Tabiatın Kucağındaki Mutluluk - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.640 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tabiatın Kucağındaki Mutluluk , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1373 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tabiatın Kucağındaki Mutluluk }   Okunma sayısı 1373 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Sabikun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.779
  • Konu: 671
  • Derviş: 14575
  • Teşekkür: 2
Tabiatın Kucağındaki Mutluluk
« : 15/04/11, 01:49 »
                   Tabiatın Kucağındaki Mutluluk

İnsan tabiata dost olabilirse, tabiatı tüm insanlar için varoluşu idrak edebileceğimiz ortak payda olarak kabul edebilirse, kitabın dilini öğrenmeye ve yavaş yavaş sayfaları okumaya başlıyor demektir. Tabiat kitabının sayfalarını ilâhî aşkla satır satır okuyup sonsuz mutluluğa erişenlere ne mutlu!

İnsan tabiatla vardır, vazgeçilemez bir biçimde tabiatın içindedir. Aynı zamanda insan, büyüdüğü ve halen yaşamakta olduğu tabiatın şartları ve özellikleriyle donanmıştır.

Tabiatı bir anne kucağı gibi hissedebilirsek, kendimizi onun şefkatli vadileri, ırmakları arasında sonsuz huzur ve mutluluk içerisinde yaşarken bulabiliriz. Kur’an-ı Kerim’de yer alan Cennet tasvirlerinde 49 ayette dünyada ve ahiretteki ırmaklardan bahsedilmektedir.

“İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıkça: ‘Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir, yani dünyada iken de bu rızıktan yemiştik.’ derler. Cennetteki bu rızık, onlara dediklerine benzer verilmiştir.” (Bakara, 25)

Bu ayet hakkında pek çok açıklamalar yapılabilir, ancak ayette geçen dünya ve Cennet nimetleri benzerliği son derece dikkat çekicidir. Yani denilebilir ki ırmaklar, yediğimiz meyveler, kısaca bizlere rızık olarak lütfedilenler ahirettekilerin bir yansımasıdır. İçinde yaşadığımız tabiat, Cennet’in bir numunesi…

Öte dünyada mutlu olup olmayacağımızı merak ediyorsak kendi ruh halimize bakmalı, mutlu isek sevinmeliyiz. Cennet nasıl bir yerdir diye düşünüyorsak, insana azameti hatırlatan yüce dağlara çıkmalı, engin okyanuslara açılmalı, gürül gürül akan nehirleri seyretmeliyiz.

“Kim buyruğunu yürütüyor (kainatı yönetiyor)?” (Yunus, 31). Ayetin devamında da geçtiği üzere, cevabımız Allah’tır; bu kâinatı da O yönetmektedir, Ahireti de… O halde inanan bir insan Allah’ı ve Allah’ın işaretlerini kainatta arayarak tarifi imkansız bir mutluluk deryasına dalabilir.

Tabiatta tefekkür edebilmek için o kadar çok imkan vardır ki! Her bir kuşun cıvıltısı, her bir yaprağın kıpırtısı, her bir damlanın fısıltısı, her bir kar tanesinin muhteşem geometrik desenle yeryüzüne süzülüşü bizlere Rabbimizi ve O’nun sanatkârane işlerini hatırlatmaz mı? “Doğa, her yaprağında en derin yazılar olan biricik kitaptır.” (Goethe). Bizler, milyonlarca sayfadan oluşan bu kitaptan acaba kaç satır okuyabiliyoruz?   

İnsan tabiata dost olabilirse, tabiatı tüm insanlar için varoluşu idrak edebileceğimiz ortak payda olarak kabul edebilirse, kitabın dilini öğrenmeye ve yavaş yavaş sayfaları okumaya başlıyor demektir. Tabiat kitabının sayfalarını ilâhî aşkla satır satır okuyup sonsuz mutluluğa erişenlere ne mutlu! Ancak, kitabın sayfalarını karıştırıp sadece türlerle uğraşanlara, kitabı pek çok bilim ve teknoloji ile donatmasına rağmen onu okuyamayanlara ne demeli!

Tabiatın idrak edilebilmesi süreci ne kadar devam eder? Dikkat edilirse hemen anlaşılacaktır ki bu idrake zaman yetmeyecek, hatta zaman ötesi boyuta yani sonsuzluğa kadar sürecektir. Çünkü, Bediüzzaman Hazretleri’nden mülhem diyebiliriz ki, tabiat, sayfa içinde nice sayfaları barındıran bir sayfadır. Binlerce bitki ve ağaç türleri, su kaynakları, her biri ayrı bir sayfadır. Bir ağacın her bir yaprağı, her bir meyvesi insan için keşfedilmeyi bekleyen bir sayfadır. Meyvenin özünü barındıran merkezindeki çekirdek belki de okunması en zor sayfadır.

Tabiat sayfalarının okunması içe doğru derinleştikçe zorlaşmaktadır; ayrı bir yetkinlik istemektedir. Peki, bu tabiatın sonsuz sayıdaki zerrelerini okuyabilmek nasıl bir şeydir acaba? Veliliğin sırlarından biri bu olsa gerektir; zerreden kürreye tabiatın bütün unsurlarını kuşatarak kurulan dostluğun sonsuz huzuru içerisinde yaşamak…   

Tabiatın dostu olmak, yerine getirmemiz gereken bir görevimiz değildir; kendi doğallığımızın, bizde var olanın bir yansımasıdır. İbn Arabî k.s.’den bu yana, insana “küçük alem”, kainata da “büyük alem” denilmiştir. İnsan kendisinde dürülmüş olan tabiatın ve kâinatın şifrelerini çözebildikçe büyük alem olmaya doğru ilerliyor demektir. Bütün meridyenler ‘Kutup’larda toplanmıyor mu? Sühreverdî el-Maktûl, kainatı nur tabakaları şeklinde tahayyül etmiştir. Ona göre Allah nurların nurudur (nûrü’l-envâr). Alemler ise, O’na yakın olduğu ölçüde nurlu, O’ndan uzak olduğu ölçüde de karanlık olur.

Her insan ayrı bir alem ise, tabiattaki ilâhî işaretlerin izini takip ile Allah’a yaklaşarak bir nur abidesi olmamız arzu edilmez mi? İnsan ve tabiat, Allah’ın varlığının farklı düzeylerdeki tecellilerinden ibaret olduğuna göre, akıl ve duyu ile bilinen tabiatın cismanî öğeleri ile bu öğelerin barındırdığı latif ve ulvî ruhu varlığımızda sentezleyebilirsek, mülk ve melekût alemleri arasında gidip gelen bir seyyah olabiliriz.

Bilindiği gibi, “nakşbend”, Farsça nakış yapan demektir; kalbi süslediği, kalbin üzerine türlü nakışlar yaptığı için bu adı almıştır. Biz insanlardaki ilâhî nakışlar ile tabiattaki binbir çeşit nakışların muhteşem güzelliklerini anlayabilecek bir idrake ulaşabilmek için dua ile Nakkaş’tan basiret dilemeliyiz. Faruk Nafiz Çamlıbel’in, “Ömrünü geçirse de güllerle bahçıvanlar, / Bir gülü yeryüzünde gülden güzel kim anlar?” beytinde geçtiği gibi, Gül Muhammed  s.a.v.’in gül bahçesine girebilmek, bu basiretle mümkün olabilir.

Ahmet ALEMDAR /semerkand mart2011

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tabiatin-kucagindaki-mutluluk-t26325.0.html



Alperen: İmzanızdaki resim adresi görüntülenemiyor. Yeniden yükleyiniz...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Karpuza verilen sanat... Vakit Geldi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.267 saniyede oluşturulmuştur


Tabiatın Kucağındaki Mutluluk Güncelleme Tarihi: 21/11/19, 17:30 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim