Tesbihata Vakit Var mı? - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.056 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.632 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22906 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tesbihata Vakit Var mı?, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3571 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tesbihata Vakit Var mı?}   Okunma sayısı 3571 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Tesbihata Vakit Var mı?
« : 16/11/12, 23:41 »

Hayatımız koşturmaca ile geçiyor. Bu durum büyük şehirdekilerden köydekilere, iş adamlarından ev hanımlarına kadar herkes için hemen hemen aynı.  Hal böyle olunca ya birçok şeyi erteliyoruz yâda iptal ediyoruz. Hızla akıp giden zaman gibi görünse de hakikatte akan ve elden giden ömür dediğimiz sermaye. Alıp verdiğimiz her nefesle, attığımız her adımla ahirete ve ömrümüzün sonuna yaklaşıyoruz. O halde ahirete ve hesaba inananlar olarak hızlı akıp giden hayatımızda ötelediğimiz, zaman ayıramadığımız şeyleri yeniden gündemimize almamız gerekiyor. Zira belki de ihmal ettiklerimiz ahirete dönük olan işlerimizdir.
 
Nefis ve şeytan, dinin direği olan namaza karşı tüm kuvvetleriyle hileye girişir. Namaz için camiye gidecek olan müminlerin evde yada iş yerinde kılmasına sebep olur, vaktinde kılacak olanları geciktirir. Nefsin ve şeytanın namazla alakalı bir oyunu da tesbihatı terk ettirmesidir. Öğle ve ikindi iş sebebiyle, akşam ve yatsı yorgunuz diye, sabah da uykusuzluktan, hâsılı pek çok namaz da tesbihatları terk ediyoruz. Oysa Efendimiz s.a.v.’in uygulamalarından oluşan tesbihatlara, ibadetlerimizi takviye etmesi, coşku ve huzur vermesiyle, sevabının ve faydalarının çokluğuyla günümüzde özellikle ihtiyacımız var.
 
Dünya ahiret yetecek zikir
 
Ecdadımızın camilerde sistemleştirdiği, günümüzde de devam eden, her namaz sonunda  “alâ rasulina salavat“ “Peygamberimize salat olsun” diyerek başlayan namaz tesbihatı bizatihi Rasulullah’ın asrı saadette ehlibeyte ve sahabelerine öğrettiği kutlu zikirlerden oluşmaktadır. Zira Efendimiz’in göz nuru Hz. Fatıma ev işlerini kendisi yapıyordu. Hz. Ali r.anh. peygamber kızının böyle zahmet çekmesine üzülüyordu. Çünkü evine su taşımaktan Hz. Fatıma annemizin elinde kırba izi görünüyordu. Elleri de el değirmeniyle buğday öğütmekten nasır bağlamıştı. Ayrıca ateşle uğraşmaktan ve kazanlardan dolayı elbiseleri kararıyordu. Bundan dolayı Hz. Ali r.anh Hz. Fatıma’ya, “Rasulullah’ın huzuruna gidip durumunu beyan edecek olursan ev işlerinde sana yardımda bulunacak bir hizmetçi verir.” dedi. Fatıma annemiz Rasulullah’ın huzuruna gitti. Hz Peygamber’in bir grup sahabeyle sohbet ettiğini görünce ihtiyacını izhar etmekten utanıp bir şey söylemeden geri döndü. Rasulullah, s.a.v. kızı Fatıma’nın bir hacetten dolayı geldiğini anlamıştı. Efendimiz s.a.v. o günün sabahı Hz. Ali r.anh’ın evine gitti, selam verdi. Yanlarına oturarak şöyle buyurdu: “Fatımacığım, dün gece ne maksatla bizim eve geldin?” Hz Fatıma r.anha hacetini arz etmekten utandı. Bu sırada Hz. Ali durumu anlattı. Bunun üzerine, Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu: “Kızım, henüz Suffa ashabının ihtiyacını karşılayamadım ki sana hizmetçi vereyim. Fatımacığım, hizmetçiden daha hayırlı olan bir şeyi sana öğreteyim mi? Her gün otuz üç defa “subhanallah”, otuz üç defa “el-hamdu lillah” ve otuz üç defa da “Allah-u ekber” zikrini söyle. Bu zikir yüz defadan fazla değildir fakat bunun amel defterinde bin sevabı vardır. Fatımacığım, eğer bunu her gün sabahleyin söylersen, Allah dünya ve ahiret işlerinde sana kifayet eder”
 
Hz Fatıma r.anha cevaben üç defa: “Allah ve Rasulü’nden razı oldum”dedi. (Buhârî)
 
Her namazdan sonra
 
Rasulullah s.a.v.’in namaz tesbihatını tavsiye ettiği diğer bir hadise şöyledir:
 
