Secde-i Sehiv - İlmihal
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.051 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.592 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22896 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Secde-i Sehiv, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1943 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Secde-i Sehiv}   Okunma sayısı 1943 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18
Secde-i Sehiv
« : 02/02/09, 09:57 »
SECDE-İ SEHİV

Secde, alnı yere koyma; aşırı saygı gösterme;
sehiv, dalma, gaflet etme, bilmeyerek terk etme demektir.

Sehiv secdesi ise, yanılmak suretiyle namazın rükünlerinden birisini geciktirme
veya bir vacibi terk ya da geciktirme halinde, namazın sonunda yapılması gereken iki secde demektir.

Bir rüknün tehiri veya bir vacibin terk yahut tehiri halinde son oturuşta
yalnız Tahiyyat okunduktan sonra iki tarafa selâm verilir, daha sonra
"Allahu ekber" denilerek secdeye varılıp, üç kere "Sübhane Rabbiyel a'lâ" okunur;
sonra "Allahu ekber" denilerek oturulur, bir tesbih miktarı celseden sonra yeniden
"Allahu ekber" diye, ikinci secdeye varılır; yine üç defa "Sübhane Rabbiyel-a'lâ"
okunduktan sonra "Allahu ekber" denilerek oturulur. Tahiyyat, Allahümme salli
ve Allahümme barik ve Rabbenâ âtinâ duaları okunduktan sonra önce sağ tarafa,
sonra da sol tarafa selâm verilir.

Yalnız sağ tarafa selâm verildikten sonra sehiv secdelerinin yapılması daha faziletli
ve ihtiyata daha uygundur. Nitekim cemaatla kılınan namazlarda cemaatin yanlışlıkla
dağılmasına meydan vermemek için, yalnız sağ tarafa selâmdan sonra sehiv secdelerinin
yapılması gerekli görülmüştür.

Hanefilerin sağlam görülen görüşüne göre sehiv secdesi vacib, genel olarak
diğer mezheplere göre ise sünnettir.1

Hanefilerin bu konuda dayandığı delil, Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den nakledilen
şu hadistir:

"Sizden birisi namazında şüpheye düşerse, doğrusunu araştırsın ve namazını
kanaatine göre tamamlasın, sonra selam verip sehiv secdesi yapsın, yani
yanıldığı için iki secde daha yapsın " 2


Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) de Allah elçisinin şöyle buyurduğunu nakleder:

"Sizden biri namazı üç rek'at mı yoksa dört rek'at mı kıldığında şüpheye düşerse,
şüphesini atsın ve kesin olarak bildiği ne ise, onun üzerinden namazı tamamlasın.
Selâm vermeden önce de iki secde yapsın. Eğer beş kılmış ise, bu secdeler
namazına şefaatçi olur, tam kılmış durumda ise, bu iki secde şeytanın
kendisinden uzaklaşmasına vesile olur" 3


Hz. Peygamber ile Ashab-ı kiramın gerektiği durumda sehiv secdesi yapmaları
bu secdenin vacib olduğunu gösterir.

Haccın vaciblerinden birisinin eksik kalması halinde, bunu telâfi için kurban kesilmesi gibi,
sehiv secdesi de, namazdaki eksiklerin tamamlanması için vacib kılınmıştır.

Hanefilere göre; Namaz kılan kişi bu secdeyi terketmekle günahkâr olur,
fakat namazı fasit olmaz. Çünkü sehiv secdesi kaybolmuş bir şeyin tazminidir.
Bir şeyin tazmini ise ancak vacib olur. Sehiv secdesi, teşehhüdü okumak ve
selâm vermek gibi vacib olan işlerin yapılmasından doğan günahı kaldırır,
fakat bir rükün olan, meselâ bir rükuu yapmamaktan doğan eksikliği kaldırmaz.

Sehiv secdesi imama ve tek başına namaz kılana vacibtir. İmama uyan kişi
namazında yanılırsa onun üzerine sehiv secdesi vacib olmaz. Eğer İmam yanılmışsa
cemaatin ona uyması vacib olur. Eğer imama uyan kişi müdrik veya mesbuk ise,
onun da imamın sehiv secdesine katılması gerekir. Eğer imam sehiv secdesini yapmazsa
bu secde cemaatten de düşer. Çünkü cemaatin imama uyması gerekir.
Fakat mesbuk, yalnız secdelerde imama uyar, selâmda ona uymaz .4

Sehiv secdesi vakit namazı kılmaya elverişli olduğu zamanlarda ve durumlarda vacibtir.
Meselâ; sabah namazını kılarken selâm verdikten sonra güneş doğsa veya
ikindi namazında güneşin ufuktaki kırmızılığı iyice ortaya çıksa bu kimseden sehiv secdesi düşer.

Cuma ve bayram namazlarında kalabalık bir cemaat varsa karışıklığa meydan verilmemesi için
sehiv secdesinin terkedilmesi daha uygun görülmüştür.

Bir kimse sehiv secdesini yaparken yanılsa, ayrıca bir sehiv secdesi daha yapması gerekmez.

Farz, vacib veya sünnet bir namazın kendi içinde kıyam, kıraat, rükû ve secde gibi farzları;
Fâtiha, süre ilâvesi, tertibe uymak gibi vacibleri; oturuşlarda Allahümme Salli-Allahümme bârik
duaları gibi sünnetleri vardır. Bunlara tam olarak riayet edilince eksiksiz namaz kılınmış olur.

Herhangi bir namazda bir farzın kasten veya yanılarak terk edilmesi
o namazın iadesini gerektirir. Bu büyük eksikliği tamamlamak için
sehiv secdeleri yeterli olmaz.

Bir vacibin kasten terk veya tehiri ise kötü bir iş olup, bundan dolayı sehiv secdesi
gerekmezse de; böyle bir namazı yeniden kılmak daha uygundur.

Bir vacibin yanılarak terk veya tehir edilmesi ise sehiv secdelerini gerektirir.
Bu yolla o eksiklik telâfi edilmiş olur.

Bir sünnetin kasten veya yanılarak terki ise sehiv secdesini gerektirmez,
fakat böyle bir hareket bir kusurdur, sevap ve faziletten mahrum kalmaya sebep olur.

Sehiv secdesinin sebepleri şunlardır:

1) Kasten yapılan işlerden dolayı üç yerde sehiv secdesi yapmak gerekir.

İlk oturuşu terketmek yahut birinci rekâttan bir secdeyi namazın sonuna bırakmak
yahut da bir rükün eda edecek kadar bir süre tefekküre dalarak bir şey yapmamak.

2) Namazın vaciblerinden birini yanılarak terketmekle sehiv secdesi gerekir.

Bu da ya o vacibi terketmek, geri bırakmak, öne almak, namaza bir şey eklemek
veya bir şeyi eksiltmek şekillerinde ortaya çıkabilir.

Terk veya tehir halinde sehiv secdesini gerektiren bu vacibler on bir tanedir.
Bunlardan altı tanesi aslî olup şunlardır:

a) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtiha süresinin tamamını veya çoğunu terketmek.

b) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtiha'dan sonra üç kısa âyet veya
uzun bir âyet okumayı terketmek.

c) Namazlarda açıktan veya gizli okuma esasına uymamak. İmamın akşam namazında
gizli, öğle namazında açıktan okuması gibi, namazı yalnız kılan kimse de aynı hükme tabi olur.
Bu durumda namazın sonunda sehiv secdesi yapılarak bu eksiklik giderilir.

Gizli okunacak yerde Fâtiha'nın çoğu açık okunsa geri kalanı gizli okunur. Bunun aksine
açık okunacak bir namazda Fâtiha'nın bir bölümü gizli okunsa, yeni baştan açıktan okunması
gerekir. Böylece, açık ve gizli okuyuş, tek namazda birleşmemiş olur. Başka bir görüşe göre,
yeniden başlamak gerekmez, yanlışlıkla sessiz okuduğu anlaşılınca, geri kalan kısım sesli
okunmakla yetinilir.

d) Üç veya dört rekatlı namazların ilk oturuşunda teşehhüdü terketmek.

e) Son oturuşta teşehhüdü terketmek,

f) Bir rekâtın içinde tekrarlanması gereken bir işi yapmakta sırayı gözetmemek.
Bu fiil her rekâtın ikinci secdesidir. Meselâ; bir kimse, bir rekâtta ilk secdeden sonra
yanılarak sonraki rekâta kalkar ve o rekâtı iki secdesi ile yerine getirdikten sonra,
namazın sonunda terkettiği bu secdeyi hatırlayıp, o secdeyi de yerine getirse,
sıraya uymadığından dolayı bu kimseye sehiv secdesi yapmak vacib olur.

g) İftitah tekbirinden sonra rükuya gidip, yanıldığını anlayarak geri dönüp Fâtiha
ve ilâve süre okuyan kimse, rükuu yeniler, tertibe riayet etmediği için de sehiv secdesi
yapar. Bunun gibi tilâvet secdesini yerinde yapmayıp terk etmek de sehiv secdesini gerektirir.

Diğer yandan ayakta duracak yerde oturmak, oturacak yerde ayağa kalkmak durumlarında
olduğu gibi bir farzın yerini değiştirmek veya tehir etmek de sehiv secdesini gerektirir.

h) Rükû ve secdede ta'dili erkânı terketmek. Sahih görülen görüşe göre,
yanılarak ta'dili erkânı terkeden kimsenin sehiv secdesi yapması vacib olur.

i) Farz namazlarda kıraatin yerini değiştirmek. Meselâ; ilâve süreden sonra Fâtiha okumak
veya dört rekâtlı namazların son iki rekâtında süre okumak gibi durumlarda sehiv secdesi
yapmak gerekir.

j) Vitir namazının kunutunu terketmek. Bu da kunutu okumadan rükûya varmakla gerçekleşir.
Kunutu terk eden kimse sehiv secdesi yapar.

k) Kunut tekbirini terketmek I) Bayram tekbirlerinin tamamını veya bir bölümünü terketmek,
yahut bayram namazının ikinci rekâtının rükû tekbirini terketmek gibi durumlarda da
sehiv secdesi yapmak gerekir. Çünkü bunlar vacib tekbirlerdir. Birinci rekâtın rükû tekbiri
böyle değildir.

3) Namaza, namaz cinsinden olmayan bir şeyi ilâve etmek.

İki kere rükû etmek gibi. Bu durumda namazın sonunda sehiv secdesi gerekir.

4) Yanılarak terkedilen fiile geri dönmek:

Bir kimse yanılarak birinci oturuşu yapmasa, sonra bu durumu hatırlasa bakılır;
eğer oturma haline daha yakın ise, geri döner ve oturup teşehhütte bulunur.
Eğer ayakta durma haline daha yakın ise, geri dönmez, namazın sonunda
sehiv secdesi yapar.

Son oturuşu yanılarak terkedip beşinci rekâta kalkan kimse, beşinci rekâtın secdesini
yapmamışsa geri döner ve oturur, sonunda da sehiv secdesi yapar. Eğer bu kimse,
beşinci rekâtın secdesini yapmışsa farzı bâtıl olur ve kıldığı namaz nâfileye dönüşür.
Böyle bir kimsenin bu namazı altıya tamamlaması menduptur. Bu hüküm
Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed  'e göredir.

Eğer son oturuşta teşehhüt miktarı oturduktan sonra yanılarak ayağa kalkarsa,
bu oturuşu birinci oturuş sanarak selâm vermemişse bakılır:
Beşinci rekâtın secdesini yapmadıysa tekrar oturur. Eğer beşinci rekâtın secdesini
yapmışsa müstehap olarak bu namaza bir rekât daha ilâve eder. Bu kimsenin kıldığı farz
namaz tamam olur. Çünkü son oturuş, kendi mahallinde olmuştur. Fazla olarak kılınan
iki rekât ise, bu kimse için nafile hükmünde olmuş olur.

5) Namazda rekât sayısında şüphelenmek:

Bir kimse namazında şüphelenerek üç mü yoksa dört mü kıldığını hatırlamasa,
eğer yanılma olayı bu kişinin başına ilk defa gelmişse, yani bu gibi şüphelenmeler
o kişide devamlı bir âdet hâline gelmemişse namazını yeniden kılmalıdır.
Bunu yeniden kılmak için oturarak selâm vermesi daha uygundur.

Çünkü Allah elçisi;

Sizden biri namazında kaç rekât kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazını yeniden kılsın "
(Zeylaî, bu hadis için "garib" demiştir. bk. Nasbu'r-Râye, II, 173) buyurmuştur.

Eğer böyle bir kimseye çoğu kez şüphelenme durumu geliyorsa, galip olan kanaatine göre
namazına devam eder. Üç veya dört rekâttan hangisi hakkındaki kanaatı ağır basıyorsa
o tarafı tercih eder. Çünkü sık sık vesveseye düşen kimsenin namazını yeniden kılmasında
güçlükler vardır.

Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Sizden biri şüphelendiği zaman doğruyu araştırsın ve namazını tamamlasın " 5

Namazda şüphelenip, kaç rekât kıldığı hususunda kesin bir kanaata varamayan kimse
en az rekâtı esas alarak namazına devam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir.
Böyle bir kimse oturması lâzım geldiğine kanaat getirdiği her yerde oturmalıdır.

