Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2438 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık}   Okunma sayısı 2438 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 5
Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık
« : 17/04/10, 00:24 »





Sevgi hayatımızın anahtar kelimelerinden biri. Sevgisiz bir hayatın lezzeti olmadığı gibi böyle bir hayatta huzuru yakalamak da zor. Sevgiyle büyüyen çocuktan, sevgiyle yapılan ibadete, hatta pişirilirken sevginin de katıldığı yemeğe kadar sevginin değdiği her şey bambaşka bir hale bürünüyor.

Sevgisiz kalan kalplere ise bencillik, para hırsı, merhametsizlik ve vahşet duyguları yerleşerek toplumu telafisi olmayan sonuçlara götürüyor. Türkiye’de 2007 yılında 166 bin boşanma davası görülmesi, son yedi yılda 50 bin kişinin cezaevine girmesi bunun kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Batı kültürünün ve kapitalist sistemin tüm dünyaya dayattığı yapay sevgi günlerinin tuzağına düşen Türkiye yapılan son Dünya Huzur İndeksi araştırmasında da 140 ülke arasında 115’inci sırada yer alıyor. Birçok Batı ülkesiyle birlikte dünyanın en huzursuz ülkelerinden biri haline gelmek için acaba nerede yanlış yaptık, diye sormamız gerekiyor. Sevgi ahlakını, Kur’an-ı Kerim’den ve Sevgili Peygamberimiz’den (s.a.v) öğrenen, Hz. Mevlana’dan, Yunus Emre’den, Hacı Bektaş-ı Veli’den dinleyen bu toplum nasıl oldu da bu kadar sevgisiz oldu? Sohbetlerimizin adı bile “muhabbet etmek” iken şimdi neden Sevgililer Günü gibi yapay günlerden medet umuyoruz.

HER DUYGUYA SEVGİ DENİLDİ, SEVGİ TÜKETİLEN BİR NESNE HALİNE GELDİ

Edebiyatçı-Yazar Belkıs İbrahimhakkıoğlu sevgiyi tarif ederken, tezahürleriyle farklılaşsa da kaynağının Cenab-ı Hak olduğunu söylüyor. Allah’ın yeryüzünde nurunun sönmeyeceğini, bu bakımdan sevginin baki kalacağını belirten İbrahimhakkıoğlu, günümüz insanının her duyguya sevgi diyerek sevgiyi tüketilen bir nesne haline getirdiğini sözlerine ekliyor. İbrahimhakkıoğlu, “Neyi çok kullanırsanız içini boşaltırsınız. Yaşadığımız sistem insanı her şeyin içini boşaltmaya odaklayan, yönlendiren, farkında olmadan şartlandıran bir sistemdir. Üzücü olan, Müslüman toplumların da bu sistemi kabullenmeleridir” diyor. Sistemin insanlara sürekli bir şeyler dayattığını ifade eden İbrahimhakkıoğlu, kapitalizmin işine yarayan Sevgililer Günü’ne, Anneler Günü’ne ve Babalar Günü’ne duygusallık yüklense bile mahiyeti itibariyle içinin boş olduğunu söylüyor.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/sevgi-medeniyetiyken-sevgisiz-kaldik-t20322.0.html;topicseen



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 5
Cevaplandı: Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık
« Cevapla #1 : 17/04/10, 00:30 »





EFENDİMİZ (S.A.V) GİBİ PUTLARI YIKMALIYIZ

Müslümanların sistemin dayatmalarından kurtulması için dış dünyasından biraz sıyrılarak kendi iç dünyasını beslemesi gerektiğini belirten İbrahimhakkıoğlu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bize örnek olduğunu söylüyor. “Bunun formülünü başka şeylerde aramaya gerek yok” diyen İbrahimhakkıoğlu şöyle devam ediyor: “Hz. Peygamber, çekilen onca zulüm sonrasında Kâbe’ye geri döndüğünde hemen Kâbe içindeki putları yıktı. Hz. Peygamber hangi duyguyla, hangi inançla ve hangi imanla o putları yıktıysa biz de hayatımızdaki putlarımızı yıkmalıyız. Hareket noktamız bu olmalı. Çünkü putun olduğu yere sevgi ve muhabbet girmez. Bu putlar, eşimiz, çocuğumuz, evimiz, işimiz ve her şey olabilir. İbadetimiz bile yerine göre putumuz olabilir. Müslüman’da Hz. Peygamber’in dediği feraset, irfan, sezgi oluşması için sevgi ve muhabbet esastır. O bakımdan bu romantik günlerle sevgiyi dile getirmeler gerçek değil, aldatıcıdır ve gelip geçicidir. Sevgi ne gerekiyorsa yapmaktır. Muhabbeti bulmak için heyecanları bile indirmemiz gerekiyor. Kendimize bakmalıyız, nereye gidiyoruz, kime faydamız var, Allah için ne yapıyoruz? Bu kadar tefekkürü ve muhasebeyi bile günümüzde insanlar ayrıntı gibi görüyor. Müslüman’ın en büyük serveti inancıdır. Allah’tan daha güçlü kim var, Allah’tan daha muhabbetli kim var? O zaman sevgimizi ona vermeli, sırtımızı ona dayamalıyız.”

HIRSLI BİR TOPLUM HALİNE GELDİK


Uzun yıllar edebiyat öğretmenliği yapan eğitimci-yazar Ayla Ağabegüm “ben merkezli” oluşumuza dikkat çekiyor ve ekliyor: “Sevginin azaldığı, toplumsal sorunların arttığı dönemlerde Hz. Mevlana, Yunus Emre ve daha birçok Allah dostu gelmiştir. Allah dostları en karışık devirlerde geldi ve insanlara sevgiyi sundular. Böyle yüzyıllar geçti ancak tasavvuf edebiyatından uzaklaştık ve kâinata sevgi gözüyle bakamaz hale geldik. Batı’ya ayak uydurma gayretiyle de özümüzden uzaklaşarak her şeye nefsanî arzularla bakmaya başladık. Daha güzelini, daha fazlasını almaya çalışan bir toplum haline geldik. Bütün bunları yaparken de farkına varmadan ‘ben merkezli’ olduk. Oysa ki, milletimiz ve vatanımız var. Allah’ın yarattığı çocukları sevgi gözüyle bakarak yetiştirme sorumluluğumuz var. Ancak çocuklara başta devlet, ebeveynler ve öğretmenler sevgi gözüyle bakmayı unutunca çocuğun beslendiği kaynaklar azaldı. Medyanın pompaladığı popüler kültür de eklenince ‘ben merkezli’ bir dünyanın içine getirildik.”

SEVGİMİZİ ZEVKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA KULLANIYORUZ

Ağabegüm, sevginin temelinde sorumluluğun yattığını ancak günümüzde sevginin zevklerimizle birleşmeye başladığını söylüyor. “Örneğin bir hanım kermeslerde çalışıyor, arabasıyla bir sürü masraf yaparak oradan oraya koşuyor ancak aynı hanım hastaneye bir diyaliz makinesi almak için verilen yemeğe davet edildiğinde yemeğin parasını soruyor. Çünkü o, kermeste çalışmanın heyecanını yaşıyor. Bir başka örnek ise, aylık maaşını hayvanların sağlığı ve beslenmesi için harcayan bir adam, ayağında ayakkabısı ve sırtında kabanı olmayan bir çocuğa yardım etmiyor. Çünkü burada sevgimizi zevklerimiz doğrultusunda kullanıyoruz ve kâinatı tükettikçe içimizdeki sevgiyi de tüketiyoruz.”



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 5
Cevaplandı: Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık
« Cevapla #2 : 17/04/10, 00:34 »





ÜMMÜHAN ATAK (GAZETECİ): “SEVGİLİLER GÜNÜ ANLAMSIZ”

Sevgi, içinde aşkı, saygıyı, ümidi, korkuyu, heyecanı, tereddüdü, karşılıksızlığı, sabrı, tevekkülü, duayı, nefes almayı ve nefes vermeyi barındıran fakat hiçbir zaman bunlardan herhangi biriyle karıştırılmaması gereken “şey” olsa gerek Ben samimi olan her şeyi ve herkesi seviyorum.

Bir alışveriş merkezinin müdürü veya bir gömlek markasının tasarımcısı veya sepetinde çiçek satan bir çingene veya bir televizyon kanalının genel yayın yönetmeni veya bir gazetenin yazı işleri müdürü veya süs eşyaları satan bir dükkanın sahibi veya özel günlerde bir masanın başında romantik şarkıların notalarını savuran bir kemancı veya üzerinde kalp şekli bulunan balonların dağıtıcısı olsaydım, sevgililer gününün benim için bir anlamı olabilirdi. Fakat bunların hiçbiri değilim ve bunlar kadar para kazanma hırsım hiç olmadı. 


REHA YEPREM (SUNUCU): “SEVGİLER GÜNÜ’NDE EŞİMDEN ÖZEL BİR ŞEY BEKLEMEM”


Sevgi, sevdiğinle empati kurup neticesinde oluşan sempatinin keyfini sürmektir. Ben Allah’a ve onun sevgilisi olduğu için Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) sevgi duyuyorum. Ayrıca, eşime ve çocuklarıma sevgi duyuyorum. Sevgiler Günü tamamen dayatılan bir gün. Bu günde eşimden özel bir şey beklemem. Belki farklı bir muamele içten bir tebessüm olabilir.


ÖZLEM YEPREM (SUNUCU): “BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDE SEVGİ HER GÜN SUNULAN BİR DUYGU”


Sevgi, bana göre bağlanmak demektir. Bu dünyada eşime ve çocuklarıma sevgi duyuyorum. Çünkü onlar Allah’ın emaneti ve ben onlara değişik, kopmaz bağ ile bağlıyım. Sevgililer Günü’nün benim için bir anlamı yok. Bu günde eşimden de bir beklentim olmaz. Bana göre, dünyadaki bazı kurum ve kuruluşların para kazanmak için buna ihtiyaçları var. Bizim bu günlere ihtiyacımız yok. Çünkü bizim kültürümüzde sevgi her gün sunulan bir duygu. 


AYLA AĞABEGÜM (YAZAR): “SEVGİYİ DOĞRU ANLATIRSANIZ, YERİNE ULAŞIYOR”


Oturduğum apartmanın önündeki beton saksıların içine çiçekler ekmiştim. Kağıt toplayan çocuklardan biri bir sabah o saksılardan bir tanesinin üzerine oturdu ve çiçekleri ezdi. Onların yanına giderek, pencereden kendilerini gördüğümü söyledim. Bunun üzerine benden özür dilediler. Özrü benden değil çiçekten dilemelerini gerektiğini, artık, o çiçeğin dirilmeyeceğini söyledim. Çocuklardan biri, gitti, çiçeği öptü ve ondan özür diledi. Çocuklarımız yanlış bir şey yapıyorsa bunun sorumlusu biz büyükleriz. Çünkü sevgiyi doğru anlatırsanız, yerine ulaşıyor. 


BATI’YI TAKLİT ETTİK SEVGİMİZİ KAYBETTİK

"Sevgi Zekası” adlı kitabın yazarı Dr. Muhammed  Bozdağ bizi sevgi medeniyeti yapan dinamiklerin başında dinimizin geldiğini söylüyor. Atalarımızdan, yaratılan her şeyi Yaradan’dan ötürü sevmeyi öğrendiğimizi belirten Bozdağ “İslam dini, bir masumu öldürmenin tüm insanları öldürmek olduğunu, her iyiliğin mutlaka karşılık bulacağını, hayatın fani olduğunu ve burada iyiliklerle, güzel ahlâkla cennete hazırlanmak gerektiğini bildiriyor. Ayrıca dinimiz, anne babaya ve büyüklere saygıyı, küçükleri sevmeyi, evliliğin ve eşlerin ilahi lütuf ve emanet olduğunu, fakire yardımın her imkân sahibinin borcu olduğunu emrediyor. Böyle bir dine sahip insanlar nasıl oluyor da sevgisizleşiyor ve Batı’dan gelen içi boş sevgi günlerine önem veriyor anlamak mümkün değil” şeklinde konuşuyor. Milli kimliğimizi hızla yitirdiğimizi ifade eden Bozdağ, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor; “Amerika kültürünün taşıdığı paracılık, bencillik, zevkçilik, bireycilik olguları Batı’dan Doğu’ya hızla yayıldı ve benliğimizi kuşattı. Biz kendi kültürümüzü, inancımızı bırakarak çoğunluğu antidepresan ilaçlarla yaşamaya çalışan para saplantısı içerisindeki Batı’yı taklit ettik. Türk olmak, Müslüman olmak ne demek, helal- haram nedir, dünyaya neden geldik, Yaradan bizden ne istiyor, milletçe insanlığa hangi hizmetlerde bulunabiliriz? Sorularını cevapsız bıraktık. Bunun bedeli de bunalımdır.”

İÇİMİZDEKİ İNSAN SEVGİSİNİ CANLANDIRMALI

Toplumun sevgiyi yeniden bulması için her bireyin içindeki insan sevgisini dinimizin değerleriyle yoğurması gerektiğini belirten Bozdağ, “Batı tarzı hayatın ve kültürün içerisinde uyumlu olsa da, insan kendisi olmayı öğrenmek için çaba göstermelidir. Biz milli kimliğimizi hızla yitiriyoruz ve Türkiye vatandaşı Amerikalılar haline geliyoruz, asimile oluyoruz” şeklinde konuşuyor.

HURİ YAZICI-SEMERKAND DERGİSİ



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Cevaplandı: Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz Kaldık
« Cevapla #3 : 17/04/10, 01:01 »
BATI’YI TAKLİT ETTİK SEVGİMİZİ KAYBETTİK

"Sevgi Zekası” adlı kitabın yazarı Dr. Muhammed   Bozdağ bizi sevgi medeniyeti yapan dinamiklerin başında dinimizin geldiğini söylüyor. Atalarımızdan, yaratılan her şeyi Yaradan’dan ötürü sevmeyi öğrendiğimizi belirten Bozdağ “İslam dini, bir masumu öldürmenin tüm insanları öldürmek olduğunu, her iyiliğin mutlaka karşılık bulacağını, hayatın fani olduğunu ve burada iyiliklerle, güzel ahlâkla cennete hazırlanmak gerektiğini bildiriyor. Ayrıca dinimiz, anne babaya ve büyüklere saygıyı, küçükleri sevmeyi, evliliğin ve eşlerin ilahi lütuf ve emanet olduğunu, fakire yardımın her imkân sahibinin borcu olduğunu emrediyor. Böyle bir dine sahip insanlar nasıl oluyor da sevgisizleşiyor ve Batı’dan gelen içi boş sevgi günlerine önem veriyor anlamak mümkün değil” şeklinde konuşuyor. Milli kimliğimizi hızla yitirdiğimizi ifade eden Bozdağ, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor; “Amerika kültürünün taşıdığı paracılık, bencillik, zevkçilik, bireycilik olguları Batı’dan Doğu’ya hızla yayıldı ve benliğimizi kuşattı. Biz kendi kültürümüzü, inancımızı bırakarak çoğunluğu antidepresan ilaçlarla yaşamaya çalışan para saplantısı içerisindeki Batı’yı taklit ettik. Türk olmak, Müslüman olmak ne demek, helal- haram nedir, dünyaya neden geldik, Yaradan bizden ne istiyor, milletçe insanlığa hangi hizmetlerde bulunabiliriz? Sorularını cevapsız bıraktık. Bunun bedeli de bunalımdı

 
Allah Celle Celaluhu razı olsun selam ve dua ile.


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Namaz Kılan Babasını Güneşten Koruyan Minik Kız Dağ konuşuyor!.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.416 saniyede oluşturulmuştur


Sevgi Medeniyetiyken Sevgisiz KaldıkGüncelleme Tarihi: 07/12/19, 00:35 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim