Yitik Ruhumuz Fütüvvet - Semerkand Dergisi
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.122 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.899 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22965 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Yitik Ruhumuz Fütüvvet, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1895 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Yitik Ruhumuz Fütüvvet}   Okunma sayısı 1895 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Yitik Ruhumuz Fütüvvet
« : 07/02/12, 02:24 »
Günümüzün maddeci ve hayatı ölümle sınırlı gören anlayışının tozu dumanı arasında nice değerlerimiz kaybolup gitti. Tarihimizin her sayfası eşsiz örneklerini yüzümüze haykırsa da, unuttuğumuz değerlerden biri fütüvvet. Oysa birer masal kahramanı gibi okuduğumuz tarihî büyüklerimizin hayat felsefesi, şahsiyetlerinin ana karakteri bu kavramın manasında saklı. Tarihimizin ruhu bu kavramda saklı… Günümüzün sanal action-man’lerinin tüyler ürperten barbarlığı ile zehirlenen çocuklarımız, gençlerimiz o ruha ne kadar muhtaç!..
 
“Fütüvvet”, fedakârlık, diğergâmlık, iyilik ve yardımda bulunmak, insanseverlik, hoşgörü, nefsine söz geçirme, başkalarını kendine tercih etme gibi üstün ahlaki özelliklerin ismidir. Bu özelliklere sahip olan yiğitlere, kahramanlara, cesur ve mert insanlara da  “feta” denilmiştir. 
Başkalarına iyilik ve yardım yapmayı gaye edinerek bu uğurda başına gelebilecek olan bütün zorluklara katlanmayı da ifade eden fütüvvet, birçok gönül adamı tarafından şu dört ana esasta özetlenmiştir:

* Güçlü olduğu yerde affetmek,
* Gazap ve kızgınlık anında yumuşaklıkla davranmak,
* Düşmanları hakkında bile iyi düşüncelere sahip olmak,
* İhtiyacı olduğu halde başkalarını kendine tercih etmek (isar). 

Sünnet hayatını vazgeçilmez hayat modeli edinen tasavvuf erbabı, tamamen sünnete dayanan ve tasavvuf atmosferinde ortaya çıkıp gelişmiş olan fütüvvet ahlakını o derece benimsemiştir ki, tarih boyunca “feta” ve “fütüvvet” isimleri, aynı zamanda “sufi” ve “tasavvuf” karşılığında kullanılır olmuştur. 

İslam tarihinde daha çok Horasan ve Irak bölgelerinde “feta” ismiyle anılan ve en belirgin özellikleri kahramanlık, cömertlik, cesaret ve fedakarlık olan kişiler, halkın sevdiği, hayranlık duyduğu ve güvendiği şahsiyetler olarak bilinmişler; tasavvuf çevrelerinde yetişmiş olan bu şahsiyetler, bulunmuş oldukları bölgelerde çok kıymetli hizmetler görmüşlerdir. 

Fütüvvet ehlinin bu özelliklerini takdir eden Abbasi halifesi Nâsır-Lidinillah, fütüvvet ehli için bir teşkilat kurmuştur. Bu teşkilat, daha sonra Anadolu’da “Ahilik” ismi altında bir kurum olarak hizmetlerini sürdürmüştür. 

Biz bu yazıda fütüvvetin teşkilat haline getirilmesini ve bunun sonuçlarını ele almayacağız. Fütüvvetin Hz. Peygamber (A.S.) Efendimizden itibaren günümüze kadar temsil ettiği manadan ve fütüvvet ehlinin kısaca hizmetlerinden bahsederek, günümüz insanlarına düşen sorumluluktan bahsetmeye çalışacağız. 

Saadet asrından itibaren fütüvvet ahlakına sahip olan insanlar, bulunmuş oldukları toplumlarda hep denge unsuru olmuşlardır. Zayıfın ve mağdurun yanında yer almışlar, zalim ve zorbaya karşı bütün imkanlarını seferber etmişlerdir. Hakkı ayağa kaldırmış, haksızlığı düşman bilmişlerdir. 

Bütün insanlık olarak bugün, fütüvvet ahlakına ne kadar muhtacız!.. Gazete manşetlerinde, televizyon ekranlarında her gün ortaya konulan binlerce haksızlık, yüzsüzlük ve arsızlık yanında dökülen kanlar, yakılan evler, yıkılan ülkeler ve ırzına geçilen masumlar… Bunları gören ve içinde hâlâ bir miktar vicdanı kalmış olan her insanın gözü yaşarmakta, içi kanamakta ve kalbinden yaralanmakta.

Şöyle tarihine baktığında, canı dahil her şeyini Allah ve Rasulü yoluna veren Ebu Bekir, kılı kırk yararcasına adaleti yerleştiren Ömeru’l-Faruk, savaşta yere yıktığı düşmanını affeden fütüvvet ahlakının imamı Hz. Ali, aylık geliri bin altından fazla olduğu halde hepsini fakirlere dağıttığı için yıl sonunda zekat verebilecek kadar malı kalmayan Malik b. Dinar, hayatlarını insanlığın kurtuluşuna adamış olan Ahmed Yesevi, Şah-ı Nakşibend, İmam Rabbani, Mevlâna, çağlar açıp çağlar kapatan Fatih Mehmet Han, kızıl çizmelere karşı yıllarca direnen ve hem mürşid hem de mücahid olan Kafkas arslanı Şeyh Şamil ve saymakla bitiremeyeceğimiz fütüvvet abideleri (Allah hepsinden razı olsun), insanın gözü önünde canlanır ve içinden yükselen bir ses kendisine şöyle haykırır:

– “Sen! Evet sen, onların evladı değil misin? Nedir bu gevşekliğin? Üzerine ölü toprağı mı serpilmiş? Haydi kalk ayağa! Onların bıraktığı mirasa sahip çık! Ebu Bekir’in, Ömeru’l-Faruk’un, Hz. Ali’nin, Malik b. Dinar’ın, Ahmed Yesevi’nin, Şah-ı Nakşibend’in, İmam Rabbani’nin, Mevlâna’nın, Fatih’in, Şeyh Şamil’in, şanlı şehitlerimizin, alimlerimizin, ariflerimizin anlayışını ve hayata bakışını mıhla kalbine; onların ahlak elbiselerini giyin, irfan kılıçlarını kuşan, Resulullah (A.S.) Efendimizi önünde bil ve bütün dünyayı hizmet alanı gör! Onlar gibi…” 

Evet ne kadar özlüyoruz o kahramanları! Rabbimiz bizim de onlara benzememizi istiyor ve Hz. İsa (A.S.) Efendimizin ümmetinden olan fütüvvet ehli yiğitleri, Ashab-ı Kehf’i (mağara arkadaşlarını) bize anlatıyor yüce kitabında:

“Gerçekten onlar Rablerine inanmış yiğitlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırdık ve kalplerini irtibatlandırarak metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O’ndan başkasına ilâh demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.” (Kehf/13-14) 

Diğer bir ayette ise Yüce Mevla, Medineli müslümanların fütüvvetini överek şöyle buyuruyor:

“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kişiler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr/9) 

Kendilerine “Ensar” ismi verilen Medineli müslümanlar, Allah ve Rasulü’ne iman ettiği için malını, mülkünü hatta akrabalarını geride bırakarak hicret etmiş olan Mekkeli Muhacirlere dünyanın bir daha göremeyeceği fedakarlıklarda bulunmuşlardır. Onları evlerinde ağırlamak için birbirleriyle yarışmışlar, sonunda kura çekmek zorunda kalmışlardır. Rivayetlere göre Muhacirlerin yerleştirilmesi, her birisi için kura çekerek mümkün olabilmiştir. Bundan sonra Rasulullah (A.S.) Efendimiz Muhacirler ile Ensarı ikişer ikişer kardeş ilan etti. Ensar evlerini Muhacir kardeşlerine açtı, yiyeceklerine onları ortak etti. Hatta arazilerini ortadan bölüp yarısını onlara vermek istediler. Fakat Efendimiz (A.S.) bunu kabul etmedi. 

İşte Allahu Teala, daha sonraları fütüvvet ismi ile anılacak olan bu fedakarlığı, yukarıdaki ayette övdü ve bu ahlaka sahip olanları kurtuluşa ermekle müjdeledi. Günümüzün maddeci ve görüş açısı ölüm ile sınırlı sözde medeniyetinin kısır anlayışından beslenenler, bu üstün ahlaka akıl erdiremezler. Akıl erdiremedikleri için de böyle bir ahlaki olgunluğun bu gün gerçekleşemeyeceğini iddia ederler.

Onlar iddia ede dursun, biz maveradan gelen sese kulak verelim. O’nun bizden istediklerine sarılalım. Yüce kelamında övdüğü, Rasulü (A.S.) ve O’nun ashabı ile örneklerini bize gösterdiği yiğitlerin, serdengeçtilerin yolundan gitmeye gayret edelim. Unutmayalım ki dünya, İslam’ın herkesi okşayan sıcak iklimiyle tekrar kucaklaşmadan sona ermeyecektir. 

Fütüvvet ahlakını, hayat modeli edinen ufuktaki nesillere hasretle binlerce selam…



Mustafa Necm
Semerkand Dergisi – Mayıs,1999

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/yitik-ruhumuz-futuvvet-t29815.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı gülyüzlüm

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 2.258
  • Konu: 131
  • Derviş: 9365
  • Teşekkür: 166
Okundu: Yitik Ruhumuz Fütüvvet
« Cevapla #1 : 07/02/12, 20:37 »
Allah c.c razı olsun.. :X06




Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır Seyyid ABDULBAKİ (k.s) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.081 saniyede oluşturulmuştur


Yitik Ruhumuz FütüvvetGüncelleme Tarihi: 27/05/20, 20:36 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim