Şiirden Maksat...Dursun Ali Erzincanlı - Edebiyat Kültür Sanat
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Şiirden Maksat...Dursun Ali Erzincanlı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2227 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Şiirden Maksat...Dursun Ali Erzincanlı}   Okunma sayısı 2227 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Şekerlik

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 778
  • Konu: 136
  • Derviş: 17204
  • Teşekkür: 99
Edebiyatta şiir belki de en etkili anlatım yollarından biridir. Bu yola çıkarken hedefiniz neydi ve ulaşacağınız noktanın günümüzdeki nokta olacağını tahmin edebiliyor muydunuz?

Erzurum’da çatısı olmayan bir ev, üç kız kardeşim ve ben. Okuyoruz, ama geleceğe yönelik hayallerimiz de var. İçimde bir şeylerin olacağı hissi hep vardı, hatta bu bir arayıştı. Meşrû daire içinde bu anlamda birçok şeyi denedim. Atletizm yarışmalarına girdim, futbol oynadım. Babam bir devlet hastanesinde aşçıydı ve onun tek isteği bir devlet işine girip kendimi garantiye almamdı. Fakat Allah û Teâlâ’nın neyi murad ettiğini bilemiyoruz. Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifinde “Çalışın, Allah û Teâlâ sizi hangi iş için yarattıysa o işi size kolay kılar” diyor. Dolayısıyla sabah yedi akşam beş mesai mefhumuna uygun bir yapım yoktu. Zorlamaya gelmeyen ve zaman kısıtlamasına uymayan bir yapım vardı. Öyle bir iş ile meşgul etti ki Allah û Teâlâ bizi, bazen evden çıkıyoruz bir ay sonra dönüyoruz. Şiirimiz ise manayı Resulü Ekrem Efendimiz’i (asm) anlattığı için alıyor. Yoksa çok sanatsal bir yönü yok. Hatta bugün şairler arasında da edebi olarak anılmaz belki. Çünkü mensur şiir, yani normal düz bir yazı. Bir Arif Nihat Asya -mensur şiir yazarıdır- ile aynı kefeye girmek de zaten mümkün değildir. Ben sadece bir şair olarak anılmak ya da çok sanatsal çalışmalar yapmak niyetinde olan biri değildim. Çünkü Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Çile’ kitabını okuduktan sonra dörtlük yazma, beyit yazma hayal gibi, boşluğa taş atmak geldi bana. Her kalpte Efendimiz’e (asm) olan muhabbet vardır, fakat farkında değildir yahut istikamet üzere değildir. Biz günde beş vakit namazımızı kılıyor muyuz? Eğer kılıyorsak Allah û Teâlâ’ya hamd ü senalar olsun. Biraz Kur’ân-ı Kerîm ve tefsirini okuyor muyuz? Bir hizmetin bir yerinde miyiz? Resul-ü Ekrem Efendimizin anılması zaten başlı başına bir şiirdir. Şiirden maksat Rasulullah’ı  (asm) anmak ve Allah (cc) rızasını, hoşnutluğunu kazanmaktır bizim için. Kaldı ki bu işin sanatını üst seviyede icra edenlerin ellerinden öpüyoruz. Fakat ben şiir okurken annem, çocuğum, eşim maksadı anlamalı. Çünkü konu Efendimizin (asm) hayatı, ben nasıl onu nasıl süsleyeyim? Halbuki Onun ismi zaten süslüyor şiiri. Güzellik anlatayım size meselâ. Bir gün Efendimiz (asm) otururken (ekmek-yemek yerken)  bir kadın “Aa! Baksana şuna köle gibi yiyor!” demiş. Efendimiz (asm) ona tebessüm ederek “Ben Allah’ın kölesiyim” diye cevap vermiş. Aynı zamanda o dönemin meczup veya hafifmeşrep olarak bilenen kadınlarından biri ise, “Muhammed   bana da ver o yediğinden” diyor. Efendimiz (asm) ise yediği lokmayı kadına uzatınca “Yok, o ağzındakinden ver!” diye yineliyor isteğini. Efendimiz (asm) bu defa mübarek ağızlarından bir parça çıkarıyor ve o kadına veriyor. O parçayı yedikten sonra Medine’nin en iffetli hanımlarından biri oldu söyleniyor. Sözde sihir vardır buyuruyor Efendimiz (asm). Gayemiz Resul-ü Ekrem Efendimizi (asm) anmanın hazzını, büyüklüğünü yaşamak. Onu anma hazzının bir insan üzerindeki etkisini görmek başka bir güzellik. İşte bunu aynı güzellik ve açıklık ile anlatabilmek, yaşatabilmektir amacımız. İnsanlar sıkılmadan dinleyebilsinler bizi. Onun için müzik, efekt, şiir, biraz devrik cümle, kendimizden bir şeyler... Tabi bunları yaparken de bir benzetme yaparsın “Yürüyüşün ölümü korkutuyor” gibi. İşte burada heybeti hissettirirsin meselâ insanlara...
 
 Sizin şiirleriniz insanların üzerinde neden bu kadar etkili oluyor peki, bu etkiyi neye bağlıyorsunuz?

Okuduğum albümlerde bana ait olan kırk tane şiir var. Bunu inşaAllah altmış üçe tamamlayıp bir koleksiyon yapmak istiyorum. Müziklerini yeniden yapıp, okuyacağım. Bazı hatalarım olmuş “Babüsselâm Kapısı” demişim! Halbuki, “Babüsselâm”ın kendisi zaten “Selâm Kapısı” demek. Yani selâm kapısının kapısı gibi olmuş. Bu tür bazı edebi yanlışlıklar yapmışız. Bunları düzelteceğiz ve altmış üç şiiri Efendimizin (asm) her yılına bir şiir olmak üzere tamamlayacağız inşaAllah. Belki Allah-û Teâlâ’nın rahmetini üzerimize çekmemize bir vesile olur. Etkili olmasının tek sebebi Efendimizi (asm) anmanın hazzını, tadını alıyor olmamız. Ama anarken tasavvuf büyüklerinin bildiğimiz terbiyelerine dikkat etmeye çalışıyoruz. Efendimizin (asm) ismini direkt olarak anmamaya gayret ediyoruz. Çünkü Allah û Teâlâ direkt olarak Efendimiz’e (asm) “Ey Muhammed  ” diye hitap etmemiş. “Ey şanı yüce Resül”, “Ey Allah’ın Nebisi” diyor. Bu bize Allah û Teâlâ’nın gösterdiği âdabtır!..
 Sohbetimizin başından beri dikkatimi çeken bir şey var ki, o da eksiklik noktasında hep bir açık kapı bırakıyor ve kendi eksiğinizi de direkt olarak ortaya koyabilen bir insansınız...
 
İslâm âlemindeki bir buçuk milyar insanın hepsini şair olarak farzetsek ve her birimiz “Bedir” şiirini yazsak, inanın herkesten ayrı bir şey çıkar ortaya. Allah û Teâlâ için Efendimiz (asm) buyuruyor ki “Ya Rabbim seni lâyıkıyla idrak edemedik!” Bu, İmam Kurtubi Hazretleri’nin ifadesidir. Allah (cc) Habibini perdelemiştir. Eğer perdelememiş olsaydı sahabe dahil hiç kimse O’na (asm) bakmaya tahammül edemezdi. Onun sıfatlarını idrak etmek mümkün değil! Ama her sahabe de O’nun (asm) bir tecellisini, hani Üstad Hazretleri buyuruyor ya “Allah-û Teâlâ’nın ism-i azamlarını azam derecede tecelli ettiriyor” diye. Her bir peygamber Allah û Teâlâ’nın bir ismi azamını bayraklaşmıştır. Meselâ Hz. İbrahim (as) ‘tevekkül, dost’, Hz. Musa (as) ‘kelâm’, Hz. Eyyüb’de (as) ‘sabır’ ismi biraz daha öndedir. Ama Efendimize (asm) geldiğimizde bütün ism-i azamlar aynı derecede ve üst seviyede temsil edilmiştir. Bu Efendimizin (asm) kendine has bir büyüklüğü değildir. Allah û Teâlâ temsil etsin diye O’nu (asm) büyük yaratmış. O zaman Efendimizi (asm) anmayı herkes kendi ölçüsünde yapabilir. Bir deryadır “O”, bir umman...

Melek Şafak Yeniasya.. Yazının bir kısmı alıntılanmıştır..
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/siirden-maksatdursun-ali-erzincanli-t34292.0.html



Kerem et bir busecik bastığın topraktan. Dökülsün hasret yaprağı aşk ağacından. Baki.


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Yokluğunun yoksunluğunda bir garip sineden... Yürümek İstemeyen Gemi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.416 saniyede oluşturulmuştur


Şiirden Maksat...Dursun Ali ErzincanlıGüncelleme Tarihi: 18/09/19, 00:45 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim