Alimin Nasihatı-2014/Dervisler.Net Tasavvuf Forum/
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 23.348 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 123.095 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 3 ileti gönderildi.. Toplam : 21319 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Alimin Nasihatı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1143 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Alimin Nasihatı}   Okunma sayısı 1143 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 7.048
  • Konu: 1853
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 17
Alimin Nasihatı
« : 07/10/10, 20:08 »

Bir âlimi ziyarete giden adamın birisi, ziyaretten sonra âlime, “Efendim, nasihatlerinize ihtiyacım var. Doğru yolu bulmak, o yolda yürüyüp Rızayı Ilâhî’yi tahsil etmek için bana öğüt verir, nasihat eder misiniz?” diye ricada bulunur.

Âlim cevap olarak: “Olur evlâdım, sana nasihat ederim ama, daha evvel soracağım iki suale cevap vermelisin” der. Gelen ziyaretçi “Peki efendim, buyurun, sorun. Sorularınızı cevaplandırmaya hazırım” der. Âlim sorusuna başlar: “Rabbû’l-âlemîn dünyayı mı âhiretten üstün tutmuş, yoksa âhireti mi dünyadan üstün tutmuştur?”

Ziyaretçi, “Efendim, Rabbû’l-âlemîn, âhireti dünyaya tercih etmiş, âhireti dünyadan üstün kılmıştır” diye cevap verir.

Âlim, “Peki senin yanında durum nasıl?” diye sorusuna devam eder. Sen dünyayı mı tercih etmektesin, yoksa âhireti mi? Senin yanında üstün tutulan hangisidir?” Ziyaretçi bu soruya da şöyle cevap verir: “Efendim, doğrusunu söylemek lâzım gelirse, benim tercihim hep dünyaya olmuştur. Dünyaya olan sevgim âhirete galip gelmektedir.

Âlim ikinci soru olarak da şunu sorar: “Peygamber (s.a.v) fakirleri mi daha çok severdi, yoksa zenginleri mi? Hangisine daha fazla iltifat ederdi?” Ziyaretçi, “Efendim, Peygamber (s.a.v) fakirleri severdi, onları zenginlere tercih ederdi” diye cevap verince, âlim “Peki senin durumun nasıl sen hangisini tercih etmekte, hangisine daha fazla muhabbet beslemektesin?” diye sorusuna devam eder ve şu cevabı alır: “Efendim doğrusu şu ki, ben zenginleri fakirlere tercih etmekte, zengini fakirden daha fazla sevmekteyim.” Ziyaretçiden bu cevapları alan âlim, nasihat etmez. Fakat şu sözleri söyler: “Evlâdım, görüyorum ki sende hem Allah’a hem de Peygamber’e muhalefet var. Onların arzusunun hilafına hareket etmektesin. Sen de Allah ve Peygamberine muhalefet oldukça ne söylesem boşuna olur, ne nasihat etsem heba olur. Çünkü Allah âhireti dünyaya tercih etmiştir. Sen bunu bildiğin halde, dünyayı tercih etmektesin. Peygamberin (s.a.v) fakirleri zenginlere tercih ettiğini bildiğin halde, sen zenginleri fakirlere tercih ediyorsun, hal böyle olunca, daha ne nasihat edeyim sana. Ne söyleyecek olursam boşuna gider. Çünkü tesiri olmaz.

Evet âlimden nasihat isteyen kimse sorulara doğru cevap vermişti. Hakikatleri itiraf etmişti. Maalesef itiraf ettiği muhalefetler bugün herkeste mevcuttur.

Yağmur yağmadan evvel kara bulutların belirmesi, yıldırım ve şimşeklerin çakması yağmur belirtisi olduğu gibi her şeyin de bir alâmeti, bir belirtisi vardır. Dünyayı sevmenin alâmetleri, dünyayı âhirete tercih ettiğimizin belirtileri ortadadır. Maalesef bugün insan ömrünün tamamını, dünya uğruna, dünya sevgisi için harcamaktadır. Gece ve gündüzünü dünya için tüketmekte, hep dünya işlerinden, dünya muamelesinden bahsetmektedir. Dünya için kavgalar yapılmakta kafalar yarılmaktadır. İnsanlar dünya için birbirine hakaret etmekte birbirinin malına tecavüz edip hapislere girmekte ve çeşitli zararlara uğramaktadırlar. Her şeyin bir alâmeti bir belirtisi olduğuna göre bütün bunlar da dünya sevgisinin belirtisi ve alâmetidir. Halbuki âhiret için bunlar da dünya sevgisinin belirtisi ve alâmetidir. Halbuki âhiret için bunların hiçbirisi yapılmamaktadır. Kaç kişi âhiret için hapse girmiş, kaç sefer âhiret için insanın kafası yarılmıştır ki âhiret sevgisine delil olsun. İnsanda görülmekte olan bütün alâmetler dünya sevgisini ispatlamakta dünya sevgisinin âhiret sevgisine galip olduğunu ortaya koymaktadır. İnsan kimi seviyorsa muhabbeti kime ise, onu anar, ondan bahseder. İnsanın kalbinde ne varsa dilinde de o olur. İnsan kalbinde, gönlünde olanı zikreder. Bugün maalesef insanların ekseriyeti namazlarının geçmesinden, sünneti terk etmelerinden veya bir hayrı yapamamadan dolayı üzüntü duymamaktadır, huzursuz olmamaktadırlar. Fakat dünyadan dolayı bir zarara uğrayan kimse, üzüntü duymakta, tasa etmektedir. Cebinden bir miktar para düşüren bir kimse onu bulmak için belki saatlerce arar durur.