Böylece farz veya vacib olan bir oturuşu terketmemiş olur.
Meselâ; dört rekâtlı bir namazda, kılmakta olduğu rekâtın birinci mi, yoksa ikinci mi
olduğu hususunda şüphe eden kimse araştırmasına göre amel eder. Eğer araştırması
bir sonuç vermezse en az olan bir rekatı esas alarak namaza devam eder.
Ancak bunun ikinci rekâtında oturmak vaciptir. Sonra kalkıp bir rekât daha kılar ve oturur.
Bu konuda delil Allah elçisinin şu hadisidir: "Sizden biri namazında şüphe eder, üç mü
yoksa dört mü kıldığını bilemezse, şüpheyi atsın ve en az rekâtı esas alarak namazına
devam etsin " 6

Bir kimse namazda iki defa veya daha fazla yanılırsa, hepsi için namazın
sonunda bir tek sehiv secdesi (iki secde) yapması yeterlidir.

Çünkü Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"Sizden biri yanıldığı zaman iki defa secde etsin " 7

Bu hadis iki kere yanılmayı da kapsamaktadır.

Diğer yandan bu son hadis, rukûlu ve secdeli olan bütün vacib, sünnet ve
diğer nafile namazlardaki yanılmaları da kapsamına almaktadır.

Tek başına namaz kılanın açıktan veya gizlice okumasından dolayı
zâhiru'r-rivâye'ye göre, sehiv secdesi gerekmez.

Ancak gizlice okunacak yerde, meselâ; öğle namazında açıktan okuması
kasta dayanıyorsa kötü bir iş sayılır.

Tek başına namaz kılanın gündüz kılacağı nâfile namazlarında
açıktan kıraatta bulunması mekruhtur.

İmam, meselâ sabah namazında Fâtiha'yı yanılarak gizlice okuyup,
sonra hatırlasa, ilâve edeceği süreyi açıktan okur, Fâtiha'yı yeniden okumaz.

Dört veya üç rekâtlı farz veya vitir namazlarında birinci oturuşta, Tahiyyat
okunduktan sonra, yanılarak "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed  "
denilmesi ve Ebû Hanîfe'den bir rivayete göre bu Tahiyyattan sonra bir harf bile
ziyade edilmesi sehiv secdelerini gerektirir.

Fakat son oturuşlarda Tahiyyattan sonra Kuran okunması, dua edilmesi,
sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü son oturuş dua ve senâ mahallidir.
Kuran ise dua ve senâyı içine alır.

İmam yanıldığı zaman, yanıldığını hatırlatmak konusunda,
Allah elçisi şöyle buyurmuştur:

"Erkeklerin sübhanellah demesi, kadınların ise el çırpması gerekir” 8

İmam Şafii de Ahmed b. Hanbele göre, sehiv secdeleri iki tarafa selâm verilmeden yapılmalıdır.
İmam Mâlike göre ise, secde namaza bir ilâve yüzünden yapılacaksa bunun selâmdan sonra;
bir eksiklik yüzünden ise selâmdan önce yapılmalıdır.

1-(İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, Mısır 1316/1898, I, 355, 374; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi',
Beyrut 1394/1974, I,163-179; el-Meydânî, el-Lübâb, İstanbul t.y., I, 95 vd.;
ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, Dımaşk 1405/1985, I, 87 vd.).
2-(Buhârî, Salat, 31; Müslim, Mesâcid, 88, 89; Ebû Dâvud, Salât, 190, 191, 193;
Nesâî, Sehv, 24, 25; İbn Mâce, İkâme, 132, 133; Mâlik, Muvatta', Nidâ, 61-63;
Ahmed b. Hanbel, I, 190, 193, 204-206).
3-(Buhârî, Sehv, 6, 7; Müslim, Salât, 19, 20; Ahmed b. Hanbel, III, 12, 37, 42).
4-(bk. "Müdrik"; "Mesbûk", "Lâhik" mad.).
5-(Buhârî, Salât, 31; Müslim, Mesâcid, 88, 89, Ebû Davud, Salât, 190, 191, 193; Nesâi, Sehv, 24, 25)
6-(Zeylaî, Nasbü'r-Râye, II, 174).
7-(İbn Mâce, İkâme, 129).
8-(eş-Şevkani, Nehyül-Evtâr, II, 320 vd.)

Hamdi DÖNDÜREN
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/secdei-sehiv-t8073.0.html



Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Secde-i Sehiv
« Cevapla #1 : 02/09/11, 22:32 »
 :aro2:

 XgülllX




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Nizâmeddîn Evliyâ Akıl Vergisi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.608 saniyede oluşturulmuştur


Secde-i SehivGüncelleme Tarihi: 19/10/19, 01:53 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim