Tasavvuf, zahiri ve batınıyla sünnetle süslenmekten ibarettir. - Tasavvufi Bilgiler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.169 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 146.025 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23039 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Tasavvuf, zahiri ve batınıyla sünnetle süslenmekten ibarettir., konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1296 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Tasavvuf, zahiri ve batınıyla sünnetle süslenmekten ibarettir.}   Okunma sayısı 1296 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mostar

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 891
  • Konu: 21
  • Derviş: 3265
  • Teşekkür: 3
Tasavvuf, zahiri ve batınıyla sünnetle süslenmekten ibarettir.

Tasavvuf kısaca güzel ahlaktan ibarettir’, diyor arifler; acaba güzel ahlak nedir?

Güzel ahlak, Yüce Yaratıcının ve halkın haklarını güzel korumaktır. Bunun tek yolu da Allah’ın Rasulü Hz. Muhammed   (s.a.v) Efendimize samimiyetle tabi olmaktır.

Allahu Teala kendisini sevenlere ve sevmek isteyenlere, bu sevginin gerçek olması ve karşılık bulması için tek bir yol göstermiştir. Bu yol:

“Rasulüm de ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin.”[32] ayetinin tarif ettiği Muhammed  î yoldur.

Tasavvuf, Hz. Peygamberin (s.a.v) uyguladığı terbiye usullerine uygun olarak bir mümini üzere eğitmektir. Efendimizin (s.a.v) sünnetine uymayan kimse, nefsiyle bin sene mücahede ve mücadele etse bile terbiye olamaz, bir başkasını eğitemez.

Arifibillah Şihâbüddin Sühreverdî (k.s) bu ayetin, kulluğun temelini ve hedefini ortaya koyduğuna dikkat çektikten sonra der:

“Sufiler, diğer müslümanlar arasında, Rasulullah’a uyma konusunda en başarılı olanlardır. Çünkü onlar, Hz. Peygamber’in (s.a.v) sözlerine tam manasıyla uyarlar. Peygamberin emrettiklerini yerine getirip, yasakladığı şeylerden şiddetle sakınırlar.

Sufiler, bu hususta Allahu Teala’nın: “Rasulüm size neyi verdi (ve emretti) ise onu alıp yapın, neden nehyetti ise ondan da sakının!”[33] emrine canla başla uymuşlardır.

Sûfiler, bütün amel ve ibadetlerinde, farz, vacip ve nafilelerde büyük bir ciddiyetle Hz. Rasulullah’a (a.s) tabi olmuşlardır. Efendimizin (s.a.v) söz ve davranışlarında kendisine uymanın bereketiyle onun ilim, haya, af, müsamaha, şefkat, merhamet, güzel geçim, nasihat, tevazu gibi ahlaklarıyla süslenmişlerdir.

Ayrıca Efendimizin (s.a.v) haşyet, sekînet, heybet, tazim, rıza, sabır, zühd, tevekkül gibi hallerinden de nasiplerini alıp, Allah Rasulüne (s.a.v) her yönden tam itaat etmişlerdir.

Allah dostu Abdülvâhid b. Zeyd’e: “Size göre sufi kimdir?” diye sorulunca şöyle demiştir:

“Akıllarıyla sünneti tam olarak anlamaya gayret eden, kalpleriyle ona bağlanan ve nefislerinin şerrinden de Cenab-ı Hakk’a sığınan kimseler, gerçek sufilerdir.”

Bu sufilerin halini tam olarak anlatan bir tariftir.

Rasulullah (s.a.v) Efendimizin en büyük ahlakı, devamlı kendini Yüce Allah’a muhtaç bilip, nefsini O’na havale etmesiydi. Şu duası bunu gösteriyor:

“Allah’ım! Beni, bir göz yumup açma zamanı kadar da olsa, nefsimin eline bırakma! Bana vermiş olduğun güzel şeyleri, benden geri alma!”[34]

Sufilerin Rasulullah’a (s.a.v.) uymakla elde ettikleri şeylerin en şereflisi budur. Bu hale iftikar denir; ve devamlı Allahu Teala’ya muhtaç olduğunu bilme halidir.

Allahu Teala, yüce lutfuyla, nefsin özelliklerini sufiye tanıtmış, Rasulullah (s.a.v) Efendimize açtığı gibi; sufiye nefsin halini göstermiş, o da, nefsinin şerrinden devamlı Allahu Teala’ya sığınıp, O’ndan yardım istemeye yönelmiştir.

Bu durumda nefis, kulu Rabbine sevk eden bir vesile olmuştur. Bunun için sufi olan bir kimse, Rabbinden gafil olmadığı gibi, nefsini kontrolden de geri kalmaz.

“Nefsini bilen Rabbini de bilir.” hikmetli sözü, Allahu Teala’nın bilinmesinin, nefsin bilinmesine bağlı olduğunu ifade etmektedir.”

“Rasulullah’ın (a.s) sünneti deyince, yüce zatının sahip olduğu bu güzel ahlaklar akla gelir. Bu ahlaklara Allah dostlarından daha güzel sahip çıkan ve varis olan kim vardır?!..”[35]

Tek hedefi ilahi ahlak ile süslenmek ve kulluk ile şereflenmek olan sufinin, bu hedefe ulaşması için Hz. Rasulullah’tan (s.a.v) başka bir delili olabilir mi?!..

Allahu Teala, Rasulullah Efendimiz’i (s.a.v), öyle bir makamda oturtmuştur ki, ona itaat eden Allahu Teala’ya itaat etmiş olur.[36]

O’nun elini tutup biat etmek Allah’a biat sayılmıştır.[37]

Bunun için bütün veliler, ulu arif Cüneyd el-Bağdâdî’nin (k.s), belirttiği şu sözde hemfikirdirler:

“Hz Rasulullah’ın (s.a.v) sünnetine uymaktan başka Allah’a giden hiçbir yol yoktur.”[38]

‘Allah yolunda Kur’an ve aklım bana yeter, sünnete ihtiyacım yok’ demek; cehaletle söyleniyorsa ahmaklık, hıyanetle söyleniyorsa küfürdür. Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) belirttiği gibi:

“Bir kimse sadece aklını değil, hevâsını da sünnete tâbi kılmadıkça, gerçek mümin olamaz.”[39]

İyice incelendiğinde görülecektir ki tasavvuf, insanı Kur’an ve sünnet edebi üzere terbiye eden bir okuldur. Gerçek sûfi, Kur’an-ı Hakim’de:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.”[40]

“Sizden herhangi bir ücret istemeyen ve hidayet üzere olan kimselere uyun.”[41] âyetleriyle tanıtılan sadık bir kuldur.

Bu sıfattaki bir sufi, takva yolunun imamı olup, güzel kullukta herkese örnektir. Kendisine uyan kimse, Hz. Peygamber’e uymuş ve ilâhi rızaya kavuşmuş olur.

Çünkü, kamil mürşit, “Alimler, peygamberlerin varisleridir.”[42] hadis-i şerifi ile müjdelenen gerçek varistir.

Kamil mürşit alim ve ariftir. Allah rızasına aşıktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) ümmetine emanet ettiği bütün ilim, irfan, ibadet, takva, edep, güzel ahlak, ihlas, huşu, huzur, gözyaşı gibi manevî ilimlere ve yüce hallere varistir.

Peygamberin peygamberliğine değil, ümmetine bıraktığı bu ilim, ahlak ve hallere varis olunur.

Ariflerden Ebû Nasr es-Sarrâc (k.s), (378/988), velilerdeki kulluk hâlini şöyle anlatır:

“Tasavvuf terbiyesinde Allahu Teala’ya ulaşan sufiler, İslam’ın ilim ve emanetini taşıyan fıkıh, tefsir, hadis alimi ile aynı derecede farz ve vacipleri yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra, bir çok hususta, onlardan daha farklı bir ilim ve ahlaka sahiptirler.

Bu özel ilim ve yüksek ahlakî değerler ise şunlardır:

- Mâlâyanî denilen boş işleri ve sözleri terk.

- Allahu Teala’nın rızasından başka her şeyi kalpten çıkarmak.

- Az ile kanaat etmek.

- Dünyalık olarak zaruri ihtiyaçlarla yetinmek.

- Kendi iradesiyle fakirliği zenginliğe, açlığı tokluğa tercih etmek.

- İnsanların gözünde yükselmeyi, makam ve mevkii terk etmek.

- Halka son derece şefkat ve iyilik etmek.

- Büyük küçük herkese tavazu göstermek.

- Kendi ihtiyacı varken başkalarını tercih etmek.

- Dünyalık imkanları kimin kullandığına ve kimin ele geçirdiğine hiç aldırış etmemek.

- Allahu Teala’ya karşı güzel zan beslemek.

- Bütün iş ve ibadetlerinde ihlas halinde hareket etmek.

- Devamlı Allahu Teâlâ’ya yönelmek.

- Allah’tan gelen belaya teslim olmak, kaza ve kadere boyun eğmek.

- Nefsânî arzulara karşı sabretmek.

- Tasavvuf yolunda mücahedeye devam etmek, asla yılmamak.

- Allahu Teala’ya tam bir huzur ve huşu içinde kulluk yapabilmek için kalbi kötü düşüncelerden arındırıp murakabeye sarılmak.

- Ebedî sevgiliye kavuşmak için ölümü hayata, sıkıntıyı rahata tercih etmek.

İşte bütün bunların ötesinde, kamil sufilerin sahip olduğu daha birçok manevî ilim ve haller vardır. Ama alimler, onların varlığına iman edip hak olduklarını söylemekle yetinmişlerdir. (6)



(6) Kaynaklarıyla Tasavvuf – Dilaver Selvi

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/tasavvuf-zahiri-ve-batiniyla-sunnetle-suslenmekten-ibarettir-t25571.0.html



RABBİMİZ " Soracak : " BEN Hep Seninleydim , Ya Sen Kulum Kiminleydin ???

Çevrimdışı Mihenk

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 618
  • Konu: 100
  • Derviş: 6504
  • Teşekkür: 1


“Tasavvuf terbiyesinde Allahu Teala’ya ulaşan sufiler, İslam’ın ilim ve emanetini taşıyan fıkıh, tefsir, hadis alimi ile aynı derecede farz ve vacipleri yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra, bir çok hususta, onlardan daha farklı bir ilim ve ahlaka sahiptirler.

Allah razı olsun çok değerli bir paylaşım olmuş.

 :X06


Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen de Kendisi Gibi Bilir...

(Mevlana)


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

Peygamberimizin sevdiği müslümanın aslî özelliği Adil Olmak.. Zeynelâbidîn ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.046 saniyede oluşturulmuştur


Tasavvuf, zahiri ve batınıyla sünnetle süslenmekten ibarettir.Güncelleme Tarihi: 18/06/21, 07:21 Dervisler.Net © 2008-2021 |Lisans(SMF) |Sitemap | İletişim