Velîlerin Mücadele Ahlâkı - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.570 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22883 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Velîlerin Mücadele Ahlâkı, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2195 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Velîlerin Mücadele Ahlâkı}   Okunma sayısı 2195 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Velîlerin Mücadele Ahlâkı
« : 04/05/12, 23:47 »

Tasavvuf, en genel tarifiyle dünyevî hırs ve emellerden uzaklaşmaktır. Tarih boyunca tasavvuf büyükleri hep bu yönde nasihatte bulunmuşlar, özellikle kendi hayatlarında buna azami gayret göstermişlerdir. Haliyle onların yazdıkları kitaplar, onlardan aktarılan sözler ve menkıbeler de bu maksada yönelik olmuştur.

Zamanla -özellikle son asırda- bu anlayış, tasavvufu bilmeyen kimseler tarafından yanlış anlaşılmıştır. Bunlara göre tasavvuf erbabı kimseler dünya işlerini, hayatı boş vermiş, yani dünyadan elini eteğini çekmiş kimselerdir. Elbette hakikat böyle değildir. Allah dostları insanları irşad etmek için gayret gösteren, kendi hayatlarında da dünyevî maksat ve makamlardan uzak duran kimselerdir. Yoksa bu zatlar elini eteğini dünyadan çekmiş değillerdir. Bunu bizzat onların hayatlarından misallerle açıklayalım.

Seyyid Abdülkadir Geylânî k.s. ömrü boyunca insanlara nasihat etmiş, irşad için çabalamış, bu yolda eserler yazmıştır. Dolayısıyla hayatı insanlarla, insana hizmetle iç içe geçmiş bir zattır ve hayattan elini eteğini çekmiş değildir. Sadece dünya hayatının asıl maksadına yönlendirmek için gayret etmiştir.

Yine Hz. Mevlâna k.s. hazretlerinin ömrü insanlara hakikati anlatmakla geçmiştir. Ciltler dolusu eseri asırlar boyu insanları irşad etmiş ve etmektedir. Kendisi önemli bir müderris ve fıkıh alimidir. Bunların yanında sosyal ve siyasi hayatta da aktiftir. Mesela yaklaşmakta olan Moğol istilasını önlemek için onlarla mektuplaşmış ve Konya’nın yağmalanmasını engellemiştir.

Yine önemli bir alim ve hekim olan Akşemseddin k.s., İstanbul’un fethine bizzat kendisi, halifeleri ve talebeleri ile katılmıştır. Fetihten vazgeçme ihtimaline karşı padişahı keskin bir dille uyarmıştır. Maksada ulaşıldıktan sonra da talebeleriyle birlikte Göynük’e çekilmiştir. Hemen burada Hacı Bayram-ı Velî k.s. hazretlerini akla getirelim.

Akşemseddin hazretleri, Hacı Bayram hazretlerine bağlanmak için gittiğinde, onu müritleriyle buğday tarlasında çalışır halde bulmuştur.

Somuncu Baba k.s. hazretlerini düşünelim. Kendisi ekmek yapıp satan bir zattır. Yine Ahmed Yesevî k.s. hazretleri kaşık yontarak geçimini sağlarmış. Önünde nice sultanın, hükümdarın diz çöktüğü Yusuf Hemedânî k.s. elbisesini kendi diken, değirmene kendisi giden bir zattır. Bu zatlar aynı zamanda halkı irşad ile meşguldürler. Hiçbiri hayattan elini eteğini çekmiş değildir. Sadece kendilerini ve sözlerine itibar edenleri fani dünyanın bitip tükenmez arzularına terk etmemişlerdir.

Hâce Ubeydullah Ahrar, İmam-ı Rabbânî, Mevlâna Halid-i Bağdâdî (Allah hepsinin sırrını mukaddes kılsın) müslümanların maslahatı için devrin yöneticileri ile irtibat kurmuş, halkı rahata kavuşturmak için çabalamışlardır. Kanunî devrinin önemli müderrislerinden olan Beşiktaşlı Yahya Efendi hazretleri, emekli olduktan sonra halka hizmetle meşgul olmuş, cami, medrese, tıp fakültesi, çeşme ve hamamlar yaptırmış, ormanlık bir alanı ıslah ederek fidan dikmiş, meyve aşılamıştır. Ömrü kitap yazmak, ilim ve irşad için seyahat etmekle geçen İsmail Hakkı Bursevî k.s. hazretleri de, yeri geldiğinde savaşa katılmış, hatta yaralanmıştır.

Osmanlı’nın yıkıldığı yıllarda Libya-Tunus coğrafyasında Senusî şeyhleri işgalcilere karşı mücadele etmiş, buradaki savaş kaybedilince, mücadeleden vazgeçmeyip Suriye’ye, oradan da Antep’e, Urfa’ya  kadar gelip halkı mücadeleye çağırmışlardır. Bunun öncesinde, 93 Harbi diye bilinen savaşta Şeyh Abdurrahman-ı Tağî k.s. hazretleri halkı Ruslara karşı mücadeleye çağırmış, bu maksatla mektuplar yazmış ve kendisi de bizzat savaşmıştır.

İki misalle mevzuyu bitirelim. Birinci Dünya Savaşı patladığında, Rusların memlekete girmesi ile şehirler, köyler boşaltılmıştı. Ruslar Kars’ı ele geçirmişler, Muş ve Bitlis’e kadar dayanmışlardı.

Sâdât-ı Nakşibendiyye’den Muhammed  Diyauddin k.s. hazretleri evini Norşin’den Garzan bölgesine taşır. Bir sabah evinden tam bir savaşçı gibi giyinmiş halde, elinde tüfeği dışarı çıkar, atına biner. Bunun üzerine kardeşleri, halifeleri, müritleri ve ağalar kendi aşiretlerini de getirerek Hazret’in yanında savaşa katılırlar. Halifelerinden biri de Ahmed Haznevî hazretleridir.

İlk olarak bir köye saldıran Rusların önüne çıkıp köye girmelerini engellerler. Bu çarpışmalarda Muhammed  Diyauddin hazretleri büyük kahramanlık göstermiştir. Kaynaklarda anlatıldığına göre, Muhammed  Diyauddin hazretleri savaş boyunca iyice yorgun düşünceye kadar savaşır, daha sonra geri gelir ve mutlaka kendi kardeşlerinden birini gönderirmiş. Bir çarpışmada Hazret’in kardeşleri Muhammed  Said ile Eşref şehit olurlar. Osmanlı’nın nizamî orduları ile beraber savaşıp Bitlis’ten Rusları çıkarırlar. Daha sonra Muş ve Norşin’den de Ruslar çıkarılır. Dönemin padişahı Sultan Mehmed Reşad tarafından, Hazret’in savaştaki hizmetlerine karşılık iki berat gönderilir.

İkinci misalimiz, Türkiye’nin kurulduğu yıllardan… Osmanlı sonrası Suriye, Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Yine Sâdât-ı Nakşibendiyye’den olan Ahmed Haznevî k.s. hazretleri halkı emperyalist güçlere karşı daima uyanık olmaya çağırıyordu. Vatanseverler Fransız kuvvetlerine karşı baş kaldırınca, işgal kuvvetleri komutanı adamlarından birini Şeyh Efendi’ye göndererek görüşmek istediğini bildirir. Komutan, yanına gelen Ahmed Haznevî hazretlerine: “Ey şeyh! Seni çağırmamın sebebi şudur. Direnişçilere karşı bize destek vermenizi istiyoruz. Eğer bize destek verirseniz ne isterseniz size verir ve bu ülkede kaldığımız sürece her istediğinizi yaparız.” der.

Ahmed Haznevî hazretleri şöyle cevap verir: “Benim imanım, sizi müslüman kardeşlerime karşı desteklememe engeldir.” Bunun üzerine komutan, “O takdirde sana daha önce verilmiş olan Haseviye köyünü geri alırız!” diyerek tehditkâr bir eda ile konuşur. Ancak Ahmed Haznevî k.s. hazretleri bu tehditlere aldırış etmez. Bu tutumundan ne taviz verir ne de işgalci komutana boyun eğer.

Bunun üzerine Fransızlar onu Tıl-ma’ruf’un güneyine sürgün gönderirler. Orada da hiçbir şeyden çekinmeden aynı mücadelesini sürdürüp halkı irşad etmeye, uyanışa davet etmeye devam eder. Yöredeki halkın çoğu gelip ona intisap eder. Buradaki durumun daha tehlikeli olacağını düşünen Fransızlar geri dönmesine izin verirler. Haseviye’de mücadeleye devam edince bu sefer Deyrizor’a sürgün edilir. Burada da halk akın akın onun yanına gelir. Fransızlar tekrar geri göndermek mecburiyetinde kalırlar. Daha sonra bir kez daha sürgün edilir. Ahmed Haznevi k.s. hazretleri sadece emperyalist güçlere değil, halka zulmeden ağa ve haramilere karşı da mücadele etmiş ve halkı korumuştur.
Bir keresinde Irak devleti, Sincar bölgesindeki Yezidileri bombalamak için uçaklarını gönderir, onlar da Tıl-ma’ruf’a sığınırlar. Ahmed Haznevî hazretleri müritlerine şöyle emreder: “Memleketlerine dönünceye kadar bu insanlara ikram ve iyilikte bulunun, onların maddi ihtiyaçlarını karşılayın.”

İşte Allah dostlarından buna benzer misaller anlatmakla bitmez. Onlar asla tembellik, teslimiyetçilik, boşvermişlik hali içinde olmamışlar, hiç kimseye böyle bir telkinde de bulunmamışlardır. Aksine onlar hiçbir durumda Allah’tan ümidini kesmemiş, her halükârda sabır ve şükür ve mücadele halinde olmuşlardır.

Onların yoluna dair konuşanların insaflı davranmaları, Hak erlerine bühtandan kaçınmaları; yola bağlı olanların da büyüklerin azim ve mücadele ahlâkını örnek almaları gerekir.

Rabbimizin tevfik ve inayetiyle…



Mübarek Erol | Şubat 2011 | BAŞYAZI
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/velilerin-mucadele-ahlaki-t30605.0.html




Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Okundu: Velîlerin Mücadele Ahlâkı
« Cevapla #1 : 06/05/12, 01:57 »
Allahu Teala razı olsun.. XgülllX


Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Yeni: Velîlerin Mücadele Ahlâkı
« Cevapla #2 : 27/06/15, 04:59 »
Allah c c razi olsun.




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

"Verifying DMI pool data" Sorunu ve Çözümü.. Hizmetle Nefsini Islah Edenlerden misiniz? ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.692 saniyede oluşturulmuştur


Velîlerin Mücadele AhlâkıGüncelleme Tarihi: 15/09/19, 13:38 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim