110
Okundu: Samimi Olursak, Verecektir..
« Cevapla #1 : 15/01/13, 02:00 »
Amiin

 




"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır.
Sevdiğinizin hatrına sabredin."
"Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı kursadkagan

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Konu: 0
  • Derviş: 10237
  • Teşekkür: 0
Okundu: Samimi Olursak, Verecektir..
« Cevapla #2 : 15/01/13, 02:17 »
inşaallah verir.




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Mürşidi Kamil Kimdir ? Bizi çekemeyenler İçin ... ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.125 saniyede oluşturulmuştur


Samimi Olursak, Verecektir..Güncelleme Tarihi: 08/12/19, 11:24 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim