Yaradan Yaradılan İlişkisi - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 2 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Yaradan Yaradılan İlişkisi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2683 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Yaradan Yaradılan İlişkisi}   Okunma sayısı 2683 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.810
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Yaradan Yaradılan İlişkisi
« : 23/09/09, 20:49 »

Yaradan Yaradılan İlişkisi

Alemde bulunan küçük büyük ne varsa ilâhi isimlerin ve sıfatların tecelli yeridir. Bunların hepsi zatî kemallerin ve sıfatların aynasıdır. Hak Tealâ gizli bir hazine ve kapalı bir sır idi. Kendisini açığa çıkarmayı ve kapalılığı açıklamayı diledi. Aslını göstermesi ve hakikatine bir işaret olması için âlemi yarattı. Alemi yaratmış olması onun gizli kemalâtını göstermektedir.

Konuyu iyi anlamak için bir misalle açıklayalım: Mesela, sanat sahibi tecrübeli bir alim saklı üstünlüklerini anlatmak ve sanatının sırlarını insanlara açıklamak istese, harfler ve sesler icat eder. Sanatının sırlarını ve maharetlerini bu harflerin ve seslerin perdeleri içinde açıklar. Bu durumda bu harfler ve sesler ile açıklanan manalar arasında, hatta bunları icat eden alim arasında, saklı maharetlerini ifade edip göstermesi için o kelimeleri icat etmiş olmaktan öte hiçbir münasebet yoktur.

Böyle bir durumda harflerin ve seslerin bu icat eden alimle veya manalarla aynı şey olduğunu söylemek anlamsızdır.

Hayal ve Gerçek

Ne kadar garip! Tasavvuf yoluna bağlılıklarını iddia eden bir takım kimseler, dünyada şahit olduklarıyla yetinmeyip, bunu bir düşüklük sayıp, benzerden münezzeh olan Allah Tealâ’yı gördüklerini söylerler. Hatta Peygamber s.a.v.’e ömründe bir defa miraçta nasip olan bu bahtiyarlığın kendileri için devamlı söz konusu olduğunu iddia ederler. Kendilerine görülen nuru da sabahın ilk ışıklarına benzetmekte ve bu nurun da keyfiyetsizlik mertebesi olduğunu, bu nurun görülmesinin de yükseliş mertebelerinin nihayeti olduğunu zannederler. Allah zalimlerin iddialarından münezzehtir ve çok yücedir.

Bu kimseler bunun yanında Allah Tealâ ile konuştuklarını da iddia etmekte, Allah bize şunu şunu emretti, demekte, zaman zaman da düşmanları hakkında Allah Tealâ’nın tehditlerini, dostları hakkında da müjdelerini nakletmektedirler. Bazıları, “Gecenin üçte birinden veya dörtte birinden sabah namazına kadar Allah Tealâ ile konuştum, her mesele hakkında sorular sordum ve cevaplar aldım..” demektedirler. “And olsun ki, kendileri hakkında büyük kibire kapılmışlar ve büyük bir azgınlıkla da azmışlardır.” (Furkân, 21).

Bu kimselerin sözlerinden, görmüş oldukları nuru Hak Tealâ’nın kendisi ve zatının aynısı olduğuna inandıkları anlaşılmaktadır. Gördükleri nurun Allah Tealâ’nın tecellilerinden bir tecelli, gölgelerinden bir gölge olduğunu düşünmemektedirler. O nurun, Allah Tealâ’nın kendisi olduğuna inanmanın katıksız bir iftira, mutlak bir küfür ve katışıksız bir zındıklık olduğunda asla şüphe yoktur. Bu gibi iftiracılara cezalarını peşinen vermemesi, hemen azap etmemesi ve köklerini kazımaması Allah Tealâ’nın sonsuz tahammülündendir.

Sübhansın Allahım! Bildiğin halde merhamet gösterirsin. Sübhansın Allahım! Gücün yettiği halde affedersin.
Musa a.s.’ın kavminin helak olması için sadece Allah Tealâ’yı görmeyi istemeleri yeterli olmuştu. Musa a.s. da Allah Tealâ’yı görmeyi talep ettikten sonra; “Beni asla göremezsin!” (A’raf, 143) nidasını işitmiş ve baygın bir halde yere yığılmış, talebinden dolayı da tövbe etmişti.

Alemlerinin Rabbi’nin Habibi, varlıkların en üstünü, öncekilerin ve sonrakilerin efendisi, Allah Rasulü Muhammed   s.a.v. ise, bedenen miraca çıkma şerefine ermiş, Arş’ı, Kürsi’yi geçmiş, zaman ve mekân kavramlarının ötesine aşmış olmasına rağmen; alimlerimiz, Kur’an’da işaret edildiği halde Allah Tealâ’yı görüp görmediğinde ihtilaf etmişlerdir. Rasulullah s.a.v.’in Allah Tealâ’yı bir kere görüp görmediğinde ihtilaf edilmişken, yukarıda söz konusu ettiğimiz ham kimseler her gün Allah Tealâ’yı gördükleri gibi gerçek dışı bir görüşe sahip olabilmektedirler. Allah Tealâ çirkinliklerini yüzlerine vursun, ne kadar da cahiller!

Yolun Gereklerine Uymak

Yolun şartlarına bağlı kalmanın gerekli olduğu kabul edilmelidir. Bu şartlar büyüklerin kitaplarında bütün yönleriyle açıklanmıştır. O kitaplara bakılmalı, içindekiler incelenmeli ve ondan sonra da uygulanmalıdır.

Yolun şartlarının en büyüğü nefse muhalefettir. Bu da haramlardan sakınmak olan takva makamına uygun hareket etmeye bağlıdır. Haramlardan kaçınmak ise, lüzumsuz mübahlardan sakındıktan sonra ancak mümkün olur.

Mübahları işleme konusunda dizginleri gevşek tutmak, kişiyi şüpheli olanları işlemeye götürür. Şüpheli olan ise harama yakındır ve harama düşmek artık kuvvetli bir ihtimaldir. “Kim korunun (yasak bölgenin) etrafında dolanırsa yasak alanın içine girmesi an meselesidir.” (Buharî; Müslim)

Haramlardan sakınmak gereksiz mübahlardan kaçınmaya bağlıdır. Takva makamına ulaşmak için fuzuli mübahlar mutlaka terk edilmelidir. Yükselmek ve ilerlemek için de mutlaka takvaya ulaşılmalıdır.

Mezhep İmamına Bağlılık

Kitap ve Sünnet’in gerektirdiği şekilde inanmak zorunludur. Bunun yanında müçtehit imamların Kitap ve Sünnet’ten çıkardığı hükümler gereğince amel etmelidir.

Müçtehit imamlar Kitap ve Sünnet’ten helal, haram, farz, vacip, sünnet, müstehap, mekruh, şüpheli ve benzer hükümler çıkarmışlardır. Bu hükümleri bilmek de zorunludur. Taklit derecesinde bulunan kimselerin, Kur’an ve Sünnet’ten müçtehidin görüşüne ters hükümler alması ve o hükümlere göre amel etmesi caiz değildir.

Amel ederken, taklit ettiği ve tabi olduğu müçtehidin mezhebindeki kuvvetli görüşü seçmeli ve bid’attan kaçınarak azimetle amel etmelidir. Üzerinde ittifak edilmiş olan görüşle amel edebilmek için mümkün olduğu kadarıyla müçtehitlerin görüşlerini toplamaya çalışmalıdır. Kendi mezhebine aykırı olmadığı sürece, mezhebine uygun olanı uygularken, diğer mezhep imamının şartını da uygulamalıdır.

Sözgelimi İmam-ı Şafiî, niyeti abdestte şart koşmuştur, dille niyet getirilmelidir. Hanefî mezhebinde ise sünnettir. O halde niyet etmeksizin abdest alınması iyidir. Aynı şekilde abdest azalarının yıkanmasında sıraya riayet etmenin farz olduğunu söylemiştir. O halde sıraya riayet etmek gerekir.

İmam-ı Malik, azalar yıkanırken ovalamayı farz görmüştür. O halde mutlaka ovalamalıdır. Aynı şekilde kadına ve tenasül uzvuna dokunmakla abdestin bozulacağını söylemişlerdir. O halde bunlardan birine dokunulması durumunda abdest yenilenmelidir. Diğer tüm tartışmalı hükümlere bu şekilde yaklaşmalıdır.

Tasavvuf yolunun yolcusu, inanç ve amelle ilgili bu iki kanada sahip olduktan sonra Allah’a yakınlık basamaklarında yükselmeye yönelerek karanlık geçitleri ve aydınlık yolları aşmaya talip olur. Ancak bilmek gerekir ki bu yükselme ve menzilleri aşmak, kamil ve mükemmil (kemale ermiş ve kemale erdirmeye yetkin) bir mürşidin teveccühüne bağlıdır. Böyle bir mürşit yolu bilen, gören ve ona ulaştıran, nazarı kalp hastalıklarına şifa olan ve teveccühü çirkin ahlâkı engelleyen biridir.

Ali KAYA • 128. Sayı   
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/yaradan-yaradilan-iliskisi-t15722.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

Çevrimdışı Kararlı

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 7.047
  • Konu: 1851
  • Derviş: 4252
  • Teşekkür: 30
Okundu: Yaradan Yaradılan İlişkisi
« Cevapla #1 : 03/11/12, 22:08 »

Allahu Teala (celle celalühü) razı olsun.

 



Çevrimdışı Derviş

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 993
  • Konu: 15
  • Derviş: 18535
  • Teşekkür: 0
Okundu: Yaradan Yaradılan İlişkisi
« Cevapla #2 : 06/11/12, 13:24 »

Allahu Teala (celle celalühü) razı olsun.

 



Bu dünyanın cefasından sefasına sıra gelmez, gafil olma, ilme çalış, geçen günler geri gelmez...
Bizim şöhretimiz ''MÜSLÜMANLIĞIMIZDIR''


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Dua Etmek İbadettir Sevginin Güzelliği ve Edebi ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.403 saniyede oluşturulmuştur


Yaradan Yaradılan İlişkisiGüncelleme Tarihi: 16/09/19, 20:22 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim