Tasavvufta haller - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.129 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.916 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22986 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tasavvufta haller, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4878 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tasavvufta haller}   Okunma sayısı 4878 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Sûfi Seyyâh

  • Üye
  • **
  • İleti: 83
  • Konu: 23
  • Derviş: 956
  • Teşekkür: 1
    • http://sufismen.wordpress.com/
Tasavvufta haller
« : 09/12/08, 14:55 »

HALLERLE İLGİLİ BAZI AÇIKLAMALAR


   Muhabbet: Allah ve Resulullah sevgisini herşeyden üstün tutulan hakkın ve imanın zevkine varmış demektir.
   Allah ve Resulü iman hükmü ile sevilirken, çoluk çocuk da fıtratın hükmü ile sevilebilir.
Ruhun muhabbeti, kalbin muhabbeti, nefsin muhabbeti, aklın muhabbeti gibi muhabbetin değişik saikleri vardır.
   Genel anlamda sevgi emirleri yerine getirmek olarak özel anlamda: Ruhun Cenab- Hakk'ı yakinen bilmesinden doğan zat sevgisidir.
   Gerçek manada sevenler, sevdiğine ve sevdiğinin de sevdiğine ulaşmak gönülle olur.
   El- Ruzbari:" Bütün varlığından sıyrılmadıkça sevginin sınırına yaklaşamazsın."
   Cüneyd:"Muhabbet, muhibbin, kendi sıfatları yerine mahbub olan Allah' (cc) ın sıfatlarına bürünmektir.
   Şevk: Seven kişide meydana gelen şevk, şahsi gayreti ile değildir.
   Tevbe istikrara kavuşunca zühd, muhabbet istikrara kavuşunca şevk meydana gelir.
   Şevk muhabbetin meyvesidir.
   Muhitlerin dünyada bekledikleri şevk, ölümden sonrası için, bekledikleri şevkten farklıdır.
   Nice sadık muhibler yaşamaktan zevk alırlar.
   Mücahededen hasıl olan şevk bu'd ve gaybubet halinde hasıl olan şevkten daha şiddetlidir.
   Üns: Cüneyd:"Üns, heybetin varlığı ile beraber yüksek haya duygusunun birlikte bulunmasıdır."
   Zünnun "Üns, sevginin sevgilisine karşı iç huzuru duymasıdır."
   el-Vasit:"Kainattan kalben ve manen bütünüyle uzaklaşmayan kimse ünsibillah haline eremez."
   Allah' (cc) a olan tazım ve heybetin artması ünsün de artması demektir.

   Ünsün hakikatı"Cenab-ı Hakk'ın azametini öğrenmenin ağırlığı ile beşeri varlığın bir kenara sürülüp atılması, fetih meydanlarında ruhun serbestçe yayılmasıdır.
   Zati üns feradan sonra gelir, zat tecellilerinin mütaalasından sonra hasıl olan beka ve temkin makamın da meydana gelir.
   Nefsi mutmainnenin hudu ünsten, huşu de heybettendir.
   Kurb: Kulun Rabbisine en yakın hali secde anıdır.
   Nefsin ibadet ve taatla ifa etmesi ile ruhun kurbiyetle olan nasibi gittikçe artar.
   Cüneyd:"Cenab-ı Hakk, kulların kalbini kendisine ne kadar yakın görürse, o nisbette onların kalbine yaklaşır."
   Sehl:" Kurbiyet makamlarının en aşağı derecesi hayadır."
   Haya: Haya sahibi, organlarına ve düşüncelerine hakım olmalıdır. Hz. Osman(ra):"Evde karanlıkta guslederken bile Allah' (cc) tan utancımdan büzülür de öyle yıkanırım."
   Haya, Cenab-ı Hakk'ın celal tecellilerinin azameti karşısında ruhun teslimiyeti ve başını önüne eğmesidir.
   Vuslak(İttisal) Nuri:"İttisal, kalplerin mükaşefe, sırların müşahede makamına ermesidir."
   Vuslak, kulun, Halık'ından başkasını görmemesi ve içinde yaratıcıdan başkasına ait bir duygu bulunmamasıdır.
   Vasıl, Allah'ın vuslata erdirdiği kişidir.
   Muttasıl ise, kendi şahsi gayret ve çalışması ile vuslata eren kişidir.


                              

   Vasıl olan, Allah' (cc) dan alıkoyacak hiçbir şey yoktur.
   Zunnur:"Dönen, gittiği yönden dönmedikçe Hakk'a rücü etmiş sayılmaz. Her şeyden kesilip O' (cc) na yönelmeyen vuslata eremez.
   Vuslak yolunun basamakları ebedi ahiret hayatında bile asla katedilemez.
   Kabz Ve Bast: Şeyhler, kabz ve bastın alametlerine işaret etmişlerdir.
   Kabz ve bastın kendilerine ait muayyen mevsimi vardır. Bunların vakti, havvasa ait muhabbet makamında bulunan kimselerde. kabz ve bast hali görülmez. Bu durumda birinin ancak havf ve recası vardır. Bazen kabz ve bast haline benzer duygular hisseder ve buna da gerçek kabz ve bast zanneder. Halbuki öyle değildir, kendisine arz olan bir sıkıntı halidir, ancak o kabz zanneder. Veya nefsani bir rahatlama ve tabii bir neş'edir. Fakat o bunu bast zanneder.
   Kişide nefs-i emmareye aid sıfatlar bulunduğu sürece bu tür rahatlık ve ferahlık ortaya çıkar.
   el-Vasıt:"Cenab-ı Hakk, sana ait olan şeylerden dolayı seni kabzeder. Kendisine ait şeylerden de seni bast eder."
   Kabz ve bast nefs-i levvameden kaynaklanır.
   Fena ve beka makamına erdiği zaman kabz ve bast yoktur.
   Kabz, bazen bast konusunda aşırı gitmenin neticesinde vaki olabilir.
   Avama ait muhabbetin ilk devresinde bulunan kimse, kabz ile himmi bast ile de neşatı karıştırır bazen, kabz ve basta benzer haller meydana gelebilir; amma bu nefsin tabii sıfatlarından değil, mutmainne halinden doğar.
   Fena ve Beka: Fena; bütün hallerden sıyrılmak, hiçbir şeye karşı haz duymamaktır.
Beka; kulun kendisine ait olan şeylerde fani ve Allah (cc) için olan şeylerle baki olmasıdır.
   Cüneyd:"Fena, beşeri ve nefsani vasıfların bütünüyle susturulması, tüm varlığın Cenab-ı Hakk'la meşgul olmasıdır."
   Fena, Allah' (cc) ın emirlerinin kul üzerinde tam bir hakimiyet kurmasıdır.
   Fena, bazen Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarını, bazen de zat tecellilerini azametini müşahade etmekle meydana gelir.
   Beka makamına erişen kişiye, Hakk, halktan, halk da Hakk'tan engelleyemez. Fena halinde bulunan kimse ise Hakk ile halktan perdelenmiştir.
 

HALLERE DAİR BAZI TASAVVUFİ ISTILAHLAR
   Cem' ve Fark'Tefrika
   Cem' asıl, fark ise Fer'idir.
   Cem': Sahabinin Allah' (cc) tan başka hiçbir şeyi müşahade edemediği vuslattır.
   Tefrika ise dilediğini açık seçik görmektir.
   Cüneyd:"Kurbiyetin vecd ile bulunması cem', kulun beşeri özellikleri ile kaybolması da tefrikadır.
   Cem' ile tevhidin her türlü beşeri sıfatlardan tecridine, fark ile de şahsi gayretle elde edilene işaret edilmiştir.
   Kul amellerine kesb nazarıyla bakacak ve nefsine bir şeyler izafe edecek olursa tefrikada, herşeyi Hakk'a izafe edecek olursa cem'dir.
   Tefrika ubudiyyet, cem' ise tevhiddir.
   Cem' fena ile tahakkuk ederse "Cem'ul cem" adını alır.
   Hakk'ın fiillerini görmek tefrika, sıfatlarını görmek cem' zatını görmek de cem'ul cemdir.
   Tecelli ve İstikrar: İstikrar, kalbe ait sıfatların güçlü olması ve kemali sebebiyle nefsani sıfatların ortadan kalkmasıdır.
   Tecelli ise, Cenab-ı Hakk'ın bazen fiilleri, bazen sıfatları, bazen de zati ile olur.
   Tecelli, beşeri perdelerin kaldırılması, Cenab-ı Hakk'ın zat tecellilerinde, kula göre bir televvun ve değişikliğin olmamasıdır.
   İstikrar ise, beşeri kişiliğinin seninle gaybı müşahade arasında bir engel olmasıdır. Denilmiştir.
   Tecrid ve Tefrid: Tecrid: yaptığı şeylerde kulun bütün gaye ve garazlardan sıyrılması
   Telfid ise; kulun kendisine gelen şeylerde nefsini görmemesi, Allah' (cc) tan bilmesi
   Vecd, Tevaccud, Vucud:
   Vecd: Allah' (cc) tan kulun batınına gelen ve ona ferah veya hüzün kazandıran bir haldir.
   Tevaccud: Zikir veya fikirle vecdi elde etmeğe çalışmaktır.
   Vücud: Vecdin vicdan boşluğuna ulaşarak ferahlığının genişlenmesi ve yayılmasıdır.
   Galebe: Vecdin birbiri andından sürekli gelmesidir
   Muvamere: Sekr, hal saltanatını kulu istila etmesi sahu ise, kulun yeniden sözleri ve işlerini düzene koymaya yönelmesidir.
   Kimin üzerinde halin cereyanından bir eser varsa, onda sekr den bir eser var demektir. Bütün duygular yerli yerine dönünce de sahu hali meydana gelir.
   Mahu ve Isbat:
   Mahu: Nefse ve nefsin kaynağına fena nazar ile bakarak amellerin kalıp ve şekillerini imha etmek.
   Isbat; Hakk'ın o kimse için bahşettiği vücud ile amellerin resimlerini isbat etmek.
   İlmel Yakin: Nazar ve delel tariki ile
   Aynel yakin: Keşf ve ilham yoluyla
   Hakkel yakin: Beşeri vasıflardan sıyrılmanın gerçekleşmesi ve vuslat isteyen kimsenin bu dereceye erişmesi ile elde edilir.
   İlmel yakin tefrika hali, ayne'l yakin yolun cem' hali, hakka'l yakin de cem'ul cem halidir.
   Vakt:
   Vat, kula hakim olan şeydir.
   Vakitle, kulun irade ve gayreti dışında üzerine hücum eden haller kastedilir.
   Gaybet-Şühud:
   Şühud: Bir an murakebe, bir an da müşahade vasfı ile birlikte olmaktır.
   Murakebe ve müşahede halini kaybedip huzur dairesinden çıkınca gaybet halindedir. Kulun    Hakk'la eşyadan kaybolması kasdedilir.
   Zevk-Şürb-Reyy:
   Zevk iman, şurb ilim, reyy de haldir. Zevk bevadih erbabı, şurb, tevali, levaih ve levami erbabı, reyy de hal erbabı içindir.
   Muhadara: Telvin erbabı
   Muşahade: Temkin erbabı
   Mükaşefe: Kul telvin ve temkin arasında istikrar kazanıncaya kadar her ikisinin arasında bulunan kimseler içindir.
   Tevarik-Bevadih-Levami: Bütün bunlarla ifade edilmek istenen şey, halin başlangıcı ile ilk ondaki görüntülerdir.
   Temkin ve Telvin:
   Telvin, erbab-ı kulub içindir. Kalpler değişik sıfatlara yönelir. Kalp erbabına bu sıfatların sayısınca telvinler zahirdir.
   Temkin erbabı ise; hallerin olumsuz etkilerden kurtularak kalp perdelerini yırtmış ve ruhları    Cenab-ı Hakk'ın tecellilerinde bir değişme söz konusu olmadığı için, telvin ortadan kalkmıştır.
   Telvin sahibinde, nefsin sıfatları ortaya çıktığı zaman onda bazı şeyler eksilebilir.
   Nefes:
   Müntehi, hal kendisinde sağlamca yerleştiği için nefes sahibidir. Huzur ve gaybet halleri gelip geçici değildir. Vecd halleri nefesleri ile birlikte istikrar kazanmıştır.
   -



Bu yazı AVARİF-ÜL ME'ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI) Sühreverdi isimli kitaptan derlenmiştir.

 
 

 

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tasavvufta-haller-t6780.0.html;topicseen



eski CANPER

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Yanıt:Tasavvufta haller
« Cevapla #1 : 20/09/09, 00:30 »
Muhabbet: Allah ve Resulullah sevgisini herşeyden üstün tutulan hakkın ve imanın zevkine varmış demektir.


 X:01



Çevrimdışı mollamemet

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 43
  • Konu: 0
  • Derviş: 12362
  • Teşekkür: 0
Okundu: Tasavvufta haller
« Cevapla #2 : 24/04/12, 21:19 »
Bu yazı İmam Sühreverdi Hazretlerinin asırlarca tekkelerde ders kitabı olarak okutulan Avarif-ul Maarif isimli eserinden derlenmiştir. Kitabın türkçe çevirisi olan Tasavvufun Esasları isimli eser Türkiye'de rahatlıkla bulunabilen bir eserdir ve gerçekten çok güzel bir eserdir. Tüm sofilere okumasını şiddetle tavsiye ederim. Eserde ismiyle müsemma Tasavvufun temel bilgileri çok açıklayıcı ve doyurucu biçimde verilmiş ve çok sade bir dil kullanılmıştır.



Çevrimdışı insirah

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 564
  • Konu: 79
  • Derviş: 12193
  • Teşekkür: 17
Okundu: Tasavvufta haller
« Cevapla #3 : 25/04/12, 05:46 »


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

   :X06

:aro2:

 :X06


HALLERLE İLGİLİ BAZI AÇIKLAMALAR

Muhabbet: Allah ve Resulullah sevgisini herşeyden üstün tutulan hakkın ve imanın zevkine varmış demektir. Allah ve Resulü iman hükmü ile sevilirken, çoluk çocuk da fıtratın hükmü ile sevilebilir.

Ruhun muhabbeti, kalbin muhabbeti, nefsin muhabbeti, aklın muhabbeti gibi muhabbetin değişik saikleri vardır. Genel anlamda sevgi emirleri yerine getirmek olarak özel anlamda: Ruhun Cenab- Hakk'ı yakinen bilmesinden doğan zat sevgisidir. Gerçek manada sevenler, sevdiğine ve sevdiğinin de sevdiğine ulaşmak gönülle olur.
El- Ruzbari:" Bütün varlığından sıyrılmadıkça sevginin sınırına yaklaşamazsın."
Cüneyd:"Muhabbet, muhibbin, kendi sıfatları yerine mahbub olan Allah' (cc) ın sıfatlarına bürünmektir.

Şevk: Seven kişide meydana gelen şevk, şahsi gayreti ile değildir. Tevbe istikrara kavuşunca zühd, muhabbet istikrara kavuşunca şevk meydana gelir. Şevk muhabbetin meyvesidir. Muhitlerin dünyada bekledikleri şevk, ölümden sonrası için, bekledikleri şevkten farklıdır. Nice sadık muhibler yaşamaktan zevk alırlar. Mücahededen hasıl olan şevk bu'd ve gaybubet halinde hasıl olan şevkten daha şiddetlidir.

Üns: Cüneyd:"Üns, heybetin varlığı ile beraber yüksek haya duygusunun birlikte bulunmasıdır."
Zünnun "Üns, sevginin sevgilisine karşı iç huzuru duymasıdır."

el-Vasit:"Kainattan kalben ve manen bütünüyle uzaklaşmayan kimse ünsibillah haline eremez."
Allah' (cc) a olan tazım ve heybetin artması ünsün de artması demektir. Ünsün hakikatı"Cenab-ı Hakk'ın azametini öğrenmenin ağırlığı ile beşeri varlığın bir kenara sürülüp atılması, fetih meydanlarında ruhun serbestçe yayılmasıdır. Zati üns feradan sonra gelir, zat tecellilerinin mütaalasından sonra hasıl olan beka ve temkin makamın da meydana gelir. Nefsi mutmainnenin hudu ünsten, huşu de heybettendir.
   
Kurb: Kulun Rabbisine en yakın hali secde anıdır. Nefsin ibadet ve taatla ifa etmesi ile ruhun kurbiyetle olan nasibi gittikçe artar.
Cüneyd:"Cenab-ı Hakk, kulların kalbini kendisine ne kadar yakın görürse, o nisbette onların kalbine yaklaşır."
Sehl:" Kurbiyet makamlarının en aşağı derecesi hayadır."
   
Haya: Haya sahibi, organlarına ve düşüncelerine hakım olmalıdır. Hz. Osman(ra):"Evde karanlıkta guslederken bile Allah' (cc) tan utancımdan büzülür de öyle yıkanırım."
Haya, Cenab-ı Hakk'ın celal tecellilerinin azameti karşısında ruhun teslimiyeti ve başını önüne eğmesidir.
   
Vuslak(İttisal) Nuri:"İttisal, kalplerin mükaşefe, sırların müşahede makamına ermesidir."
Vuslak, kulun, Halık'ından başkasını görmemesi ve içinde yaratıcıdan başkasına ait bir duygu bulunmamasıdır. Vasıl, Allah'ın vuslata erdirdiği kişidir. Muttasıl ise, kendi şahsi gayret ve çalışması ile vuslata eren kişidir. Vasıl olan, Allah' (cc) dan alıkoyacak hiçbir şey yoktur. 
Zunnur:"Dönen, gittiği yönden dönmedikçe Hakk'a rücü etmiş sayılmaz. Her şeyden kesilip O' (cc) na yönelmeyen vuslata eremez. Vuslat yolunun basamakları ebedi ahiret hayatında bile asla katedilemez.
   
Kabz Ve Bast: Şeyhler, kabz ve bastın alametlerine işaret etmişlerdir.
Kabz ve bastın kendilerine ait muayyen mevsimi vardır. Bunların vakti, havvasa ait muhabbet makamında bulunan kimselerde. kabz ve bast hali görülmez. Bu durumda birinin ancak havf ve recası vardır. Bazen kabz ve bast haline benzer duygular hisseder ve buna da gerçek kabz ve bast zanneder. Halbuki öyle değildir, kendisine arz olan bir sıkıntı halidir, ancak o kabz zanneder. Veya nefsani bir rahatlama ve tabii bir neş'edir. Fakat o bunu bast zanneder. Kişide nefs-i emmareye aid sıfatlar bulunduğu sürece bu tür rahatlık ve ferahlık ortaya çıkar.

el-Vasıt:"Cenab-ı Hakk, sana ait olan şeylerden dolayı seni kabzeder. Kendisine ait şeylerden de seni bast eder."
Kabz ve bast nefs-i levvameden kaynaklanır. Fena ve beka makamına erdiği zaman kabz ve bast yoktur. Kabz, bazen bast konusunda aşırı gitmenin neticesinde vaki olabilir. Avama ait muhabbetin ilk devresinde bulunan kimse, kabz ile himmi bast ile de neşatı karıştırır bazen, kabz ve basta benzer haller meydana gelebilir; amma bu nefsin tabii sıfatlarından değil, mutmainne halinden doğar.
   
Fena ve Beka: Fena; bütün hallerden sıyrılmak, hiçbir şeye karşı haz duymamaktır.
Beka; kulun kendisine ait olan şeylerde fani ve Allah (cc) için olan şeylerle baki olmasıdır.
Cüneyd:"Fena, beşeri ve nefsani vasıfların bütünüyle susturulması, tüm varlığın Cenab-ı Hakk'la meşgul olmasıdır."
Fena, Allah' (cc) ın emirlerinin kul üzerinde tam bir hakimiyet kurmasıdır. Fena, bazen Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarını, bazen de zat tecellilerini azametini müşahade etmekle meydana gelir. Beka makamına erişen kişiye, Hakk, halktan, halk da Hakk'tan engelleyemez. Fena halinde bulunan kimse ise Hakk ile halktan perdelenmiştir. 

HALLERE DAİR BAZI TASAVVUFİ ISTILAHLAR

Cem' ve Fark'Tefrika Cem' asıl, fark ise Fer'idir.
Cem': Sahabinin Allah' (cc) tan başka hiçbir şeyi müşahade edemediği vuslattır.
Tefrika ise dilediğini açık seçik görmektir.
Cüneyd:"Kurbiyetin vecd ile bulunması cem', kulun beşeri özellikleri ile kaybolması da tefrikadır.
Cem' ile tevhidin her türlü beşeri sıfatlardan tecridine, fark ile de şahsi gayretle elde edilene işaret edilmiştir. Kul amellerine kesb nazarıyla bakacak ve nefsine bir şeyler izafe edecek olursa tefrikada, herşeyi Hakk'a izafe edecek olursa cem'dir. Tefrika ubudiyyet, cem' ise tevhiddir. Cem' fena ile tahakkuk ederse "Cem'ul cem" adını alır. Hakk'ın fiillerini görmek tefrika, sıfatlarını görmek cem' zatını görmek de cem'ul cemdir.
 
Tecelli ve İstikrar:
İstikrar, kalbe ait sıfatların güçlü olması ve kemali sebebiyle nefsani sıfatların ortadan kalkmasıdır.
Tecelli ise, Cenab-ı Hakk'ın bazen fiilleri, bazen sıfatları, bazen de zati ile olur.
Tecelli, beşeri perdelerin kaldırılması, Cenab-ı Hakk'ın zat tecellilerinde, kula göre bir televvun ve değişikliğin olmamasıdır. İstikrar ise, beşeri kişiliğinin seninle gaybı müşahade arasında bir engel olmasıdır. Denilmiştir.
   
Tecrid ve Tefrid:
Tecrid: yaptığı şeylerde kulun bütün gaye ve garazlardan sıyrılması
Telfid ise; kulun kendisine gelen şeylerde nefsini görmemesi, Allah' (cc) tan bilmesi

Vecd, Tevaccud, Vucud:
Vecd: Allah' (cc) tan kulun batınına gelen ve ona ferah veya hüzün kazandıran bir haldir.
Tevaccud: Zikir veya fikirle vecdi elde etmeğe çalışmaktır.
Vücud: Vecdin vicdan boşluğuna ulaşarak ferahlığının genişlenmesi ve yayılmasıdır.

Galebe: Vecdin birbiri andından sürekli gelmesidir

Muvamere: Sekr, hal saltanatını kulu istila etmesi sahu ise, kulun yeniden sözleri ve işlerini düzene koymaya yönelmesidir.
Kimin üzerinde halin cereyanından bir eser varsa, onda sekr den bir eser var demektir. Bütün duygular yerli yerine dönünce de sahu hali meydana gelir.

Mahu ve Isbat:
Mahu: Nefse ve nefsin kaynağına fena nazar ile bakarak amellerin kalıp ve şekillerini imha etmek.
Isbat; Hakk'ın o kimse için bahşettiği vücud ile amellerin resimlerini isbat etmek.
   
İlmel Yakin: Nazar ve delel tariki ile
   
Aynel yakin: Keşf ve ilham yoluyla
   
Hakkel yakin: Beşeri vasıflardan sıyrılmanın gerçekleşmesi ve vuslat isteyen kimsenin bu dereceye erişmesi ile elde edilir.
   
İlmel yakin tefrika hali, ayne'l yakin yolun cem' hali, hakka'l yakin de cem'ul cem halidir.
   
Vakt: Vat, kula hakim olan şeydir.
Vakitle, kulun irade ve gayreti dışında üzerine hücum eden haller kastedilir.
   
Gaybet-Şühud:
Şühud: Bir an murakebe, bir an da müşahade vasfı ile birlikte olmaktır.
Murakebe ve müşahede halini kaybedip huzur dairesinden çıkınca gaybet halindedir. Kulun    Hakk'la eşyadan kaybolması kasdedilir.
   
Zevk-Şürb-Reyy:
Zevk iman, şurb ilim, reyy de haldir. Zevk bevadih erbabı, şurb, tevali, levaih ve levami erbabı, reyy de hal erbabı içindir.

Muhadara: Telvin erbabı

Muşahade: Temkin erbabı
   
Mükaşefe: Kul telvin ve temkin arasında istikrar kazanıncaya kadar her ikisinin arasında bulunan kimseler içindir.

Tevarik-Bevadih-Levami: Bütün bunlarla ifade edilmek istenen şey, halin başlangıcı ile ilk ondaki görüntülerdir.
   
Temkin ve Telvin:
Telvin, erbab-ı kulub içindir. Kalpler değişik sıfatlara yönelir. Kalp erbabına bu sıfatların sayısınca telvinler zahirdir.
Temkin erbabı ise; hallerin olumsuz etkilerden kurtularak kalp perdelerini yırtmış ve ruhları Cenab-ı Hakk'ın tecellilerinde bir değişme söz konusu olmadığı için, telvin ortadan kalkmıştır. Telvin sahibinde, nefsin sıfatları ortaya çıktığı zaman onda bazı şeyler eksilebilir.

Nefes:
Müntehi, hal kendisinde sağlamca yerleştiği için nefes sahibidir. Huzur ve gaybet halleri gelip geçici değildir. Vecd halleri nefesleri ile birlikte istikrar kazanmıştır.    -

Bu yazı AVARİF-ÜL ME'ARİF (TASAVVUFUN ESASLARI) Sühreverdi isimli kitaptan derlenmiştir.




“O gün, ne mal fayda verir, ne de evlâd. Ancak Allâh'a kalb-i selîm ile gelenler müstesnâ. " (eş-Şuarâ, 88-89).

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 180
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: Tasavvufta haller
« Cevapla #4 : 29/01/13, 20:27 »
 



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı önemsiz

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 425
  • Konu: 6
  • Derviş: 18352
  • Teşekkür: 4
Okundu: Tasavvufta haller
« Cevapla #5 : 22/03/13, 05:25 »
Allah (c.c) razı olsun...
"Haller" üzerinde takılıp kalmamak lazımdır...
Kişi kendini acaba hangi haldeyim diye sorgulamamalı, üzerinde düşünmemeli, hatta ve hatta fazla ehemmiyet de göstermemelidir...
Yaşanılıp-geçilen bir olgu olarak görmelidir bu halleri...
Aksi halde takılıp kalırsa, bir diğer hale geçmesi çok zor ve geç olabilir...
"Bu hal, benim ulaşacağım ve kazanabileceğim en son haldir" düşüncesine kapılabilir...
Bu da ilerlemesini durdurur ya da çok geciktirir...
Maazallah insanı, "ben oldum" safhasına kadar sürükleyebilir...




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Akrep ve yılan!.. tövbe ile ilgili olarak ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.076 saniyede oluşturulmuştur


Tasavvufta hallerGüncelleme Tarihi: 11/07/20, 06:41 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim