Ubudiyyet - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.061 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.639 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22909 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Ubudiyyet , konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1488 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Ubudiyyet }   Okunma sayısı 1488 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı seydamm

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 39
  • Konu: 6
  • Derviş: 1147
  • Teşekkür: 1
Ubudiyyet
« : 26/12/09, 11:33 »
Allah Teâlâ buyurmuştur ki:

“Sana ölüm gelene kadar rabbine ibadet et.” [Hicr 15/99.]

Ebû Hüreyre’nin [r.a] rivayet ettiği bir hadiste, Hz. Peygamber [s.a.v] şöyle buyurmuştur:

“Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ, kendi rahmetinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir. Onlar şunlardır:


1. Adil yönetici.
2. Allah’ın ibadetinde büyüyen genç.
3. Kalbi mescidlere bağlı kimse.
4. Birbirini sırf Allah için seven, bu sevgi ile buluşup, bu sevgi içindeyken ayrılan iki kimse.
5. Tek başına gizli bir yerde Allah Teâlâ’yı zikredip gözlerinden yaş boşalarak ağlayan kimse.
6. Kendisini zinaya çağıran güzel ve itibarlı bir kadına, ‘Ben âlemlerin rabbi olan Allah’tan korkarım’ deyip harama yanaşmayan kimse.
7. Sağ elinin verdiği sadakayı sol elinin bilemeyeceği şekilde gizli sadaka veren kimse.” [Buhârî, Salât, 187; Zekât, 17; Müslim, Zekât, 91; Tirmizî, Zühd, 53; Nesâî, Kazâ, 2.]

Üstadım Ebû Ali Dekkâk’ın şöyle söylediğini işittim: “Ubûdiyyet [Mevlâya boyun eğip nefsi emrine teslim etmek] sadece ibadet etmekten daha mükemmeldir. Kul önce ibadete başlar, peşinden ubûdiyyet gelir, onu ubûdet [Hak’ta fâni olma ve ilâhî tecellilerde kaybolma hali] takip eder.

İbadet, müminlerin avamı içindir. Ubûdiyyet havas [seçkin velîler] içindir. Ubûdet ise havassü’l-havas denen en seçkin velîler içindir.”

Yine onun şöyle dediğini işittim: “İbadet, ilme’l-yakîn sahipleri içindir. Ubûdiyyet, ayne’l-yakîn sahipleri içindir. Ubûdet ise, hakka’l-yakîn sahipleri içindir.”

Yine üstadımın şöyle söylediğini işittim: “İbadet, mücahede [amel ve gayret] sahipleri içindir. Ubûdiyyet, nefis terbiyesi için çeşitli sıkıntılara girenler içindir. Ubûdet ise, müşahede sahiplerinin sıfatıdır. Allah’a ibadette nefsini geri çekmeyen kimse ibadet sahibidir. Bu yolda kalbini esirgemeyen kimse ubûdiyyet sahibidir. Hak için ruhunu feda etmekten çekinmeyen de ubûdet sahibidir.”

Şöyle denilmiştir: Ubûdiyyet, bütün şartlarını yerine getirerek taatlerin hakkını vermek, senden meydana gelen her şeyi kusurlu görmek ve başına gelen her şeyin ilâhî takdirle gerçekleştiğini müşahede etmektir.

Bu konuda şunlar söylenmiştir:

Ubûdiyyet, başına gelen ilâhî tecelli ve takdirler karşısında iradeyi terketmektir.

Ubûdiyyet, kendi güç ve kuvvetinden sıyrılmak, Allah Teâlâ’nın sana verdiği güç, zenginlik ve nimetin O’ndan olduğunu itiraf etmektir.

Ubûdiyyet, sana emredilen şeylere sıkıca sarılmak, yasaklanan şeylerden de uzaklaşmaktır.

Muhammed  b. Hafîf’e, “Ubûdiyyet [Hakk’a kulluk] ne zaman sahih ve güzel olur?” diye sorulduğunda hazret, “Kul bütün yükünü mevlâsına havale edip [O‘nun taatine yöneldiği] ve başına gelen musibetlere O’nunla sabrettiği zaman” demiştir.

Sehl b. Abdullah-ı Tüsterî demiştir ki: “Kul, şu dört şeyden korkuyu üzerinden atmadıkça güzel kulluk yapamaz: Açlık, elbise yokluğu, fakirlik ve zillet.”

Denilmiştir ki: Ubûdiyyet, bütün varlığın ile Allah’a ibadete yönelmen ve bütün [geçim ve benzeri] yüklerini O’na havale etmendir.

Tedbiri terketmek ve her şeyde ilâhî takdiri görmek, ubûdiyyetin [güzel kulluğun] alâmetlerindendir denmiştir.

Zünnûn-i Mısrî şöyle demiştir: “Ubûdiyyet, yüce Allah’ın her halde senin rabbin olduğu gibi, senin de her halde O’nun kulu olmandır.”

Ebû Muhammed -i Cerîrî demiştir ki: “Nimete [mala-mülke] kölelik yapanların sayısı çoktur, nimeti verene kulluk edenler ise çok azdır.”

Üstadım Ebû Ali Dekkâk’ın şöyle söylediğini işittim: “Sen kimin emrinde ve hizmetinde isen onun kölesisin. Eğer sen nefsinin elinde esir isen, nefsinin kulusun, dünyanın peşinde esir isen dünyanın kulusun [Mevlânın esiri ve âşığı isen O’nun kulusun].”

Hz. Resûlullah [s.a.v] bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Altına, gümüşe, kumaşa kulluk edenler helâk oldular.” [Buhârî, Rikâk, 10; Cihâd, 70; İbn Mâce, Zühd, 8; İbn Hibbân, Sahîh, nr. 3218; Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ, 10/245; Begavî, Şerhu’s-Sünne, nr. 4059.]

Bâyezid-i Bistâmî bir adam gördü; kendisine, “Sanatın nedir?” diye sordu. Adam: “Eşek hizmetçisiyim, onun bakımı ile meşgulüm” dedi. Bâyezid, “Allah senin şu eşeğini öldürsün de bundan sonra eşeğin değil Allah’ın kulu ve hizmetçisi olasın” dedi.

Ebû Amr b. Nüceyd şöyle demiştir: “Bir kimse, bütün amellerinde bir çeşit riya [gösteriş] ve bütün hallerinde [ilâhî rıza dışında, gizli] birtakım dava görmedikçe, kulluktaki adımı temiz ve ihlâslı olmaz.”

Abdullah b. Münâzil demiştir ki: “Bir kimse, kendisine hizmet edecek birini istemedikçe tam bir kuldur. Nefsi için bir hizmetçi isteyince gerçek kulluk halinden çıkmış ve kulluğun edebini terketmiş olur [Ancak kimseden hizmet beklemediği halde, gönüllü olarak ona hizmet ediliyorsa bunun bir zararı olmaz. Bir de zaruret halleri bunun dışındadır].”

Sehl b. Abdullah-ı Tüsterî şöyle demiştir: “Bir kimse şu hale ulaşmadan güzel kulluk yapamaz: Yokluk halinde kendisinde hiçbir zillet eseri gözükmez, aynı şekilde varlık içinde de zenginlik eseri gözükmez [Her iki halde de şerefini ve tevazu halini korur, halka değil, Hakk’a bakar].”

Denilmiştir ki: Ubûdiyyet, rubûbiyyeti [her şeyde Allah’ın rabliğini, hüküm, irade ve idaresini] müşahede etmektir [Bunun sonu, bütünüyle O’na yönelmektir].

Üstadım Ebû Ali Dekkâk’tan dinlediğime göre, Nasrâbadî şöyle demiştir:

“Âbidin [ibadet ehlinin] kıymeti ibadet ettiği rabbinden gelir; aynı şekilde ârifin şerefi de yakînen tanıdığı rabbinden gelir.”

Ebû Hafs Haddâd şöyle demiştir: “Ubûdiyyet [Hakk’a kulluk] kulun süsüdür; onu terkettiği zaman süsü yok olur.”

Nebbâcî demiştir ki: “Kulluğun aslı şu üç şeydedir: Cenâb-ı Hakk’ın hükümlerinden hiçbirini reddetme. Hiçbir şeyi O’ndan esirgeme. O senin kendisinden başka birine bir hâcet arzettiğini işitmesin [ihtiyacını sadece O’ndan iste].”

İbn Atâ şöyle demiştir: “Güzel kulluk şu dört esas üzere kuruludur: Ahde vefa, ilâhî hudutları [farzları] muhafaza, mevcuda rıza, elde olmayana sabır.”

Amr b. Osman-ı Mekkî şöyle demiştir: “Mekke’de ve Mekke dışında karşılaştığım pek çok kimse arasında ve hac mevsiminde yanımıza gelen insanlar içinde -Allah kendisine rahmet etsin- Müzenî’den [İmam Müzenî, İmam Şâfiî’nin [rah] ileri gelen talebelerindendir. İsmi Ebû İbrahim İsmail b. Yahya’dır. 246 [877] yılında vefat etmiştir. İmam Şâfiî onun için, “Müzenî benim mezhebimin yardımcısıdır” diye övgüde bulunmuştur. İmam Müzenî, âbid, zâhid, vera‘ sahibi ve duası makbul bir zattı [bk. Sübkî, Tabakatü’ş-Şâfiiyye, 1/322; ayrıca bk. Vefeyâtü’l-A‘yân, 1/217-218; Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, 12/493-495].] daha gayretli ve ibadete daha devamlı hiç kimse görmedim. Yine Allah Teâlâ’nın emirlerine ondan daha fazla hürmet ve tazim eden kimse de görmedim. Yine din konusunda onun gibi nefsine karşı sıkı olup ihtiyatlı olanı seçen, insanlara ise geniş davranan hiç kimse görmedim.”

Üstadım Ebû Ali Dekkâk’ın [rah] şöyle dediğini işittim: “Yüce Allah’a kulluktan daha şerefli bir şey yoktur. Bir mümin için de kulluktan daha güzel bir isim yoktur. Bunun için Allah Teâlâ, dünyadaki en şerefli ânı olan mi‘rac gecesinde Hz. Peygamber’den [s.a.v] bahsederken şöyle buyurmuştur:

“Kulu Muhammed ’i bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, bütün noksan sıfatlardan uzak olup şanı çok yücedir.” [İsrâ 17/1.]

Allah Teâlâ diğer bir âyette de, “Allah kulu Muhammed ’e vahyedeceğini vahyetti” [Necm 53/10.] buyurmuştur. Eğer kulluktan daha yüce bir isim olsaydı, Allah Teâlâ peygamberi Hz. Muhammed ’e [s.a.v] o ismi verirdi.

Bu konuda şu mânadaki şiiri okurlar:

“Ey Amr! Durma o ay yüzlü sevgilimin yanına git. Onu işiten gören herkes tanır. Sakın bana, ‘Ey falanın kölesi!’ isminden başkasıyla çağırma! Çünkü bu, benim için en şerefli bir isimdir.”

Sûfîlerden biri demiştir ki: “Seni güzel kulluktan alıkoyan iki şeydir:

1. Nefsinin lezzetlerine yönelmen.

2. Kendi hareketine ve yaptığın işlere güvenmen.

Bu ikisini gönlünden silip attığın zaman, gerçek kulluğu yerine getirmiş olursun.”

Bu konuda Vâsıtî şu uyarıyı yapmıştır: “Size verilen ihsan ve nimetlerin lezzetiyle meşgul olmaktan sakının; şüphesiz bu hal, safa ehli [gönlünü Hakk’a verenler] için bir perdedir.”

Ebû Ali-i Cûzcânî demiştir ki: “Rıza, kulluğun binasıdır, sabır onun kapısıdır, işini Allah’a havale etmek [tefvîz] ise içinde durulacak evidir. Kapının önünde ses verilip izin istenir, binaya giren zor işlerden kurtulur, evin içine giren de rahat eder [Kul sabırla Hakk’ın kulluk kapısında durup izin ister. Rıza kapısından girince yolu açılır. Nefsini bir kenara itip işlerini rabbine havale edince rahat eder].”

Üstadım Ebû Ali Dekkâk’ın şöyle dediğini işittim: “Allah Teâlâ’dan rablik sıfatı hiç yok olmayacağı gibi, kuldan da kulluk sıfatı hiç kalkmaz, her ikisi de dâimîdir.”

Biri bu konuda şu mânadaki şiiri okumuştur:

“Bana kimsin diye sorarlarsa, ‘Ben onun kölesiyim’ derim. Ona benden sorarlarsa, ‘O benim kölem’ der.”

Nasrâbâdî şöyle demiştir: “Kusurlu görülüp peşinden af ve bağışlanma istenen ibadetler, yaptıktan sonra bir karşılık ve mükâfat beklenen ibadetlerden kulu Allah’a daha fazla yaklaştırır.”

Yine Nasrâbâdî demiştir ki: “Gerçek kulluk, kendisine ibadet edilen yüce zâtın müşahedesine dalıp, ibadetini görmeyi [ve onu kendine mal etmeyi] kalbinden çıkarıp atmaktır.”

Cüneyd-i Bağdâdî ise şöyle demiştir: “Gerçek kulluk, âhirette sana faydası olmayan bütün meşguliyetleri terkedip insanın her türlü korkusunu giderecek asıl işle [mevlâya yönelmekle] meşgul olmaktır.”

 



Kuşeyrî Risâlesi
[SÛFÎLERİN İNANÇ ve AHLÂKI]


Tercüme
Dr. Dilaver Selvi

SEMERKAND

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/ubudiyyet-t18230.0.html



VAR  OLMAK İSTİYORSAN Allah CC DA YOK OL

Çevrimdışı Alperen

  • Mütevelli
  • *****
  • İleti: 4.736
  • Konu: 695
  • Derviş: 12
  • Teşekkür: 145
Yanıt:Ubudiyyet
« Cevapla #1 : 26/12/09, 19:48 »
"Ubûdiyyet, başına gelen ilâhî tecelli ve takdirler karşısında iradeyi terketmektir.

Ubûdiyyet, kendi güç ve kuvvetinden sıyrılmak, Allah Teâlâ’nın sana verdiği güç, zenginlik ve nimetin O’ndan olduğunu itiraf etmektir.

Ubûdiyyet, sana emredilen şeylere sıkıca sarılmak, yasaklanan şeylerden de uzaklaşmaktır."

X:01  
 :X06


Değildir bu bana lâyık bu bende. Bana bu lutf ile ihsan nedendir?
Bu köleniz layık olmadığı halde, bunca ikramlar ve iyilikler nedendir?

Alvarlı M. Lütfî Efe . . .

Çevrimdışı Gavsa Umutlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 347
  • Konu: 27
  • Derviş: 5747
  • Teşekkür: 0
Yanıt:Ubudiyyet
« Cevapla #2 : 26/12/09, 22:47 »
Allah(c.c.) razı olsun. X:33X :X06


Bu yol öyle bir yoldurki,birini seversin ama bir türlü kavuşamazsın.Ona ondan çok uzaklarda olursun ama onun aşkıyla dopdolusun.Ve onun aşkı sarar seni gün geçtikçe içinde daha çok alevlenir.Bir zat sevdim ama bir türlü kavuşamıyorum.İşte o benim sultan seydamdır.


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Cevaplandı: Çay içmek iseyen buyursun Gül Güzeli ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.148 saniyede oluşturulmuştur


Ubudiyyet Güncelleme Tarihi: 20/11/19, 04:20 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim