Veysel Karani hz. - Dinimizin Önemli Şahsiyetleri
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.065 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.656 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22914 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Veysel Karani hz., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 3748 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Veysel Karani hz.}   Okunma sayısı 3748 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Veysel Karani hz.
« : 30/06/08, 05:06 »
Baykan İlçesi’nin en önemli özelliği, büyük zatlardan olan Hz. Veysel Karani’nin türbesinin İlçe’nin 8 Km. güneybatısında bulunan Ziyaret Beldesi’nde bulunmasıdır. Türbenin burada olması nedeniyle binlerce insan İlçe’ye akın etmekte ve İlçe’yi canlandırmaktadır.
Türbesinin İlçe’de olması nedeniyle burayı önemli bir ziyaret merkezi haline getiren Hz. 555-560 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri Yemen’in Karen Köyü’dür. Soyu Yemen Kabilelerinden Muradoğulları’ndan gelmektedir. Babasının ismi Amir’dir. Kendisinin asıl ismi Üveys Bin Amir-i Karenî’dir. Karen Köyü’nün bir mutlu seherinde dünyaya gelen küçük Üveys, Muradoğulları’ndan Amir’in mütevazı evini mutlulukla doldurur. Dört yaşında iken babası vefat eder. O, annesinin başka kimsesi bulunmadığından bin bir güçlükle herhangi bir tahsil görmeden, semavi dinlere ve kitaplara ait herhangi bir bilgisi olmadan büyür.
Üveys büyüdükçe kendisinde doğuştan mevcut olan “Tek Allah’ya İnanç” hissi de gelişir. O’nu kimse anlamaz, söylediklerine güler, alay ederler. Kendisini anlayan, dinleyen, derdine ortak olan tek insan annesi idi.
Gönlü ulvi hislerle kaynaşan ve artık çalışıp annesine bakabilecek çağa gelen genç Üveys, bir iş aramaya koyulur. Sonunda kendisine en uygun işi seçer. Kendisiyle alay eden, kendisini anlamayan insanlardan uzaklaşmak ve endi iç dünyasıyla başbaşa kalabilmek için deve çobanlığı yapmaya başlar.
Hz. Veysel Karani deve çobanlığı yapmaya başlayınca ihtiyar ve hasta annesi olmasa deve otlattığı sakin vadilerden Karen’e inmeyi hiç istememektedir. Kendi uzletgahında Allah ile başbaşa kalmaktan bir an olsun ayrılmak istememektedir. Artık Hz. Veysel Karani’nin ufku öyle geniş, aydınlık, gönlü öyle duyarlıdır ki, her an bir kurtarıcının haberini beklemektedir.
Ve beklediği kutlu haber çok geçmeden kendisine ulaşır. Bu haber Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed ’in zuhur ettiği ve insanları “Hak Din’e” davet ettiği haberidir. Hz. Veysel Karani bf haberi duyunca hiç kimsenin irşad ve teşviki olmadan Müslüman olur, İslam’a ve Hz. Muhammed ’e gönülden bağlanır. Annesine de Kelime-i Tevhid’i bizzat kendisi öğretir.
Hz. Veysel Karani Müslüman olunca yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanar tutuşur. Hz. Veysel Karani, Allah Resulü’nü görme arzusunu birkaç defa pek sevdiği annesine açarsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez. Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırk’ın üzerine gelir. Oğlunun gönlünde patlayan yanardağları çok iyi hisseden anne, çaresiz “Ancak Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek.” Şartıyla kendisine izin verir.
Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır. Hz. Peygamber’in evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür. Hz. Veysel Karani, annesine verdiği sözü hatırlar. Hz. Aişe (R.A.)’ye “- Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed ’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” Diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.
Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye şöyle hitap ettiler:
“- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?
Ey Allah’ın Resulü; Yemen Oymağı’ndan Karen Köyü’nden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes Cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış. Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.
Ya Aişe, sen o zatı gördün mü?
Evet ey Allah’ın Resulü. Sağ gözümün ucu ile baktım.
Öyleyse o gözünü bende ziyaret edeyim. Görüşün ve gördüğün mübarek olsun.”
Bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Resulullah, Sahabelerine seslendiler;
“ – Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim, gelin siz de benim gözümü ziyaret edin.
Ve buyurdular; “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabii’nin en hayırlısı Üveys’tir.”
Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye vasiyet buyurdular :
“ Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.”
Yine Resulullah buyurdular :“Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.”

Resulullah’ı göremeden tekrar Karen’e dönen Hz. Veysel Karani yine deve çobanlığı yapmaya devam eder. Yine Karen halkı ona divane gözüyle bakar ve O’nunla alay ederlerdi. O yine herkesten uzak kendi uzletgah’ında ibadetleriyle meşgul olur, gönlü Allah aşkı, Peygamber sevgisiyle dolar taşardı.
Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali ve Hz. Ömen Üzeys Hz.’ni bulur ve Peygamberimizin vasiyeti üzerine Hırka-i Şerifi Hz. Veysel Kanani’ye verirler. Peygamberimizin hırkasının Hz. Veysel Karani’ye verilmesinden sonra ve Peygamberimizin O’nun hakkındaki övgülerinin duyulmasından sonra Hz. Veysel Karani’nin gözünde değeri artar, herkes ona hürmet eder.
Annesi vefat etmiş bulunan Hz. Veysel Karani’nin yüceliği bu hadiseden sonra Karen’de bilindiği ve kendilerine olan hürmet arttığı için köyden ayrılırlar. Kûye’ye giderler.
Hz. Veysel Karani’nin Kûye ve Basra taraflarındaki hayatı da eskisi gibi yine ıssız vadilerde, tabiatın kucağında ve kendi uzletgahında Hakk’a niyazla geçmektedir.
Hz. ali’nin halifeliği sırasında iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı’nın hazırlıkları esnasında Hz. Ali tarafında, safında savaşa katılması ricasıyla Medine’ye davat edilirler. Memnuniyetle bu davete icap eden Hz. Veysel Karani hemen Medine’ye hareket ederler, daha sonra da Hz. Ali’nin yanında Sıffin Savaşı’na katılırlar.
Sıffin Savaşı esnasında Veysel Karani’de yaralanarak, Hicret’in 37. Senesinde (Miladi 657) Şevval ayının 18. günü Fırat Nehri kenarında savaş meydanında şehit olur.
Sıffin Savaşı’nda şehitlerin büyük çoğunluğu savaşın olduğu yerde toprağa verildi. Şehitlerini memleketlerine götürmek isteyenler için tabutlar yaptırıldı. Şehitlerin içinde Hz. Veysel Karani’de vardı. Mübarek naaşı için üç ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmışlardır. Şehit birdi, ancak sahipleri üçtü. Saatlerce tartıştılar. Ne var ki, hiçbir kabile diğerini tatmin edip inandıramadı. Sonunda iş Hz. Ali’ye ulaşınca O, olayı islami açıdan anlatmaya çalıştı. Hz. Veysel Karani’nin köken itibariyle Yemen’li olduğunu ve Yemenlilere verilmesi gerektiğini belirtti. Ancak, diğer iki kabile bu teklife razı olmadılar. Hz. Ali kur’a çekme teklifinde bulundu ise de buna da razı olmadılar. Bunun üzerine Hz. Ali “Peki, dedi... Veysel Karani’nin mübarek naaşını ben korumaya alıyorum... Yarın görüşürüz.” dedi ve her üç kabile başkanları dağıldılar. Hz. Veysel Karani son kerametini gösterdi ve sabah kalktıklarında her üç kabilenin tabutlarında da göründü. Her kabile birbirinden habersiz naaşın kendilerine verildiğini zannederek sessizce naaşı alarak, biri Yemen yolunu, biri Şam yolunu, biri de Bitlis yolunu tuttu.
Allah aşkının potasında eriyen Veysel Karani Hz.’nin kerameti böylece yeni olayların çıkmasını önler. Rivayetler O’nun şahadetini ve kerametini böyle anlatır. Ancak, her şeyi bilen yüce Allah’tır. O’nun defni ve mezarıyla ilgili anlatılanlar birer rivayete dayanır. Nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Nerede olduğunu ancak yüce Allah bilir.
Keşifleri :
Kahveyi bulan o’dur.
Üveys bir gün develeri otlatırken buruşuk meyvelerden birisini ısırdı. Acıydı. “ Allah (c.c) her bir nimeti fayda için yaratmıştır.” Diyerek acı bulduğu o meyvelerden birazını ateşin üzerine attı, kavurdu, çiğnedi acılıkları kalmamıştı. Bir saat sonra Üveys’in aklı içi bir olmuştu. Daha sonra iyi düşünmeye, kendisine güvenmeye başlamıştı. Üveys derhal yakışan ismi söyledi. “Madem ki yiyeni keyiflendiriyor (keyfe) olmalıdır.” Dedi. Günümüzde Keyfe adı kahve olarak anılmaktadır.
Hz. Veysel Karani’nin İlmi Yönü :
Hz. Veysel Karani, dünyanın batıl inançlarla karanlık içinde yüzdüğü bir dönemde, İslam’ın doğuşundan önce Yemen’in Karen Köyü’nde bu aleme gözlerini açan bir velidir. Hem de velilerin öncüsüdür. Doğuşunda gönlünü ışıklandıran tek Allah inancı daha çocukluk yıllarında başlamış, olgunluk çağına geldiğinde bu inanca Peygamber sevgisi eklenince, iç aleminde dış alemleri görür pencereler açılmıştır. Okul görmediği, bir harf bilmediği halde yüce Allah ona gayb alemlerini açmıştı. Hiçbir öğretmene gerek duymadan gizli hazinelerini öğrenmek ve görmek mutluluğunu bağışlamıştır.
O’nun zengin gönül ikliminde sürekli olarak Allah’a ve yüce Peygamberine sevgi çiçekleri yeşermişti. Hz. Peygamber daha dünyayı aydınlatmadan yıllar önce tek Allah görüşüne ve peygamberin geleceğine inanmış olması, O’nun erdem dolu niteliklerinin en üstünüydü.
Alemler serdarı Hz. Peygamberi dünya gözüyle görmeden O’na aşık olmuştu. O’nu görebilmek iştiyakıyla doluydu. Ne var ki, gönül gözüyle her zaman gördüğü Hz. Peygamberi dünya gözüyle görememiştir.
Hz. Peygamberin " Cennet anaların ayakları altındadır.” Hadisi ile buyurduğu anne sevgisinin kutsallığını, yatalak annesine bir ömür boyu gösterdiği üstün hizmet ve ilgisiyle, insanoğluna en güzel örneği hiç kuşkusuz Veysel Karani Hz. vermiştir.
Hz. Veysel Karani’nin tabii’nin en ulusu olduğu, Allah ve Resulü nezdinde çok sevilen bir kişi olduğu, gerek Peygamber efendimizin hadislerinden, gerekse İslam alimlerinin ortak yorumlarından anlaşılır.
Veysel karani Hz.’nin hayatı, derinliklerine erişilmeyen bir ummandır. Bütün yaşamını deve çobanı yanında ibadet ve itaatle sürdürmüştür.
Allah’ın bahşettiği eşsiz yüceliği de Peygamberin hırkasının kendisine verilmesinden sonra anlaşılabilmiştir. Böylece o güne kadar deli divane olarak görülen Veysel Karani Hz. halkın gözünde kutsallaşmış, gönüllerde layık olduğu altın tahta oturmuştur.
Allah’ın velileri her zaman insanların gönlünde taht kurmuştur. Onları her toplum kendilerine mal etmek istemiştir. Sahip çıkmışlardır. Kendileri tek olduğu halde Anadolu’muzun birçok yerinde makamları bulunmaktadır.
Hz. Peygamber bir hadisinde;
“ Beni ziyaret etmek imkanına erişemediğinizde, kardeşim Veysel Karani’yi–Makamını-ziyaret ediniz.” buyurmuştur.
Velilerin öncüzü Veysel Karani Hz.’ne izafe edilen ve İslam devletlerinin topraklarına kubbeler yapılarak serpilmiş bulunan makamların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz Baykan İlçesi sınırları içindeki bu kutsal makamdır.
Siirt, Baykan İlçesi’ndeki Veysel Karani Hz. makamı, en çok ziyaret edilen makamların başında gelir. Yıllık ziyaretçi adedi yüzbinleri aşar. Burada Veysel Karani Hz. huzurunda eller duaya kalkar, dilekler tutulur, kurbanlar kesilir.
Veysel Karani Hz.’ne ait külliyenin temeli Selçuklular Dönemi’nde atılmış, ilk olarak ta Veysel Karani Türbesi yapılmıştır. Daha sonra 1967’de onarım görmüştür.
Veysel Karani Külliyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün girişimleriyle 1974 yılından itibaren çok daha bakımlı bir görünüme kavuşmuştur. 1982 yılında avlu düzenlenmesinden sonra, 1983’te kesimhane binaları, daha sonra da otel ve konukevi binaları devreye sokulmuştur

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/veysel-karani-hz-t2330.0.html




Çevrimdışı Nuryolu

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.198
  • Konu: 132
  • Derviş: 774
  • Teşekkür: 0
Ynt: Veysel Karani hz.
« Cevapla #1 : 26/07/08, 02:35 »
 X:01 :X06 :X06 :X06 :X06



Çevrimdışı furkan61

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.891
  • Konu: 675
  • Derviş: 507
  • Teşekkür: 9
Ynt: Veysel Karani hz.
« Cevapla #2 : 26/09/08, 01:35 »
   VEYSEL KARÂNÎ
 
   
   Veysel Karanî (Üveys el-Karânî) Hazretleri, İslamiyet’in doğuş döneminde dünyaya gelmiş ve Müslümanlığı kabul ederek kendini zühd hayatına adamış büyük bir velî idi. Alemlerin Efendisi’ne (A.S.) iman etmesine rağmen, O’nu zahir gözüyle görememiş, ama O’nun tarafından terbiye ve irşad edilmişti.  Böylece “Üveysîlik” denilen meşrebin de ilki olmuştu. Bir mürşide ihtiyaç duymadan bizzat Hz. Rasulullah’ın (A.S.) inayet kucağında vasıtasız terbiye gören velilere Üveysî denilmiştir.

   Veysel Karanî (Rh.A.), her ne kadar Hz. Peygamber’i zahir gözüyle görememişse de, sahabeyi görmüş ve böylece tabiînden olmuştur. O, yüksek derecede yaşadığı zühd ve inziva hayatıyla İslâm tasavvuf tarihinde sufilerin öncülerinden biri, hatta birincisi sayılmıştır. Ve yine O, hakkında anlatılan menkıbelerle şairlere ilham kaynağı olmuş, Anadolu halkı da onu tarihî şahsiyetinden ziyade, bu menkıbevî şahsiyetiyle tanıyarak bağrına basmıştır.
   

   Rasulullah’ın Övgüsüne Mazhar İdi

   Kainatın Efendisi (A.S.), “Veysel Karanî Sahabeye güzel bir şekilde tabi olanların (tabiînin) en hayırlısıdır” buyurmuş ve rivayete göre zaman zaman yüzünü Yemen tarafına çevirerek, “Rahman’ın nefesini Yemen tarafında buluyorum” demiştir.

   Yine Allah Rasulü (A.S.) buyurmuştur ki: “Ümmetimin içinde öyle bir er vardır ki, kıyamet günü, Râbia ve Mudar kabilelerinin koyunlarındaki kıl sayısı kadar kimseye şefaat edecektir.” (Râbia ve Mudar kabileleri Arabların içinde en çok koyuna sahib olan kabilelerdi.) Sahabeler, “Bu zat kimdir Ya Rasulallah?” dediklerinde buyurdu ki: “Allah’ın kullarından bir kul.” “Biz de Allah’ın kullarıyız, onun ismi ne?” dediler. “Veysel!” “Nerede oturur?” “Karen’de.” “Seni görmüş müdür?” “Zahir gözüyle hayır.” “Acaip! Hem sana bu kadar âşık olsun, hem de koşup huzuruna ve hizmetine gelmesin.” “Bunun iki sebebi var: Biri içinde bulunduğu durum, ikincisi dinine olan saygısı. Zira iman sahibi âmâ bir annesi var; eli ayağı tutmuyor. Veysel gündüzleri çobanlık yapıyor, aldığı ücreti kendisinin ve annesinin masraflarına harcıyor.” Hz. Ebubekir; “Biz onu görebilecek miyiz?” diye sordu. Hz. Peygamber; “Sen onu göremiyeceksin.” dedikten sonra ilave etti: “Ama Ömer ile Ali görecekler. O kıllı bir adamdır. Sol yanında ve sağ elinin ayasında bir dirhem miktarında bir beyazlık var, ama baras hastalığı değil bu. Onunla görüştüğünüz zaman selâmımı kendisine ulaştırın ve ümmetime dua etmesini söyleyin.”
   

   Hırka-i Şerif’le Bereketlendi

   Nakledilir ki, Rasulullah’ın (A.S.) vefatı yaklaşınca,
   - “Ya Rasulallah hırkanı kime verelim?” diye sordular.
   - “Veysel Karanî’ye.” buyurdu. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Ömer ve Ali (R.A.) Kûfe’ye geldiklerinde, Ömer (R.A.) hutbe esnasında yüzünü Necd halkına doğru çevirerek,
   - “Ey Necdililer! Ayağa kalkınız” dedi. Onlar da ayağa kalktılar. “Aranızda Karen’den bir kimse var mıdır? diye sordu. “Evet var” dediler. Ve aralarından seçtikleri bir kaç kişiyi Ömer’in huzuruna gönderdiler. Hz. Ömer onlara Veysel’den haber sordu. Onu tanımıyoruz, dediler. Bunun üzerine “Bu dini tebliğ eden (Hz. Peygamber A.S.) bana haber vermiştir. Ve O, asla boş söz söylemez. Gerçekten onu bilmiyor musunuz?” dedi. O vakit içlerinden biri,
   - “O, müminlerin emirinin soruşturmayacağı kadar hakir bir kişidir, ahmak bir serseridir, halktan ayrılarak yalnız yaşamaktadır” dedi. Hz. Ömer,
   - “Şimdi o nerededir? Çünkü bizim aradığımız odur.” dedi. Şöyle dediler:
   - “Urene vadisindedir. Akşama kadar deve güdüyor, elde ettiği ücretle de ekmek alıyor. İnsanların arasına karışmaz, kimse ile sohbet etmez, halkın yediğini yemez, gam ve neşe nedir bilmez, halk ağlayınca da, o güler.”

   Sonra Hz. Ömer ile Hz. Ali (R.A.) oradan vadiye gittiler. Onu namazda buldular. Develerini otlatsın diye Hak Tealâ bir melek vazifelendirmişti. Veysel insan geldiğini hissedince namazını kısa kesti. Namazı bitirip selam verince, Hz. Ömer ayağa kalktı, selam verdi, o da selamını aldı. Hz. Ömer, “Adın nedir?” “Veysel!” dedi. “Sağ elini göster” dedi. O da gösterdi. Hz. Ömer, Peygamber’in bahsettiği nişanı gördü, derhal öptü ve “Allah Rasulü sana selam gönderdi. Ümmetine dua etmeni söyledi” dedi. Veysel, “Dua etmeye sen daha ziyade layıksın. Zira yeryüzünde senden aziz bir kimse yoktur.” dedi. Hz. Ömer, “Bu işi ben de yapıyorum ama Rasul’ün vasiyetini yerine getir.” dedi. Veysel, “Ya Ömer! Dikkatle bak, aradığın zat başkası olmasın.” dedi. Ömer, “Peygamber senin nişanını vermiştir.” dedi. Veysel, “O halde Peygamber’ın hırkasını bana veriniz ki dua edeyim, dilekte bulunayım.” dedi.
   

   Hırka Hürmetine

   Sonra da onlardan uzakça bir yere gidip bir köşeye çekildi, hırkayı bıraktı, yüzünü yerin üzerine koydu ve “İlahî, bütün ümmet-i Muhammed ’i bana bağışlamadığın sürece şu hırkayı giymeyeceğim. Peygamberin bu işi buraya havale etmiştir. Rasul, Ömerü’l-Faruk ve Aliyyü’l-Murtaza kendi üzerlerine düşen işi yapmışlardır. Ya Rabbi şimdi iş sana kalmıştır.” diye naz makamında niyazda bulundu. “Şu kadarını sana bağışlamış bulunuyorum hırkayı giy” diye hafiften bir ses geldi ama o, “hepsini isterim” dedi. Böyle diyor ve böyle sesler işitiyordu. Derken Hz. Ömer ve Ali, “Veysel’in yanına varalım ne yaptığını görelim” dediler. Veysel bunların geldiklerini görünce bir ah çekerek “Niçin geldiniz? Gelmemiş olsaydınız bütün Muhammed  ümmetini Allah benim için bağışlamadıkça hırkayı giymeyecektim.” dedi.

   Sonra Veysel hırkayı giydi ve “Şu hırkanın yüzü suyu hürmetine Muhammed  ümmetinden Râbia ve Mudar kabilelerindeki koyun sürülerinde mevcud olan tüyler adedince kimse bağışlanmıştır.” dedi.

   Hz. Ali susmuş oturuyordu. Hz. Ömer, Peygamber’i (A.S.) sağlığında görmek için niçin gelmediğini sordu. Veysel ağzını açıp olmayan dişlerini gösterdikten sonra, “O’nu suret olarak görmek nasib olmadı. Lakin Hz. Peygamber’in Uhud’da kırılan bir dişine bedel, ağzımdaki bütün dişleri söktüm. Böylece ona muvafakat eyledim. Zira muvafakat dindendir.” dedi. Bu dokunaklı cevap ikisinin de içini sızlattı. Hz. Ömer kendisine para vermek istedi. Fakat o, koynundan iki dirhem çıkararak, “Bu paraları harcayacak kadar yaşayacağıma bir teminat verebilir misin?” diyerek kabul etmedi. Sonra da, “Zahmet ettiniz, şimdi geri dönünüz, zira kıyamet yakındır. Bir daha, ancak dönüşü mümkün olmayan o günde karşılaşırız. Ben şimdi kıyamet yolunun azığını hazırlamakla meşgulüm.” dedi.

   Karenliler bu olaydan sonra Veysel’in hakiki hüviyetini tanıyınca, ona son derece hürmet ve itibar etmeye başladılar. O ise bunu istemiyordu. Bunun için oradan kaçıp Kûfe’ye yerleşti. Ömrünün sonunda Müminlerin Emiri Ali’nin huzuruna geldi. O’na tabi olarak Sıffîn’de şehid olana kadar savaştı. Şanla yaşadı, saadetle öldü.


   Mustafa Bahadıroğlu / Semerkand




Çevrimdışı onursahin

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 573
  • Konu: 64
  • Derviş: 137
  • Teşekkür: 4
Ynt: Veysel Karani hz.
« Cevapla #3 : 26/09/08, 01:57 »
“O’nu suret olarak görmek nasib olmadı. Lakin Hz. Peygamber’in Uhud’da kırılan bir dişine bedel, ağzımdaki bütün dişleri söktüm. Böylece ona muvafakat eyledim. Zira muvafakat dindendir.”

 X:04

Allah cc razı olsun kurbanım... :X06


Kelimelerim yalan,gözyaşlarım sahte,
Cezbelerim palavra,tefekkürlerim vahim,düşüncelerim vesvese,
Nasıl nasıl nasıııl anlatırım Seni bu durumda
...gir gönlüme sil beni
...sen anlat sana seni

Çevrimdışı erdem

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.070
  • Konu: 56
  • Derviş: 30
  • Teşekkür: 1
Ynt: Veysel Karani hz.
« Cevapla #4 : 06/11/08, 20:15 »
 X:04

Sonra Veysel hırkayı giydi ve “Şu hırkanın yüzü suyu hürmetine Muhammed   ümmetinden Râbia ve Mudar kabilelerindeki koyun sürülerinde mevcud olan tüyler adedince kimse bağışlanmıştır.” dedi.

 X:04


Asr'a yemin olsun ki; insanlar hüsrandadır. Ancak,
iman edenler, salih amel işleyenler ve birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye
edenler müstesna! (Asr Suresi)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Senin ayağına ansızın bir diken batsa ehli tevhid iki kısımdır ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.25 saniyede oluşturulmuştur


Veysel Karani hz.Güncelleme Tarihi: 09/12/19, 19:13 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim