Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.) - Dinimizin Önemli Şahsiyetleri
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.053 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.599 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22897 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4089 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.)}   Okunma sayısı 4089 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.734
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.)
« : 15/04/08, 15:53 »
Şeyh Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) miladi 1855 Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Usba köyünde doğdu. Miladi 1923 yılında Bitlis'in Nurşin köyünde vefat etti.

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), Abdurrahman-ı Tahi (Kuddise Sirruh)'nin oğlu olup, aile çevresi ilim ve fazilet sahibi dindar insanlardan meydana geliyordu. Dini ilimler sahasında söz sahibi olmuş büyük alim ve veliler onun yakın çevresinde yaşıyordu. Zahiri ve manevi ilimleri tahsil etmeye çok müsait bir ortamda dünyaya gelen Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh)'in çocukluğu böyle bir çevrede geçti. İlk tahsilini babası Abdurrahman-ı Tahi (Kuddise Sirruh)'den aldı. Babasının ilim meclislerine ve tasavvufi sohbetlerine devam ederek zahiri ilimlerde alim, tasavvuf yolunda yüksek derece sahibi oldu.

Babası Abdurrahman-ı Tahi (Kuddise Sirruh) vefatına yakın onu en büyük halifesi Fethullah-ı Verkanisi (Kuddise Sirruh)'ye emanet etti. Abdurrahman-ı Tahi (Kuddise Sirruh) vefat edeceği zaman oğlu Muhammed   Diyauddin'in üzüntülü ve ağlamakta olduğunu görüp sebebini sordu. Oğlu Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh);

"Efendim! İnsanın babası büyük tüccar olur da onun oğlu mirasından istifade edemezse ondan daha acı şey olur mu? Diye üzülüp ağlıyorum." diye cevap verdi. Abdurrahman-ı Tahi (Kuddise Sirruh);

"Doğru söylüyorsun ama, ben seni başkalarının oğlundan ayırt etmedim. Başkasının oğlu yanımda nasıl idiyse, sen de aynı durumdaydın. Aranızda fark gözetip sana özel muamele yapmadım, diğerlerinden ayırmadım. Fakat Şeyh Fethullah seni başkalarından ayıracak!" buyurdu.

Bu cevap üzerine teselli bulan Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) babasının vefatından sonra Fethullah-ı Verkanisi (Kuddise Sirruh)'ye talebe oldu. Onun hizmet ve sohbetinde bulundu. Böylece zahiri ilimlerde yüksekliğinin yanında manevi derecelerde ve tasavvuf yolunda da ilerledi.

İlim ve fazilette yüksek bir veli olan Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), mürşidi Fethullah-ı Verkanisi (Kuddise Sirruh)'nin sağlığında on sene, onun vefatından sonra da yirmi dört sene olmak üzere tam otuz dört yıl talebe yetiştirdi ve insanlara islamiyetin emir ve yasaklarını anlatarak onların dünyada ve ahirette saadete kavuşmalarına çalıştı.

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) bir sohbetlerinde dünyanın kötülüğü hakkında buyurdu ki;

"... Dünya ahiret için bir tarla olmasa, ahirete hazırlık yeri olmasa, çirkin şeylerin en çirkini, rezillerin en rezilidir. Allah-u Teala'dan uzaklaşmaya, insanı ahirette faydadan mahrum etmeye sebeptir. Akıl sahibi olanların yanında kıymeti olmayan bu dünya da insan utançtan başını yere eğse yeridir. Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); 'Dünya, ahirette evi olmayan kimselerin evidir. Malı olmayanların malıdır. Aklı olmayan kimse onu toplar." (Ahmed b. Hanbel) buyurmuştur. Eğer Allah-u Teala'nın katında dünyanın sivrisinek kadar kıymeti olsaydı, düşmanı olan kafirlere ondan bir yudum su bile vermezdi. Zira dünyayı yarattığı günden beri rahmet nazarıyla hiç bakmamıştır. Güneşin herkese açık göründüğü gibi dünyanın kötülüğü de malumdur. Eğer dünyanın bir değeri olsaydı, insanların ve cinlerin Peygamberi olan Hz. Muhammed   (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona iltifat ederdi.

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), tasavvuf yolunda bulunmanın esasının sohbet olduğunu bildirerek buyurdu ki;

"Biliniz ki sohbetsiz geçen zaman zarardır. Ömrün boşa geçmesidir. Bu ömrün hakkı, ilk önce tedrici olarak şerefli sohbetin tahsili yolunda sarf edip, mümkün olduğu kadar sohbeti terk etmemektir. Sonra tarikatta ondan sonra sonu olmayan edeblere uymaktır. Çünkü sohbet bütün kemalatın, olgunlukların ve marifetlerin başlangıcıdır. Geçen zaman iade edilmez, kaza da edilemmez. Ne olursa olsun sohbetsiz geçen vakitlere üzülmeli, belli zamanlarda yapılması emrolunan virdleri, vazifeleri terk etmemeli ve mürşidini gözü kapalı olarak düşünmelidir. Zira tamamıyla yapılması mümkün olmayan bir şeyi tamamıyla da terk etmemelidir."

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) bir sohbeti sırasında Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e tabi olmanın önemini işaret ederek buyurdu ki;

"Hakiki saadet ve olgunluk, iki cihanın efendisi olan Peygamber Efendimize tabi olmak, O'nun tebliğ ettiği islamiyetin boyasıyla boyanmak, bizzat emirlerine uyarak yasakladığı şeylerden sakınmakla mümkündür. Ayrıca bunları başkalarına da yaptırmalıdır.

Bir kimse başkasını islamiyetin emir ve nehiylerine muhalefetten men edecek kudreti olup da onu men etmezse, o kimsenin ortağıdır, yani o işi birlikte yapmış sayılırlar. Bir kimse Peygamber Efendimizin sünnetini ve islamiyetin hükümlerini başkasına yaptırsa, ona hasıl olacak ecir ve sevabından hiçbir şey noksan olmaksızın kendisine de hasıl olur."

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), insanların ve kainatın yaratılış gayesinden bahsederek buyurdu ;

"Bu kainatın yaratılmasındaki hikmet, Allah-u Teala'nın marifetine kavuşmaya, O'na yaklaşmaya ve O'na ibadet etmeye çalışmaktır. Nitekim Allah-u Teala, ayet-i kerime de mealen; "Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etmeleri için yarattım" (Zariyat; 56) buyurdu.

İnsanlar bu dünyaya oyun, oyuncak, mal, evlat, soyu ile iftihar etmek için gelmedi. Allah-u Teala'nın rızasını kazandıran ve O'nun rahmetini celb eden şeylere çalışmanız gerekmektedir. İnsanın ömrü kıymetlidir. Onunla alçak ve aşağı olan dünyayı değil, en aziz ve matlub olan ahireti istemek lazımdır. Zira dünya, insanı Allah-u Teala'dan uzaklaştıran şeylerdir."

İlmi ve faziletiyle insanları hak yola davet eden Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), aynı zamanda dini, vatanı ve milleti için savaşarak büyük kahramanlıklar gösterdi. Birinci dünya savaşında talebeleriyle birlikte Ruslara ve Ermenilere karşı kahramanca savaştı. Kardeşleri Muhammed   Said ve Muhammed   Eşref ile bir çok talebeleri şehid oldular. Din ve vatan uğruna yaptığı hizmetlerinden dolayı zamanın bütün alimleri ve devlet adamlarının hürmet ve sevgilerine mazhar oldu.

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) vefatından bir yıl önce Azizan'dan Nurşin'e taşındı. Nurşin ve civarında bulunduğu sırada insanlara vaaz ve nasihat ederek İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatmaktan geri kalmadı.

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) talebelerine ve sevenlerine hitap ederek şöyle buyurdu;

"Allah-u Teala'ya ibadet edip O'ndan korkunuz. O'nun razı olmadığı zahir ve batındaki şeylerden korunmaya, mühim şeylerden ve taatlardan olan Allah-u Teala'nın emir ve yasaklarını halka duyurmaya sıkıca sarılın.

Fakat ilk önce bir an dahi olsa bedenden ayrılmayan nefs-i emmareye Allah-u Teala'nın emir ve yasaklarını bildirmelidir. Çünkü Allah-u Teala'nın nefsin şerrinden koruduğu kimseler bile nefs-i emmarenin şerriyle karşı karşıyadır. Zira, nefs-i emmare, sahibine günahları taat şeklinde gösterir. Bal içine zehir katar.

Öyleyse sahibine bir şeyi yapmayı veya yapmamayı içinden geçirdiğinde, insanların onu şeriat ölçüsüyle ölçmesi lazımdır. Doğru ise güzel, değilse onu kınayıp, İslamiyetin emri doğrultusunda çevirmesi gerekir.

Nefse yapılan bu tebliğden sonra, insanlara Allah-u Teala'nın emreylediği şeyleri yapıp, yasak ettiği şeylerden kendilerini korumak için olmalıdır. Ancak tebliğ eden kimse bunda da dikkat edip kendini gizli kalb hastalıklarından korumalıdır. Bununla kendine nasihat etmeyi irade etmelidir. Hatta halka sohbet ettiği vakitte bile, kendi nefsinden başka bir şeye hitap etmemelidir. Yoksa sohbeti kalblere tesir etmez. Yine tebliğ eden kimse, aldatıcı, hilekar dünya hakkında korku üzere bulunmalıdır. Çünkü dünya insanlara gelinler gibi süslenir. Lakin Allah-u Teala'nın sevdiği olgun bir veli'den ruhani bir imdat almış kimseden başkası onun çirkinliğini anlayamaz.

Bu zamanda halka yapılacak sohbet, insanları dünyadan soğutmaktır. Umulur ki böylece ahiret işleri tatlı gelir. Çünkü dünya ile ahiret iki kuma kadına benzer. Birisi razı olunca, diğeri darılır. Allah-u Teala bizi ve sizi kendi muhabbetine, Resulunün muhabbetine muvaffak eylesin. Amin." Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) vefatına yakın zamanlarda, sık sık ölümden bahsederek ölüme hazırlıklı olmak gerektiğini ifade etti. Halbuki daha önceleri sohbetleri sırasında daha çok muhabbetten ve muhabbeti meydana çıkaran sebeblerden bahsederdi.

Din ve dünya ehli hakkında yani peygamberler, alimler, evliyalar ve devlet adamlarının hallerini anlatarak; "Bu akıbetten hiç kimse kurtulamaz. Üzerinde durulacak şey kişinin ahirete hazırlık olarak işlediği amellerdir." buyururdu. Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) vefatından beş ay kadar önce sorulan bir meseleye cevap verdikten sonra, ahirzaman insanlarından şikayet ederek buyurdu ki;

"Bu adamlar, daha doğrusu zamane insanları ne kimseyi dinlerler ne de kimseye boyun eğerler ve ne de harhangi bir şeyden ders alırlar. Bu yüzden hiç kimse onlara faydalı olamaz. Allah-u Teala beni onların arasından alsa ne iyi olur. O zaman yaptıklarına pişman olurlar. Ama o pişmanlıkların hiçbir faydası olmaz."

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) son günlerinde büyük Nakşibendiyye yolunun faziletini anlatarak şöyle buyurdu;

"Bütün gücünüzü ve gayretlerinizi sonuna kadar kullanarak Nakşibendi nisbetine sahib olunuz. Bu nisbet en pahalı mücevherlerden daha değerlidir. Bu nisbet şu yöreden kalkmadan önce onu elde ediniz. Eğer bu yöreden kalkacak olursa bir daha Mevlana Halid-i Bağdadi (Kuddise Sirruh) gibi biri bulunmaz ki Hindistan'a gitsin ve o nisbeti alıp getirsin."

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh), son günlerinde hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen Kur'an-ı Kerim okumayı ve sohbetleri terk etmiyordu. Hastalığının ve ağrılarının şiddetlenmesine rağmen son günlerinde kendini tamamen Rabbine verdi ve bütün şuuru ile Allah-u Teala'nın rızasına kavuşmak için gayret etti.

Sık sık aile fertlerine ve diğer bağlılarına İslamiyetin emir ve yasaklarından ayrılmamalarını, Nakşibendiyye yoluna bağlı kalmalarını, bütün bunları yaparkende ihlas ve sağlam bir niyete önem vermelerini tavsiye etti. Ev halkından birine bu tavsiyeleri bildirince, ona; "Peki bu konuda bize kim rehberlik edecek, bizi kim terbiye edecek?" diye soruldu. Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) soran kimseye hitaben buyurdu ki;

"İnsanın niyeti halis, maksadı sadece Allah-u Teala'nın rızasına kavuşmak olunca, O kolaylık ihsan ederek kendisine ulaştıracak yolları nasılsa buldurur. Fakat halis niyet olmazsa O'nun desteğinden ve yardımından mahrum kalınır." Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) bir sohbeti sırasında şöyle buyurdu;

"Eğer insan bir hıristiyan çocuğundan utandığı kadar Allah-u Teala'dan utansa, o kimseden ilahi emirlere zıt bir hareket zuhur etmez. Mesela zina işlemek gibi büyük bir günahı işlemek üzere olan kimse, bir hıristiyan çocuğunun geldiğini görse, onun kendilerini göreceğini anlasa, hemen bu kötü işten kaçınır. Çocuğun görmesinden utanır. Halbuki Allah-u Teala'nın her an kendisiyle beraber olduğunu düşün mez. O her an insanı görmektedir. Vazifeli meleklerde onun durumunu bilmektedir."

Muhammed   Diyauddin (Kuddise Sirruh) vefatına yakın;

"Ubeydullah-ı Ahrar (Kuddise Sirruh)'ın belirttiğine göre bin fennin bilgisine sahib olsan bile, bunların hepsi gider ve ahirette sana sadece, La ilahe illallah, kalır." buyurdu.

Sonra kendi haline net bir ses tonu ile; "İnne fi halkıssemavati...." ayetinden itibaren Al-i İmran suresinin sonunu okudu. Okuması bitince yanında bulunanlarla bazı hususları konuştuktan sonra sustu. Mübarek dili üs damağına yapışık durumda; "La ilahe illallah" kelimesini tekrar ederek Cuma günü sabah namazından sonra Bitlis'in Nurşin köyünde vefat etti.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/seyh-muhammed-diyauddin-hz-ksa-t1095.0.html



Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı ^^havvas^^

  • Acemi Üye
  • *
  • İleti: 2
  • Konu: 0
  • Derviş: 13437
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.)
« Cevapla #1 : 19/01/11, 21:34 »
selam olsun hak dostlarına gönül veren dostlara aranıza yeni katılıyorum bilgilerinizden faydalanmak dileğiyle




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Peçesi çekilmiş aşk makamı Moralin mi bozuk??? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.593 saniyede oluşturulmuştur


Şeyh Muhammed Diyauddin Hz. (k.s.a.)Güncelleme Tarihi: 23/10/19, 11:17 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim