YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile - Sahabeler, Ashab-ı Kiram
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22886 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 2714 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile}   Okunma sayısı 2714 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« : 18/10/09, 21:09 »



İLK EZANIN DOKUSUNDAKİ FEDAKARLIK


Hayata gözlerimizi açtığımızda kulağımıza fısıldanan ezan sesi, dokusunda 14 asırlık bir fedakarlık destanını taşır. Çoğu zaman bir miras gibi devraldığımız İslam'ın, asırları aşan hayat seyrinde, Allah'ın lütfuna dua olan nice bin fedakarlık vardır. Allah Rasülü (s.a.v)nün mübarek hayatları ile İslam'ın kaderine giren fedakarlık çığırı, O'nun güzide dostlarınca da destansı örneklerle yaşanmış, sonraki nesillere burcu burcu bir şehadet esintisi halinde uzanmış... Ve Allah Rasülü'nün tebliğ ettiği din, bütün berraklığı ile, bu şehid kanlarının kutlu bir rayihası gibi gönüllerimize dolmuş.
Biz müslümansak, bize İslam'ı taşıyan, "kelimetü'l-ulya Yüce Kelime" uğruna şehadeti ve fedakarlığı bir gönül tutkusu halinde yaşayan 14 asrın mü'minlerine borçlu olmalıyız.


Konu Adresi: http://www.dervisler.net/yarim-hurma-ile-bir-nefescik-can-ile-t16531.0.html




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #1 : 18/10/09, 21:09 »
14. ASRI SÜRÜKLEYECEK BİR TEK SAHABİ

Allah Rasülü'nün güzel dostlarına... Bilal'in, Habbab'ın, Sümeyye'nin, Ammar'ın Yasir'in, Ebü Bekir'in, Mus'ab'ın, AIi'nin, Hamza'nın... Bunların yaptıkları fedakarlıkların hangisini anlatabiliriz? Bir tek Mus'ab'ın fedakarlığı lütfü ilahiye ma'kus olması bakımından eminiz, 14 asrı sürükleyebilirdi. Bıyıkları henüz terlemiş bir delikanlı iken Medine'ye gelen ve Allah Rasülü'nün tebliğ emrini yerine getirmeye çalışan Mus'ab... Ve bir kaç yıl sonra Uhud'da Peygamber çevresinde, Allah rızası için pervane olurken şehid düşen Mus'ab... Mus'ab'ın fedakarlığında tartılmaya hangimizin cesareti yeter? Habbab (r.a.) adeta ağlıyor: "Bazılarımız, diyor İslam'ın şevketli günlerini göremedi." Örnek olarak Mus'ab'ı gösteriyor. "Uhud'da şehid oldu, Mus'ab " diyor. Oysa Mus'ab, şehadete uçarken nasıl da mutlu olmalıdır. Allah Rasülü öyle buyuruyor nitekim:
"Cennete giren hiçbir kimse yoktur ki, bütün dünyaya malik olacak olsa dahi tekrar dünyaya dönmeyi arzu etsin. Yalnız şehitlerdir ki, kendilerine yapılan hürmet ve cömertliği, yahud şehitliğin faziletini gördüklerinden dolayı, dünyaya dönüp de tekrar on defa şehid olmayı arzu ederler."
Mus'ab onlardan biridir. Hamza (r.a.) onlardan biridir. Ammar, Yasir, Sümeyye (r.anhüm) onlardandır.




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #2 : 18/10/09, 21:10 »


UFUKLARA CANLARIYLA SINIRTAŞI DİKENLER

14 asır boyunca bu Peygamber dostlarını, bir yıldız gibi gönlünde taşıyarak şehadete uçanlar.. Ellerinde İslam'ın kutlu bayrağı, burç burç dolaşanlar... Kanlarını, canlarını, alın terlerini, göz nurlarını ufuklara saçanlar... Her ufukta, şehid kanlarıyla İslam'ın bir sınır taşını dikenler... İşte onlardır İslam'ın ezanını bizim kulaklarımıza ulaştıranlar... Alimler, zakirler, dervişlerdir... Allah dostlarıdır. Kıtaları İslam'ın münbit toprakları haline getirmek için terleriyle, gözyaşlarıyla sulayanlardır. Arzın en ücra köşelerine kol kol dalıp karanlığa ışık salanlardır... Adım Adım rahmet taşıyanlardır. Hidayetle nurlandırılmışlardır.




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #3 : 18/10/09, 21:10 »
İSLAM BİR ADANIŞ MEKTEBİ

İslam, bir teslim oluş, adanış mektebidir. Onun ilk öğretmeni, ilahi umdeler çerçevesinde "güzide" öğrencilerini, bütün varlıklarıyla "Allah'a adanma" duygusu içinde terbiye eder. İnşa eder. İmar eder. Çünkü adanış, fedakarlık sonudur. İmandaki coşkunun, sevgideki hesapsızlığın bir sonucu. Onun için Kur'an'da: "Siz iman ettik deyivermekle cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?" diye sorulur. İmanda bir kıvam arar Kur'an... Sevgide bir kıvam arar. Allah Rasülü "Beni kendi nefsinizden, çoluk çocuğunuzdan daha çok sevmedikçe'' diye bir ölçü koyar ortaya... İlk anda Hazreti Ömer'in hayret ettiği bir ölçüdür bu...
Oysa işin kanuniyeti budur. Can nasıl verilecektir? Mal nasıl verilecektir? Onun için insanını, önce ruhen imar eder. Sevgileri, bağlılıkları öncelik sırasına koyar. Babalar, oğullar, kardeşler, eşler, akrabalar, sahip olunan mallar, durgunluğundan endişe edilen ticaret ve görkemli evler... Allah'tan, Peygamberden ve Allah yolundan cihaddan daha sevgili olmayacak.




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #4 : 18/10/09, 21:11 »
Allah'A AİT OLMA ŞUURU...

İnsanın kendi nefsi bile, Allah ve Rasülünün sevgisinin önüne geçmeyecek... Geçmeyecek ki, nefis, Allah ve Rasülünün sevgisi, uğrunda kendini feda edebilsin.
Korku, açlık, mal, can ve ürüne gelen musibetler onu tedirgin etmeyecek. Her musibet karşısında sabrına, "Biz Allah'a aitiz. Allah'a döneceğiz." umdesi güç verecek. Mü'min, bütün varlığı ile Allah'a ait olma şuurunu ruh dokusu halinde özümleyecek. Malın da, canın da mutlak hakiminin Allah Teala olduğunu, kendisinin, bu iki imkana sadece, belirli bir süre için nezaret ettiğini ve her ikisini ancak yine onların gerçek sahibince belirlenen çerçevede değerlendirmekle yükümlü olduğunu unutmayacak. Kendisinden istendiğinde, ne kadar isteniyorsa vermekte tereddüt etmeyecek. Malın infakı isteniyorsa, infak ederken tereddüt etmeyecek. "Can"ın istendiği yerde, cana bunu teklif etmekte, tereddüte kapılmayacak. Malın da, canın da, insanın mutlak tasarrufunun dışında "mevhibeler" olduğunu hatırdan çıkarmayacak.
Mü 'mîn malın "infakı"nın istendiği yerde malı vermekte, "Can "ın istendiği yerde cana bunu teklif etmekte tereddüt etmeyecek. Mal da can da, insanın mutlak tasarrufunun dışında "ilahî mevhîbe'lerdir, çünkü...



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #5 : 18/10/09, 21:12 »
KULLUK TERCİHİ

Allah Rasulü buyuruyor:
"Altına, gümüşe, kumaşa, abaya kul olanlar helak oldu..."
Buhari'nin Sahih'inde yer alan bu hadisi şerif, aslında, Allah Rasülü'nün, öğrencileri üzerinde yürüttüğü ruhî imar gayretinin önemli bir parçasını ortaya koymaktadır. Bir yanda "İnna Lillah... Allah için var olmak, Allah'a bütün varlığı adamak...Bütün varlığı ile Allah'a ait olmak.." şuuru, öte yanda, paranın, pulun, abanın, kumaşın, yani dünya malının kulu olmak.. Eşyanın kulu olmak. Kendi ürettiğine tapar hale gelmek.. İki ruh hali, birbiriyle çok yakından alakalıdır. "Allah için yaşama, var olma" şuurundan uzaklaştıkça, insan, farklı putlar bulmakta gecikmeyecektir. Bunlar, insanı çevreleyen her şeydir. Daha cana varmadan, tercih zorunda kalınan bir yığın dünya işi ile ilahî buyruk arasında zor tercihler yapılır. Ve bunların her birinde kulluk tercihi vardır: Günlük ticarette işlerimizi neye göre yapıyoruz? Daha çok kazanamama durumu söz konuşu ise faizi içimize sindirmek için kendimizi, inançlarımızı unutma noktasında zorluyor muyuz? "İşte yeni bir kulluk alanı... "Altın, gümüş ve çok kazanma tutkusu, ilahî buyruğun önüne geçiriliverdi: İşte fedakarlık buradadır. Hatta buradaki, artık vecibe haline gelen bir fedakarlıktır. Bu, küçük fedakarlıklardan cana kadar uzanır. Allah Rasülü: "Kur'an senin lehine veya aleyhine hüccettir. Herkes sabahleyin işine gücüne çıkar da kendisini satar. Ya kazanır, ya kaybeder." buyuruyor. Bu satışın terazisi "İnna lillah" inancıdır. Eğer kendimizi, gün boyu Kur'an hüccetine danışarak satarsak kazanacağız. Abaya, kumaşa, altına, gümüşe vurursak kaybedeceğiz.
O ne güzel sahabidir. Elinde bir avuç hurması var. Karşıda düşman görünmüş. Allah Rasülü buyuruyor:
''Genişliği yer ve gökler kadar olan Cennet'i kazanmak için harbe hazır olun.''
Sahabi okunu sadağından çıkarıyor ve ağzına bir hurma alıyor. Sonra Allah Rasülüne dönüp: "Eğer bu hurmaları yiyip bitirinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayattır." diye sesleniyor. Elinde kalan hurmaları bir kenara bırakıp, savaşa başlayor. Savaş sonunda şehidler arasında ensardan Umeyr b. el Hemmam'ın adı da sayılıyor.
İşte tercihlerin, varlığı İslam'a adamış bir sahabi nezdindeki yeri. Zamanın, hayatın, yiyeceğin ve canın, İslamca bir fedakarlık terazisindeki değeri... Cihada şehadete, fedakarlığa çağıran bir ortam söz konuşu ise, orada geçen her saniye geç bir zamandır. Orada öncelik, İslam'ın çağrısınındır.



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #6 : 18/10/09, 21:13 »
TEREDDÜT İNANÇTAKİ GEDİĞİN İŞARETİ

Kendisini, bu alanlarda tereddüte düşürecek şeylerin, inançta önemli bir zaaftan ileri geldiğini düşünecek. Candan fedakarlıkta tereddüt söz konuşu ise, bunun, cana mutlak hakimiyet ve hiç ölmeyecekmiş gibi ömre mutlak tasarruf zannından ileri geldiğini bilecek. Maldan tasarrufta tereddüt varsa, bunun, malın tükenivereceği endişesi ve malı sırf kendi marifeti ile temin etmiş olduğu kanaatinden doğduğunu düşünecek. Kendisini yeniden "Biz Allah'a aitiz. O'na döneceğiz." vahyi ilahisi karşısında tahlile tabi tutacak. Allah dostlarının sevgide arınmaya gösterdikleri özen bundandır. Kalbi, Allah sevgisi dışındaki şeylerden arındırmak, her şeyin Allah sevgisi etrafında bir mana kazanması olayı.. Canın da, malın da muhasebesi bu çerçevede yapılacaktır.




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #7 : 18/10/09, 21:13 »
ZOR MÜSLÜMANLIK - KOLAY MÜSLÜMANLIK


Allah Rasülü "Yarım hurma ile dahi olsa ateşten korununuz."
buyuruyor. Belki Hazreti Osman gibi, verilen bütün kâr tekliflerini geri çevirip, büyük bir kervanı, Kur'an'ın hüccetine alan imza sonucu bire yediyüz kârlılıkla "Allah'a adamak" zor bir müslümanlık. Ama bir hurma bedelini Allah rızasına adamayı her birimiz, kolay bir müslümanlık olarak yapabiliriz.
Belki Umeyr b. el Hemmam'ın, şehadete zaman kaybetmeksizin atılışı zor bir müslümanlık... Dünya ile bu kadar bitirilmemiş hesabımız varken ve can pazarını hiç düşünmüyorken, nasıl hesapsız bir şehadet tutkusunu, tereddütsüz bir can feda duygusunu yaşayabiliriz. Zor bir müslümanlık. Ama, her saniye birkaç kere alıp verdiğimiz nefeslerden azıcık bir kısmını, onun asıl sahibine tahsis edebiliriz. Azıcık da olsa Allah için nefes alıp verebilir, Allah için yaşayabiliriz.
Bir can ve mal muhasebesi yapmak gerekli. Cebimizdeki para ile, oturup konuşmalıyız. Onun hiç olmazsa bir hurma kadarını kurtarıp, Allah rızasına sarfetmenin yollarını bulmalıyız. Cebimizdeki parayı buna ikna etmeli, kendimizi buna ikna etmeliyiz.
Alıp verdiğimiz nefesle bir konuşmalıyız. Bir güne sığan milyonlarca nefes alışverişten ne kadarının Allah için Allah yolunda, Allah'a adanmış olarak doğup öldüğünü kantara vurmalıyız. "Biz Allah içiniz" mealindeki ayetin bizleri ne kadar kapsadığını ölçüp biçmeliyiz. Canımızla, malımızla.



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #8 : 18/10/09, 21:14 »
Hz.Peygamber s.a.v.’in benzetmesiyle tasadduk, suyun ateşi söndürdüğü gibi ilâhi gazabı söndürdüğü halde (Tirmizî, İbn Mâce), infak nasıl “yakıcı” olur?






İnfak’ın, “vermek” durumunda olanlar için “can yakıcı” bir konu olması, onların çok yönlü bir imtihanın muhatabı olmasından ileri geliyor. Vermek durumunda olup da, bin türlü bahaneye sığınarak köşe-bucak kaçıp yoksulları kendi nefislerinin asla rıza gösteremeyeceği sıkıntılara itenler; görevlerini yerine getirirken nazlananlar; verdiklerine tepeden bakmaya yeltenenler; karşılarındakini bakışlarıyla dahi olsa mahcup ve rencide duruma düşürmekten kaçınmayanlar için infak elbette “yakıcı”dır; hakkıyla yerine getirilmediği için ilâhi gazabı celbeder.



İnfak’ın, onu “almak” durumunda olanlar için can yakıcı olması ise, terk edildikleri bin türlü sıkıntı içinde sabredemeyip kalbî ve ruhi hayatlarını ihmal etmeleri; nihayet maddi yetersizlik dolayısıyla değer yargıları değişmiş toplum içinde saygınlıklarının ve onurlarının zedelenmesi tehlikesini işaret ediyor.



Yani infak müessesesi hakkıyla işlemediği zaman, mahrum tarafın göreceği maddi ve manevi zararlar da onlar için yakıcıdır.



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #9 : 18/10/09, 21:15 »
14. ASRI SÜRÜKLEYECEK BİR TEK SAHABİ

Allah Rasülü'nün güzel dostlarına... Bilal'in, Habbab'ın, Sümeyye'nin, Ammar'ın Yasir'in, Ebü Bekir'in, Mus'ab'ın, AIi'nin, Hamza'nın... Bunların yaptıkları fedakarlıkların hangisini anlatabiliriz? Bir tek Mus'ab'ın fedakarlığı lütfü ilahiye ma'kus olması bakımından eminiz, 14 asrı sürükleyebilirdi. Bıyıkları henüz terlemiş bir delikanlı iken Medine'ye gelen ve Allah Rasülü'nün tebliğ emrini yerine getirmeye çalışan Mus'ab... Ve bir kaç yıl sonra Uhud'da Peygamber çevresinde, Allah rızası için pervane olurken şehid düşen Mus'ab... Mus'ab'ın fedakarlığında tartılmaya hangimizin cesareti yeter? Habbab (r.a.) adeta ağlıyor: "Bazılarımız, diyor İslam'ın şevketli günlerini göremedi." Örnek olarak Mus'ab'ı gösteriyor. "Uhud'da şehid oldu, Mus'ab " diyor. Oysa Mus'ab, şehadete uçarken nasıl da mutlu olmalıdır. Allah Rasülü öyle buyuruyor nitekim:
"Cennete giren hiçbir kimse yoktur ki, bütün dünyaya malik olacak olsa dahi tekrar dünyaya dönmeyi arzu etsin. Yalnız şehitlerdir ki, kendilerine yapılan hürmet ve cömertliği, yahud şehitliğin faziletini gördüklerinden dolayı, dünyaya dönüp de tekrar on defa şehid olmayı arzu ederler."
Mus'ab onlardan biridir. Hamza (r.a.) onlardan biridir. Ammar, Yasir, Sümeyye (r.anhüm) onlardandır.


selamün aleyküm kardeşim yine çok güzel bir paylaşım baştan sona kadar okunduğunda
sadece düşünüp de yüzün kızaracağı ya bundan sonrası için deyip silkinecek bir dolu paylaşım..
altına gümüşe kumaşa abaya kul olanlar helak oldu...
ne taksitlerlde boğulmuşuz kaç aylık...

.......İmandaki coşkunun, sevgideki hesapsızlığın bir sonucu. Onun için Kur'an'da: "Siz iman ettik deyivermekle cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?" diye sorulur. İmanda bir kıvam arar Kur'an... Sevgide bir kıvam arar. Allah Rasülü "Beni kendi nefsinizden, çoluk çocuğunuzdan daha çok sevmedikçe'' diye bir ölçü koyar ortaya... İlk anda Hazreti Ömer'in hayret ettiği bir ölçüdür bu...



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #10 : 18/10/09, 21:15 »
Normal şartlarda, yaralanan bir kişi kendi canına gelen zararı telafi etmek ve daha fazla zarara uğramadan canını kurtarmak için çalışır. Ancak Sahabe-i Kiram bunun tam tersine hareket etmiştir; canlarına gelen zararın kendileri için büyük bir hayır olduğunu bilmelerinden dolayı, bu durumu coşkuyla karşılamış, Allah rızası için hiç düşünmeden daha fazlasına talip olmuşlardır. Yaralı olarak savaşmaya devam ettiklerinde kolaylıkla ölümle karşılaşabileceklerini bildikleri halde, ölümü bir güzellik olarak gördükleri ve şehitlik mertebesine ulaşabilmeyi canı gönülden arzu ettikleri için hiçbir tereddüte kapılmamış, şevkle mücadeleye devam etmişlerdir.

Allah, Kendi yolunda fedakarca mücadele eden müminler için Kuran'da şu şekilde bildirmiştir:

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi. Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. (Al-i İmran Suresi, 146-148)




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #11 : 18/10/09, 21:16 »
Sahabeler, Peygamberimiz (sav)'e büyük bir sevgi ve sadakatle bağlanmış, canlarıyla mallarıyla O'na destek olmuşlardır. Hak dinin ve güzel ahlakın insanlar arasında yayılması için büyük bir ihlasla hareket etmişlerdir. Yaşadıkları bu sıkıntıları ise, daima Allah'ın rahmetine vesile olacak bir yol ve nimet olarak nitelendirmişlerdir. "De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehitlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya Kendi Katından veya bizim elimizle size bir azap dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz." (Tevbe Suresi, 52) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah rızasını hedefledikleri için ölümü ya da yaralanmayı bile birer güzellik olarak görmüşlerdir. Allah'a ve Resulullah'a olan sevgileri güçlerine güç katmış, normal bir insanın gösterebileceği cesaretin, azim ve şevkin en fazlasını göstermişlerdir.



♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Bi_iznillah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 5.854
  • Konu: 896
  • Derviş: 5324
  • Teşekkür: 179
    • KEND!MCE(Bi_iznillah)
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #12 : 18/10/09, 21:17 »
Tebliğ Hizmetinde Ashâbın Fedakârlıkları


Işkencelere Katlanmaları

a.Erkekler

İslâm'ın tevhîd inancına düşman olan Mekkeli kâfir ve müşrikler, Allah Resûlu'nü (s.a.s.) bu yoldan döndüremeyince şiddet ve baskıya başladılar. Islam'a giren, Peygamber Efendimiz'e (s.a.s.) tâbi olan herkes takip edilmeye başlandı.

Herkes, kendi kabilesindeki Müslümanları takip edip, ihbâr edecek, ihbar edilen bu Müslümanlar hapsedilecek veya dövülerek aç, susuz bırakılarak işkenceye tabi tutulacaklardır. Bu yetmezse, çıplak vücutla, güneş altında çölün kumlarına yatırılacaklardır.

Mekkelilerin Müslümanlara uyguladıkları işkenceler, Müslümanların sosyal durumlarına göre değişiyordu. Bu yüzden, kabilesi güçlü olanlara fazla işkence yapamıyorlardı. Ancak, fırsat bulduklarında, ailesinin durumu ne olursa olsun, hakâret ediyor, en azından psikolojik baskı yapıyorlardı.

Mekke devletinin Müslümanlara karşı uyguladığı bu işkence ve zulüm altında en çok ezilenler, mustad'aflar (zayıflar) oluyordu. Bunlar kimsesiz Müslümanlardı... Ya akrabaları, aileleri yoktu veya aileleri fakir ve zayıftı. Bu Müslümanların çoğunluğu, Müslüman olan köleler, kimsesizler, zayıflar ve Kureyş'ten olmayanlardı. Ammâr'ın, Bilâl'in, Suheyb'in ve cariyelerin uğradıkları işkenceler akla gelmedik türdendi. Bu işkenceler o raddeye varıyordu ki, bazıları dayanamayıp şuurlarını kaybediyorlardı.

Hz. Bilâl-i Habeşî (r), Ümeyye b. Halef'in kölesiydi. Ümeyye onun boynuna ip bağlatır, sokaklarda gezdirir, ücretle tuttuğu çocukları peşine takar, onlara Bilâl'i sürüklettirir ve taşlattırırdı. Ümeyye bazen Bilâl'i tam bir gün aç bırakır, bir yudum su vermez, sonra da kızgın kumların üzerine çırıl çıplak yatırır, ağzına güneşte kurumuş bir parça et verir ve üzerine de büyük bir taş koyardı. Bu işkenceler karşısında bayılan Bilâl, imanını gizlemeye ihtiyaç duymadan, "Ehad, ehad" der, başka bir şey demez, putlara inanmayacağını, sadece ve sadece tek bir Rabb'in önünde boyun eğeceğini yüzlerine haykırırdı.

Hz. Mus'ab b. Umeyr (r), Mekke'nin en zengin ailesinin biricik çocuğuydu İslâm'a girdiğinde on yedi yaşlarındaydı. O, sokaklardan geçerken genç kızlar pencerelere üşüşür ve ona mendil sallarlardı. O, yemesine giymesine itina gösteren biriydi. Ancak İslâm'a girdikten sonra, ailesinden hiç yakınlık görmedi (İbn Hacer, 3:421). Medine'ye giderken üzerinde sadece bir elbisesi vardı ve başkaca da eşyası yoktu. Ondan sonra da hep böyle yaşadı. Hatta Uhud'da şehid düştüğü zaman bütün uzuvlarını Allah için vermiş.. evet, o gün kütükte doğranır gibi doğranmış, sonra da üzerine örtmek için bir kefen bezi dahi bulunamamıştı (Buhari, "Cenâiz", 28).

Habbâb b. Eret (r), iman dolu siyahî bir demirciydi. Ümmü Enmâr'ın kölesi iken âzâd edilmişti, ama Allah'a iman edince Ümmü Enmâr onu bağlatır, ateşte kızarttığı demirle başını dağlardı. Kendisine işkence edenlerden Abd-i Yeğuş oğlu Esved'se sırtını, yüzünü ve göğsünü kızgın kumlara sürter ve diğer müşrik ileri gelenleriyle birlikte yaktığı ateşe baş aşağı tutarlar, ateş sönünce de, yer soğuyuncaya ve Habbab'ın vücudunun yağı ve teri kuruyuncaya kadar kızgın küller üzerine yatırıp, kalkmaması için göğsünden ayaklarıyla basarlardı.

Yasir âilesi (r), Ammâr'ın anne ve babası ilk mü'minlerdendi. Yasir âilesi denilen bu ailenin kimsesi yoktu. Mahzum Oğulları onları dinlerinden döndürmek için güneşin en kızgın zamanında taş ve kumlar üzerinde olmadık işkencelere uğratırlardı. O kadar işkencelere maruz kaldılar ki, sonunda Yâsir şehid oldu, zevcesi yaşlı Sümeyye de Ebu Cehil'in sapladığı mızrağıyla can verdi. Peygamberimiz (s.a.s.) bu ailenin yanından bir gün yine işkence görürlerken geçmiş ve, "Sabredin ey Yâsir ailesi, sabredin; sizin mükâfâtınız Cennet'tir" diye tesellide bulunmuştu.

Ammâr b. Yâsir (r), Müşrikler, Yâsir'in oğlu Abdullah'ı yerden yere çalarlar, Ammâr'a ise demir gömlek giydirirler ve onu işkenceden işkenceye uğratırlar, o kadar ki, Ammâr ne dediğini ve ne yaptığını bilmez hale gelirdi. Vücudunu ateşle dağlarlardı. Yapılan işkenceler o noktaya varmıştı ki, Ammâr diliyle, Hz. Muhammed 'in (s.a.s.) getirdiği dini inkar etmek zorunda kalmış, ağlayarak durumu Peygamberimize bildirmiş, Resûlullah'ın: "Kalbin nasıl?" sorusuna: "Imanla dopdolu", cevabını verince: "Seni işkenceye uğrattıklarında dilinle istediklerini söyleyebilirsin." karşılığını almıştı.

b.Kadın Mü'minler

Erkek mü'minlerin yanısıra kadın mü'minler de en ağır işkencelere maruz kalırlardı. Hz. Sümeyye (r), Tevhîd şehitleri içinde ikinin ikincisi olma şerefine eren Ammar'ın annesi Sümeyye oldu, kocası Yasir'le birlikte Allah'a imandan dönmedikleri için öldürülüp şehid edildi.

Hz. Fatıma (r), Allah Resûlü'nün (s.a.s.) küçük kızı, babasının en büyük
destekçilerindendi. Babası onu gittiği yerlere çoğunlukla götürür ve yanından eksik etmezdi. Öyle ki, kendisine "babasının anası" lakabı verilmiştir (İbn Hacer, 4:377). Rivâyetler, Mescid-i Haram'da namaz kılarken babasının üzerine atılan pislikleri onun koşup temizlediğini naklederler. (İbn Ishâk 1981, 192)

Hz. Zınnîre ve Lübeyne (r), Hz. Ömer'in (r) ailesinde iki câriye idiler. Ikisi de daha ilk yıllarda bir Allah'a iman ettiklerinden öylesi işkencelere uğratıldılar ki, istisnasız her gün dövülürlerdi.

Fükeyhe'yi (r) Abdü'd-Dâr oğulları öğlenin en şiddetli sıcağında kumlar üzerine yatırırlar, bağlarlar, üzerine demir giysiler giydirirler, kumlar üzerine kâh sırtına, kâh göğsüne ağır taşlar koyar ve öldü diye bırakır giderlerdi. Ebu Cehil, ayağına ip bağlatır ve kızgın kumlar ve taşlıklar üzerinde sürükletirdi.

İslâm'ı tebliğ ve uğrunda mücahede ve mücadele etmede erkekler gibi kadınlara da elbette düşen vazifeler vardır. İslâm, mü'min erkeklerle, mü'min kadınların omuzlarında yükselmiştir.

Müslüman oldukları için bu işkenceleri çekenler sadece köleler ve zayıflar değildi. Peygamber Efendimiz'den (s.a.s.) Bilâl'e kadar bütün Müslümanlar işkence altındaydılar. Ve bu işkence, İslâm'a girişin ilk gününde başlıyordu. Hz. Ebu Bekir ve Talha gibi eşraftan olan Müslümanlar da bu işkencelerden nasbini alıyorlardı.

Yeni Ümit




♥ A L L A H I M !
Kalbimizi imanla, Aklımızı marifetinle, Ruhumuzu muhabbetinle,
 Beynimizi tefekkürünle, Cennetimizi Cemâlinle ihya eyle.
Amin Amin Amin ♥ ...

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 5
Okundu: YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ile
« Cevapla #13 : 12/01/10, 23:45 »



İLK EZANIN DOKUSUNDAKİ FEDAKARLIK

Hayata gözlerimizi açtığımızda kulağımıza fısıldanan ezan sesi, dokusunda 14 asırlık bir fedakarlık destanını taşır. Çoğu zaman bir miras gibi devraldığımız İslam'ın, asırları aşan hayat seyrinde, Allah'ın lütfuna dua olan nice bin fedakarlık vardır. Allah Rasülü (s.a.v)nün mübarek hayatları ile İslam'ın kaderine giren fedakarlık çığırı, O'nun güzide dostlarınca da destansı örneklerle yaşanmış, sonraki nesillere burcu burcu bir şehadet esintisi halinde uzanmış... Ve Allah Rasülü'nün tebliğ ettiği din, bütün berraklığı ile, bu şehid kanlarının kutlu bir rayihası gibi gönüllerimize dolmuş.
Biz müslümansak, bize İslam'ı taşıyan, "kelimetü'l-ulya Yüce Kelime" uğruna şehadeti ve fedakarlığı bir gönül tutkusu halinde yaşayan 14 asrın mü'minlerine borçlu olmalıyız.






14. ASRI SÜRÜKLEYECEK BİR TEK SAHABİ

Allah Rasülü'nün güzel dostlarına... Bilal'in, Habbab'ın, Sümeyye'nin, Ammar'ın Yasir'in, Ebü Bekir'in, Mus'ab'ın, AIi'nin, Hamza'nın... Bunların yaptıkları fedakarlıkların hangisini anlatabiliriz? Bir tek Mus'ab'ın fedakarlığı lütfü ilahiye ma'kus olması bakımından eminiz, 14 asrı sürükleyebilirdi. Bıyıkları henüz terlemiş bir delikanlı iken Medine'ye gelen ve Allah Rasülü'nün tebliğ emrini yerine getirmeye çalışan Mus'ab... Ve bir kaç yıl sonra Uhud'da Peygamber çevresinde, Allah rızası için pervane olurken şehid düşen Mus'ab... Mus'ab'ın fedakarlığında tartılmaya hangimizin cesareti yeter? Habbab (r.a.) adeta ağlıyor: "Bazılarımız, diyor İslam'ın şevketli günlerini göremedi." Örnek olarak Mus'ab'ı gösteriyor. "Uhud'da şehid oldu, Mus'ab " diyor. Oysa Mus'ab, şehadete uçarken nasıl da mutlu olmalıdır. Allah Rasülü öyle buyuruyor nitekim:
"Cennete giren hiçbir kimse yoktur ki, bütün dünyaya malik olacak olsa dahi tekrar dünyaya dönmeyi arzu etsin. Yalnız şehitlerdir ki, kendilerine yapılan hürmet ve cömertliği, yahud şehitliğin faziletini gördüklerinden dolayı, dünyaya dönüp de tekrar on defa şehid olmayı arzu ederler."
Mus'ab onlardan biridir. Hamza (r.a.) onlardan biridir. Ammar, Yasir, Sümeyye (r.anhüm) onlardandır.




UFUKLARA CANLARIYLA SINIRTAŞI DİKENLER

14 asır boyunca bu Peygamber dostlarını, bir yıldız gibi gönlünde taşıyarak şehadete uçanlar.. Ellerinde İslam'ın kutlu bayrağı, burç burç dolaşanlar... Kanlarını, canlarını, alın terlerini, göz nurlarını ufuklara saçanlar... Her ufukta, şehid kanlarıyla İslam'ın bir sınır taşını dikenler... İşte onlardır İslam'ın ezanını bizim kulaklarımıza ulaştıranlar... Alimler, zakirler, dervişlerdir... Allah dostlarıdır. Kıtaları İslam'ın münbit toprakları haline getirmek için terleriyle, gözyaşlarıyla sulayanlardır. Arzın en ücra köşelerine kol kol dalıp karanlığa ışık salanlardır... Adım Adım rahmet taşıyanlardır. Hidayetle nurlandırılmışlardır.




İSLAM BİR ADANIŞ MEKTEBİ

İslam, bir teslim oluş, adanış mektebidir. Onun ilk öğretmeni, ilahi umdeler çerçevesinde "güzide" öğrencilerini, bütün varlıklarıyla "Allah'a adanma" duygusu içinde terbiye eder. İnşa eder. İmar eder. Çünkü adanış, fedakarlık sonudur. İmandaki coşkunun, sevgideki hesapsızlığın bir sonucu. Onun için Kur'an'da: "Siz iman ettik deyivermekle cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?" diye sorulur. İmanda bir kıvam arar Kur'an... Sevgide bir kıvam arar. Allah Rasülü "Beni kendi nefsinizden, çoluk çocuğunuzdan daha çok sevmedikçe'' diye bir ölçü koyar ortaya... İlk anda Hazreti Ömer'in hayret ettiği bir ölçüdür bu...
Oysa işin kanuniyeti budur. Can nasıl verilecektir? Mal nasıl verilecektir? Onun için insanını, önce ruhen imar eder. Sevgileri, bağlılıkları öncelik sırasına koyar. Babalar, oğullar, kardeşler, eşler, akrabalar, sahip olunan mallar, durgunluğundan endişe edilen ticaret ve görkemli evler... Allah'tan, Peygamberden ve Allah yolundan cihaddan daha sevgili olmayacak.




Allah'A AİT OLMA ŞUURU...

İnsanın kendi nefsi bile, Allah ve Rasülünün sevgisinin önüne geçmeyecek... Geçmeyecek ki, nefis, Allah ve Rasülünün sevgisi, uğrunda kendini feda edebilsin.
Korku, açlık, mal, can ve ürüne gelen musibetler onu tedirgin etmeyecek. Her musibet karşısında sabrına, "Biz Allah'a aitiz. Allah'a döneceğiz." umdesi güç verecek. Mü'min, bütün varlığı ile Allah'a ait olma şuurunu ruh dokusu halinde özümleyecek. Malın da, canın da mutlak hakiminin Allah Teala olduğunu, kendisinin, bu iki imkana sadece, belirli bir süre için nezaret ettiğini ve her ikisini ancak yine onların gerçek sahibince belirlenen çerçevede değerlendirmekle yükümlü olduğunu unutmayacak. Kendisinden istendiğinde, ne kadar isteniyorsa vermekte tereddüt etmeyecek. Malın infakı isteniyorsa, infak ederken tereddüt etmeyecek. "Can"ın istendiği yerde, cana bunu teklif etmekte, tereddüte kapılmayacak. Malın da, canın da, insanın mutlak tasarrufunun dışında "mevhibeler" olduğunu hatırdan çıkarmayacak.
Mü 'mîn malın "infakı"nın istendiği yerde malı vermekte, "Can "ın istendiği yerde cana bunu teklif etmekte tereddüt etmeyecek. Mal da can da, insanın mutlak tasarrufunun dışında "ilahî mevhîbe'lerdir, çünkü...




TEREDDÜT İNANÇTAKİ GEDİĞİN İŞARETİ

Kendisini, bu alanlarda tereddüte düşürecek şeylerin, inançta önemli bir zaaftan ileri geldiğini düşünecek. Candan fedakarlıkta tereddüt söz konuşu ise, bunun, cana mutlak hakimiyet ve hiç ölmeyecekmiş gibi ömre mutlak tasarruf zannından ileri geldiğini bilecek. Maldan tasarrufta tereddüt varsa, bunun, malın tükenivereceği endişesi ve malı sırf kendi marifeti ile temin etmiş olduğu kanaatinden doğduğunu düşünecek. Kendisini yeniden "Biz Allah'a aitiz. O'na döneceğiz." vahyi ilahisi karşısında tahlile tabi tutacak. Allah dostlarının sevgide arınmaya gösterdikleri özen bundandır. Kalbi, Allah sevgisi dışındaki şeylerden arındırmak, her şeyin Allah sevgisi etrafında bir mana kazanması olayı.. Canın da, malın da muhasebesi bu çerçevede yapılacaktır.




KULLUK TERCİHİ

Allah Rasulü buyuruyor:
"Altına, gümüşe, kumaşa, abaya kul olanlar helak oldu..."
Buhari'nin Sahih'inde yer alan bu hadisi şerif, aslında, Allah Rasülü'nün, öğrencileri üzerinde yürüttüğü ruhî imar gayretinin önemli bir parçasını ortaya koymaktadır. Bir yanda "İnna Lillah... Allah için var olmak, Allah'a bütün varlığı adamak...Bütün varlığı ile Allah'a ait olmak.." şuuru, öte yanda, paranın, pulun, abanın, kumaşın, yani dünya malının kulu olmak.. Eşyanın kulu olmak. Kendi ürettiğine tapar hale gelmek.. İki ruh hali, birbiriyle çok yakından alakalıdır. "Allah için yaşama, var olma" şuurundan uzaklaştıkça, insan, farklı putlar bulmakta gecikmeyecektir. Bunlar, insanı çevreleyen her şeydir. Daha cana varmadan, tercih zorunda kalınan bir yığın dünya işi ile ilahî buyruk arasında zor tercihler yapılır. Ve bunların her birinde kulluk tercihi vardır: Günlük ticarette işlerimizi neye göre yapıyoruz? Daha çok kazanamama durumu söz konuşu ise faizi içimize sindirmek için kendimizi, inançlarımızı unutma noktasında zorluyor muyuz? "İşte yeni bir kulluk alanı... "Altın, gümüş ve çok kazanma tutkusu, ilahî buyruğun önüne geçiriliverdi: İşte fedakarlık buradadır. Hatta buradaki, artık vecibe haline gelen bir fedakarlıktır. Bu, küçük fedakarlıklardan cana kadar uzanır. Allah Rasülü: "Kur'an senin lehine veya aleyhine hüccettir. Herkes sabahleyin işine gücüne çıkar da kendisini satar. Ya kazanır, ya kaybeder." buyuruyor. Bu satışın terazisi "İnna lillah" inancıdır. Eğer kendimizi, gün boyu Kur'an hüccetine danışarak satarsak kazanacağız. Abaya, kumaşa, altına, gümüşe vurursak kaybedeceğiz.
O ne güzel sahabidir. Elinde bir avuç hurması var. Karşıda düşman görünmüş. Allah Rasülü buyuruyor:
''Genişliği yer ve gökler kadar olan Cennet'i kazanmak için harbe hazır olun.''
Sahabi okunu sadağından çıkarıyor ve ağzına bir hurma alıyor. Sonra Allah Rasülüne dönüp: "Eğer bu hurmaları yiyip bitirinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayattır." diye sesleniyor. Elinde kalan hurmaları bir kenara bırakıp, savaşa başlayor. Savaş sonunda şehidler arasında ensardan Umeyr b. el Hemmam'ın adı da sayılıyor.
İşte tercihlerin, varlığı İslam'a adamış bir sahabi nezdindeki yeri. Zamanın, hayatın, yiyeceğin ve canın, İslamca bir fedakarlık terazisindeki değeri... Cihada şehadete, fedakarlığa çağıran bir ortam söz konuşu ise, orada geçen her saniye geç bir zamandır. Orada öncelik, İslam'ın çağrısınındır.




ZOR MÜSLÜMANLIK - KOLAY MÜSLÜMANLIK

Allah Rasülü "Yarım hurma ile dahi olsa ateşten korununuz."
buyuruyor. Belki Hazreti Osman gibi, verilen bütün kâr tekliflerini geri çevirip, büyük bir kervanı, Kur'an'ın hüccetine alan imza sonucu bire yediyüz kârlılıkla "Allah'a adamak" zor bir müslümanlık. Ama bir hurma bedelini Allah rızasına adamayı her birimiz, kolay bir müslümanlık olarak yapabiliriz.
Belki Umeyr b. el Hemmam'ın, şehadete zaman kaybetmeksizin atılışı zor bir müslümanlık... Dünya ile bu kadar bitirilmemiş hesabımız varken ve can pazarını hiç düşünmüyorken, nasıl hesapsız bir şehadet tutkusunu, tereddütsüz bir can feda duygusunu yaşayabiliriz. Zor bir müslümanlık. Ama, her saniye birkaç kere alıp verdiğimiz nefeslerden azıcık bir kısmını, onun asıl sahibine tahsis edebiliriz. Azıcık da olsa Allah için nefes alıp verebilir, Allah için yaşayabiliriz.
Bir can ve mal muhasebesi yapmak gerekli. Cebimizdeki para ile, oturup konuşmalıyız. Onun hiç olmazsa bir hurma kadarını kurtarıp, Allah rızasına sarfetmenin yollarını bulmalıyız. Cebimizdeki parayı buna ikna etmeli, kendimizi buna ikna etmeliyiz.
Alıp verdiğimiz nefesle bir konuşmalıyız. Bir güne sığan milyonlarca nefes alışverişten ne kadarının Allah için Allah yolunda, Allah'a adanmış olarak doğup öldüğünü kantara vurmalıyız. "Biz Allah içiniz" mealindeki ayetin bizleri ne kadar kapsadığını ölçüp biçmeliyiz. Canımızla, malımızla.


Ahmed Maraşlı






Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Ynt: Seccadenin Feryadı..... İyi Bir Eş Olmak İçin ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.21 saniyede oluşturulmuştur


YARIM Hurma ile.. Bir Nefescik CAN ileGüncelleme Tarihi: 22/09/19, 00:03 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim