Tasavvufun Gayesi - Kıssalar ve Menkıbeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.083 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.714 yorum yapıldı. Bugün 1 konu ve 4 ileti gönderildi.. Toplam : 22937 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tasavvufun Gayesi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1282 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tasavvufun Gayesi}   Okunma sayısı 1282 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 31
Tasavvufun Gayesi
« : 27/07/10, 23:33 »

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”

 

Tasavvufun Gayesi



Bu zât buyuruyor ki: (Tasavvufa girmekten,

Maksat, “Gerçek îmân”a kavuşmaktır esâsen.

 

Ve hiç kıymet vermeyip bu geçici dünyâya,

Tam “Kul olmak” içindir Allahü teâlâya.

 

Bu yolun nihâyeti, “Kulluk makâmı”dır ki,

Burada nasîb olur tam “İslâm-ı hakîkî”.

 

Nefisten hâsıl olan gevşeklik, onda olmaz.

Çünkü nefs, kazanmıştır artık “Îmân” ve “İhlâs”.

 

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.

Lâkin o uyanmanın, faydası olmaz zinhâr.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Seâdete kavuşmak,

“Doğru îmân” etmekle müyesser olur ancak.

 

“Îmân” ve “Îtikad”ı doğru yaptıktan sonra,

Emir ve yasaklara uymaya gelir sıra.

 

Kim ki, Resûlullaha hakkıyla tâbi olmaz,

Yarın mahşer gününde, azâbtan kurtulamaz.

 

Şu birkaç günlük ömrü, Allahü teâlânın,

Beğendiği şekilde geçirmeye bakalım.

 

Bir kimsenin işinden, Rabbi râzı olmazsa,

Ölmesi, hayırlıdır, böyle yaşamaktansa.

 

Uydurmamış olsan da islâma her hâlini,

Hak teâlâ görüyor, senin her ef’âlini.

 

Öyleyse “Lâ ilâhe illallah” söyliyerek,

Lâzımdır sabah akşam, îmânı tâzelemek.)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Allahü teâlânın,

Sevgisine kavuşmak istiyen bir insanın,

 

Önce, “Îtikad”ını düzeltmesi lâzımdır.

Sonra, haramdan kaçıp, farzları yapmalıdır.)

 

Nasîhat istemişti biri de kendisinden,

Buyurdu: (Emîn olma “Küfür” tehlikesinden.

 

Nasıl, bir kelimeyle “Îmân” elde edilir,

Bir sözle de, mâzallah o îmân gidebilir.

 

“Îmân”ı tehlikeden korumak için, önce,

Küfrü mûcip şeyleri öğrenmeli iyice.

 

Zîrâ hangi kapıdan çıktıysa "îmân" eğer,

Yine aynı kapıdan, geriye avdet eder.

 

Hak teâlâ îmânı, bizlere etti ihsân.

Cennete, bunun ile gidecek cin ve insan.

 

Peygamber Efendimiz buyurdu ki bu bapta:

Mü’minler geçerlerken mahşer günü Sırât’ta,

 

Cehennem seslenir ki: “Biraz çabuk olunuz!

Ki, zîrâ ateşimi söndürüyor nûrunuz.”)

 

Bir gün de buyurdu ki: (Âhirette kurtulmak,

“Doğru îmân” ve “Hâlis amel”le olur ancak.

 

Oğlum, dünyâda kalmak zamânı pek kısadır.

Çoğu boş yere geçti, kalan ise pek azdır.

 

Gençlikte yaptığımız çirkin, fenâ fiiller,

“Tövbe” ve “gözyaşı”yla affedilebilirler.)

 
 


Abdüllatif Uyan
 
 

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tasavvufun-gayesi-t22320.0.html




Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 31
Cevaplandı: Tasavvufun Gayesi
« Cevapla #1 : 16/03/11, 20:49 »
Tasavvufun gayesi

 


Tasavvuf, dünyanın süsünden yüz çevirmek, insanların meyil edegeldiği geçici lezzetlerden korunmak, halk ile beraber, Hakk‘a yönelmektir.     
                                                       
Tasavvufun gayesi Hakk’ın rızâsını kazanmak için nefisleri temizlemekten, güzel ahlâk sahibi olmaya çalışmaktan, kısaca Allah ve Resûlü’nün ahlâkiyle ahlâklanmaktan ibarettir.

Önceleri tasavvufun zuhûrunden maksat, ahlâkı güzelleştirmek, nefsi terbiye etmek, yani nefsi dine râm, dini nefs için vicdan kılmak, nefsi dinin hükmü altına sokmak, sâlih ameller ve güzel ahlâk ile süslenmekti.

Hazret-i Peygamber Efendimiz hâtemü’l-enbiyâ olarak gönderilmelerinin sebebini kendileri bizzat şöyle buyurmuşlardır: “Ben mekârim-i ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, “Hüsnü’l-Huluk”, 8 )

Binâenaleyh tasavvufun ulaşmak istediği gaye, ahlâkın kemâl mertebesine varmak için her hususta Peygamberimizin gittiği ve gösterdiği yoldan yürüyüp, iç ve dış olgunluğu itibariyle insanlığın kemâline en güzel örnek olan Fahr-i Kâinat‘ın hakikî vârisi olmaktır.

Ceset ve ruh

İnsan iki hakikatten müteşekkildir: Ceset ve ruh. Ruh için Kur‘ân-ı Kerim‘de

“Rabbin meleklere: Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona; secdeye kapanın, demişti” (Hicr,29)


“Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: Ruh, Rabbimin buyruğundan ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.” (İsra,85) buyurulmuştur.

İnsanın ikinci hakikati olan anâsır ve eczâ için ise:
“Allah‘ın katında İsa‘nın durumu -kendisini topraktan yaratıp sonra (ol) demesiyle olmuş olan- Âdem’in durumu gibidir” (Al-i İmran,59)

“Allah, (İblis’e): Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir? (İblis): Beni ateşten, onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm, cevabını verdi” (A’raf,12) meâlindeki âyetler vârid olmuştur.

Şimdi latîf olan ruh, kesif olan bedene girince anâsırın ruh üzerinde yaptığı te’sirler, ruhun safvet-i asliyyesine halel getirdiğinden ve insanın kemâli ancak, ruhun safvetini muhafaza ile mümkün olacağından, ruhun, cismin üzerine galibiyetini te‘min için alınan tedbirler, tasavvufun gayesini teşkil etmiştir.

 

Mâhir İz, Tasavvuf




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Grup Hanedan - Gavs-i Kasrevi Böceğin Rızkı ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.06 saniyede oluşturulmuştur


Tasavvufun GayesiGüncelleme Tarihi: 20/01/20, 17:47 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim