Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç - Semerkand Aile
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.033 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 145.572 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 22884 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1801 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç}   Okunma sayısı 1801 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Evvah

  • Murakıp
  • *****
  • İleti: 1.581
  • Konu: 470
  • Derviş: 2239
  • Teşekkür: 19
Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç
« : 05/06/11, 01:14 »
"Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı eserinde Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle bir cümle sarf ediyor: “Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?”

Bir saat sonra öleceğini öğrenen kişi için o bir saatin her saniyesi ne anlama gelir? Bol keseden savrulan saatler gibi görülebilir mi? Evet, elimizde ne kadarının kaldığını asla bilemeyeceğimiz ömür sermayesini hoyratça kullanıyoruz. Oysa dünyada nefeslerimiz dahi sayılı. Anların her biri elmas kıymetinde desek abartmayız gerçekte. Çünkü onları kullanarak ebedi bir bina inşa ediyoruz.


Ey Zaman, Nereye Koşuyorsun?

Ses verebilseydi zaman, herhalde “ölüme koşuyorum” derdi. Hadis-i şerifte “…Ansızın hazırlıksız bir şekilde yakalanmadan, pişmanlığın fayda vermeyeceği gün gelmeden, kalem kaldırılmadan önce, menzile ulaştıracak bir azıkla yola çıkın” buyruluyor. Hayatta çoğu şeyin telafisi mümkün olabilir. Kaybettiğiniz sağlığınıza dahi belki bir tedaviyle kısmen de olsa yeniden kavuşabilirsiniz. Ama giden zamanı, geri getirmenin imkanı yok. Çünkü anlarımız doğduğu anda ölüyor, bir daha dirilmemek üzere yok oluyor. Peki, zamanı ne kadar önemsiyoruz?

Efendimiz (s.a.v) “İnsanların en karlısı ömrü uzun, ameli güzel olandır” buyuruyor. (Tirmizi) Belki ömrümüzün uzun olması elimizde değil, ama onu güzelliklerle doldurmak elimizde. Aslına bakarsanız onu iyiliklerle doldurmadıktan sonra uzun zamanlı sermaye de insana ancak yük getiriyor. Zenginlik nimetiyle azmak gibi. O nedenle çok yaşayanları değil, saçını Allah yolunda ağartanları övüyor Efendimiz (s.a.v).

Hemen herkes bir gün iyi olmayı, güzel işler yapmayı düşleyerek yaşar. İyi bir şeyler yapacağızdır ama şimdi değil, daha vakti gelmemiştir. Henüz zamana ihtiyacımız vardır. Oysa insanın bu zaafını bilen Efendimiz bizi bu konuda da uyarıyor: “İşlerini tehir edenler, ileriye atanlar helak oldular, mahvoldular.” Ayrıca sadece geçmişe veya geleceğe yönelerek yaşamak, içinde bulunduğumuz anı değerlendirememeye sebep olur. Dem bu demdir. Ne yapacaksak şimdi yapmak gerek.


Zaman Akçesini Kullanırken Titizlenelim

Cüneydi Bağdadi der ki; “Vakit sermayeni iyi kullan. O bir kere ele geçer; kaçırdın mı bir daha ebediyen ele geçiremezsin. Kainatta vakitten daha kıymetli bir servet yoktur.” Cimrilik övülmez ama zamanı harcarken biraz daha cimri olalım. Her anı kuruş kuruş sayar gibi. Allah’ın üzerimize doğdurduğu her yeni gün bizim için büyük bir ikram. Bu ikramı paçavraya çevirip çöpleştirmeyelim.

Hasan Basri (k.s) sahabe-i kiramın bu konudaki hassasiyetini şöyle anlatır: “Ben öyle insanlara ulaştım ki, sizin elinizdeki altın ve gümüşü koruduğunuzdan daha fazla vakitlerini koruyor ve boşa harcamaktan sakınıyorlardı. Sizden biriniz nasıl iyi bir kazanç getirmeyen yerlere altın ve gümüşünü harcamıyorsa, onlar da zamanlarını öyle titizlikle koruyor, bir nefesini dahi zayi etmiyor, vakitlerini Allah’a itaatin dışında asla kullanmıyorlardı.” O kadar ki Hz. Ali (k.v), Hz. Fatma’ya (r.a); “Yemek yaptığın vakit sulu ve hafif yemekler yap ki, fazla çiğneme derdi olmasın. Çünkü sulu yemek tez yenir, kuru yemeği çok çiğnemek gerekir. İkisi arasında elli defa zikir ve tespih farkı vardır. Yemek başında çok bekleyip hayırlı işlerden geri kalmayalım” demiştir (İbn Acibe).

Merhum Elmalılı, Asr suresini açıklarken şunları belirtiyor: “…Karsız geçen her an, o güzel sermayeden heder edilen bir ziyan, bir hüsrandır… Mutasavvıflar, ‘Sofî, ibnü’l-vakt (vaktin oğlu) olmalıdır, yani ömrünün ve özellikle fiilen içinde bulunduğu vaktin kıymetini bilmeli ve onunla yarın ahireti için ne kar, ne hayır edebilmek mümkün ise onu kazanmaya çalışmalıdır’ demişlerdir… Asra yemin edilmesinde mühim manalar vardır: …O şaşılacak olan asra, zamana iyi dikkat ediniz. Çünkü o geçtikçe insan büyüyorum, çoğalıyorum, yaşıyorum zannıyla sevinir, halbuki o asır devamlı onun ömrünü yemekte, o geçen gece ve gündüz vücudunu kemirmekte ve bu şekilde o, her an zarar içinde kalmaktadır. Ancak iman edip de güzel ameller yapanlar... müstesnadır. Onlar zarar etmez, kar ederler.”


Zaman Bir Kılıç Olmuş Ömrümüzü Saniye Saniye Kırpıyor

Geçen zaman ya boşa, günaha harcanarak geçmiştir, dolayısıyla zarar edilmiştir; ya da bir hayırla geçirilip kar edilmiştir. Büyükler daha güzeliyle doldurulmayan zamanı mubah işlerle uğraşılsa bile bir tür ziyan olarak görüyorlar. Ne yapıp edip onu güzel şeylerle doldurmak lazım. Mesela her giden andaki meşguliyetleri niyetle ibadete çevirip kazanç elde edebiliriz.

Ömürler yaradılış gayesinden gafil bitirilirse, telafisi mümkün olmayan bir pişmanlık ve hasret kaçınılmaz olur. Henüz hayattayken; birkaç sayfa fazla Kur’an okumak, kendi ellerimizle sadaka vermek, son günümüzdeymişçesine insanlara sevgiyle, merhametle bakmak, onları incitmeyerek güzel sözler söylemek, bir kez daha fazla “Allah” demek, “Rabbim!” deyip secdeye kapanmak, henüz elimizde imkan varken günahlarımıza pişman olmak, iyi olmak ve iyilik yapmak fırsatını kaçırmayalım. Unutmayalım ki, nasıl bugün kabirdekiler bize gıptayla bakıyorlarsa, biz de bir gün üzerimizde gezenlere gıptayla bakacağız. Pişman olmamak için koşuşturmalarımıza biraz ara vererek, soluklanıp şöyle bir düşünelim; heybemizde neler var? Zaman, kılıcıyla ömrümüzün geçen kısmını doğramışken biz neler yapmışız; halihazırda nelerle meşgulüz?



Rabia Suluk
Semerkand Aile
Konu Adresi: http://www.dervisler.net/zaman-omrumuzu-dograyan-kilic-t27046.0.html



Bir Aaahhh olmalı şimdi.. alıp Sana gelmeliyim...

Çevrimdışı Mirdasoğlu

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 200
  • Konu: 3
  • Derviş: 10394
  • Teşekkür: 0
Cevaplandı: Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç
« Cevapla #1 : 05/06/11, 14:39 »
Allah cc razı olsun


İlla EDEB! İlla EDEB!

Çevrimdışı dai

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 456
  • Konu: 156
  • Derviş: 693
  • Teşekkür: 3
Cevaplandı: Zaman Ömrümüzü Doğrayan Kılıç
« Cevapla #2 : 05/06/11, 22:51 »
Allah cc razi olsun


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Sözümüzün Eri Olabilsek Yüreğiniz yetiyorsa ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| DervislerNet/Facebook | DervislerNet/Twitter | Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.546 saniyede oluşturulmuştur


Zaman Ömrümüzü Doğrayan KılıçGüncelleme Tarihi: 18/09/19, 07:22 Dervisler.Net © 2008-2014 |Lisans(SMF) |Sitemap | Facebook | Twitter | İletişim