Her Halde Edeb (Arifler Yolunun Edebleri) - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.169 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 146.025 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23039 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Her Halde Edeb (Arifler Yolunun Edebleri), konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1280 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Her Halde Edeb (Arifler Yolunun Edebleri)}   Okunma sayısı 1280 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alparslan

  • Teknik Servis
  • *****
  • İleti: 7.996
  • Konu: 4354
  • Derviş: 4
  • Teşekkür: 108
    • .....................
Her Halde Edeb



Sahabenin ve salihlerin kabirlerini ziyaret ederken, onları rahatsız edecek hâllerden sakınmalıdır. Erkek kadın birbirine karışmış ve sıkışmış olarak ziyaret edilmez. Böyle durumlarda türbenin içine girmeye veya kabre yakın olmaya kendini zorlamamalıdır. Huzur ve edep içinde biraz uzaktan, hatta türbenin dışından bile selam verilip, ziyaret ve dua yapılabilir.

Edep çiğnenerek ibret ve sevap alınamaz. Bu sükunet ve edeplere özellikle Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin, Sahabe-i Kiram’ın ve büyük zatların türbe ve kabirlerini ziyaret ederken dikkat etmelidir. O huzurda kargaşadan çekinmeli, itip kakarak kimseyi rahatsız etmemelidir.

Büyük arif Hace Alaüddin Attar (k.s) kabir ziyaretinin hedefini şöyle belirtmiştir:

"Mürid, büyüklerin mezarların ziyaret ettiğinde, orada yatan büyüğün sıfat ve hâllerinden ne anlamış ve ne sebeple kendisine yönelmiş ise o derecede feyiz alır. Mukaddes ruhlara yönelmek için zahiren uzak olmanın bir zararı yoktur. Ancak asıl iş, kabirde yatan zatın sıfatlarını anlamaktır. Hz. Şah-ı Nakşibend (k.s) şu beyitleri çok söylerdi:

Büyüklerin kabrine bağlanmaktan ne çıkar Onların yaptığını yap, sen de hedefine var.

Allah dostlarının kabirlerini ziyaretten gaye, mezara değil, Cenab-ı Hakka yönelmektir. Oradaki velinin ruhaniyeti Allahu Teala’ya yönelmek için ancak bir vesiledir.113

Kabir ziyareti konusunda, müridin dikkat edeceği başka bir husus da, bir Peygamber (a.s) veya büyük zatın kabrini ziyaret ederken, kalbi toplamak ve istifadeyi çoğaltmak için rabıtaya sarılmaktır. Bu konuya büyükler çok önem veriyorlardı .

Seyyid Sultan Muhammed   Raşid Hz.leri (k.s), bir sohbetinde buyurdu ki:

"Mürid, sofi, mürşidinden izinsiz türbe ve merkadlere gidemez, gitmemesi lazımdır." Sonra bir müddet sustu, biraz sonra: "Rabıtasız gidemez!" buyurdu. İzinsiz gidemez hükmünü, rabıtasız gidemez şeklinde ifade etti. Bunun manası şudur:

Mürid mürşidini rabıta ederek türbe ve merkadleri ziyaret ederse, onun vesile ve bereketiyle büyük menfaat elde eder. Yoksa, kendi nefsi ile yapacağı ziyaretlerden gerçek menfaat göremez. Dikkat edilirse Seyyid Muhammed   Raşid Hz.leri, sohbetinde önce "izinsiz gidemez" buyurdu, sonra bunu değiştirerek "rabıtasız gidemez" buyurdu. Yani bu konuda içtihat yaptı ve hükmü kolaylaştırdı ki ümmet-i Muhammede, sofilere zorluk olmasın. Çünkü, Seyda Hz.leri tasavvufta müçtehid idi. Bu sohbet benim aklımda kalmıştı. Bir gün bu konuyu Gavsımız Seyyid Abdulbaki (k.s) Hz.lerine sordum:

"Kurban, adaba göre sofinin önce mürşidini, sonra büyüklerin türbelerinin bulunduğu merkadi ziyaret etmesi gerekiyor. Oysa, bu gün bazı sofiler, önce merkade gidip ziyaret ediyorlar; buna Gavsımız ne buyururlar." O zaman Gavsımız:

"Önce merkade gitmelerinde bir sakınca yoktur, gidebilirler." buyurdu ve peşinden şu sohbeti yaptı:

"Şeyh Abdurrahman Tahi Hz.leri, hâlifesi Şeyh Fethullah Verkanisi ile hacca gitmişlerdi. Hac vazifesini yaptıktan sonra Medine-i Münevvere’ye geldiler. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin Ravzasına yaklaştıklarında, Şeyh Fethullah şeyhinin rabıtasını yapmaya başladı. Şeyh Abdurrahman Tahi Hz.leri ona dönüp:

"Molla Fethullah! Burada da mı Sadatın rabıtasın yapıyorsun?" diye sordu. Şeyh Fethullah:

"Evet Kurban, asıl burada Sadatın rabıtasını yapmam lazımdır. Sadatın rabıtası olmazsa, ben bu perişan hâlimle, hangi yüzle iki Cihanın Efendisinin huzuruna çıkarım. Ben rabıtaya en çok burada muhtacım. dedi."

Buradan anlaşılıyor ki yüksek makam sahibi büyükleri ziyaret eden bir mürid o makamların edebini, o makamdaki zatların kıymetini ve onlara karşı yapılacak hürmet şeklini çok iyi bilen mürşidini gönlüne ve önüne alırsa, nefsi ile baş başa kalmaz, eli boş dönmez.

Müridin her zaman her yerde ve her işte en önemli sermayesi edeb ve tevazudur. Kendini hiç bilerek mürşidini önüne aldığında, o vesile ile gelecek bereket müridin manevi hâline göre değil, mürşidin manevi derecesine göre olur ve asıl menfaat müride kalır. Bundan, ziyaret edilen zatın noksan olduğu anlaşılmasın. Kusur ve noksanlık ziyaretçi müridin nefsindedir. Mürşid, büyüklerin derece ve kıymetini çok iyi bildiğinden mürid onu bir aracı yapmış, bu vesile ile kalbini toplamış ve kazancını artırmış olur.

Kâmil bir mürşidin sevgisi ve edebi ile kalbi dolu bir mürid, büyük zatlardan birinin kabrine yöneldiğinde, kabirdeki zat onun gönül tahtında oturan büyüğün hatırına müride manen iltifatta bulunur ve onun için Allah’a istiğfar eder. Bu da müride yeter.

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/her-halde-edeb-arifler-yolunun-edebleri-t28379.0.html;msg65872





Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İşte Dünyanın En Hızlı Bilgisayarı.. Tâc-Ül-Ârifîn (Ebü'l-Vefâ) ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| Forum İletişim| |||www.dervisler.net 1.025 saniyede oluşturulmuştur


Her Halde Edeb (Arifler Yolunun Edebleri)Güncelleme Tarihi: 18/06/21, 05:33 Dervisler.Net © 2008-2021 |Lisans(SMF) |Sitemap | İletişim