Bir gün, başta Ebû Zer r.anh olmak üzere muhacirlerin fakir olanları Hz. Peygamber s.a.v.’e gelerek şöyle dediler:“Yâ Rasulallah, zengin sahabeler yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor. Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz. Onlar köle azat ediyor, biz edemiyoruz.” Sahabelerini dinleyen Hz. Peygamber, onların gönlünü şu müjdesiyle aldı: “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla, sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Her namazdan sonra otuz üç kere “Subhanallah”, otuz üç kere “El-hamdu lillah”, otuz üç kere “Allah-u Ekber” derseniz, tamamı 99 eder. Yüzün tamamında da, “Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerika leh, lehul mülkü ve lehul hamdu ve huve alâ külli şeyin kadîr” derseniz, günahlarınız denizin köpüğü kadar da olsa, affolunur.” (Müslim)
 
İslam uleması hadislerde otuz üç sayısının kayıtlanmasından dolayı sayıya riayet edilmesi gerektiği üzerinde durmuşlar, eksik yâda fazla okumanın vaat edilen sevaba engel olabileceğini söylemişlerdir.
 
Bediüzzaman hz. de namaz tesbihatındaki zikirlerin, bir anlamda bütün namazın tekidi ve takviyesi olduğunu şöyle ifade eder:
 
“Namazın manası, Cenab-ı Hakkı tesbih ve tâzim ve şükürdür. Yâni celâline karşı sözle ve fiille “Subhanallah” deyip takdis etmek, hem kemâline karşı lâfzan ve amelen “Allah-u Ekber” deyip tâzim etmek, hem cemâline karşı kalben, dille ve bedenen “El-hamdu lillah” deyip şükretmektir. Demek, tesbih ve tekbir ve hamd namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın hareketleri ve zikirlerinde bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra namazın mânâsını te’kit ve takviye için şu mübarek kelimeler  otuz üç defa tekrar edilir.” (Sözler, 9)
 
Namaz tesbihatlarımızda geleneksel olarak Hz. Peygamber’e salavat getirdikten hemen sonra  “subhanallah” zikrine başlamadan evvel ayet-el kûrsi okuruz. Bunun sebebi ise Efendimiz s.a.v.’in şu tavsiyesidir: "Her kim, namazın arkasından Ayet-el Kûrsi'yi okursa, cennete girmekten onu ancak ölüm men eder. Her kim onu yatacağı zaman okursa, Allah Teâlâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir." (Beyhâki)
 
Her güne ateşten kurtuluş beratı
 
Bu zikirlerin dışında günümüzde her camimizde yapılmayan fakat Allah dostlarının terk etmediği ve bazı camilerde devam eden zikirler de vardır. Bunlardan en bilineni sabah namazı farzından hemen sonra yapılan “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” zikridir. Bazı kadiri meşayihi bu zikri cehren yaparken diğer tarikat erbabı sessiz yapmışlardır.  Bu zikir hususunda Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur  “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü. Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”  derse kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!” (Buhari)
 
“Allahumme ecirnî min-en-nâr” (Allahım bizi cehennemden koru.) duası da bazı camilerimizde devam eden dua-zikirlerdendir. Bu dua hemen hemen tüm evliya ve salihlerin evradı arasında bulunur.  Çünkü Rasulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: “Sabah namazından hemen sonra, insanlardan birisiyle konuşmadan önce yedi kere: ‘Allahumme ecirnî min-en-nâr.’ de. Eğer sen bunu dediğin günde ölsen, Allah Teâla sana ateşten, kurtuluş beratını yazar. Akşam namazını kıldığın zaman, insanlardan birisiyle konuşmadan önce yine yedi kere: ‘Allahumme ecirnî min-en-nâr.’ de. Eğer sen bu gecende ölsen, Allah Teâla sana ateşten kurtuluş beratını yazar.” ( Ahmed ibni Hanbel)
 
Şeytan ve nefsin ikinci bir hilesi de namaz tesbihatına ehemmiyet vermeyip tekke evradına gayret göstermektir. Tasavvuf alimleri namaz tesbihatlarına devam etmiş, daha birçok evrad ve ezkar da ziyade etmişlerdir. Bundan dolayı bazı saliklerin namaz tesbihatında atalet gösterip tekke evradına sarılmasına bakılmaz. Bu hususta büyükler örnek alınmalı, hem namaz tesbihatına devam edilmeli hem de tekke dersleri yapılmalıdır. Bunlarla birlikte yaptığımız dua, zikir ve amellere güvenmeyip Allah’ın rahmeti umulmalıdır. Gerçek hayatın ebedi ahiret hayatı olduğunu bilen biz müslümanların her biri birbirinden kıymetli bu zikirlerden, hangi sebeple olursa olsun mahrum olması, ahiretimiz adına büyük kayıp demektir.
 
Yazarın bu yazısı Ekim ayında Semerkand Dergisinde yayınlandı.


Selim UĞUR
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tesbihata-vakit-var-mi-t32119.0.html;topicseen





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Haberin var mı... Peygamber Efendimizin Binitleri ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.228 saniyede oluşturulmuştur


Tesbihata Vakit Var mı?Güncelleme Tarihi: 13/11/19, 12:21 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim