Zindanın Böylesi - Gönülden Nağmeler
Dervişler.Net Anasayfa

Forumda toplam 25.169 konu paylaşıldı... Bu konulara toplam 146.023 yorum yapıldı. Bugün 0 konu ve 0 ileti gönderildi.. Toplam : 23037 üyeli aileyiz.
Dervişler Mekanında, Zindanın Böylesi, konusunu okuyorsunuz... Bu konu 1716 defa okundu.İsim benzeri konuları sayfanın altından takip edebilirsiniz.
Hayırlı paylaşımlar diliyoruz. Aradığınız konuyu bulamadıysanız bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yazı alıntılarında kaynak(www.dervisler.net) gösterilmesi rica olunur.

Dervişler Mekanında paylaşılan en güzel konu:{Zindanın Böylesi}   Okunma sayısı 1716 defa

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 6
Zindanın Böylesi
« : 11/05/10, 21:09 »






Zindanın Böylesi


Kuş yumurtalarının kabuklan içindeki sırları yavaş yavaş çözmeye başlıyan biologlar, değişik yaşama şartlarındaki yuvalarda bulundukları çok değişik hususiyetlerle techiz edilerek, yavrunun yaşaması için her türlü imkânların bah şedildiğini hayretle müşahede ettiler ve şu soruyu sordular: "Sabah kahvaltısında bir yumurtayı yemek için kırdığınız zaman, fevkalade kompleks ve mükemmel bir yapıyı bozduğunuzun farkında mısınız?"

Bir tavuk yumurtasının kabuğu, herbiri küçük protein molekülleri tarafından örtülmüş 15.000 küçük solunum deliği ihtiva eder. Birçok küçük kuşun yumurtası elektron mikroskobu altında incelendiğinde süngerimsi kauçuk bir yapı gösterir. Bu şekildeki bir yapı dış tesirlere karşı kabuğun kırılmasını önleyerek ona esneklik ve sağlamlık kazandırır. Kabuğun bu hârika yapısı, yumurta yumurtalıktan çıktıktan sonra kanal boyunca ilerlerken üzerindeki zarların teşekkülünden sonra meydana gelir.

Yumurtalıktan, dış açıklığa kadar olan yol çok kısa olmasına rağmen yumurta bu yol boyunca çok değişiklikler geçirir. Esas yumurta hücresi, yumurta zarları hâsıl olmadan önce oviduct'un (yumurta kanalı) üst kısmında döllenir. Yumurta kanalının iç kısmı çeşitli koruyucu bezler taşır. Bunların ilk grubu yumurta sarısını saran albumin veya yumurta akı dediğimiz kısmı salgılayan bezlerdir. İkinci grup, yumurta zarlarını ve son grup ise yumurta kabuğunu yapan bezlerdir.

Gelişmekte olan bir civcivin ihtiyaç duyacağı bütün su, vitamin ve diğer besin maddeleri harika bir şekilde yumurtanın içine hazır olacak yerleştirilmiştir. Yumurta akı hususî surette bağlanmış su ihtiva ettiği halde, şansı: vitaminleri, proteinleri, yağları ve eser elementleri(*) bulundurur. Yumurtanın hem sarısı hem de akı esnek iki zar tarafından meydana getirilen bir kafes içinde korunur. Bu iki koruyucu zar ortada elastiki bir proteini çeviren protein ve şeker moleküllerinden meydana gelmiştir. Sert kabuk ise bu zarları çevirerek korur.

Gelişmekte olan bir embriyonun ihtiyaç duyduğu besin ve sudan başka, oksijen alınması, karbondioksit atılması, vücut ısısının muhafaza edilmesi, kemik gelişimi için gerekli kalsiyumun sağlanması ve ayrıca çeşitli bakteri hastalıkları ve mekanikî zararlardan korunma gibi işlerin hepsi bu kabuk tarafından ihtimamla yerine getirilir. Oksijen alınması ve karbondioksit atılması, kabuğun iç sathında bulunan kan damarlarıyla bolca techiz edilmiş chorioallanthois olarak bilinen embriyonik bir tabaka vasıtasıyla temin edilir. Sert olan yumurta kabuğu ergin kuşlarda olduğu gibi nefes alıp verme şeklindeki bir gaz mübâdelesini mânidir. Bunun yerine kabukta embriyonun ihtiyacı için diffüzyonla teneffüse imkân veren 15.000 küçük delikçik bulunur.

Fevkalade sağlam olmasına rağmen çok ince olan yumurta kabuğu, kuluçkaya yatan ebeveynin vücut hararetini embriyoya nakletmesi bakımından çok elverişlidir. Sürüngenlerin aksine kuşların hemen hemen hepsi yumurta hararetini temin etmek için nöbetleşe kuluçkaya yatarlar. Çünkü hiçbir kuş yumurtası normal atmosfer sıcaklığında gelişmez. Herhangi bir sebeble geçici bir süre için yumurtaların üzerinden kalkan kuş, sıcaklığın muhafaza edilmesi için tüylerle veya bitki parçalarıyla yumurtalarını örter.


Bütün kuşlar kuluçkaya yatmalarına rağmen fevkalâde bir istisna olarak Megapo didae familyasından güney Avustralya'da yaşayan Termometre Kuşu (Leipoa ocellata) kuluçkaya yatmaz. Termometre kuşunun erkeği toprak, kum ve bitkilerden 5 m. çapında ve takriben 1 m. yüksekliğinde bir tepe şeklinde kuluçka odası yapar. Dişi kuş yumurtalarını ustaca hazırlanmış bu kuluçka odasına yukarıdaki bir delik vasıtasıyla bırakır. Bitkilerin fermantasyonla bozulması neticesinde ortaya çıkan hararet yumurtaların gelişmesini temin eder. Dişi kuş, yumurtaları, bıraktıktan sonra onlarla alâkadar olmaz. Aksine erkek kuş sekiz hafta boyunca yuvanın yanından ayrılmaz. Bu müddet zarfında erkek kuş arada sırada sıcaklığını kontrol eder. Sıcaklığın kontrolü, ağız içindeki ve dildeki, sıcaklığa karşı hassas his hücrelerini yuvaya değdirmek suretiyle yapılır. Eğer hararet yükselirse yuvadaki malzemenin bir kısmı dışarıya atılır. Hararet düşerse bu sefer yuvaya yeni malzeme ilave edilir. Böylelikle kuluçka odasının sıcaklığı 1C° dahi değişmeden muhafaza edilir. İnsanoğlunun sıcaklığı kontrol etmek üzere yeni bulduğu Termostat denilen aletin çok daha mükemmelini bu kuşların kendi kendilerine icad edebilmelerine ve termoregülasyon işini (ısı kontrolu) şaşırmadan binlerce yıldan beri yapabilmeleri biologları düşündürmekte ve bu işin tesadüfen veya adaptasyonla gelişeceğine ihtimal vermemektedirler. Yavrular bu kum tepelerinin altından görünüşte hiçbir yardım görmeden gelişmiş olarak çıkarlar ve birkaç saat sonra da uçabilirler

Konu Adresi: http://www.dervisler.net/zindanin-boylesi-t20698.0.html



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı Aşka_Meftun

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.209
  • Konu: 375
  • Derviş: 5881
  • Teşekkür: 6
Cevaplandı: Zindanın Böylesi
« Cevapla #1 : 11/05/10, 21:10 »
Kabuk Yapısı

Yumurta kabuğu kireç taşının kristal şekli olan kalsit sütunlarından meydana gelmiştir. Sütunlar arasındaki yarıklar delikleri meydana getirir. Yumurta uterus'ta (kabuk bezinde) iken albumine (yumurta akma) doğru olan bir sıvı akışı ile bu delikler açık tutulur. Güvercin gibi bazı kuşlarda kabuk teşekkül eder etmez derhal yumurtlandığından bu kanalların dış kısmı açık kalır. Tavuk yumurtalarında ise kabuğun dış yüzü, kanalları tıkayan glikoprotein küreciklerinden müteşekkil bir örtü ile kaplıdır.

Afrika yaprak keklikleri (Jacanidae) ve Güney Amerika'da yaşayan Tinamus'ların (Tinamidae) yumurta kabuklarındaki bu delikler organik bir maddeyle tıkanır. Dromaiidae, Casuaridae, Ciconiidae ve bazı av kuşları familyalarında bildiğimiz yapıda kabuğu enine geçen delikler bulunmaz. Bunun yerine kristal sütunların muntazam büyümesi durarak, kabuğun dış kısmı birbiriyle gayrı muntazam olarak kaynaşan kristal bir tabaka ile kaplanmıştır. Aradaki boşluklar birbiriyle bağlanarak dışarı ile münasebette olan ve kabuğun içine nüfuz eden bir şebeke oluştururlar.

Islak ve çamurlu yuvalara yumurta bırakan kuşların yumurta kabuklan üzerindeki mikroskobik yuvarlakçıkların meydana getirdiği örtü, kabuklardaki deliklerin ağzını açık tutmaya yarar. Çok plânlı bir şekilde yumurta içindeki yavrunun havasızlıktan ölmemesi için delikçiklere yerleştirilen bu minicik küreler hangi şefkatin mahsûlüdür? Eğer bu minicik inorganik küreler deliklerin ağzını teneffüse müsaade edecek bir şekilde tıkamasaydı çamur ve su hiçbir gaz alışverişine imkân vermeyecek şekilde delikleri tıkayarak yavrunun ölümüne sebeb olacaktı.


Afrika yaprak kekliklerinin yumurta kabuklarının suya temas etme tehlikesi bulunan alt tarafının delikleri tıkanmış olup, suyun ve bakterilerin geçmesine mani olur. Yumurtanın üst tarafındaki delikler ise aynı şefkatli el tarafından açık tutularak yavrunun teneffüsüne imkân verilmiştir.

Bütün kuşların kabuklarındaki delikleri örten minicik küreleri teşkil eden madde, çok hususî surette yuvanın bulunduğu zeminin zararlarını bertaraf edecek şekilde ayarlanmıştır. Meselâ; tavuk yumurtalarının kabuğundaki koruyucu tabakayı teşkil eden minicik küreler organik glikoprotein'den yapılmış olup, kuru bir yuva için çok elverişlidir. Oysa aynı tabakanın nemli bir yuvada hiçbir koruyuculuk vasfı yoktur. Yuvalarını çürüyen su yosunları üzerine yapan Sulidae ve Phalacrocoracidae (Sümsük kuşları ve Karabataklar) familyasında yumurta kabuğu kalsiyum karbonatın nadir bir şekli olan Vaterit'ten yapılmış küreciklerle kaplıdır. Podicipedidae (Dalgıç kuşları), Phocenicopteridae (Filamingolar) ve Megapodidae (Büyük ayaklı tavukgiller) familyalarında ise yumurta kabuğu kristalize olmamış kalsiyumfosfat kürecikleriyle örtülüdür. Dalgıç kuşları yumurtalarını çürüyen bitkilerden yaptığı yuvaya bırakır. Filamingolar büyükçe çamur bir tümsek yuvaya yumurtlarken megapod'ların yumurtalarını bıraktıkları yuva nem bakımından hiçbiriyle mukayese edilmez.

Kuş yavrusunun nefes alış verişine tesir eden âmillerin başında, yumurta kabuğunun üzerindeki deliklerin toplam sahası, kabuğun içindeki ve dışındaki nisbl CO2 ve O2 kesafeti ve kabuğun kalınlığı gelir. Yumurta kabuğunun deliklerinden yapılan gaz alış verişi esnasında takriben % 16 gibi yüksek bir seviyedeki su kaybı şimdiye kadar biologlarca açıklanamamakta ve yavru için mânâsız bir güçlük olarak görülmekteydi. Fakat yapılan son araştırmalar bilakis bu su kaybının bütün kuşlarda çok elzem bir ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kâinatta hiçbir hâdisenin lüzumsuz ve mânâsız olmadığına inanan bazı biologlar zararlı gibi görünen bu su kaybını izah için civcivin yumurtadan çıkışına dikkat ettiler.

Civcivin yumurtadan çıkmasının ilk safhası olan gaga üzerindeki "yumurta dişi" ile kabukta delik açma esnasında, başını sağa sola rahatlıkla hareket ettirebilmesi için duyulan oksijen ihtiyacına chorioallanthois kâfi gelmediğinden bir oksijen deposuna lüzum duyulur. Civcive gerekli bu oksijen deposunun yeri ancak belirli hacımdaki yumurtadan % 16 lık bir su kaybı ile bahşedilir. Şayet bu su kaybı olmasaydı, civciv kabuğu kırmak için kafasını sallayamayacak ve lüzumlu oksijeni alamayacaktı.

Daha ileri safhadaki araştırmalar neticesi her kuş yumurtası kabuğunun, yuvanın nem şartlarına göre suyu buharlaştırma kabiliyetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Meselâ; nemli yuvalara yumurta bırakan kuşların yumurta kabuğunun kuru yuvadaki yumurtalara nazaran suyu buharlaştırabilme hususiyetinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Ayrıca dişleri olmayan kuşların sadece yumurta kabuğunu kırmak için kullanılan daha sonra kaybolan bir yumurta dişine sahip oluşları da civcive gösterilen şefkâti anlamamıza kâfidir.

Topraktaki Megapod yuvalarının atmosferi oksijence fakir ve karbondioksitçe çok zengin olduğundan yumurta kabuklan çok yüksek su iletkenliğine sahiptir. Topraktaki doymuş atmosfer yüzünden megapod yumurtaları çok az su kaybeder. Bu yüzden megapod yumurtalarının civcivi kabuğu kolayca kırabilmesi için son derece gelişkin ve kuvvetlidirler. Bu sayede kabuğu kolayca kırarak toprak kümesi içinden yukarıya tırmanır ve birkaç saat sonra da uçabilirler.

Kuluçka süresi uzun olan Albatroslarda yumurta kabuklarının su iletkenliği düşüktür. Yüksek yerlerde yuva yapan kuşlar ise düşük hava basıncına bağlı olarak fazla miktarda su kaybederler. Burada enteresan olan hâdise, su kaybı metabolizmasının ayarlanmasında yumurta kabuğundaki deliklerin şekil ve büyüklüğünün, tesirinin olmayışıdır.

Su, gaz ve ısı transferine en uygun şekilde yaratılan yumurta kabuklarının sağlamlığı da biologları hayrete düşürmektedir. Ana kuşun altında yatan yumurtalar planlı bir gerilimle kırılmadan içlerindeki yavruyu muhafaza ederler. Tavuk yumurtası ve benzer büyük yumurtalar sert ve sağlam olup yuvada birbirlerine çarpma esnasında kırılmazlar. Ayrıca bu sağlamlık yumurta yiyen canlıların kabuğu delmesine mâni olmak içindir. Küçük yumurtalar da böyle sert kabuklu olsaydı porselen gibi kolayca kırılabilirdi. Halbuki küçük yumurtalar esnek ve sıkışmaya daha dayanıklıdır. Bu yumurtaların kabuklarında da, içi boş küçük kürecikler bulunmakla beraber kabuğa bu esnekliğin nasıl sağlandığı henüz tam olarak bilinememektedir. Birçok ötücü kuşun yumurtası elektron mikroskobu altında incelendiğinde süngerimsi kauçuk manzarası gösterir Ayrıca yumurtaların sathında yarım küre şeklinde çöküntüler vardır. Böyle yumurta kabuklan kumlu ve aşındırıcı madde ihtiva eden bir yuvada çok sürtünürse kolaylıkla aşınabilir ve delikleri tozlarla tıkanabilir. Meselâ kolyeli yağmur kuşu ve deniz saksağanları yumurtalarını düşmanlarından korumak için kamuflaj olarak sahildeki deniz kabukları ve çakılların arasına bırakırlar. Yumurta bırakmadan önce uygun bir yerdeki büyük çakılları ve kabuklan temizler. Bununla beraber küçük çakıl ve kumlar bu yumurtaları kolaylıkla aşındırabilirdi. Halbuki beklenenin aksine şefkat eli burada da imdada yetişerek kabuğun süngerimsi kauçuk manzarasındaki sathını çok kesif kristal bir tabakayla Örterek embriyoyu korur.

Sert kabuklu yumurtalardan civciv çıkması nisbeten kolaydır. Kabuk kırılgan olduğu için civcivin vuracağı birkaç gaga darbesi küçük bir delik açar ve kabuğu çatlatır. Akabinde birkaç çatlak derhal birleşir ve yumurta kolaylıkla açılır. Esnek kabuklu yumurtalarda ise civcivin işi iyice şişmemiş bir balonu parmakla patlatmak kadar zordur. Ancak bu işi de öğretilmişçesine başarır. Gagasıyla peşpeşe sıralar halinde adeta kabuğu zımbalayarak dairevi bir saha çizer, en sonunda bu sahanın ortasına vuracağı küçük bir darbeyle dünyaya bir pencere açar.

Daha yumurta içindeyken kabuğun ancak bu şekilde kırılabileceğini öğrenmek adaptasyon ve seleksiyonla izah edilebilir mi? Bütün bu ibret dolu hadiseleri, yumurta kabuğundaki harika hususiyetleri, şaşırmadan kuluçka odasının sıcaklığının ayarlanmasını tesadüflere ve tabiat denilen mefhuma verebilir miyiz?


Sızıntı Dergisi
Zoolog Arif YILMAZ



Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  

“Allâhümme innî es’elüke’l-hüdâ ve’t-tükâ ve’l-‘afâfe ve’l-gınâ:

Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim”      *R-H* 

Çevrimdışı Gökkuşağı

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.080
  • Konu: 282
  • Derviş: 9430
  • Teşekkür: 8
Cevaplandı: Zindanın Böylesi
« Cevapla #2 : 11/05/10, 22:30 »
 X:01      :X42



Her şeyde ayrı bir nakış,
Her yerde lutufla tecelli...

Yaratılmış her şey bana SENİ hatırlatır!
Ve düşünürüm o zaman,
SENİN için ne kadar az amel işlediğimi...!



Eğer aşk olmasaydı,aşk derdi olmasaydı,
Bu kadar tatlı sözü kim söyler,kim duyardı...

Çevrimdışı Gönül Mihmanım

  • Dervişkolik
  • *****
  • İleti: 1.809
  • Konu: 230
  • Derviş: 4163
  • Teşekkür: 28
Cevaplandı: Zindanın Böylesi
« Cevapla #3 : 11/05/10, 23:37 »
Allah celle celaluhu razı olsun selam ve dua :X06 ile gözlerimiz yorulsada okumaktan :)


Hoş Geldiniz Kardeş, Buradaki Bağlantı Adresi Sadece Foruma Üye Olanlara Gösterilir.  

  


Paylaş facebook Paylaş twitter
 

İçimizde Saklı Muhabbet Seyyid Emîr Külâl ||semerkandyayin| semerkand.tv| semerkandradyo| semerkanddergisi| semerkandaile| mostar| semerkandpazarlama| sultangazi.bel.tr| sitemap| Arama Sonuçları| Dervişler Mekanı| Wap| Wap2| Wap Forum| XML| Rss| Forum İletişim| |||www.dervisler.net 0.064 saniyede oluşturulmuştur


Zindanın BöylesiGüncelleme Tarihi: 08/05/21, 20:56 Dervisler.Net © 2008-2021 |Lisans(SMF) |Sitemap | İletişim