Dünya sevgisi o kadar hakim olmuş ki, âhirete müteallik yüzbin zarara uğrayıp da müteessir olmayan kimse, dünya için bir lirasını kaybetse veya bir lirası zorla, zulümle elinden alınsa, üzüntü duymaktadır.

İşte insan bunu düşünsün ki, âhiretle dünya arasında ne kadar fark gözetmektedir. Dünyayı ne kadar sevmekte, âhi-ret yolunu ise ne kadar ihmal etmektedir.

Gavs (k.s.a.) bir sohbetlerinde: “Peygamberin (s.a.v) es-habından, cemaata yetişemeyip de namazı cemaatle kıla-mayan kimse o kadar üzülürdü ki, üzüntüsünün çokluğundan evine kapanır, sanki ailesinden ölen varmış gibi matem tutardı. Onun bu üzüntüsünü gidermek için onu teselli ederlerdi.

Evet, elde olmayan bir sebepten dolayı cemaate gidemeyen veya bir hasenatı kaçıran sahabeler, evinden cenaze çıkmışçasına üzüntü duyar, esef eder, kederlenirdi. O’-nun bu haline-vakıf olan diğer sahabeler ziyaretine gelirler, teselli etmeye üzüntüsünü gidermeye çalışırlar, âdeta taziyede bulunurlardı.

Bunlardan anlaşılıyor ki, o zamanın insanlarında âhiret sevgisi dünya sevgisinden çok daha fazlaymış. İnsan onlardaki âhiret sevgisinin dünya sevgisinden belki bin derece daha fazla olduğunu kolaylıkla söyleyebilir

Halbuki şimdi üzüntüyle görülmektedir ki, dünya âhirete belki yüz defa tercih edilmektedir. Maalesef şimdi, dinin insanların yanında ne kadar mahzun ve garib olduğu, ne kadar kıymetten düştüğü nihayete erdiği üzüntüyle görülmektedir.

Bugün için dünyaya yapılan rağbet ve hizmetin üçte birini veya dörtte birini âhirete yapan kimse, hiç şüphesiz büyük evliyaların arasına karışır.

Hazret (k.s.a) bir sohbetlerinde: “Her kim koyuna olan sevgisi kadar Rabbine de sevgisi olsa şüphesiz Allah’a kavuşur. Bu sevgi ona kâfi gelir” buyurdular.

Hakikaten öyledir. Koyununu kaybeden bir kimsenin halini düşünün. Sabah namazını kılar kılmaz hemen koyununu aramaya çıkan kimse, öğlene kadar koyununu bulmak ümidiyle dağ ve bayır dolaşır. Öğlen vaktinin girdiğini bile fark etmeden belki tâ ikindiye kadar arar, dolayısıyla koyunu uğruna öğlen namazını kaçırmış olur. Koyunumu akşam karanlığı olmadan bulayım diye koşuşmasına devam eden adam hiç şüphesiz ikindi namazını da kılamayacak-tır. Akşam yorgun argın aç ve susuz eve dönen bu kimse karnını doyurma gayreti içinde iken mutlaka akşam namazı da geçecektir. Karnını doyurup ayaklarını uzatarak yorgunluğunu gidermeye çalışan bu kimsenin, yorgunluğun verdiği rehavetle uyuya kalıpta yatsı namazını geçirmesi işten bile değildir. Böyle bir yorgunluğun verdiği derin uykudan sabahleyin bile kolayca uyanmak mümkün olamayacağı için belki uyandığında güneşin doğmuş olduğunu görecek ve ertesi günkü sabah namazını da kaçırmış olacaktır. İşte bir koyun uğruna beş vakit namazı terk eden adamın hali budur. Bu kimsenin koyununa olan sevgisi Allah’a olan sevgisinden daha çoktur. Çünkü bir koyun uğruna beş vakit namazı terk etmiş olmaktadır.

İnsan ne kadar da çok dünyanın peşindedir. Ne kadar da dünyaya taliptir. Dünyanın arkası sıra koşmaktadır. Fakat Allah yoluna gelince hiç de öyle davranmıyor.


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tasavvufi-bilgiler/alimin-nasihati/




Çevrimdışı Kararlı

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 7.048
  • Konu: 1853
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 17
Cevaplandı: Alimin Nasihatı
« Cevapla #1 : 07/10/10, 20:12 »

Zengin kimseler ekseriyetle zenginliklerine, dünya mallarının çokluğuna, servetlerine mağrurdurlar. Fakir kimseler ise onların maiyetine girmiş, Allah’ı unutarak onlara ram olmuş, rızıklarını Allah’tan değil de zenginlerden talep etmektedirler. Bütün vakitlerini zenginlerin hizmetlerinde, işlerinde harcamaktadırlar. Hep onları anmakta, mallarının çokluğunu, çalışmalarını, erkekliklerini anlatmaktadırlar.

Adeta Rezzak-ı Âlem’i unutup zenginlerden rızık istemektedirler. Allah’ın Rezzak olduğunu, dünya ve âhireti kudret elinde tuttuğunu, Âlemlerin Rabbi olduğunu, ancak O’nun meth’u sena edilmeye lâyık bulunduğunu, bütün umurunun Allah’a ait olduğunu unutmuş gibidirler.

Maalesef bugün Allah unutulmuş, Allah bahsi terk edilmiş, Allah anılmaz olmuş… Fakat zenginler ise hep anılmakta, malların çokluğu, öğünmekte, gece ve gündüz onları anmak suretiyle kalbler zenginlerle, onların zenginlikleriyle meşgul olmaktadırlar.

Bu tip davranışlarda ne Allah sevgisi, ne de âhiret sevgisi bulunur.

İnsanın muhabbeti zengine olunca fakirin halinden de anlamaz. Dolayısı ile gözünde fakir değersiz olur. Fakire kıymet vermez. Halbuki Peygamber (s.a.v) fakirleri sevmişti, onlara kıymet vermişti, onlara meyletmiş ve onlarla arkadaşlık etmişti.

Bugün için, zahire bakılırsa insanın kurtuluşu yoktur. Ancak Allah’ın fazlından, kereminden ümit vardır. Çünkü insanın hiç de ameli yoktur. İnsan kendinde Allah için yapılmış makbul bir şey, makbul bir amel görememektedir. Bundan dolayıdır ki kurtuluşu ancak ve ancak Allah’ın fazlına, Allah’ın rahmine, Allah’ın bereketine kalmıştır. Tek ümidi O’ndadır.

Eski zamanda Allah yoluna âşık, Allah yoluna meyletmiş, bütün muhabbetini Allah yoluna bağlamış, dünyadan muhabbetini kesmiş, ömrünü Allah’a kullukla, ibadetle geçiren, kalbleri Allah sevgisiyle dopdolu insanlar ekseriyette idiler.

Ama şu zamanımızda ise insan üzüntüyle eski insanların hayatından eser kalmamış olduğunu görmektedir. Çünkü şimdi insanlar bütün sevgilerini, dünyaya yöneltmişlerdir. Bütün iş ve muameleleri dünya içindir. Dünyaya çalışılmakta, dünyaya muhabbet ve hizmet edilmekte, bütün sohbet ve sözler dünya üzerine yapılmaktadır.

Hal böyle olunca kıyamette işlerimiz nasıl olacak. Allah’ ın huzuruna nasıl varılacak. O gün başlar nasıl dik tutulabilecek.

İnsanın ameli Allah için olmalı, niyeti Allah için olmalı, hulus-u kalb ile Allah için amel edilmelidir.

Allah yolunda bölücülük olmamalı, niyetler halisane Allah için olmalı, insan bütün işlerini, umurunu Allah için yapmalı, dünya için uğraşanlar, dünyanın peşinde koşanlar, zaten dünyanın peşindedirler. Yüzünü Allah’a çevirip Allah dostluğu için çalışanlarda ise fuzuli konuşmalar görülmemelidir. İnsanın meyli hassaten Allah için olmalıdır ki, menfaat görebilsin.

Rabbû’l-âlemîn hâşâ aldatılamaz. Rabbû’l-âlemîn her an insanı gözetmekte her saniye insanın kalbini kontrol etmektedir.

İnsanın ömrü yüzbin sene bile olsa, bütün ömrünü secde de geçirse, eğer kalbinde, niyetinde bozukluk varsa, Allah’ın yanında makbul olamaz. Allah niyetinde bozukluk bulunan ameli sevmez, kabul etmez.

Şiddetli bir rüzgar estiği vakit nasıl zerreleri, tozları önüne katıp savuruyor, her bir parçayı bir tarafa atıyor, tarumar ediyorsa, Allah için olmayan, gayesi Allah olmadan yapılan ibadetler ise, dağınıktır, sahibine hiçbir faydası yoktur.



Sohbetler – Seyyid Abdulhakim el Üveysi (k.s)





Çevrimdışı merhamet

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 3.728
  • Konu: 746
  • Derviş: 6679
  • Teşekkür: 59
Cevaplandı: Alimin Nasihatı
« Cevapla #2 : 08/10/10, 01:56 »
 X:01


"Sıkıntılarınızı Allah bilsin yeter. Başkalarının lafları sizi yıldırmasın.
Yaptığınız işi Allah rızası için yapın"
"Hizmet ederken, size iftira eden, hakaret edenler olacaktır. Sevdiğinizin hatrına sabredin.
Ömür 60-70 yıldır, ahiret ise ebedül ebeddir."
Gavs-ı Sânî Hz.(k.s.)

Çevrimdışı İntisab

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.489
  • Konu: 4
  • Derviş: 9353
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Alimin Nasihatı
« Cevapla #3 : 08/10/10, 02:12 »
 X:01 :X06 :X06 :X06



Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 4.496
  • Konu: 636
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 80
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Alimin Nasihatı
« Cevapla #4 : 12/03/13, 12:59 »
Gavs (k.s.a.) bir sohbetlerinde: “Peygamberin (s.a.v) es-habından, cemaata yetişemeyip de namazı cemaatle kıla-mayan kimse o kadar üzülürdü ki, üzüntüsünün çokluğundan evine kapanır, sanki ailesinden ölen varmış gibi matem tutardı. Onun bu üzüntüsünü gidermek için onu teselli ederlerdi.

Evet, elde olmayan bir sebepten dolayı cemaate gidemeyen veya bir hasenatı kaçıran sahabeler, evinden cenaze çıkmışçasına üzüntü duyar, esef eder, kederlenirdi. O’-nun bu haline-vakıf olan diğer sahabeler ziyaretine gelirler, teselli etmeye üzüntüsünü gidermeye çalışırlar, âdeta taziyede bulunurlardı.

 

 


Allahım atmasına izin verdiğin kalbim,
aşkın ile atsın,aşkın ile dursun....

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Radyo Sunucusu
  • *****
  • İleti: 1.807
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 20
Okundu: Alimin Nasihatı
« Cevapla #5 : 12/03/13, 13:45 »
Allah c.c ibret almayı nasip eylesin, ecrinizi versin inşaAllah..
 Emeğinize Sağlık kurban.




 

İsim benzeri olan konular aşağıda listelenmiştir...

  Konu / Başlatan Cevap Son İleti
2 Cevap
1199 Gösterim
Son İleti 19/07/12, 09:09
Gönderen: Derviş
1 Cevap
631 Gösterim
Son İleti 02/08/10, 11:00
Gönderen: Güllere Hasret
0 Cevap
222 Gösterim
Son İleti 23/06/12, 11:10
Gönderen: greSS
2 Cevap
1013 Gösterim
Son İleti 17/03/13, 11:15
Gönderen: önemsiz


www.dervisler.net Etiketler, Arama Sonuçları...



Dehri iman ediyor Rabıtanın önemi (Yahyalılı Hacı Hasan Efendi) Çocuğunuzun Şahsiyetli ve Karakterli Olması İçin .. Masum Beyazlık fincanın ummana sevdası.. zikirin fazileti.. Bebeklerde diş görüldükten sonra temizliğine başlanmalı.. kusursuz dost arayan dostsuz kalır.HZ.MEVLANA Fırında Hizmet.. Dokunuş GAVS-ul AZAM SEYYİD ABDULHAKİM Hz.(k.s.a.) Kadir Gecesinin Belirtileri Melekleri Yoran Salevat-ı Şerife Portakal. misk ve Kur’ân Ey Nefsim Keyfine Göre Hareket Etmeyi Bırak ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| sitemap.html| sitemap.xml| sitemap2.xml| sitemap3.xml| sitemap4.xml| sitemap5.xml| sitemap10.xml| urllist.txt| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.547 saniyede oluşturulmuştur


Alimin NasihatıGüncelleme Tarihi: 01/10/14, 21:16 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) | Site Haritası | Facebook | Twitter | İletişim