Tarihi Kimler Yazar? - Tarih Sayfalarından
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.639 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 1 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tarihi Kimler Yazar?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1863 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tarihi Kimler Yazar?}   Okunma sayısı 1863 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Tarihi Kimler Yazar?
« : 05/07/08, 19:35 »
      TARİHİ KİMLER YAZAR?


     Milattan sonra 600'lü yıllarda yaşanan iran-Roma savaşları, tarihin nasıl yazıldığı, zafer ve mağlubiyetleri neyin belirlediği konusunda oldukça açıklayıcıdır. Bu savaşların sonucu önceden bildirilerek müminlere gerçekte kimin muzaffer olduğu öğretilmiştir.

      395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış olan Roma İmparatorluğu'nun batı kolu 476 yılında tarih sahnesinden tamamen silinmişti. Doğu Roma İmparatorluğu da 600'lü yılların başlarında son derece zor bir durumdaydı. Avarlar ve Slavlar, surları sağlam birkaç şehir dışında Konstantinopolis'e kadar tüm Balkanları ve Trakya arazisini kontrol altına almışlardı. Aynı dönemde İranlılar da (Sasaniler) doğudan batıya doğru Anadolu'daki Roma topraklarını adım adım ele geçirmekteydi. Roma idarecileri ise savaş için ne para ne de asker bulabilecek durumdaydılar.

     İranlılar 613'te Romalılar'ı Antakya yakınlarında büyük bir yenilgiye uğrattılar. Bu hadise İran selinin, önüne çıkan tüm Roma şehirlerini yutarak ilerlemesini hızlandırdı. 614 yılında ateşperest İranlılar Kudüs'e de girdiler ve Yahudilerle işbirliği yaparak büyük bir katliama sebep oldular. Bir sonraki yıl İran birlikleri Konstantinopolis boğazının Anadolu kıyılarına ulaştıklarında Avarlar ve Slavlar da şehir surlarını karadan kuşatmış bulunuyorlardı.

   Roma'nın sonu gelmiş gibi görünüyordu. Başkentin dış dünyayla irtibatı, deniz yolu dışında neredeyse tamamen kesilmişti. İranlılar 619' da Mısır'ı da ele geçirince hububat ihtiyacını bu bölgeden karşılayan şehir iyice çaresiz duruma düştü. Asya'daki topraklarına artık sözü geçmeyen, Anadolu'da küçük bir kesim hariç beredeyse bütün bölge üzerindeki hakimiyetini kaybeden, Balkanlar'ın kontrolünü yitiren, her yerden sürülüp atılan ve Konstantinopolis  şehri surlarının içerisine hapsolan bir imparatorluk...

   Artık Roma'nın ne gücü ne de itibarı vardı. Durum o kadar ümitsizdi ki, İmparator Herakleios bir karşı taarruz organize edebilmek için taht merkezini Konstantinopolis'ten Kartaca'ya (Tunus) taşımayı bile düşünmüş ama bunu din adamlarına kabul ettirememişti.


    MÜŞRİKLERİN SEVİNCİ

    Ateşperestlerin hristiyanları bozguna uğratığı haberleri Mekke'ye ulaştıkça, müşrikler sanki bozguna uğrayan kendi şehirlerindeki bir avuç müslümanmış ve zaferin sahibi de kendileriymiş gibi içleri içlerine sığmaz bir vaziyette ortalıkta dolaşıyorlardı. "Bizimkiler" diyorlardı, "sizinkileri bozguna uğratmış..."  Müslümanlar üzerinde maddi ve manevi baskıyı artırmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlardı: "İşte Romalılar da Allah'a ve ondan geldiğini kabul ettikleri bir kitaba inanıyorlar ama ateşperest İranlılar tarafından perişan edilmiyorlar mıydı? Demek ki inançları müslümanları da bozguna uğramaktan koruyamayacaktı."
     
    Bir süre sonra müslümanlar arasında yayılan bir haber kendilerine ulaştığında müşriklerin keyfi daha da arttı. Müminlerle alay etmek, onların Allah Rasulü  s.a.v'in Allah'tan aldığını buyurduğu haberlere hemen inanıvermeleriyle, bu "saflık"larıyla eğlenmek için kâfirlerin eline bir başka fırsat daha geçmişti. Allah Rasulü s.a.v. "Rumlar'ın birkaç yıl içerisinde İranlılar'ı yeneceğini" (Rum Suresi, 3-4) söylemişti. Dünyanın iki büyük gücü Roma ve İran birbirlerine girmiş, Peygamber s.a.v Efendimiz de bu haberle duruma dahil olmuştu.

    Peki, bu ifadeyi içeren söz konusu ayetler tam olarak ne zaman indirilmiştir? Bunu tayin etmek bizim açımızdan oldukça güç. Kesin olan ise 613-620 tarihleri arasındaki Bizans bozgununun yaşandığı süreçte indirilmiş olduklarıdır. Yaygın bir kanaate göre ise 614-615 yıllarında, yani Roma arazisinin Arabistan yarımadasına en yakın sınırlarını teşkil eden, İranlılar'ın Suriye ve Filistin'i işgali sırasında nazil olmuştur.


  ROMA'NIN ZAFERİ

   Bizans üzerine yaptığı çalışmalarla meşhur Georg Ostrogorsky, Mısır'ın Sasaniler'in eline düştüğü 619 yılındaki dönemi şöyle ifade ediyor:
"Bu suretle hemen hemen bütün Önasya İran hakimiyeti altında bulunmaktaydı. Eski Akamanış devleti, bir zamanlar Listinianos devrinde Imperium Romanum'un yeniden vücut bulmuş olması gibi, tekrar teessüs etmiş görünüyordu."  "Fakat," diye ekler Ostrogorsky, "yeni İran Devleti için bunun reaksiyonu çok daha çabuk geldi ve sükut da çok daha büyük ölçüde oldu."

   Ama nasıl? Bizans araştırmacıları işte bu nasıl'ın peşindedirler. Nasıl olmuştur da artık kımıldaması bile imkansız gibi gözüken Roma, birkaç yıl içerisinde karşı taarruz organize edebilecek duruma ulaşabilmiş ve Sasaniler'i tüm Anadolu'dan çıkarmakla kalmayıp, İran içlerinde zaferler elde edebilmiştir?

   E.Stein , Roma-İran savaşlarındaki bu dönüşümü "mucizeyi andıran bir değişiklik" olarak tanımladıktan sonra "thema" sistemi denilen yeni bir idari organizasyondan söz eder. Ona göre, söz konusu dönüşümü  açıklayabilmek için tek makul yol budur. Ne var ki, aynı Stein, "thema" denilen organizasyona o tarihlerde henüz geçilmemiş olduğunu öne süren görüşe de katıldığını eklemekten çekinmiyor. Stein'in içine düştüğü çelişki aslında meselenin ne kadar müşkül olduğunu gösteriyor. Zira, ortada "mucizevi bir değişiklik" vardır, bunun izah edilmesi gerekir. Ama "işte şundan dolayıdır" denilebilecek çok somut bir sebep de ortada yoktur.

  619 yılında Avarlar'a büyük meblağlar ödeyen Herakleios onlarla bir barış yaptı ve Avrupa arazisinden Asya'ya bu suretle asker geçirmesi mümkün oldu. 5 Nisan 622'de Konstantinapolis'ten ayrıldı. Anadolu arazisinin hâlâ kontrol edebildiği bölgelerinde yaz ayları boyunca yeni birliklerin eğitimiyle uğraştı. Herakleios, sonbaharda harekete geçerek Anadolu'daki İran kuvvetlerini bulundukları yerleri terke zorladı. Sonrasında ise ilerlemesini doğuya doğru sürdürdü.

  Öte yandan, Pisites'in ifadesine göre İranlı'lar, Roma ordusunu "zincire vurulmuş it" gibi takip ediyorlardı. Roma ve İran ordusunun esas karşılaşması Armenia arazisinde vuku buldu. Sonuç malum. 622 yılı içerisinde cereyan eden bu savaşta Şahrbaraz komutasındaki İran ordusu büyük bir yenilgiye uğradı. Romalı'lar "Anadolu'yu düşmandan temizlemek" olan öncelikli hedeflerine kesin olarak ulaşmış bulunuyorlardı ve sonrasında zaferleri devam  etti.


  Allah NASIL DİLERSE

  Romalılar İranlılar'ı hezimete uğratırken müslümanlar da hayati öneme sahip Bedir savaşında müşriklere karşı zafer kazanıyorlardı. Birkaç yıl önce İran'ın zafer mevsiminde, Yüce Allah Romalıların galibiyetini haber verirken, o gün "müminlerin sevineceğini" de beyan etmişti. (Rûm ,4)

  Tüm bu hadiselerden anlamamız gereken başka şeyler de vardır. Örneğin, Romalıların galibiyetinden bir müddet sonra zafer yine İran tarafına geçmiştir. Zira, "O, dilediğine yardım eder." (Rûm,5). Bugün İran kazanır, yarın Roma... Çok geçmeden ne Roma kaldı, ne de Sasaniler. Onların süper güçleri,Arabistan çöllerinden, Allah'ın Son Peygamberi'nin getirdiği dini yaymak için yarışırcasına dört bir yana dağılan müminler tarafından çok kısa bir süre içinde paramparça edildi. İran'ın ateşi söndü ve devasa Roma orduları bir avuç müslümanla karşılaşmamak için binbir çare peşine düştüler. İran-Roma merkezli ve aksi düşünülemez dünya tasavvuru 20-30 içerisinde yok olup gitti. Müşriklerin bir zamanlar alaya alıp, mecnun diye eğlendikleri Peygamber s.a.v Efendimiz'in orduları Arabistan, İran ve Roma topraklarının varisi oldu. Çünkü "Bundan önce de, sonra da emir Allah'ın" dı. (Rûm,4)

Dünya böyle devreder. Bugün yaşadığımız dünya da gider,yerine bir başka dünya gelir. Yine Allah'ın emriyle...



     Ali Demirtopuz
     Semerkand / Ekim 2007
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tarihi-kimler-yazar-t2457.0.html




Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Cevaplandı: Tarihi Kimler Yazar?
« Cevapla #1 : 23/07/11, 23:58 »
Alıntı
Dünya böyle devreder. Bugün yaşadığımız dünya da gider,yerine bir başka dünya gelir. Yine Allah'ın emriyle...


 :aro2:




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Velilerin Şefaati İnternetle imanlarını güçlendiriyorlar ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.203 saniyede oluşturulmuştur


Tarihi Kimler Yazar?Güncelleme Tarihi: 19/11/19, 23:24 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim