Tazarruname - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.132 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.922 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22988 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tazarruname, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 4533 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tazarruname}   Okunma sayısı 4533 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı madca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 184
  • Konu: 68
  • Derviş: 725
  • Teşekkür: 0
Tazarruname
« : 05/08/08, 01:33 »
BEYÂN-I TEVHÎD

Bu bölüm Farisî lisanla ve manzum mısralarla (dizelerle) tahriç edilmiştir.

İŞARET-İ MARİFET

İlâhi ! Ey her şeyi çok hakkıyla bilen Melikimiz !
Ve ey bütün yaratılmışlerın yularlarını yed’i kudret elinde bulunduran Malikimiz !
Sen öyle bir Mûcîd’sin ki; (öyle bir yoktan var edisin ki) gül yanaklıları ekmâm-ı ehrâmda (ana rahminde) emsalsiz takdirin ile peydâ edersin.
Ve Sen öyle bir Mubdî’sin ki; (öyle bir benzersiz ve ve örneksiz yaratıcısın ki) yanakları gül gibi olanları ekmâm-ı ehrâmda huveydâ (görünen-aşikâr) eylersin…
Sen öyle bir Hâkim’sin ki; Nergis’in gözlerini,nergis gözlüler gibi hikmetinin eserleri ile binâ eylersin.
Ve Sen öyle bir Kerîm’sin ki; Sûsen’in (Menekşe’ye benzer güzel bir çiçek) ağzını sûsen ağızlılar gibi nimetinin zikirleri ile konuşan ve söz söyleyici eylersin.
Sen öyle bir Mahbûb’sun ki; (öyle bir Sevgili’sin ki) bülbül ağızlılar,gül ocağı ve fidanı gibi olan insanlar şevkinin ahengine ve nağmesine terennümler ederek şarkılar söylerler.
Ve Sen öyle bir Mâşûk’sun ki; (öyle bir büyük bir aşkla sevilen Sevgili’sin ki) ağızları bülbül gibi olanlar,gül ocaklarının ve fidanlarının bulunduğu bostanlarda
aşkının arzusuna ve hevâsına şarkı ve nağme söyleyicilik ederler.
Sen öyle bir Alîm’sin ki; marifetinin aynasında, gizlilik sırları ve iki cihânda da insanlar tarafından bilinmeyenler,gündüz görünen çehreler gibi aydınlık ve aşikârdır.
Ve Sen öyle bir Râhîm’sin ki; rahmetinin o tatlı rüzgârları, bütün yaratılmışların (insanların ve cinlerin) dimağlarında ve âlemlerdeki rûhların genizlerinde rayihây-ı beyaz amber gibi çok güzel kokuludur.
Sen öyle bir Cevâd’sın ki; (öyle bir Cömert’sin ki) yeryüzündeki ve gökyüzündeki dilencilerin dilenmeleri ve her şeyin bulunduğu bu âlemde, hibelerin ve hediyelerin bolundan dağıtılması ve bu günlerin tekerrürü ile ayların ve yılların biribiri ardınca gelmesi, nimetinin hazinelerinden bir zerre kadar dahi eksilmez.
Ve sen öyle bir Gafûr’sun ki; (öyle bir Affedici’sin ki) affını bekleyen bütün kullarının ve kölelerinin günâhları, suçları ve cürümleri ile cümle seyyielerinin (günâhlarının) ve taksirâtlarının mahvını bekleyenler, her ne kadar ve miktar sayısız,nihâyetsiz ve sayılamayacak derecede olsa da onları bağışlaman, Sen’in mağfiretinin denizinden bir katreye ( damlaya) noksan getirmez.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tazarruname-t3274.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı madca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 184
  • Konu: 68
  • Derviş: 725
  • Teşekkür: 0
Ynt: TAZARRUNÂME
« Cevapla #1 : 05/08/08, 01:34 »
Ey Melikimiz ve Padişahımız olan Rabbimiz ! Sen öyle bir Evvel’sin ki; Sana ibtidâ (başlangıç) yok…Ve Sen öyle bir Ahîr’sin ki;Sana intihâ ( son bulma) yok…
Sen öyle bir Zâhir’sin ki; kimse ne yaptığını ve ne ettiğini bilmez… Ve Sen öyle bir Bâtın’sın’ ki; kimse Sen’den gizlenemez…
Bir Hayy’sın ki; (öyle bir dirisin ki) bütün diriler hayatı Sen’den alır.
Bir Kayyum‘sun ki; cemi muhtaçlar hacet ve ihtiyaçlarını Sen’de bulur…
Bir Cebbâr’sın ki; “ İnnâ ceâlnâ fî ağnâkihim ağlâlâ… Yani, gerçekten biz kafirlerin boyunlarına lâleler (zincirli halkalar) geçirdik…” (Yasin Sûresi, Ayet: 8) zinciri ile cebbârların boyunlarını bağlamışsındır.
Bir Kahhâr’sın ki; ” Summe lakatağnamin hulvetin… Yani, hiç şüphesiz onun kalp damarlarını koparırdık…” (Hakka Sûresi, Ayet: 46) kılıcı ile kâahirlerin (zorbalıkla ve güçle üstünlük sağlayanların) cân damarlarını kesmişsindir.
Bir Sûbh-u Kûddus’sun ki; tesbihin için binlerce bin ak ve parlak özlü mücerred (soyut) rûhlar, ulvî merdivenlerle çıkılan yüksek kubbelere ve merak edilen yüksek semalarda dalga,dalga ve bölük, bölük durup, tesbih denizinde yüzücü ve cihânı temizlemekte gezici olup, sabahları; ” Venahnû sebbihû bi hamdik, Ve nukadisû leke… Yani, biz Sen’i hamdinle tesbih ve takdis ederiz..” (Bakara Sûresi, Ayet: 30)
Bir Vâhîd-i Ehâd’sin ki; tevhidin için yaratılmış her zerre ve denizlerdeki her katre, lisan-ı hâl ve delâlet-i ahvâl ile sanki konuşan bülbül olup derler ki; “Lâilâhe illellâhu vahdehûlâ şerîkeleh, lehul mulku ve lehul hamdu ve huve âlâ kulli şey’in kâdîr. Yani, Allah’tan başka hiçbir Allah yoktur . O birdir. Ortağı yoktur. Mulk O’nundur. O her şeye hakkıyla kâdirdir.”

__________________



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı madca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 184
  • Konu: 68
  • Derviş: 725
  • Teşekkür: 0
Ynt:Tazarruname
« Cevapla #2 : 05/08/08, 01:36 »
Selâm’dur, (eksikliklerden beridir) afâttan,(belâlardan,ve felâketlerden);
Mümin’dir, (insanlara emniyet ve imân vericidir) âhâttan,
Mütekebbir’dir, (büyüklükte eşi ve benzeri yoktur) n’ola yakışır, (ne olsa-bu durum sadece O’na uygundur)
Mütecebbir’dir, (kudret ve zorlamada eşi ve benzeri yoktur) ne var (ne yapsa) yakışır;
Mecîd’dir,(şan ve şeref sahibidir) mecdi hakiki, (hakiki şeref sahibi);
Kavi’dir, (çok kuvvertli ve çok sağlamdır) kuvveti tahkiki;
Metin’dir, metni muhkem, (güçlü ve sağlam);
Hâkîm’dir, hükmü mübrem, (karşı durulamaz ve karşı çıkılamaz);
Mübdî durur, (benzesiz ilk yaratıcıdır) dünyada;
Muid durur, (yeniden diriltip yaratıcıdır), ukbâda (ahirette);
Mûmit durur, (ölüm emrini verir) ebdânı (bedenlere);
Muhyî durur, (can vericidir) yine ona;
Bâdî durur, (ilk bağışlayıcıdır) halkı;
Kasım durur, (kısmetleri ayırır,üleştirir) rızkı;
Mukaddim’dir, (ileriye geçirendir) öne geçeni;
Muahhir’dir, (geriye bırakandır) sona kalanı;
Velî,dir, evliyâsına;
Vekîl’dir asfiyâsına, (iyi halli insanlara);
Zari’dir, (zarar vericidir) mazarratı hikmetten
Nâfî’dir, (menfaat sağlayıcıdır) menfaati kudretten;
Rabb’dir, (terbiyecisi ve yaratıcısıdır) mümkinatun, (Allahın haricindeki her şeyin);
Nûri durur, (gökerin ve yerin nûrudur) mevcûdatın;
Vahîd’dir ki;bâkî olan ve sürekliliği zevâl bulmaz çadırında ferdâniyet ile mevsûf;
Ehâd’dir ki;eksilmeyen ve kaybolmayan bâki döşeğinde vahdâniyet ile marûf…


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı madca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 184
  • Konu: 68
  • Derviş: 725
  • Teşekkür: 0
Ynt: Tazarruname
« Cevapla #3 : 05/08/08, 01:37 »
Bâsıt durur, (feyz ve kereminden vericidir) kabzında (darlığında) şükür eyleyeni,
Hâfız durur, (saklar ve korur) tereffû ehlini, (şeref ve ilim sahiplerini)
Râfi durur, (yükseltir) tevazu eyleyeni,
Muzill,dur, (zillet verir ve alçaltır) müteazzizini, (büyüklük ve ululuk taslayanları)
Muizz’dur, (izzetlendirerek yükseltir) mütezellilini, (kendisini ve nefsini hor ve hakir görenleri)
Adil durur, (adaletlidir) mülkünde zulmü yok,
Sabûr durur, (sabırlıdır) kullarına hilmi (yumuşaklığı ve merhameti) çok,
Hâbîr’ur,(haberdardır) her gizli sırdan ;
Hâsîb’dur ,(hesab edicidir) her hayrı ve şerri ;
Lâtif durur ki, (en ince ayrıntıları görür ve onlara nüfuz edicidir) lûtfu sayılamayacak kadar çok ;
Mun’im durur ki, (öyle nimetlendiricidir ki) hadsiz bir şeklide ;
Vasi durur, (rahmeti ve ilmi her şeyi kuşatmıştır) her şeye vüsat (genişlik ve ferahlık) O’ndan ;
Kerem durur, (ihsan edici ve cömerttir) âlemde mekemet (cömertlik) O’ndan ;
Musavvir’dir, (tasvir edici ve sûret vericidir) varlıklara her sûreti ;
Muheymin’dir, (her şeyi görüp-gözeticidir) her sireti ;
Âlî’dir, (büyüktür) büyüklüğü belli bir ölçüye göre fevkânî değil ;
Azîm’dir, (azamet ve büyüklük sahibidir) azameti ve büyüklüğü cismanî değil ;
Şekûr’dur, (şükürleri kabul edicidir) şekûr olan (şükreden) kullarına ;
Raûf’tur, (şefkatli ve merhametlidir) rahmet eder mücrimlere ;
Vâhib durur, (bağışlayıcı ve ihsan edicidir) hayatı ;
Baîs durur, (kabirleri ölüleri dirlticidir) emvâtı (meyyitleri);
Hamid’dir, (övülmeye lâyıktır ) her dilde ;
Şehîd’dir, (her şeyi görüp-bilicidir) her gönülde ;
Câmi durur, (ahiret gününde bütün inanları cem edicidir ) ahirette ;
Hâzır durur, her vakitte ;
Muğni durur, (zengin edicidir) her gani (zengin) O’ndan ;
Celîl’dir, (büyüklük sahibidir ) celâli
(kudreti,yüceliği ve şanı) zâtından ;
Reşîd durur, (doğru yola ileticidir) rüşd (doğru yolu aramayı,bulmayı) umanlar ;
Mürşid durur, (doğru yolu kısmet kılıcıdır) imân bulanları ;
Muksit’tur, (adalet ve insafla hareket edicidir) iline ;
Muntekîm’dir, (istihkaka göre ceza vericidir) ehline ;
Vâli durur, (tasarruf edcidir) mülkünde ;
Müteâli’dir, (her şeyden yücedir) izzetinde ;
Bedîi’dir ki, (öyle bir eşi ve benzeri olmayan yaratıcıdır ki) nazir-u misâl (örnek ve benzer ) gerekmez ;
Mübdî’dir ki, (öyle bir benzersiz yaratıcıdır ki) ihtirâına (benzersiz yaratıklar meydan getirmesine ) sûret u timsal (şekil ve kopya) gerekmez ;
Hem Muhîb’dur, (kullarını sevendir) ve hem Mahbub, (sevgilidir);
Hem Talib’dir (isteklidir) ve hem Matlûb (istenilen, arzu edilendir);
Hem Vedûd’dur, (çok sevendir) ve hem Mevdûd (sevilendir);
Hem Şahîd’dir (görendir) ve hem de Meşhûd (şehadet edilendir);
Râkîb’dur, (gözetilecekleri gözetleyendir) ve Hâzır ;
Kârîb’dur, (yakındır) ve Nâzır ;
Hâlik’tir, (yaratıcıdır) ve Mâcid (şan ve şeref sahibidir) ;
Muhsî’dir, (bütün mevcûdatı sayılarınca bilicidir) ve Vâcîd (kimseye muhtaç olmayandır);





Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı madca

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 184
  • Konu: 68
  • Derviş: 725
  • Teşekkür: 0
Ynt: Tazarruname
« Cevapla #4 : 05/08/08, 01:38 »
Her şeye karîbtir (yakındır) yakınlığı yani, kurbi mekâni (görünürde) değil;
Her mevcûd (yaratılmış) ile beraberdir, mâiyyeti (beraberliği) zamanla ilgili değil;
Kayyum’dur (zâtı ile zeli ve ebedi olarak kaimdir) âlem O’nun ile kaim, (ayakta duruyor),
Feyyâz’dır, (feyiz sahibidir) cihân feyzi ile dâyim (devamlı O,nunla feyizlenir); Vehhab’dır ki, (öyle bir karşılıksız verendir ki) kemîne (en küçük bahşişi) varlık;
Rezzâk’tır ki; (öyle bir rızık vericidir ki) hazinesinde yok yokluk;
Gâni’dir ki; (öyle bir zengindir ki) hiç fakirlik görmez, yani,
hiçbir şeye bir ihtiyaç duymaz,
Kâmil’dir ki; (öyle bir kemâl sahibidir ki) O’na noksan eli ermez.
Vâris durur; (her şey yok olduktan sonra sadece O kalacaktır) evvele ve bidâyete dahi O maliktir.
Bâki durur, (kesinlikle yok olmayacak bir şekildedir) bakisi (kendisinden başka olan her şey) cümle halik. (yok olmuş olanlardır).
Vacib durur; (varlığı zaruri oluo,olmaması imkânsız olandır) O,na vacib (yani yerine getirecği bir borç) yok,
Ulu’dur ve yücedir; dergâhına hâcib (kapıcı-hizmetkâr) yok,
Mutî’dur ki; öyle bir verendir ki) her kişiye can bağışlar,
Mâni durur; (başkalarından esirgeyici ve sakındırıcıdır) ne olursa vermek elinde,
Muzill’dur; (zillet verici ve alçaltıcıdır) nevar izlâli gölgelendirmesi) mülkünde,
Fettâh’tır; (feth edicidir) bağlı dilleri,
Vedûd’dur; (çok sevicidir, muhabbetlidir) uyanık gönülleri,
Kebîr’dur; (çok büyüktür) kibri izâfî (büyüklüğü sonradan büyütülmüş) değil,
Sâdık durur;(haberi ve her vâdi gerçektir) vâdi hilâfî (gerçek-dışı ve yalan)değil,
Settâr’dır; (örtücüdür) kullarının günâhlarını;
Mucîb’dur; (bir şeyin olmasına lâzım gelir,gerekir)
mazlûmların âhını; (yani onların ahını kabul ve icabet eder),
Kâzi durur; (her türlü takdir elinde olarak bekler) yalvaranın hâcetini (isteklerini),
Semî’dur; (işiticidir) her fakirin münâcatını,
Kâfi’dir; her mühimmi (her mühim ve önemli işe yeticidir),
Dâfî’dur; (def edicidir) mülimmi (belâları, dertleri, kederleri),
Cebbâr’dur ki; (öyle bir ululuk ve yücelikli kudret sahibidir ki) kimsenin O,na cebri yok,
Kahhâr durur ki; (her şeye üstünlük sğlamış olarak durur ki) kahrında lûtfu çok,(yani, O,nun kahrı bile kahredilenler için bir lûtuftur).
Kâbız durur, (feyz ve kereminden mahrum kılıcıdır) bastında (vermesinde ve ihsân etmesinde) gurur edeni,



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.890
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Ynt: Tazarruname
« Cevapla #5 : 05/08/08, 02:32 »
Allah (c.c) razı olsun.  :X06



Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 619
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1
Cevaplandı: Tazarruname
« Cevapla #6 : 25/12/10, 16:47 »


 X:01

 :X06


Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Aşkla yanan dirilere ihtiyacımız var. İnseallah bizde buradayız artık.. ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.046 saniyede oluşturulmuştur


TazarrunameGüncelleme Tarihi: 08/08/20, 09:50 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim