Şiddete karşı en somut adım - Ailem
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.056 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.632 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22906 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Şiddete karşı en somut adım , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1381 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Şiddete karşı en somut adım }   Okunma sayısı 1381 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Şiddete karşı en somut adım
« : 04/06/11, 04:47 »

Şiddete karşı en somut adım sessiz kalmaktan vazgeçmek
Kemal SAYAR • 75. Sayı



Şiddeti arttıran birçok sebep var.  Bunların başına aile içinde bizzat şiddete maruz kalmak geliyor. Şiddete maruz kalan kişi, öfke ve intikam duygularıyla doluyor. Kendisinin sevilemeyecek bir varlık olduğu düşüncesini benimsiyor. Kendisi sevilemeyecek bir varlıksa, bu dünyada demek ki hiç kimsenin sevilemeyecek olması gerekiyor ona göre. İnsan, insana ancak şiddet uygulamak sebebiyle yaklaşabilir; öyleyse kendisinin de bir başkasına şiddet uygulaması kadar tabii bir durum olamaz. Şiddet artık sadece bir terbiye aracı olarak görülmüyor; aynı zamanda bir iletişim aracı olarak da algılanıyor. Biriyle ilişki kurabilmek demek, onunla şiddet yüklü bir birliktelik oluşturabilmek demek. Bu sebeple şiddete maruz kalmış birçok insan, ilerleyen hayatlarında da kendilerine şiddet uygulayan eşleri ve dostları seçme eğiliminde. Onların şiddet içeren hayat hikâyeleri, seçtikleri insanlarla, yeni arkadaşlıklarında ve yeni ailelerinde de devam ediyor. Kimi zaman şiddete maruz kalan bu insan için şiddet uygulamak bir statü göstergesi haline geliyor. Bu nedenle eşinden şiddet gören kadınlar çocuklarına şiddet uygulamaya başlıyorlar.  Şiddete maruz kalan çocuklar, bir başka çocuğa, insana, hayvana şiddet gösteriyorlar. Kısacası bir başkası tarafından aşağılanan, incinen, yıpratılan insanlar, başkalarını yıpratmaya, incitmeye, aşağılamaya başlıyorlar. Günlük hayatın zorluğu, ekonomik sıkıntılar, politik ve sosyal çatışmaların olumsuz etkileri de insanların omuzlarına yüklenince şiddet davranışları giderek artabilir. Bulaşıcı bir hastalık gibi, varlığı fark edilmedikçe ve tedbir alma gereği görülmedikçe şiddet, sürekli ilerliyor.

Televizyonlar yoluyla ölçüsüz derecede şiddet mesajlarına maruz kalıyoruz. Yetişkinler için yapılan programlar yetmezmiş gibi, çocuklara yönelik olan televizyon programlarında dahi şiddet içeren görüntüler ve mesajlar yer alıyor. Sadece fiziksel şiddet değil, sözel şiddet de bu programlarda kendini gösteriyor. Kullanılan dil de şiddet içeriyor ve onun zararı, fiziksel şiddetin zararından dahi ağır olabiliyor. Şiddet davranışları özellikle rasyonel düşüncenin ve vicdan duygusunun henüz oluşmadığı gençlerde, sosyal öğrenme yoluyla hemen benimsenebiliyor.  Vurmak, kırmak, öldürmek doğal bir davranışmış gibi addediliyor. Ne yazık ki kimi program yapımcıları şiddetin olumsuz sonuçlarını inkâr ediyor ve şiddeti pazarlayarak, onun üzerinden para kazanmaya devam edebiliyor. Bu durum basit bir yansıtmayı geçiyor; medya “hayatın içinde”, “yaşanan” şiddeti halka yansıtmakla kalmıyor; onun altını çiziyor, onu çoğaltıyor. Şiddeti tüm ayrıntılarıyla, tekrar tekrar gözümüzün önüne seriyor. Bu görüntüleri izleyen, bu şiddet mesajlarını alan insanlar, dünyanın kötü ve başa çıkılamayacak zorluklarla dolu bir yer olduğunu düşünüyor. Hal böyle olunca, “kötü dünya”nın karşısında, insanın “iyi” olarak kalamayacağı düşüncesi kabul görüyor. İnsanlar, kötü olmanın zorunluluk olabileceğine inanmaya başlıyorlar. Bu salgın giderek büyüyor ve şiddet vakaları daha da artmaya başlıyor. Medya şiddeti körükleyebilecek bir güç haline gelebildiği gibi, insanlarda artan şiddet eğilimi de, benzer içerikteki programların izlenme oranlarının artmasına sebep oluyor. Bir kısır döngü oluşuyor ve şiddet tehlikesi giderek büyüyor.

Aile, çocuğun hayatı, insanı ve yaşam gailesini öğrendiği ilk ortam. Aile, insanın her anlamda daha sağlıklı, daha huzurlu, daha mutlu bir hayatının olmasını destekler. Aile içinde şiddetin olmadığı, karşılıklı saygının, sevginin, hoşgörünün olduğu durumlarda kişi için günlük hayatın zorlukları daha kolay çözülebilecek meseleler haline gelir. Ancak günümüz çağında ne yazık ki aile yapılarında da zaman zaman çözünmelerin meydana geldiği görülüyor. Özellikle “tüket” ve “hızlı yaşa” emirlerinin dikte edildiği bu günlerde insanlar, hayatın hızına yetişmek, daha başarılı olmak, daha çok kazanmak, daha sosyal bir kimliğe bürünmek istekleriyle zaman zaman kendi ailelerini ihmal edebiliyorlar. En basit haliyle, geçmişte ailece oturulan akşam yemeklerinde bireyler, yakınlaşmak, birbirlerini dinlemek, birbirlerine sevgi ve muhabbet göstermek fırsatını yakalarlarken; günümüzün hızlı yaşam düzeninde bu ve benzeri alışkanlıkların değişmeye başladığı görülüyor. Akşam yemekleri bile artık daha az birlikte yeniyor. Hafta sonlarında da aileyle birlikte olmak insanların daha az tercih ettiği bir durum haline geldi. Eşler arasında uzaklaşma, zamanla çocukların da ebeveynlerle olan ilişkilerine sirayet ediyor. Genel bir kopukluk, ailevi ilişkilerde gözlemleniyor. Öyle ki artık ailedeki bir bireyin mutluluğundan, derdinden, endişesinden diğerlerinin haberi neredeyse olmuyor ya da konuyla ilgili az bir meraka ve bilgiye sahip oluyorlar. İlişkiler soğuklaştıkça bireysel yalnızlık duygusu artıyor. Bununla paralel olarak depresyonda, saldırgan ve asosyal davranışlarda artış görülüyor. Bu durum elbette ki toplumsal düzenin değişmesine ve toplumda şiddet olaylarının daha sık görülmesine sebep olur. Sevgisizliğin, hoşgörüsüzlüğün, tahammülsüzlüğün arttığı bir toplumda, ailenin de yapısının değişmeye başladığına dair kuşku yok.

Dinî öğretinin, dogmatik bir biçimde ele alınması, onların içindeki merhamet ve şefkat unsurundan soyularak ideolojik vasıtalara dönüştürülmesi şiddeti tetikleyebilir. Tarih, vahşi mezhep çatışmaları ve dinî anlaşmazlıklara tanıklık etti. Özellikle Batı’da, çok kanlı inanç eksenli çatışmaların olduğunu biliyoruz. Sadece kendi haklılığına inanan, başka dünya görüşlerinin, başka inançların hakikati temsil edebileceği düşüncesine uzak, sekter ve dogmatik tutumların, başka insanların hayatını da hiçe sayması mukadder. Bizim topraklarımızda tasavvufi öğreti insana merhamet ve rikkat ile yoğrulu bir derinlik kazandırıyor. Bu derinlik sayesinde insanlar ötekini bir ihtimam ahlâkıyla kardeş biliyor ve kendini ondan ayırmıyor. Dolayısıyla bütün dinî öğretilerde merhamet boyutunun öne çıkarılması, insanın insana kıyıcılığını azaltacaktır. Dini, bir ideolojik vasıta olarak değil, insan ruhunun bir yükselişi olarak gören bir anlayış, başka hayatları da kutsal bilecek ve onları incitmekten kaçınacaktır.

Şiddete karşı atılabilecek en somut adım, sessiz kalmaktan vazgeçmektir. Sadece bireysel bir karşı duruşun başarılı olması mümkün değil. Şiddete, şiddet uygulayana karşı toplumsal bir karşı duruşun olması gerekiyor. Aksi halde şiddet ödüllendirilir. Onun önüne geçilemeyeceği düşüncesi, şiddet uygulayan, onu tabii bir hareketmiş gibi gören insanların kendilerini daha haklı ve daha güçlü görmesine sebep olabilir. Kendimizi korumayı bildiğimiz gibi, haksızlığa uğrayan, şiddete maruz kalan diğer insanları koruma cesaretini de göstermemiz gerekiyor. Şiddete karşı elimizdeki en büyük panzehirle, “merhamet” duygusuyla yaklaşmalıyız. Etrafımıza merhamet tohumlarını ekelim ki, merhamet ekinlerini biçebilelim. Hayatı televizyonun veya bilgisayarın gerisinde yaşamaktansa, onun içine dalmak, diğer insanlarla oturmak, konuşmak, onların halini hatırını sormak, yapabilirsek dertlerine yardımcı olmaya çalışmak gerekir. Şiddete karşı alabileceğimiz en iyi önlem budur.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/siddete-karsi-en-somut-adim-t27031.0.html




Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 619
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Şiddete karşı en somut adım
« Cevapla #1 : 04/06/11, 21:38 »

Alıntı
Bu nedenle eşinden şiddet gören kadınlar çocuklarına şiddet uygulamaya başlıyorlar.  Şiddete maruz kalan çocuklar, bir başka çocuğa, insana, hayvana şiddet gösteriyorlar.


Zincirin halkaları gibi..Kimin kime gücü yetiyorsa patlat  :yanlıs: gitsin. Ne olacak her yerde güç gösterisi göre göre bugünün çocukları yarının eli maşalı büyükleri konumuna direk geçiş yapıyorlar.
Hangi terbiye metodu bunu halleder...




Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Dünya öküzün üzerindedir! Organik çay için kimyevi gübreden vazgeçiyor ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.395 saniyede oluşturulmuştur


Şiddete karşı en somut adım Güncelleme Tarihi: 13/11/19, 02:35 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim