Tekfir ve usulsüz tenkit - İslami İçerikli Yazılar
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22965 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tekfir ve usulsüz tenkit, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1278 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tekfir ve usulsüz tenkit}   Okunma sayısı 1278 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mavi

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.494
  • Konu: 741
  • Derviş: 86
  • Teşekkür: 18
Tekfir ve usulsüz tenkit
« : 03/12/08, 01:52 »


Tekfir ve usulsüz tenkit


Bazı müslümanlar, kendi din anlayışlarına uymayan bir anlayış ve
inancın sahiplerini hemen tekfîr ediyor, dinden çıktıklarını söylüyorlar.

Keza kendi anlayış ve uygulamalarına uymayan bir davranış gördüklerinde
tenkit ediyor, düzeltmeye (nehiy ani'l-münker yapmaya) kalkışıyorlar.

Bu yaklaşım müslümanları parçalıyor, birbirine düşürüyor, usulüne
göre tenkit ve düzeltme kapısını da kapatıyor.

İşte bu yüzden tekfir ve ıslah konusunda bazı sabit kuralları açıklamak gerekli.

Eskilerin güzel ve unutulmaması gereken bir kâideleri vardır:

"Lüzûm-i küfür değil de, iltizâm-ı küfür küfrü gerektirir"

Bu kâideye göre bir kimsenin İslâm dairesinden dışarı çıkması,
müslümanlara göre yabancı sayılabilmesi için küfrü
(müslümanlığa sığmayan bir düşünce ve inancı) bilerek
ve gönülden benimsemiş olması gerekir.

Kişi, küfrü gönülden ve bilerek benimsemediği müddetçe,
onun bir yorum veya davranışı, bir başkasına göre dinden çıkmasını
gerektiriyor diye o kâfir sayılamaz; yani gerçekte kâfir olmaz.

Tevîlin (yorumun) usûlüne uygun olarak yapılmamış olmasından
önemli hatâlar doğabilir; böyle yorumlar kişi ve grupları, Allah
ve Rasûlü'nün (sav) murâdı olan İslâm yolundan uzaklaştırabilir,
ancak tevil bulundukça küfre hükmetmek, tevil sahiplerini
İslâm ümmetinden dışlamak oldukça düşünülmesi gereken,
sorumluluk getiren bir hüküm olur.

Tevil, kişinin şahsî düşünce, keşif, ilhâm ve temâyülünü
vahyin üstüne çıkarıyor, vahyi geri plâna itiyor, açıkça
veya doğurduğu sonuç itibârıyla akla ve ilhâma
dayanan bir din getiriyorsa bu tevil sahipleri ile birleşilemez.

İslâm adına ortak bir hizmet gerçekleştirilemez.
İhtilâf vahye öncelik vermemekten değil de, onun sübutu
(bize sağlam olarak intikâli; ki, bu ancak hadîsler için söz konusudur),
yahut usûlünce yorumdan kaynaklanıyorsa
bu ihtilâf grupları ile işbirliği mümkündür ve gereklidir.

Bir kimsenin belli bir davranışı, dış görünüşü itibarıyla küfrü gerektiriyor,
"bunu ancak kâfir olan yapar, söyler" kanaâtini veriyorsa buna
"küfr-i lüzûmî" denir .

Bu durumda kişi, mezkûr davranışının küfrü gerektirdiğini
bilmiyor, yahut bunu yaparken kâfir olmayı kasdetmiyor olabilir.
Eğer şahıs, yaptığı ve söylediğinin (davranışının) küfrü gerektirdiğini,
müslümanın dinden çıkmasına sebep olduğunu biliyor ve bu maksatla
mezkûr davranışta bulunuyorsa, küfrü iltizam ediyor ve benimsiyor demektir;
işte buna da "küfr-i iltizâmî" denir.

İmdi farklı düşünen, farklı yapan iyi niyetli, samimi müslümanlarla
tartışmak, kardeşçe ve "birbirlerine karşı merhametlidirler"
ferman-ı ilahisine uygun üslupta karşı fikir ileri sürmek, uyarmak mümkündür, caizdir.

Fakat onları tekfir etmek, nehiy ani'l-münker yapmak caiz değildir.
Çünkü bir kimsenin kafir olmasının şartı iltizamdır(küfrü benimsemesidir),
yahut da söz ve davranışının İslâm içinde kalmasına müsait hiçbir
tevile ihtimal taşımamasıdır.

Nehiy ani'l-münker de ancak iki tarafın meşrû olmadığında ittifak
ettikleri konularda olur,ictihada açık ve ihtilaflı konularda değil.

İctihada, yoruma açık olan, bu sebeple de ortaya birden fazla
meşru ictihad, mezhep ve uygulama çıkmış bulunan konularda,
bunlardan birini benimsemiş olan kişi ve gurupların diğerlerini
İslam'dan veya meşruiyet çerçevesinden dışlamaları yanlıştır.

Mesela kadınların yüzlerinin kapatılması gerekli değildir diyenleri,
kapatılması gereklidir diyenler ıslah etmeye kalkışamazlar;
her müslümanın ictihadı, mezhebi kendinedir ve
meşrudur demeye mecburdurlar.

Prof.Hayrettin Karaman

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tekfir-ve-usulsuz-tenkit-t6629.0.html



Bulmak değil imiş bilmek, bilmek değil imiş bulmak, Evliyaya gönül vermek, rengine boyanmak imiş...


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Gam neşenin gölgesi Safranbolu / Güzergah ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.154 saniyede oluşturulmuştur


Tekfir ve usulsüz tenkitGüncelleme Tarihi: 27/05/20, 18:43 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim